Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1025 E. 2026/1602 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1025
Karar No
2026/1602
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/1025 KARAR NO : 2026/1602

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : MANİSA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 23/02/2026 NUMARASI : 2026/80 E. 2026/199 K. DAVA KONUSU : Tazminat DAVA TARİHİ : 19/01/2026 KARAR TARİHİ : 13/07/2026

İSTEM: Davacı vekili, 06.05.2022 tarihinde İdare ekiplerince sahada yapılan rutin kontroller esnasında davalıya ait fabrika binasının bulunduğu ... ilçesi .... Mah. .... Sok. No:... adresinde İdareye ait içme suyu şebeke hattından kaçak braşman hattı çekilerek ve abone kaydı olmaksızın kaçak su kullanımı yapıldığının tespit edildiğini, söz konusu durumun 06.05.2022 tarihli tutanak, fotoğraf, video ve klor testi ile kayıt altına alındığını, kamu zararı oluşmaması için sayaç üzerindeki endeks baz alınarak 55.273 m³ tüketim üzerinde su bedeli tahakkuk ettirildiğini, ilerleyen süreçlerde davalı yanın Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/579 E. sayılı dosyası ile konkordato talep ettiğini, 22.12.2021 tarihi itibariyle mahkeme tarafından bir yıl süre ile kesin mühlet kararı verildiğinin İdarece haricen öğrenilmesi akabinde anılan konkordato dava dosyasına ve komiser heyetine 09.03.2023 havale tarihli alacak kayıt dilekçesi gönderildiğini ve davaya müdahale talep edildiğini, alacak kaydına yönelik beyanların komiser heyetine bilahare iletildiğini, davalı yan tarafından mahkeme dosyasına sunulan 14.06.2023 tarihli dilekçe ile İdarenin alacağına haksız şekilde itiraz edildiğini ve neticede İdarenin alacağının çekişmeli hâle geldiğini, Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesince 21.06.2023 tarih, 2021/579 E., 2023/457 K. sayılı ilam ile davalının konkordato talebinin tasdikine karar verildiğini, kararın 04.07.2023 tarihinde ilan edildiğini, İdarenin alacağının tahsil edilememiş olması ve İİK m. 308/b maddesindeki alacakları itiraza uğramış olan alacaklıların tasdik kararının ilanı tarihinden itibaren bir ay içinde dava açabileceği hükmü doğrultusunda huzurdaki davanın açılmasının zorunlu olduğunu, huzurdaki davanın İİK m.308/b gereğince konkordato davasında davalı tarafından itiraz edilen ve çekişmeli hâle dönüşen alacağın tespiti ile konkordato nisabına dahil edilmesi talebine ilişkin olduğunu, İİK m.308/b gereği açılan ve genel hükümlere tabi olan davada karar tarihinde davalı borçlunun konkordato süreci devam ediyorsa konkordato şartları çerçevesinde alacağın tahsiline, devam etmiyorsa genel hükümler çerçevesinde tahsiline karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek; 1.800.310,17TL'nin 06.05.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. CEVAP: Davalı vekili, İstihdam ve İşsizliği Önleme Projesi kapsamında davalı şirket ile Kula Belediyesi arasında akdedilen kira sözleşmesi ile fabrikanın, dava dışı Kula belediyesinden kiralandığını, fabrikanın bulunduğu taşınmazın Kula Belediyesi’ne ait olduğunu ve davalı şirketin bu taşınmazı kiracı sıfatıyla kullandığını, fabrikanın su ihtiyacının Kula Belediyesi tarafından sağlandığını ve tüm su temin işlemlerinin Kula Belediyesi tarafından gerçekleştirildiğini ve Kula Belediyesi’nden alınan su hizmet bedelinin aylık olarak Kula Belediyesi hesaplarına ödendiğini, davacı idareye ait su hattına yapılan bir kaçak branşman hattı mevcutsa bunun davalı şirket tarafından değil Kula Belediyesi tarafından yapıldığını, zemin kazılarak ana şebeke hattına kaçak branşman hattı çekilmesinin profesyonel bir hizmet ve işlem gerektirdiğini ve davalı şirketin bu şekilde teknik işlem gerektiren bir eylemi gerçekleştirmesinin mümkün olmadığını, davacı tarafından davalı şirket tarafından kaçak su kullanılmış gibi işlem yapmak suretiyle Kula Belediyesi tarafından halihazırda tahsil edilen bedelleri mükerrer olarak tahsil etmeyi amaçladığını, kaçak su kullanımına ilişkin tutanağın özensiz ve okunaksız olarak kaleme alındığını, tutanakta ismi ve imzası bulunan kişilerin tam unvanlarının belli olmadığını ve imzaların isim yerleriyle tutmadığını, tutanağın tamamen usule aykırı olarak düzenlendiğini ve usule aykırı tutanağa dayalı olarak kaçak su tahakkuku yapılmasının mümkün olmadığını, ... Tarifeler Yönetmeliği’nin 46. maddesinin 1. fıkrasına dayanılarak ve Kula Belediyesi tarafından takılan ve kullanılan sayacın gösterdiği miktar esas alınarak kaçak su tahakkuku yapıldığını, söz konusu maddenin uygulanabilmesi için önceden veya halihazırda ... tarafından aboneye sağlanmış bir su hattının bulunması gerektiğini, davalı şirketin iş yerine hiçbir zaman ... tarafından su hizmeti sağlanmadığını ve ... nezdinde abonelik tesis edilmediğini, davalı şirketin iş yerinde takılı olan sayacın Kula Belediyesi’nin kuyularından gelen suyu ölçmek için takıldığını ve sayaçta görülen tüm su kullanımının ...’ye ait branşman hattından gerçekleşmiş gibi son endeks üzerinden ilk endeks sıfır esas alınmak suretiyle kaçak su tahakkuku yapılmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, Kula Belediyesi’ne ait olan sayaç üzerinde kullanım miktarının esas alınarak tüm miktarın ... hattından kullanıldığının kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalı şirket tarafından tesis edilen bir su hattı bulunmadığından tutanağın düzenlendiği ve fotoğrafların çekildiği tarihin esas alınarak, en fazla geriye dönük olarak 3 ay için kaçak su tahakkuku yapılabileceğini, savunarak davanın reddine karar verilmesini cevaben bildirmiştir. MAHKEME: "Mahkememizce Kula Belediye Başkanlığı'na müzekkere yazılarak davalının belidiye nezdinde su aboneliğinin olup olmadığı, davalı tarafından kullanılan sayaç ile ilgili aboneliğin bulunup bulunmadığı sorulmuş olup, ilgili belediye başkanlığı tarafından mahkememize müzekkere içeriğine uygun şekilde cevap verilmemiş olup, yalnızca davalı tarafından yapılmış ödemeleri gösterir muhasebe işlem fişleri gönderilmiştir. Bu fişlerde davalının kuyu suyu kullanım bedeli adı altında Kula Belediye Başkanlığı'na ödemeler yaptığı açıkça görülmektedir. Buna göre davalı tarafından kullanılan suyun Kula Belediye Başkanlığı ile yapılan sözleşme kapsamında kullanıldığı, bu haliyle kaçak su kullanımının söz konusu olmadığı sonucuna varılmaktadır. Her ne kadar davacı vekili duruşma esnasında kullanılan suyun bedelinin Kula Belediyesine ödenmiş olması zararın giderildiği anlamına gelmeyeceğini beyan etmiş ise de; davalı ile Kula Belediye Başkanlığı arasında suyun kullanımına ilişkin sözleşme akdedildiği, davalının kamu kurumu olan Kula Belediye başkanlığına güvenerek sözleşme yaptığı ve kullanılan su karşılığında ödemeler yaptığı, bu sözleşme sonrasında Kula Belediyesinin işlemleri sonucunda davalının su kullanımına kavuştuğu, şebeke suyuna Kula Belediyesi tarafından çekilen branşman hattının kaçak olup olmadığı veya usulüne uygun olup olmadığını davalının denetleme yükümlülüğünün bulunmadığı, buna göre davalının kaçak su kullanım eyleminin olmadığı sonucuna varılmakla davanın reddine karar verilmiştir. " gerekçesiyle, "1-Davanın REDDİNE," karar vermiştir. BİLDİRİLEN İSTİNAF NEDENİ: Davacı vekili, yukarıda "istem" kısmında yer verilen iddialarına ek olarak, gerekçeli karar haklarının ihlal edilmiş olduğunu, kaçak su hattını kimin döşediğinin önemi bulunmadığını, Yargıtay içtihatlarına göre fiili kullanıcının su bedelinden sorumlu olduğunu, fabrikanın bulunduğu taşınmazın Kula Belediyesine ait olmasının ve davalının taşınmazda kiracı olmasının eldeki uyuşmazlıkta önemi bulunmadığını, davalının kullanılan su bedelini Kula Belediyesine ödemesinin hukuki def’i olmadığını, davalının su faturası bedelini Kula Belediyesine ödemesinin kendisini borçtan kurtaramayacağını, davacı İdare ile Kula Belediyesinin tamamen farklı tüzel kişilikler olduğunu ve ödemelerin Kula Belediyesine yapılmış olmasının def’i olarak kabul edilemeyeceğini, büyükşehir belediyesi statüsündeki bir ilde su bedelinin ilgili su ve kanalizasyon idaresince tahsil edileceğini, ortalama bir tüketicinin dahi bildiği bu hususun, yüksek ticaret hacmine sahip bir anonim şirket tarafından bilinmemesinin mümkün olmadığını, tacir sıfatını haiz davalının basiretli davranma yükümlülüğü gereği olarak İdarenin alacaklı sıfatını bilmesi gerektiğini, Kula Belediyesine yapılan ödemelerin geçerli ifa niteliğinde olduğunu kabulde dahi İdarenin davalıdan alacaklı olduğunu, davalının Kula Belediyesine yaptığı ödemelerin İdare alacağından az olduğunu, İdare alacağının 55.273 m³ su bedeli olarak 1.800.310,17 TL olduğunu, bilirkişi raporunda da alacağın 1.876.414,49 TL olarak tespit edildiğini, bu nedenle davalı tarafından Kula Belediyesine ödenen tutarların mahsubu ile bakiye tutarın tahsiline hüküm verilebileceğini, aksi kanaatle ve eksik inceleme ile verilen kararın kanuna aykırı olduğunu, Manisa 2. İdare Mahkemesince kaçak kullanımına yönelik idari para cezasının iptal edilmiş olmasının İdarenin alacaklı olmadığını göstermediğini, davalının İdareye ait içme suyu hattına bağlanan kaçak hat ile su kullandığını ve su bedelini ödemediğini, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, istinaf başvuru sebep ve gerekçeleri olarak ileri sürmüştür. GEREKÇE: Dava, abonesiz kaçak su kullanımı nedeniyle tahakkuk ettirilen bedelin tahsili istemine ilişkin olup, istinaf başvuru sebep ve gerekçeleri ile kamu düzeni kapsamında Daire önüne gelen uyuşmazlıklar dikkate alınarak yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda; Dava konusu yapılan braşman hattına takılı olan abone kayıtsız su sayacının Kula Belediye Başkanlığına ait olduğu, buna göre, içme suyu şebeke hattından branşman hattı çekilerek abone kayıtsız su sayacı takılması işleminin davacı şirket tarafından değil, Kula Belediye Başkanlığı tarafından gerçekleştirildiği, dolayısıyla, davacı şirketin kaçak su kullanmadığı kesinleşen Manisa 2. İdare Mahkemesinin 15.03.2024 tarihli 2023/522 esas - 2024/280 karar sayılı ilamı ile hüküm altına alındığı, iş bu kararının eldeki davada kesin delil niteliği kazandığı gözetildiğinde; davanın reddine dair verilen kararın;dava dosyası kapsamında mevcut maddi delillere uygun, Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçelere dayandığı, delillerin takdirinde herhangi bir isabetsizlik ve kamu düzenine aykırı bir halin varlığının tespit edilemediği dikkate alınmak sureti ile davacı vekil tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı; 1)Davacı vekilinin, Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/02/2026 Tarih, 2026/80 Esas - 2026/199 Karar sayılı kararına yönelik istinaf başvurusunun, HMK'nin 353/1-b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2)Davacıdan alınması gereken 732,00 TL istinaf karar ve ilam harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3)İstinaf giderlerinin yapanların üzerinde bırakılmasına, 4)İstinaf giderinin kullanılmayan kısmının HMK’nin 333/1. maddesi uyarınca ilgilisine iadesine, Dava dosyası üzerinden yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda, kararın tebliğden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 13/07/2026 günü oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1025, K. 2026/1602, T. 13.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1025-e-2026-1602-k-7b174593b655