Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1907 E. 2026/1348 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/1907
- Karar No
- 2026/1348
- Karar Tarihi
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/1907 KARAR NO : 2026/1348
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 16/09/2025 NUMARASI : 2025/392 Esas - 2025/479 Karar
DAVACI : ... (T.C. NO:...) - ... VEKİLİ : Av. ... - ... DAVALI : ... (T.C. NO:...) - ... VEKİLİ : Av. ... - ...
DAVA : Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 23/05/2025 KARAR TARİHİ : 08/07/2026 KR. YAZIM TARİHİ : 08/07/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Kocaeli İcra Dairesinin 2025/41620 E. sayılı icra takibinin, takip dayanağı olarak gösterilen senet üzerinden müvekkili aleyhine yapılmış olan icra takibine dayanak olarak gösterilen senet ve üzerinde yazılmış olan miktarda borcu olmadığını ve üzerinin sonradan kötü niyetli doldurularak hazırlanmış olduğu ve borçlu olmadığı bir para alacağının olmasından dolayı; davanın kabulü ile davalı şahıs ile müvekkil arasında mevcut ve geçerli bir borç ilişkisinin bulunmadığının tespitini, mahkemece takdir edilecek teminat mukabilinde yahut teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilerek icra veznesine girecek paranın davalıya ödenmemesini, Kocaeli İcra Müdürlüğünün 2025/41620 E. sayılı haksız icra takibinin durdurulmasına ve akabinde iptalini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, bu dava sebebiyle uğramış olduğumuz zararların yasa gereği alacağın yüzde yirmisinden az olmamak kaydıyla kötü niyetli davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "... Davanın dava şartı yokluğundan usulden REDDİNE, ..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ticari nitelikteki menfi tespit davalarında dava açılmadan önce arabuluculuğa gidilmesinin zorunlu olmadığı ve arabulucuya gidilmiş olmasının bir dava şartı olmadığı dikkate alınarak karar verilmesi gerekirken ilk derece mahkemesince yazılı şekilde hüküm kurulmasının isabetsiz olduğunu belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin isabetsiz olduğunu, nispi vekalet ücreti üzerinden hüküm kurulması gerektiğini. zira söz konusu davada nispi harç nispi vekalet ücretinin geçerli olduğunu belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusuna karşı cevap dilekçesi verilmemiştir. DELİLLER:Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 16/09/2025 tarih, 2025/392 Esas - 2025/479 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava kambiyo senedinden kaynaklanan menfi tespit talebine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı taraflarca istinaf başvurusu yapılmıştır. İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nun 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosyanın incelenmesinde; davacının düzenleyeni, davalının lehtarı olduğu, 13.01.2023 tanzim, 13.03.2023 ödeme tarihli 7.000.000,00 TL bedelli bono nedeniyle davacı hakkında takip başlatıldığı, senedin hile ve tehdit yoluyla boş olarak alındığı, daha sonra davalı tarafından yırtıldığının söylendiği, ancak senedin doldurularak takibe konulduğundan bahisle menfi tespit talepli eldeki davanın açıldığı, mahkemece davanın arabuluculuk dava şartı nedeniyle usulden reddine karar verildiği, karara karşı taraflarca istinaf yasa yoluna başvurulduğu görülmüştür. 6102 sayılı TTK’nın “Dava şartı olarak arabuluculuk” başlıklı 5/A maddesine göre; “Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.” hükmündedir. Yine 6325 sayılı HUAK’ın “Dava şartı olarak arabuluculuk” başlıklı 18/A maddesine göre; “ İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır. Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.” hükmündedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 15.09.2020 tarih 2017/10-2695 esas, 2020/587 karar sayılı ilamında; “30... Aynı Kanunun 3. maddesinde düzenlenen arabuluculuk dava şartının tamamlanabilir nitelikte olmadığı konusunda soru işareti bulunmamaktadır. Çünkü kanun koyucu 3. maddede "Arabulucuya başvurmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." şeklinde açık düzenleme yaparak bireysel iş uyuşmazlıklarında arabuluculuk dava şartının tamamlanabilir nitelikte olmadığı konusunda iradesini net olarak ortaya koymuştur.” şeklinde tespitte bulunmuştur. 6100 sayılı HMK’nın dava şartlarını düzenleyen 114/2.maddesinde, diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümlerin saklı olduğunun düzenlendiği, aynı yasanın 115/2.maddesi 1.cümlesi düzenlemesine göre ise mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Somut olayda; davacının kambiyo senedi nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespiti amacıyla 23.05.2025 tarihinde eldeki davanın açıldığı, davacıya verilen bir haftalık kesin süre içerisinde arabuluculuk son tutanağının dosyaya sunulmadığı gibi davadan önce arabuluculuğa da başvurulmadığı anlaşılmıştır. 6102 sayılı yasanın 5/A maddesinde 28.03.2023 tarihinde 7445sayılı yasanın 31.maddesiyle yapılan değişiklikle menfi tespit davaları da arabuluculuğa tabi dava haline getirilmiş olup eldeki dava anılan değişiklikten sonra açılmıştır. Yukarıda açıklandığı üzere; arabuluculuk dava şartının tamamlanabilir nitelikte olmadığı, arabuluculuk süreci tamamlanmadan dava açılamayacağı (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2025/4757 esas 2026/1584 karar sayılı ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2025/3718 esas 2026/610 karar sayılı ilamı, Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 2025/12521 esas 2025/15806 karar sayılı ilamı), eldeki davanın 6102 sayılı yasanın 5/A maddesinde düzenlene ve zorunlu arabuluculuğa tabi menfi tespit davası olduğu, mahkemece dava şartlarının esastan önce incelenmesinin yerinde olduğu anlaşılmakla Mahkemece davanın usulden reddine karar verilmesi isabetlidir. Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’nin 7/2.maddesine göre; davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması ve husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmolunur. Bu nedenle mahkemece dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi nedeniyle maktu vekalet ücretine hükmedilmesi de isabetlidir. Mahkemece, yargılamanın HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olmasına, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına ve özellikle arabuluculuk süreci tamamlanmadan davanın açılmış olmasına, arabuluculuk dava şartının tamamlanabilir dava şartı olmamasına göre taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Tarafların istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 615,40-TL'nin mahsubu ile kalan 116,60-TL istinaf karar harcının taraflardan ayrı ayrı alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, 4-İstinaf edenler tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf edenler tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edenlere iadesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın dairemizce taraflara tebliğine, İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ilamın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.08/07/2026
... Başkan ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... *Üye ... ¸e-imzalıdır ... Katip ... ¸e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*