Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1127 E. 2026/1436 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1127
- Karar No
- 2026/1436
- Karar Tarihi
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/1127 - 2026/1436 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/1127 KARAR NO : 2026/1436
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07/05/2026 Tarihli Ek Karar NUMARASI : 2026/131 D.İş Esas - 2026/130 D.İş. Karar
İHTİYATİ HACİZ TALEP EDEN : ... VEKİLİ : Av. ... İHTİYATİ HACZE İTİRAZ EDENLER : 1-... (T.C. NO:...) - ... 2-... VEKİLİ : Av. ...
TALEP TÜRÜ : İhtiyati Haciz (Finans) TALEP TARİHİ : 10/04/2026
KARAR TARİHİ : 09/07/2026 KR. YAZIM TARİHİ : 09/07/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: İhtiyati haciz talebinde bulunan alacaklı vekili talep dilekçesinde özetle; talep eden bankanın Darıca Şubesi ile borçlu şirket arasında akdedilen Genel Kredi Sözleşmesi uyarınca ticari kredi kullandırıldığını, diğer borçlu ...’in ise söz konusu sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, kredi sözleşmesi hükümlerinin ihlal edilmesi üzerine kredi hesabının kat edildiğini, Gebze 4. Noterliği’nin 25/12/2023 tarih ve 22834 yevmiye sayılı ihtarnamesinin borçlulara tebliğ edildiğini ancak borcun ödenmediğini, borçlular hakkında verilen konkordato tasdik kararının Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi’nin 04/03/2026 tarihli kararıyla kaldırıldığını, dolayısıyla mevcut bir konkordato tedbirinin bulunmadığını, alacağın rehinle teminat altına alınmadığını, borçluların mali durumunun kötüye gittiğini ve mal kaçırma girişimi içerisinde olduklarını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 2.302.998,41-TL tutarındaki alacağın tahsilini teminen, borçluların taşınır, taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin borçlulara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ : İlk derece mahkemesince 10/04/2026 tarihli karar ile; " ... İhtiyati Haciz talep eden vekilinin talebinin kabulü ile, alacaklının ibraz ettiği belge ile deliller karşısında Haciz İsteği İ.İ.K.nun 257 nci maddesine uygun bulunmuş olduğundan takdiren alacak miktarının % 15' i oranında nakdi teminatın mahkeme veznesine depo edilmesi ya da teminat mektubu ibraz edilmesi halinde borçlunun taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü şahıslar nezdindeki hak ve alacaklarının borca yetecek miktarının İHTİYATEN HACZİNE, İhtiyati haciz kararının verildiği tarihten itibaren on gün içinde İcra Dairesi'ne kararın infazı için başvurabileceğine, bu süre içinde kararın infazı talep edilmediği takdirde İcra İflas Kanunu' nun 261. maddesi gereği kararın kendiliğinden kalkmış sayılacağına ... " karar verilmiştir. İhtiyati hacze itiraz edenler vekili itiraz dilekçesinde özetle özetle; borçluların yerleşim yeri ve faaliyet merkezinin Eskişehir olması sebebiyle Mahkemenin yetkisiz olduğunu, alacaklı bankanın yetki bağlantısını kanıtlayamadığını ileri sürerek öncelikle yetkisizlik kararı verilmesini gerektiğini, esasa ilişkin olarak; ihtiyati hacze konu alacağın muaccel ve likit olmadığını, yaklaşık ispat şartının gerçekleşmediğini, mahkeme kararı ile icra takibindeki alacak miktarları arasındaki çelişkinin alacağın belirsizliğini ortaya koyduğunu iddia etmiştir.Borçlu şirket hakkında devam eden konkordato sürecine değinerek, Bölge Adliye Mahkemesi’nin kaldırma kararının henüz kesinleşmediğini ve bu aşamada ihtiyati haciz talep edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, borçlu ... yönünden ise; kefalet sözleşmesinin şekil şartlarını taşımadığını ve TBK m. 586 uyarınca müteselsil kefile müracaat koşullarının oluşmadığını, ayrıca, nakde dönüşmemiş gayrinakdi kredi alacakları için ihtiyati haciz kararı verilemeyeceğini ve bankanın teminattan muaf tutulmasının usule aykırı olduğunu belirterek; ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmilini talep etmiştir. Mahkemece 07/05/2026 tarihli ek karar ile; " ... 1-İhtiyati hacze yapılan itirazın reddine, ... " karar verilmiştir. Bu karara karşı ihtiyati hacze itiraz edenler vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : İhtiyati hacze itiraz edenler vekili istinaf dilekçesinde özetle; yetki itirazlarının yerinde değerlendirilmediğini, alacağın muacceliyeti ve miktarı yaklaşık ispat düzeyinde ortaya konulmadığını, konkordato süreci ve temyiz aşaması “mal kaçırma” varsayımıyla borçlu aleyhine yorumlanamayacağını, ... yönünden TBK m. 583 ve m. 586 şartlarının incelenmediğini, teminatın niteliği ve miktarı haksız ihtiyati haciz riskini karşılamaya elverişli olmadığını, ek kararın gerekçesiz ve denetime elverişsiz olduğunu beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur. İhtiyati haciz talep eden vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Konkordato davasının henüz sonuçlanmamış olması ihtiyati haciz kararının durdurulması veya kaldırılmasına neden olamayacağını, bekletici mesele talebinin reddi gerektiğini beyan ile; karşı tarafın istinaf istemlerinin reddine, karar verilmesini, talep ederiz. DELİLLER: Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/131 D.İş Esas - 2026/130 D.İş. Karar sayılı 07/05/2026 Tarihli Ek Kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Talep; ihtiyati haciz istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince 10/04/2026 tarihli karar ile ihtiyati haciz isteminin kabulüne karar verildiği, karara karşı karşı tarafça itiraz edilmesi üzerine 07/05/2026 tarihli ek karar ile ihtiyati hacze yapılan itirazın reddine karar verildiği, karara karşı ihtiyati hacze itiraz edenler vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.
İhtiyati haciz talep eden alacaklı vekilince sunulan talep dilekçesinde özetle; borçlu şirket ile banka arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan ticari kredinin kat edildiğini, müteselsil kefilin de borçtan sorumlu olduğunu, gönderilen ihtarnameye rağmen borcun ödenmediğini. Konkordato tasdik kararının kaldırılmasıyla borçlular yönünden koruma tedbirinin sona erdiğini, alacağın rehinle teminat altına alınmadığını ve borçluların mal kaçırma ihtimali bulunduğunu belirterek 2.302.984,41 TL alacağın tahsilini teminen ihtiyati haciz kararı verilmesinin talep edildiği, ilk derece mahkemesince ; 10/04/206 tarihli ara karar ile ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verildiği, verilen karara karşı borçlular vekilince itiraz edildiği, itiraz üzerine mahkemece itirazın reddine karar verildiği, verilen karara karşı borçlular vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. Bilindiği üzere; ihtiyati haciz, 6100 sayılı HMK'nın 406-(2) maddesinde geçici hukuki koruma olarak kabul edilmiş, ihtiyati haczin şartları ve etkileri ise 2004 sayılı İİK'nın 257. maddesinde: “Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacakları ile diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir: 1-Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2-Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadı ile mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa; Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder” şeklinde düzenlenmiştir. Maddenin birinci fıkrasında vadesi gelmiş borçlar için ihtiyati haciz talep etme koşulları; ikinci fıkrada ise vadesi gelmemiş borçlar için ihtiyati haciz istenebilecek haller düzenlenmiştir. Gerek birinci, gerekse ikinci fıkra hükümleri dikkate alındığında, ihtiyati haciz talep edebilmek için, öncelikle ortada bir para borcunun bulunması, bir diğer deyişle ihtiyati haciz talep eden kişinin talep konusu borcun alacaklısı sıfatına sahip olması gerekir. Maddenin birinci fıkrasına göre ihtiyati haciz isteyebilmek için, alacağın kural olarak vadesinin gelmiş olması gerekir. Vadesi gelmiş borçlar için ihtiyati haciz istenebilmesinin diğer bir şartı ise alacak rehin ile temin edilmemiş olmalıdır. Rehin ile temin edilmiş olan bir alacak teminata haiz olduğu için ihtiyati hacze gerek yoktur. Fakat rehinli malın kıymetinin rehinli alacağı karşılamayacağı tahmin ediliyorsa, karşılanamayacağı (açık kalacağı) tahmin edilen bölümü için, ihtiyat haciz istenebilir. Yine alacağın rehin ile temin edilmiş olmasına rağmen, istisna olarak, ilk önce rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapmak zorunluluğu olmayan hallerde, alacaklı (rehinle temin edilmiş olan alacağı için) ihtiyati haciz isteyebilir. Yukarıda belirtilen şartların bulunması halinde, vadesi gelmiş bir borcun alacaklısı başka bir şart aranmaksızın ihtiyati haciz isteme hakkına sahiptir. Vadesi gelmemiş bir borçtan dolayı ihtiyati haciz talep edilebilmesi ise; 2004 sayılı İİK’nın 257. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenmiştir. Söz konusu fıkraya göre, borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa, borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa, bu hallerde ihtiyati haciz talep edilebilecektir. 2004 sayılı İİK'nın 258-(1) maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterlidir. Mahkemenin ''alacağın varlığına kanaat edinmiş olmasından'' anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati haciz kararı verilebilmesi yaklaşık ispat yeterli olup, alacaklının ilişkisinin varlığını tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmaz, alacağın varlığı hakkında yeterli kanaate sahip olunması için mahkemeye bu konuda delillerin sunulması yeterli kabul edilmelidir. Eldeki olayda, alacaklının, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan ve muaccel hale gelen, rehinle teminat altına alınmamış alacağının tahsilini güvence altına almak amacıyla borçlular hakkında ihtiyati haciz kararı verilmesini talep ettiği anlaşılmaktadır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 257 ve devamı maddeleri uyarınca para alacağının teminat altına alınması amacıyla ihtiyati haciz kararı verilebileceği, aynı Kanununun 265. Maddesi gereğince ise ihtiyati hacze yönelik itirazların mahkemece değerlendirilerek haklı görülmemesi halinde reddine karar verilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Somut olayda, alacaklı ile borçlu şirket arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi uyarınca kullandırılan kredinin kat edilmesiyle alacağın muaccel hale geldiği ve sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzalayan diğer borçlu olan davalının da borçtan sorumlu hale geldiği anlaşılmaktadır. Dosya kapsamındaki genel kredi sözleşmesi, kat ihtarnamesi birlikte değerlendirildiğinde, alacağın 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 257 ve devamı maddeleri uyarınca yaklaşık ispat edildiği anlaşılmıştır. Bu nedenle ilk derece mahkemesince, ihtiyati haciz talebinin kabulüne, bu karara yapılan itirazın ise İİK'nın 265. Maddesi uyarınca reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı değerlendirilmiştir. Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak ihtiyati tedbire itiraz edenler vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine, karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-b)-1) maddesi uyarınca; ihtiyati tedbire itiraz edenlerin İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken harç peşin alındığından, yeniden alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden taraf üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf eden tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, 8-Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.09/07/2026
Başkan ... e-imzalıdır
Üye ... e-imzalıdır
Üye ... e-imzalıdır
Katip ... e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*