İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2023/73 E. 2026/463 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2023/73
Karar No
2026/463
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/73 Esas KARAR NO : 2026/463

DAVA : Tazminat DAVA TARİHİ : 04/02/2022 KARAR TARİHİ : 14/07/2026

Mahkememizde görülmekte olan 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktöring Ve Finansman Şirketleri Kanunundan Kaynaklanan (Tazminat) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflarla dava dışı ... A.Ş. arasında 31.07.2017 tarihinde iki adet "Konut Edimine İlişkin Leasing Sözleşmesi" imzalandığını, bu sözleşmeler uyarınca sözleşme konusu B Blok 24 ve 49 numaralı dairelerin 30.12.2019 tarihine kadar sözleşme ve eklerine uygun olarak tamamlanıp davacıya teslimi gerekirken mezkur taşınmazların, davacının tüm edimlerini zamanında ve eksiksiz olarak yerine getirmiş olmasına karşın teslim tarihinde teslim edilmediğini, bunun akabinde ... 7. Noterliği'nin ... yevmiye numaralı, ... tarihli ihtarnamesi ile sözleşmeye konu dairelerin "yasal haklarımız saklı kalmak kayıt ve şartıyla" davacıya teslimi için davalıya ihtarname gönderildiğini ancak davalı yan daireleri yine teslim etmediğini, devamında ... 7. Noterliği'nin ... yevmiye numaralı, ... tarihli ihtarnamesi ile sözleşmeye konu dairelerin "yasal haklarımız saklı kalmak kayıt ve şartıyla"davacıya teslimi için davalıya ikinci kez ihtarname gönderildiğini, davalı yanın bu ihtarnameye istinaden sözleşme konusu taşınmazları iki yıla yakın bir gecikmenin ardından 11.10.2021 tarihinde davacıya teslim etmek istediğini ancak teslim tutanağını imzalarken davacının yasal haklarını saklı tuttuğuna dair ihtirazi kayıt şerhi düşmesine izin verilmediğini, ihtirazi kayıt şerhi düşer ise dairelerin teslim edilmeyeceğini bildirdiğini, davacının haklarını saklı tutmak ve haklarından feragat etmek istemediğinden dolayı söz konusu belgeyi davalı yanın istediği şekilde imzalamadığı için konutların kötü niyetlli davalı yanca davacıya yine teslim edilmediğini, bunun üzerine ... 29. Noterliği'nin .... yevmiye numaralı, ... tarihli ihtarnamesi ile daha fazla gecikmeye mahal vermemek adına söz konusu taşınmazların davacı tarafından teslim tutanağına ihtirazi kayıt şerhi düşülmeksizin teslim alınacağı, ancak söz konusu taşınmazların geç tesliminden kaynaklanan ve/veya sözleşmeye başkaca aykırılıklar var ise bunlardan kaynaklanan tüm yasal haklarımızı saklı tuttuğumuz beyan edilerek davalıya tarafımızca üçüncü kez söz konusu taşınmazların teslimi için ihtarname gönderildiğini, taraflarına gönderilen üçüncü ihtarnamenin akabinde davalı yanın söz konusu daireleri teslim etmek maksadıyla 10.12.2021 tarihinde davacıyı çağırdığını, bunun üzerine davacının daireleri teslim almaya gittiğinde davalı yanın davacının ... 29. Noterliği'nin ... yevmiye numaralı,... tarihli ihtarnamesinde yer alan talep ve haklarından feragat ettiğine dair şerh düşmesini, bu hususa ilişkin olarak kendi el yazısı ile şerh düşmez ise dairelerin kendisine teslim edilmeyeceğini beyan ettiğini, davalı yanın, "Konut Edimine İlişkin Leasing Sözleşmesi"nin 1'inci maddesi uyarınca sözleşme konusu daireleri 30.12.2019 tarihinde davacıya teslim etmesi gerekirken, dairelerin teslimi 10.12.2021 tarihinde gerçekleştiğini, davacının söz konusu dairelerin kendisine sözleşmede kararlaştırılan tarihte devredilmemesi sebebiyle mahrum kalmış olduğu, elde edemediği kira alacakları olduğu açık olduğunu, dairelerin zamanında davacıya teslim edilmiş olsa idi, dairelerin kiraya verilmesi mümkün olacağını ancak davalı yanın daireleri geç teslim etmiş olması sebebiyle davacı kira alacağından mahrum kalmış ve bu surette zarara uğradığını, davacının dairelerin geç tesliminden kaynaklanan zararının tazmini için 03.01.2022 tarihinde ... Arabuluculuk Bürosuna başvuruda bulunulmuş ancak 17.01.2022 tarihinde gerçekleştirilen arabuluculuk toplantısında davalı ile anlaşma sağlanamadığını, taşınmazın geç teslimi halinde alıcının kira alacağına hak kazanacağı Yargıtay içtihatları ile de sabit olduğunu, dairelerin teslim tarihi olan 30.12.2019 tarihinden, dairelerin fiili olarak teslim edildiği 10.12.2021 tarihine kadar geçen sürede her ay için ayrı ayrı hesaplanacak olan kira bedelinin ilgili ayın sonundan itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte (şimdilik 100-TL) davalıdan tahsiline karar verilmesini, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalı yana yüklenmesini karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili mahkememize verdiği cevap dilekçesinde özetle; davacı dava konusu edilen konutları (dava dışı) ... A.Ş. ile, akdettiği “..." uyarınca aldığını, anılan sözleşmenin ise, davacı ve (dava dışı) ... A.Ş. Arasında akdedilmiş olduğunu, davacının doğrudan müvekkili şirket ile arasında akdedilmiş bir sözleşme olmadığını, Davacı, ... İli, ... İlçesi, 5 pafta, 1991 Parselde kain, “Metrolife” markalı projede yer alan B blok 24 ve 49 nolu bağımsız bölümleri edinmek üzere; (dava dışı) ... A.Ş. ile, 31.07.2017 tarihli iki adet “Konut Edinimine İlişkin Finansal Kiralama Sözleşmesi” akdettiğini, işbu davada müvekkili şirketin pasif husumet ehliyeti olmadığını, zira dava konusu sözleşmelerin, davacı ile (dava dışı) ... A.Ş. arasında akdedildiğini, müvekkili şirketin ise, davacı ile Finansal Kiralama şirketi arasında akdedilmiş olan “Konut Edinimine ilişkin Finansal Kiralama Sözleşmelerinin” tarafı olmadığını, dava şartı olan zorunlu arabuluculuk başvurusu yerine getirilmediğini, davacı tarafın, müvekkili şirketi ibra ettiğini,, dolayısıyla işbu davadaki talepler hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, dava konusu uyuşmazlıkta, gayrimenkullerini teslim alan davacı taraf ''Konut Teslim Tutanağı'' ve ''Teslim Tutanağı ve İbraname'' belgelerini imzalandığını, anılan bu belgelerden açıkça anlaşılacağı üzere, davacı tarafın müvekkili şirketi, dava dışı ...'ı ibra ederek hiçbir hak ve alacağı kalmadığını beyan ettiğini, davacının, müvekkili şirketi ibra etmesine rağmen huzurdaki davayı ikame etmiş olması; dürüstlük kuralına ve çelişkili işlem yasağına aykırılık teşkil ettiğini, dava konusu bağımsız bölümlerin tesliminde asla bir gecikme söz konusu olmadığını, dava konusu uyuşmazlıkta; aşağıda etraflıca izah edecek olduğumuz ve şüphesiz mücbir sebep olarak kabul edilebilecek pek çok hadise meydana geldiğini, bağımsız bölümlerin, davacı tarafça ''teslim onay formlarının'' sunularak talep edilmesinden sonra makul süre içerisinde kendisine teslim edildiğini, davacının kira mahrumiyeti talebinde bulunabilmesi için sözleşme hükmü gereği konut bedeli ile ferileri dahil tüm borç ve edimlerini sözleşmeye uygun olarak tam ve süresinde yerine getirmiş olması gerekmekte olduğunu, davacının temerrüde düşmüş olması halinde bu hususta talep hakkı bulunmaması gerektiğini, yukarıdaki itirazları saklı kalmak ve asla aksini kabul anlamına gelmemek kaydıyla, yargılama neticesinde mahrum kalınan kira bedeline hükmedilse dahi sözleşme ile belirlenen %3'lük sınırı aşamayacağını belirterek müvekkili şirket yönünden davanın pasif husumet yokluğundan ve usulden reddine, dava şartı olan arabuluculuk görüşmesi yapılmadığından davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine, haksız ve kötü niyetle açılmış davanın reddine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. ... 12. Tüketici Mahkemesi'nin...Esas ve... Karar sayılı kararı ile; "... Dosya incelendiğinde; davalı şirket ile davacı asil arasında; ... Projesi kapsamında yer alan ve ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde kain 5 Pafta, 1991 Parselde kayıtlı B Blok, 24 nolu ve 49 nolu bağımsız bölümlerin satışı için taraflar arasında 31/07/2017 tarihli 2 adet konut alımına ilişkin leasing sözleşmesi imzalandığı, uyuşmazlığın bağımsız bölümlerin teslim edilmemesinden kaynaklı kira bedelleri olduğu anlaşılmaktadır. Davacının yerleşim yeri İstanbul olup yerleşim yerinde adına kayıtlı taşınmaz bulunmaktadır. Dava konusu projenin davacının yerleşim yerinden başka bir yerde bulunması, iki adet konut alımına ilişkin olması, talebin elde edilemeyen kira gelirlerine yönelik olması nedenleriyle davacının tüketim amaçlı değil kira geliri elde etmek amaçlı olarak hareket ettiği, bir başka ifadeyle yatırım amacı taşıdığı anlaşılmıştır. Dolayısıyla davacıda tüketici sıfatı bulunmamaktadır. Davacının dava konusu projeden iki adet farklı 24 ve 49 nolu bağımsız bölümler şeklinde iki adet taşınmaz satın alındığı, hemde konut edimine ilişkin leasing sözleşmesinin imzalanmış olması hem de kira geliri elde amacı güdülmüş olması nedenleriyle taşınmazların gelir elde etme gayesiyle elde edinilmiştir. Bu şartlarda davacının 6502 sayılı yasaya göre tüketici olmadığı, açıklanan nedenlerle 6502 sayılı Kanun anlamında tüketici işlemi niteliğinde olmayan uyuşmazlığın HMK'nın 2. maddesi uyarınca genel hükümlere göre Asliye Hukuk Mahkemelerindegörülmesi gerekmekle işbu davada mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki gibi karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 114/1c maddesinde mahkemenin görevli olması şeklinde hüküm altına alınan dava şartının yokluğu nedeniyle 6100 sayılı HMK'nın 115/2. Maddesi gereğince, dava şartı yokluğu nedeniyle DAVANIN USÜLDEN REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-Görevsizlik kararı kesinleştikten sonra, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Yasası'nın 20/1. Maddesinde belirtilen iki (2) haftalık süre içinde, taraflardan birinin talebi halinde, dava dosyasının davayı bakmaya görevli İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, yargılama gideri, harç, vekalet ücretleri, gider avansı vb. Hususların 6100 sayılı HMK'nın 331/2. maddesi gereğince görevli mahkemece değerlendirilmesine..." kararı verildiği, davalı vekilinin istinaf başvurusunda bulunduğu, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi'nin ... Esas ve ... karar sayılı kararı ile; "...İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davacı, davalılardan 2 adet konutu finansal kiralama sözleşmesiyle satın aldığını, tüm ödemeleri yapmasına rağmen satın aldığı bağımsız bölümlerin adına tapu devrinin geç yapıldığını ileri sürerek kar kaybının tahsili istemiyle eldeki davayı açmıştır. Mahkemece, 6502 Sayılı tüketicinin korunması hakkındaki kanun maddeleri 6102 sayılı TTKnun 4.maddesi değerlendirilerek davacının finansal kiralama yoluyla 2 adet taşınmaz aldığı, davacının tüketici tanımına girmediği, eldeki davanın finansal kiralama sözleşmesinden kaynaklandığından asliye hukuk mahkemelerinin görevli olduğu gerekçeleriyle görevsizlik kararı verilmiştir. Bilindiği üzere; 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun (TTK) 6335 Sayılı Yasa ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre; her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı yasanın 5/3. maddesinde “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir. Anılan yasal düzenlemeler uyarınca Asliye Ticaret Mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde olduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının, TTK’da ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur. Öte yandan, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunun 6335 Sayılı Yasa ile değişik 4. maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nın 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise; tarafların tacir sıfatına haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile, bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler. Gerek mutlak ve gerekse nispi ticari davaların, Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği kuşkusuzdur. Somut olaya gelince, davalı şirketin finans kurumu olduğu ve uyuşmazlığın taraflar arasındaki Finansal Kiralama Sözleşmesi'nden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Finansal Kiralama Sözleşmeleri 6361 Sayılı Yasada düzenlenmiştir. Uyuşmazlığın TTK'nın 4/1-f. bendi gereğince finansal kurumlara ilişkin 6361 Sayılı Kanun'dan kaynaklandığından, ticari nitelikteki davada İstanbul Ticaret Mahkemesi'nin görevli olduğu, ilk derece mahkemesinin görevsizlik kararının usul ve yasaya uygun olmadığı, hâl böyle olunca; İstinaf incelemesine konu görevsizlik kararının isabetli olmadığı, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1/a-3. maddesi uyarınca kararın kaldırılması, görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğu gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dava dosyasının mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile; 2- ... 12. Tüketici Mahkemesi'nin 07/02/2022 tarih, ... E.... K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a/3. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE..." karar verildiği bunun üzerine ... 12. Tüketici Mahkemesi'nin ... Esas ve...Karar sayılı kararı ile;... Dosya incelendiğinde; davalı şirket ile davacı asil arasında; ... Projesi kapsamında yer alan ve ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde kain 5 Pafta, 1991 Parselde kayıtlı B Blok, 24 nolu ve 49 nolu bağımsız bölümlerin satışı için taraflar arasında 31/07/2017 tarihli 2 adet konut alımına ilişkin leasing sözleşmesi imzalandığı, uyuşmazlığın bağımsız bölümlerin teslim edilmemesinden kaynaklı kira bedelleri olduğu anlaşılmaktadır. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunun 6335 Sayılı Yasa ile değişik 4. maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nın 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise; tarafların tacir sıfatına haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile, bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler. Gerek mutlak ve gerekse nispi ticari davaların, Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği kuşkusuzdur. Somut olaya gelince, davalı şirketin finans kurumu olduğu ve uyuşmazlığın taraflar arasındaki Finansal Kiralama Sözleşmesi'nden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Finansal Kiralama Sözleşmeleri 6361 Sayılı Yasada düzenlenmiştir. Uyuşmazlığın TTK'nın 4/1-f. bendi gereğince finansal kurumlara ilişkin 6361 Sayılı Kanun'dan kaynaklandığından, ticari nitelikteki davada İstanbul Ticaret Mahkemesi'nin görevli olduğu, görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğu gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dava dosyasının mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 114/1c maddesinde mahkemenin görevli olması şeklinde hüküm altına alınan dava şartının yokluğu nedeniyle 6100 sayılı HMK'nın 115/2. maddesi gereğince, dava şartı yokluğu nedeniyle DAVANIN USÜLDEN REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-Görevsizlik kararı kesinleştikten sonra, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Yasası'nın 20/1. maddesinde belirtilen iki (2) haftalık süre içinde, taraflardan birinin talebi halinde, dava dosyasının davayı bakmaya görevli İSTANBUL ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, yargılama gideri, harç, vekalet ücretleri, gider avansı vb. Hususların 6100 sayılı HMK'nın 331/2. maddesi gereğince görevli mahkemece değerlendirilmesine..." bunun üzerine dosyanın ... 10.Asliye Ticaret Mahkemesi'ne tevzi edildiği ve Mahkemenin... Esas ve ... Karar sayılı ile; "...Davacı, davalılardan 2 adet konutu finansal kiralama sözleşmesiyle satın aldığını, tüm ödemeleri yapmasına rağmen satın aldığı bağımsız bölümlerin adına tapu devrinin geç yapıldığını ileri sürerek kar kaybının tahsili istemiyle eldeki davayı açmıştır. 6100 sayılı HMK.’nun 1. maddesine göre; “Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir.” Aynı yasanın Asliye Hukuk Mahkemesi’nin görevine ilişkin 2/2 maddesinde; “Bu kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça...” ifadesine yer verilerek, HMK’daki göreve ilişkin genel düzenlemelere ancak yine HMK.’ndaki diğer düzenlemelerle veya diğer kanunlardaki göreve ilişkin düzenlemelerle istisnalar getirilebileceği belirtilmiştir. 6102 sayılı TTK.’nun 5/1 maddesine göre “Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın Asliye Ticaret Mahkemesi, tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.” Hâkimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesi tarafından, adlî yargı ilk derece mahkemelerinde ihtisas mahkemelerinin belirlenmesine ilişkin çalışmalar 25/11/2021 tarihi itibarıyla tamamlanmış ve buna ilişkin ihtisas kararları 30/11/2021 tarihli ve 31675 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Söz konusu ihtisas kararlarının 15/12/2021 tarihinden itibaren uygulanmaya başlanacağı Resmi Gazete’de yayımlanarak duyurulmuştur. HSK. Birinci Dairesi’nin “Finans ile ilgili açılacak davalara bakacak mahkemelerin belirlenmesine ilişkin” ... karar tarih ve ... sayılı kararına göre; “26.09.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un 5. maddesinin beşinci fıkrasında, özel kanunlarda başkaca hüküm bulunmadığı takdirde ihtisaslaşmanın sağlanması amacıyla, gelen işlerin yoğunluğu ve niteliği dikkate alınarak daireler arasındaki iş dağılımının Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından belirlenebileceğinin düzenlendiği, Asliye ticaret mahkemelerine gelen işlerin vasıf ve mahiyeti itibarıyla çeşitli olması, bu çerçevede finans davalarının yoğunluğu ve niteliklerinin farklı olması göz önünde bulundurularak, gerek uygulama birliğinin sağlanması, gerekse etkinlik ve verimliliğin artırılması ile ihtisaslaşmanın önemi nazara alınarak, finans davalarında iş dağılımı bakımından iki veya daha fazla dairesi bulunan mahallerde ihtisaslaşmaya gidilmesinde fayda olacağının değerlendirildiği, Kanuni düzenlemelerden ya da Hâkimler ve Savcılar Kurulunun kararlarından kaynaklı olarak, asliye ticaret mahkemesinin hangi dairelerinin iflâs ve konkordato, deniz ticareti ve deniz sigortaları gibi davalar dolayısıyla gelecek işlere ilişkin ihtisas mahkemesi sıfatıyla bakacağı gözetilerek, aynı dairelerde iş yoğunluğu oluşmaması bakımından finans davalarına olabildiğince farklı dairelerde bakılmak üzere ihtisas mahkemeleri belirlendiği, Bu itibarla; 1)13.01.2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinden, 2)22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969. maddelerinden, 3)19.10.2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’ndan (142. maddesinde düzenlenenler hariç), 4)23.02.2006 tarihli ve 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu’ndan, 5)21.11.2012 tarihli ve 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu’ndan, 6)06.12.2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’ndan, 7)20.06.2013 tarihli ve 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun’dan, kaynaklanan ve asliye ticaret mahkemesinin görev alanına giren ticari davalara ve ticari nitelikteki çekişmesiz yargı kapsamında gelecek işlere; ... f) Yirmi veya daha fazla asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 6, 7, 8 ve 9 numaralı asliye ticaret mahkemelerinin bakmasına, ... örneğin f) İstanbul’da yirmi bir asliye ticaret mahkemesi bulunması nedeniyle 6, 7, 8 ve 9 numaralı asliye ticaret mahkemelerinin bakmasına, bu kapsamda görülmekte olan dava ve işlerin iş bölümüne dayanılarak mezkûr mahkemelere gönderilmemesine, ancak 15/12/2021 tarihinden itibaren gelecek yeni dava ve işlerin ise anılan ihtisas mahkemelerine tevzi edilmesine ve dosya sayısına göre genel tevziden de iş verilmeye devam edilmesine karar verilmiştir. Bu kapsamda uyuşmazlığın görüm ve çözüm yerinin yukarıda değinilen yasal düzenleme ve HSK. kararı gereğince İstanbul 6., 7., 8. ve 9. Asliye Ticaret Mahkemeleri’ne ait olduğu, öte yandan İstanbul 6., 7., 8. ve 9. Asliye Ticaret Mahkemeleri ile mahkememiz arasındaki ilişkinin ise görev ilişkisi olmayıp, iş dağılımı ilişkisi olduğu anlaşıldığından, aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; (1)6102 sayılı TTK.'nun 5/2. maddesi ve HSK. Birinci Dairesi’nin ... karar tarihli ve ... sayılı ararı uyarınca dosyanın “iş dağılımı nedeni ile” İstanbul 6, 7, 8, ve 9 nolu Asliye Ticaret Mahkemeleri’nden birine tevzi edilmek üzere İstanbul Adliyesi HUKUK MAHKEMELERİ TEVZİ BÜROSUNA GÖNDERİLMESİNE..." karar verilerek Mahkememizin 2023/73 Esas sayılı dosyasına kaydı yapıldığı görüldü. Mahkememizin 03/10/2023 tarihli duruşmasında davacı tanığı, ...; "... davacı benim annem olur, 2017 yılında annem Sinpaştan iki tane daire aldı, metro life sitesinden, bize gösterilen sözleşmedeki teslim tarihi 2019 yılında idi, 2021 yılının ekim ayında bizi teslim için çağırdılar, ben o gün gitmedim, annem eve geldiğinde evleri teslim almadığını söyledi, bunun sebebinin de yasal haklarından feragat konusunda anneme yazı imzalatmak istemişler, annemde imzalamamış, aralık ayında annemi tekrar çağırdılar, bu sefer birlikte gittik ama beni içeri almadılar, annem avukatı olan kürşat beyle konuşmak için dışarıya çıktı, annemden ihtardaki haklarından feragat etmesini istemişler, annemde bu hususu avukatı ile görüştü, avukatı davaya bu durumun engel olmadığını imzalamayabileceğini söyledi, annemde teslim tutanağını imzalayarak daireyi teslim aldı, bildiklerim bundan ibarettir, tanıklık ücreti talebim yoktur,..." beyanında bulunduğu görüldü. Mahkememizin 03/10/2023 tarihli duruşmasında davacı tanığı, ...; "...davacı benim ablam olur, ablam 2017 yılında dava konusu olan projeye girdi, sözleşmesi 2019 teslim edilmesi gerekiyordu, belirtilen tarihte sözleşme kapsamında teslim yapılmadı, sözleşmeleri de ben de biliyorum, 2021 ekim ayında davalı şirket ablamı çağırdı, ablamdan bir kısım haklarından vazgeçmesini istemişler, ablamda kabul etmeyince teslimatı yapmamışlar, 2 ay sonra ablamı tekrar çağırdılar, ablam da yine haklarından yine feragat etmesini istemişler, ablam hukuki yardım almış, avukatı imzalayabilirsin dediği için imzalamış, dava konusu sitenin karşısında ki aynı firmaya ait ege boy sitesinde oturuyorum, ben farklı bir türde satın alma yaptım, kardeşim de görüşmek için zaten siteye geldi, sitede teslim ofisleri vardı, teslimatları buradan yapıyorlardı, ben de bu sebepten dolayı ve ablamın anlatımları itibariyle olayları biliyorum, tanıklık ücreti talebim yoktur..." beyanında bulunduğu görüldü. Mahkememizin 28/11/2023 tarihli duruşmasında davalı tanığı, ...; "... ben dava konusu metro life projesinde yüklenici firmalardan ... çalışanı olarak çalıştım, biz 2017 yılının sonu 2018 yılının başı gibi dava konusu projede çalışmaya başladık, bir kısım hafriyat alındı, ağaçlar vardı onlar söküldü, yaklaşık 25 metre derinlik vardı bunun 4-5 metresi topraktı, kalan 20 metresi kadarı taşlık ve kayaydı, belli bir zaman kırıcılar ile kırıldı, dinamitle patlatılmak için izin alınmaya çalıştı, lakin 15 Temmuz Darbesi nedeniyle Emniyet Müdürlüğü izni geç verdi, demir tedariğinde preblemler yaşandı, çünkü demir fiyatları aniden yükseldi, akebinde pandemi oldu, hatta beni 1 hafta ücretsiz izne gönderdiler, diğer çalışanlar daha uzun süre ücretsiz izne ayırdılar, çünkü ben çalıştığım alanda tek kişi olduğumdan benim iznim az oldu, ... taşeron firması ile zabıta ekipleri arasında bir ağız dalaşı oldu ve bu nedenlerle iş 1 hafta daha uzadı, benim bildiklerim bundan ibarettir, tanıklık ücreti talebim vardır..." beyanında bulunduğu görüldü. Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 18/04/2024 tarihli bilirkişi raporuna göre; ".... Projesi kapsamında yer alan ve ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesinde kain tapunun 5 Pafta, 1991 Parselinde kayıtlı B blok, 24 no'lu bağımsız bölüm ile aynı proje kapsamında yer alan ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesinde kain tapunun 5 Pafta, 1991 Parselinde kayıtlı B blok ,49 no'lu bağımsız bölümüne ilişkin; davacı müşteri ... ile, satıcı olarak gözüken davalı...Tic. A.Ş. ve Leasing şirketi olarak gözüken dava dışı ... arasında konut edimine ilişkin Leasing Sözleşmesi imzalandığı, Sözleşme kapsamında, söz konusu taşınmazların teslim tarihinin 30.12.2019 olarak kararlaştırıldığı, Davacı tarafından, süresinde teslim edilmediği ileri sürülerek, dairelerin teslim tarihi olan 30.12.2019 tarihinden, fiili olarak teslim edildiği 10.12.2021 tarihine kadar geçen sürede her ay İçin ayrı ayrı hesaplanacak olan kira bedelinin ilgili ayın sonundan itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte (şimdilik 100-TL) nin davalıdan tahsili talebinin işbu davaya konu edildiği,Davalı şirket tarafından dosyaya ibraz edilen Cari İşlemler Hareket Raporu dökümlerine göre; Davacının, dava konusu taşınmazlarla ilgili olarak; Kira hesabında26.07.2021 tarihi itibariyle herhangi bir bakiyesinin bulunmadığı, Sözleşme Devir Bedeli hesabında 28.09.2021 tarihi itibariyle 1.529,08 TL ve 19.736,12 alacak bakiyesinin bulunduğu, Muhtelif Masraf Bakiyesi hesabında ise 20.03.2023 tarihi itibariyle 1.265,44 TL ve 9.399,85 TL, dolayısıya toplamda 31.930,49 TL alacak bakiyesinin bulunduğunun görüldüğü,Sayın Mahkemece davacının kira alacağı bulunduğunun kabulü halinde; Davaya konu 24 numaralı bağımsız bölümle ilgili olarak; sözleşmede belirtilen 30.12.2019 teslim tarihine 120 gün ek süre ilavesi ile, 30.04.2020-10.12.2021 arası olası kira getirisinin 41.431,78 TL,Davaya konu 49 numaralı bağımsız bölümle ilgili olarak; sözleşmede belirtilen 30.12.2019 teslim tarihine 120 gün ek süre ilavesi ile, 30.04.2020-10.12.2021 arası olası kira getirisinin 113.937,40 TL olarak hesaplandığı, Sayın Mahkemece, davacının işlemiş faiz talebinin kabulü halinde; dava konusu bağımsız bölümler için işlemiş faiz tutarının, ticari temerrüt ve kanuni faiz oranları ile alternatifli olarak hesaplandığı, Davaya konu 24 numaralı bağımsız bölüm için 41.431,78 TL lık kira getirisinin 30.04.2020- 10.12.2021 döneminde ticari temerrüt faiz oranları ile işlemiş faizinin 5.544,33 TL, kanuni faiz oranları ile işlemiş faizinin 3.078,75 TL olarak, Davaya konu 49 numaralı bağımsız bölüm için 113.937,40 TL lık kira getirisinin 30.04.2020- 10.12.2021 döneminde ticari temerrüt faiz oranları ile işlemiş faizinin 15.246,92 TL, kanuni faiz oranları ile işlemiş faizinin 8.466,55 TL olarak hesaplandığı,..." sonuç ve mütalaa edildiği anlaşıldı. Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 30/09/2024 tarihli bilirkişi ek raporuna göre; "... Kök raporda belirlenen kira bedeli ve hesaplamada bir değişiklik olmayacağı, Sayın Mahkeme, davacının talebini gecikme tazminatı olarak nitelendirmesi halinde, emsal kira bedeli üzerinden tazminat hesabının dikkate alınabileceği, gecikme tazminatı hususunda ispat hususun Sayın Mahkemenin takdirine bırakıldığı, Munzam zarar için zararın somutlaştırılması gerektiği, Sayın Mahkeme, Sözleşmenin 3/b maddesi kapsamında en fazla satış bedelinin 23'ü oranında sorumlu olacağı kanaatinde ise; 49 Nolu Bağımsız Bölüm için 25.913,40 TL; 24 Nolu Bağımsız Bölüm için 10.653,37 TL hesaplandığı, Davalının sorumlu olup olmayacağına Sözleşmenin 11.maddesi kapsamında davacının yükümlülüğünü yerine getirip getirmediği hususunda takdirin Sayın Mahkemeye bırakıldığı,,..." sonuç ve mütalaa edildiği anlaşıldı. Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 02/07/2025 tarihli bilirkişi ek raporuna göre;"...30 Aralık 2019 Pazartesi Tarihinden 120 İş Günü Sonra:Hafta Sonuna Denk Gelen Gün Sayısı: 20 gün Hafta Sonu Olmayıp Res le Denk Gelen Gün Sayısı: 4 gün Takvim Günü Sayısı: 144 gün üzerinden Bu sefer 144 gün eklenirse; 24.05.2020- 10.12.2021 arası; 24 numaralı bağımsız bölüm için,39.891,78 TL bedel hesap edilmiştir.49 numaralı bağımsız bölüm için ise;109.702,00 TL bedel hesap edilmiştir. Yine terditli olarak 120 gün eklenilmeksizin hesaplama yapılırsa;136.305,90 TL değer hesap edildiği..." sonuç ve mütalaa edildiği anlaşıldı. Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 05/03/2026 tarihli bilirkişi ek raporuna göre; "... İş günü hesabının hatalı yapıldığı: Davalı vekili itirazlarında iş günü hesabının hatalı olduğunu, 120 iş günü eklenmesi halinde 23 haziran 2020'de son bulacağını ifade etmiştir. Davalı vekilinin bu hesabı doğrudur. Ancak bu hesaplama yapılırken cumartesi de tatil günü olarak sayılmıştır. 120 günlük gecikme seçeneğinin kararlaştırılmasının sebebi, davalı şirketin inşaat yapımından olası aksaklıklar sebebiyle çalışamaması ihtimali gözetilerek öngörülmüştür. Diğer bir deyişle, bu hüküm davalı inşaat şirketi lehine öngörülmüş bir hükümdür. İnşaat sektörünün cumartesi günleri de çalıştığı dikkate alındığında tatil günlerine cumartesinin dahil edilerek hesaplama yapılmıştır. Bu nedenle görüşümüzde değişiklik olmamıştır. Tazminat hesabı piyasa rayici üzerinden yapılmış olup bu yönde bir değişiklik olmamıştır. %3 hesabı: Sözleşmedeki cezai şartın %3 ile sınırlı kalması gerektiğine ilişkin bir görüş bildirilmemiştir. Bu hesap alternatif olarak yapılmış olup sayın mahkemenin takdirlerine bırakılmıştır. Husumet itirazı: Davacı ile ... arasında Konut Edimine İlişkin Leasing Sözleşmesi akdedilmiştir. Sözleşmede hem davacının hem de ...yetkili imzası görülmektedir. Bu sözleşmede, .... Şirketi satıcı olarak yer almaktadır. Sözleşmenin 4.maddesinde konutun satıcıdan teslim alınacağı öngörülmüştür. Bu sözleşmenin son sayfasında ise ekler gösterilmiştir. Ek-2'de Konut Edimine İlişkin Leasing Sözleşmesi Genel Şartları sözleşmesi yer almaktadır. Bu sözleşmenin 1.maddesi şu yönde düzenlenmiştir: Satıcı, Leasing konusu konutu inşa ve ikmal ederek Leasing sözleşmesinde belirtilen bedelle, bu şartnamede belirtilen süre ve şartlarda teslime hazır hale getirerek Müşeriye veya Leasing şirketine teslim edecektir. Söz konusu şartname ....AŞ yetkilisi, davacı ve ... tarafından imza edilmiştir. ... Tic.AŞ satıcı olup teslim yükümlülüğü satıcıdadır. Davacının talebi zamanında teslim edilmemesine ilişkin olduğundan teslim yükümlülüğünü sözleşme ilişkisi çerçevesinde ...AŞ getirmesi gerekir. Bu kapsamda dava konusu talebin maddi hukuk anlamında muhatabı ...AŞ'dir.Ödemelerin Gecikmesi: Davalı vekili, ...'e yapılan ödemelerin geciktirildiğini ileri sürmüştür. Bu hususa ilişkin tespit aşağıda mali kısımda yapılacaktır. Sözleşme yönünden incelendiğinde Sözleşmenin 11.maddesinde "Sözleşme ve ek 2'de düzenlenen Konut teslim tarihinde, Müşteri o tarihe kadar olan hesap işlemlerine ilişkin ... ile varmış olduğu, -an itibarıyla ödenmemiş borcu olmadığını gösteren- hesap mutabakatını da içeren Teslim Onay Formunu ibraz ederek konutunu satıcıdan teslim alır." şeklinde kararlaştırılmıştır. Öyleyse, ...'e ödemelerde eksiklik olması halinde davalı şirket bu hüküm çerçevesinde konut tesliminden haklı olarak kaçınabilir. Bu durumda davacı teslim tarihinde, borcunu m.11'e göre ifa etmemesi halinde, davalının teslimden kaçınabileceği ifade edilebilir. 01.07.2025 tarihli raporumuzda da belirttiğimiz üzere,24 nolu bağımsız bölüm için; 120 gün eklenmesi halinde 39.891,78 TL; 120 gün hariç 49.565,78 TL; %3 sınırlamasına göre 10.653,37 TL hesaplanmaktadır.49 nolu bağımsız bölüm için;120 gün eklenmesi halinde 109.702 TL; 120 gün hariç 136.305,90 TL; %3 sınırlamasına göre 25.913,40 TL hesaplanmaktadır. Yapılan değerlendirmeler doğrultusunda ve aşağıdaki tablolarda gösterildiği üzere,24 No.lu bağımsız bölüm için, 120 gün eklenmesi halinde, davacının 39.891,78 TL kira bedeli alacağına ilişkin ticari faiz oranları ile işlemiş faiz alacağı 4.645,27 TL, yasal faiz oranları ile işlemiş faiz alacağı ise 2.561,31 TL olarak, 49 No.lu bağımsız bölüm için, 120 gün eklenmesi halinde, davacının 109.702,40 TL kira bedeli alacağına ilişkin ticari faiz oranları ile işlemiş faiz alacağı 12.774,50 TL, yasal faiz oranları ile işlemiş faiz alacağı ise 7.043,61 TL olarak, 24 No.lu bağımsız bölüm için, 120 gün hariç olarak, davacının 49.565,78 TL kira bedeli alacağına ilişkin ticari faiz oranları ile işlemiş faiz alacağı 7.182,82 TL, yasal faiz oranları ile işlemiş faiz alacağı ise 4.047,02 TL olarak, 49 No.lu bağımsız bölüm için, 120 gün hariç olarak, davacının 136.305,89 TL kira bedeli alacağına ilişkin ticari faiz oranları ile işlemiş faiz alacağı 19.752,75 TL, yasal faiz oranları ile işlemiş faiz alacağı ise 11.129,31 TL olarak hesaplandığı..." sonuç ve mütalaa edildiği anlaşıldı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, leasing sözleşmesine konu taşınmazın geç teslim edildiği iddiasına dayalı kar kaybı alacağına ilişkindir. Davacı tarafça tazminat davasının ikame edilmesi için dava şartı olan Arabuluculuk müessesine başvurulmuş olduğu, İstanbul Arabuluculuk Bürosu vasıtasıyla yapılan arabuluculuk görüşmelerinin anlaşamama olarak sonuçlanmış olduğunu anlaşıldı. Davacı, davalıdan 2 adet konutu finansal kiralama sözleşmesiyle satın aldığını, tüm ödemeleri yapmasına rağmen satın aldığı bağımsız bölümlerin adına tapu devrinin geç yapıldığını ileri sürerek kar kaybının tahsili istemiyle huzurdaki davayı ikame etmiştir. Davalı tarafça talep sonrasında makul süre içerisinde kendisine teslim edildiğini, davacının kira mahrumiyeti talebinde bulunabilmesi için sözleşme hükmü gereği konut bedeli ile ferileri dahil tüm borç ve edimlerini sözleşmeye uygun olarak tam ve süresinde yerine getirmiş olması gerektiği bu hususların gereği gibi yerine getirilmediği iddiası ile davanın reddinin talep edildiği anlaşıldı. Dosya kapsamı ve toplanılan tüm deliller incelendiğinde; davalı şirket ile davacı asil arasında; ... Projesi kapsamında yer alan ve ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde kain 5 Pafta, 1991 Parselde kayıtlı B Blok, 24 nolu ve 49 nolu bağımsız bölümlerin satışı için taraflar arasında 31/07/2017 tarihli 2 adet konut alımına ilişkin leasing sözleşmesi imzalandığı, uyuşmazlığın bağımsız bölümlerin geç teslim edilmesinden kaynaklı kira bedellerinden yoksun kalındığı iddiasına ilişkin yapılan inceleme de, davacı tanıklarının davacı asilin çocukları olduğu, teslimata ilişkin tarih ve yasal haklarından feragata ilişkin yazılı belge imzalanması karşılığında anahtar teslimine ilişkin beyanda bulundukları, davalı tanığının ise dinamitle patlatma izninin 15 Temmuz Darbesi nedeniyle geç verildiği ve pandemi süreci nedeniyle malzeme tedarik sıkıntısı yaşandığına dair beyanda bulunduğu, davacı ile davalı şirket ve dava dışı ... arasında konut edimine ilişkin Leasing Sözleşmesi imzalandığı, Sözleşme kapsamında, söz konusu taşınmazların teslim tarihinin 30.12.2019 olarak kararlaştırıldığı, davacı tarafından, süresinde teslim edilmediği ileri sürülerek, fiili olarak teslim edildiği 10.12.2021 tarihi olduğu, Taraflar arasında sözleşme 11. Madde de belirtilen Sözleşmenin 11.maddesinde "Sözleşme ve ek 2'de düzenlenen Konut teslim tarihinde, Müşteri o tarihe kadar olan hesap işlemlerine ilişkin ...ile varmış olduğu, -an itibarıyla ödenmemiş borcu olmadığını gösteren- hesap mutabakatını da içeren Teslim Onay Formunu ibraz ederek konutunu satıcıdan teslim alır." şeklinde kararlaştırıldığı, öyleyse, dava dışı ...'e ödemelerde eksiklik olması halinde davalı şirket bu hüküm çerçevesinde konut tesliminden haklı olarak kaçınabileceği, bu durumda davacı teslim tarihinde, borcunu m.11'e göre ifa etmemesi halinde, davalının teslimden kaçınabileceği, bilirkişi incelemesi ile davacının ödemelerinde toplamda 240 gün gecikme olduğunu tespit edildiği, ayrıca davacı tarafça sözleşme gereği davalı şirkete konutun teslimi için akte konu taşınmazların bitim süresinde başvuruda bulunulması gerektiği, ancak davacı tarafın davalı tarafa teslim için başvuruda bulunduğuna ilişkin delil sunamadığı, TBK'nun 125/1 maddesi uyarınca “temerrüde düşen borçlu, verilen süre içinde, borcunu ifa etmemişse veya süre verilmesini gerektirmeyen bir durum söz konusu ise alacaklı, her zaman borcun ifasını ve gecikme sebebiyle tazminat isteme hakkına sahiptir” hükme bağlanmış olmakla, davalı taraftan tazminat talep edilebilmesi için temerrüte düşürülmüş olması gerektiği, davacı tarafın ödemelerinin gecikmeli olarak yaptığı ve bildirim yükümlülüğünü de yerine getirmediği, davacı tarafın iddialarını ispatlayamadığı anlaşılmakla davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. KARAR : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davanın REDDİNE, Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 651,10 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13.maddesi ve Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi gereğince Adalet Bakanlığı Bütçesinden Arabulucuya ödenen 840,00 TL ücretin tamamının davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde iadesine, Dair, davacı vekili (e-duruşma vasıtası ) ile davalı vekilinin yüzüne karşı kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 14/07/2026

Katip ... ¸e-imzalıdır

Hakim ... ¸e-imzalıdır

* Bu evrak 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2023/73, K. 2026/463, T. 14.07.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2023-73-e-2026-463-k-095f8c3084cb