Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/2106 E. 2026/1205 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/2106
- Karar No
- 2026/1205
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ 2022/2106 - 2026/1205
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/2106 KARAR NO : 2026/1205
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DAVA TARİHİ : 07/02/2017 KARAR TARİHİ : 10/09/2020 EK KARAR TARİHİ : 13/10/2020 NUMARASI : 2017/97 Esas - 2020/379 Karar
DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit, İpoteğin Terkini KARAR TARİHİ : 24/06/2026
Yukarıda ilk derece mahkemesi ve dosya numarası yazılı hükme karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi. DAVA: Davacılar vekili; Müvekkili şirketler ile ... A.Ş. arasında 30.12.2001 tarihli sözleşme ile ... ada 1 parselde bulunan 24 numaralı taşınmaz üzerine bir villa inşa edilip müvekkillerine satışı konusunda sözleşme yapıldığını, sözleşmenin 5. maddesinde satış bedelinin 120.000 ABD Doları peşin + 138.600.000.000 ETL şeklinde 18 taksit ile ödeneceği, sözleşmeden sonra tapu devrinin yapılması ve davalı şirket lehine taşınmazın tapu kaydı üzerine ipotek tesis edilmesi, teslim süresinin de sözleşmeden itibaren 1 yıl sonrası olarak belirlendiğini, İnşaatın yapımına başlandığı ancak tamamlanmadan davalı şirketin iflas ettiğini, iflas öncesinde müvekkili şirket tarafından davalı aleyhine konu ile ilgili taleplerle Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2003/455 Esas sayılı dosyasında dava açıldığını, davanın takip edilemediğinden açılmamış sayılmasına karar verildiğini, müvekkillerinin 120.000 ABD doları ve 15 adet senet bedelini ödediğini, 27.02.2003, 27.03.2003, 27.04.2003 tarihli toplam 23.100.000.000 ETL tutarlı 3 adet senedin ödenmediğini, inşaatın mevcut durumunun Ankara 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2009/436 D.İş sayılı dosyası kapsamında tespit edildiğini, müvekkili şirketler tarafından inşaatın tamamlandığını, daha sonra da diğer davacı ... ...’e 2016 yılında satış suretiyle temlik edildiğini, sözleşme gereğince tesis edilen ipoteğin davalının yükümlülüklerini yerine getirmemesi ve inşaatı yarım bırakması sebebi ile fekki gerektiğini, villanın tamamlanma masraflarının ödenmeyen borç miktarından çok daha fazla olduğundan müvekkillerinin davalıya borcu bulunmadığını, tam tersine müvekkillerinin gecikme ve cezai şart alacaklarının bulunduğunu, müvekkili şirketler tarafından alacak talebinde bulunularak masaya kayıt yapıldığı, rehinin kaldırılması için başvuruda bulundukları ancak iflas müdürlüğünce kabul edilmediğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak üzere davalı tarafa borçlu bulunulmadığının tespiti ile tapu kaydına konan ipoteğin kaldırılmasını istemiştir. CEVAP: Davalı vekili;Mahkemenin görevli olmadığını, davacıların müflisten eksik imalat bedelinden kaynaklı alacakları olduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını, dava değerinin eksik gösterildiğini, ipotek bedeli ve borç miktarının tespitinden sonra eksik harcın tamamlatılması gerektiğini, davalı şirket hakkında Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21.07.2006 tarih 2003/367 Esas sayılı dosyasında iflas kararı açıldığı, iflas tasfiyesinin Ankara İflas Müdürlüğü 2006/13 Esas sayılı dosyasında devam ettiği, davacılardan ....’nin iflas masasına yaptığı alacak başvurusunun masa tarafından reddedildiği, açılan kayıt kabul davasının da takipsiz bırakılması nedeniyle açılmamış sayılmasına karar verildiği, bu hali ile davacı ... şirketinin davalı müflisten herhangi bir alacağının bulunmadığının kesinleştiği, müflis ile davacı ... ... arasında bir sözleşme bulunmadığını, bu sebeple davada aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, ödemeleri gereken taşınmaz bedelinin tamamının ödenmediğini belirterek, davanın reddini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARAR ÖZETİ: " 1-Davanın KABULÜ ile ... İli .... İlçesi, ...Mah. ... Ada, 2 Parsel'de kayıtlı 24 Bağımsız Bölümlü Dubleks mesken niteliğindeki taşınmaz üzerinde bulunan 31/01/2002 tarihli ... yevmiyeli 138.600,000,000 ETL, tutarındaki ipoteğin tapu kaydı üzerinden terkinine, 2-Davacının herhangi bir borcunun bulunmadığının tespitine,..." şeklinde karar verilmiştir. Davacılar vekili tarafından; yargılama sırasında dava değerinin 138.600,00 TL olarak belirlendiği, bu miktar üzerinden harcın ikmal edildiği, ancak gerekçeli kararda dava dilekçesinde belirtilen miktar üzerinden vekalet ücreti hesap edildiği, maddi hata yapılarak lehlerine hükmedilen 3.465.00 TL vekalet ücretinin 17.117,00 TL olarak düzeltilmesini istemiştir. Mahkemece tavzih talebi kabul edilerek 13/10/2020 tarihinde; "Mahkememizin 10/09/2020 tarih ve 2017/97 Esas Esas, 2020/379 Karar sayılı kararındaki "Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.577,96-TL nispi karar ve ilam harcından dava dosyasında peşin alınan harcın mahsubu ile kalan 1.183,46-TL harcın davalıdan alınıp Hazineye gelir kaydedilmesine, " şeklindeki bölümün " Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 9.467,76-TL nispi karar ve ilam harcından dava dosyasında peşin alınan harcın mahsubu ile kalan 9.073,26-TL harcın davalıdan alınıp Hazineye gelir kaydedilmesine, " düzeltilmesine, Mahkememizin 10/09/2020 tarih ve 2017/97 Esas Esas, 2020/379 Karar sayılı kararındaki " Dava sırasında kendisini vekille temsil ettiren davacı yararına takdir edilen 3.465,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, " Dava sırasında kendisini vekille temsil ettiren davacı yararına takdir edilen 17.117,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, " şeklinde düzeltilmesine,"yönelik ek karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili tarafından; davanın kayıt kabul davası olmadığından mahkemenin görevli olmadığı, müflis şirket ile davacı ... ... arasında herhangi bir sözleşme ilişkisi bulunmadığından davalıdan hak ve alacağı da bulunmadığı, anılan davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığı, davacılardan ....A.Ş.'nin müflisin sattığı binanın eksik imalatı nedeniyle alacaklı olduğuna yönelik taleplerinin iflas masası tarafından ret olduğu, bu ret kararı üzerine açılan kayıt kabul davasının da takipsiz bırakılması nedeniyle açılmamış sayılmasına karar verildiği, kararın kesinleştiği, davacı şirketlerin müflis şirketten herhangi bir hak ve alacakları bulunmadığı, bilirkişi raporuna müflis şirket kayıtlarının da incelenmesi yönünde itiraz edildiği, ancak itirazlarının değerlendirilmediği, oysa şirket kayıtlarının incelenmesi ile davacıların ödemeleri gereken taşınmaz bedelinin tamamını ödemediklerinin ve borç tutarlarının tespit edilebileceği, eksik inceleme ile karar verildiği, kararın ve sonrasında verilen tavzih ek kararının usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilerek, istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacılar vekili tarafından; Mahkemece 08.02.2018 tarihli ara karar ile 138.600,00 TL fekki talep edilen ipotek bedeli üzerinden eksik harcın ikmal edilmesi için süre verildiği, bu miktar üzerinden harcın 09.02.2018 tarihinde ödendiği, dava değerinin 138.600,00 TL olduğu, harç ve vekalet ücretinin bu miktar üzerinden hesap edilmesi gerekirken dava dilekçesinde gösterilen değer üzerinden karar verildiği belirtilerek, istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. DELİLLER : Tapu kaydı, bilirkişi raporu, sözleşme, v.s. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve HUKUKİ SEBEPLER : Dava; menfi tespit ve ipoteğin kaldırılması istemlerine ilişkindir. Bilindiği gibi;6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 2'nci maddesine göre, dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. HMK'da ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi, diğer dava ve işler bakımından da görevlidir (HMK m. 2/2).
6100 sayılı HMK.nun Görevin Belirlenmesi ve Niteliği başlıklı 1. maddesinde, mahkemelerin görevinin ancak kanunla düzenleneceği ve göreve ilişkin kuralların kamu düzeninden olduğu belirlendiğinden bu husus mahkemelerce yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınması gerekir. Türk Ticaret Kanunu'nun 4'üncü maddesi gereği, her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri, nispî ticarî dava olarak düzenlenmiş ve aksine bir hüküm bulunmadıkça dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesinin tüm ticarî davalar ile ticarî nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olduğu hüküm altına alınmıştır (TTK m. 5/1). Öte yandan; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun tavzih ve tamamlama talebi ile usulü başlıklı 306 ncı maddesi şu şekildedir; “(1) Tavzih veya tamamlama, dilekçeye tarafların sayısı kadar nüsha eklenmek suretiyle hükmü veren mahkemeden istenebilir. Dilekçenin bir nüshası, cevap süresi mahkemece belirlenerek karşı tarafa tebliğ edilir. Cevap, tavzih veya tamamlama talebinde bulunan tarafa tebliğ olunur.” (2) Mahkeme, cevap verilmemiş olsa bile dosya üzerinde inceleme yaparak karar verir; ancak gerekli görürse iki tarafı sözlü açıklamalarını yapabilmeleri için davet edebilir. (3) Mahkeme tavzih veya tamamlama talebini yerinde gördüğü takdirde 304 üncü madde uyarınca işlem yapar.” Uyuşmazlığın esasına ilişkin yasal düzenlemelere bakıldığında: Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK)72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır. Diğer yandan;İpotek ise, kişisel bir alacağın teminat altına alınması amacını güden ve bir taşınmaz değerinden alacaklının alacağını elde etmesini sağlayan sınırlı bir ayni haktır. İpotek tesisi için rehin edilecek taşınmaz maliki ile alacaklı arasındaki anlaşmanın (rehin sözleşmesi) Türk Medeni Kanunu’nun 856. maddesi uyarınca tapu siciline tescil edilmesi gerekir. Alacak sona erdiği halde alacaklı terkin taahhüdüne rağmen terkin talebinde bulunmazsa taşınmaz maliki rehnin (kaldırılmasını) dava yolu ile isteyebilir. Türk Medeni Kanunu, maliklerin mülkiyeti satış yoluyla devretmeleri sırasında doğan alacaklılarını koruma gereği duyduğundan alacaklarını teminat altına alabilmeleri için taşınmaz üzerinde ipotek tesis hakkı sağlamıştır. Şerhin terkinine ilişkin bu tür davalarda, tüm şerh lehtarlarının davada davalı olarak yer alması zorunludur. Taraf teşkili kamu düzenine ilişkin olduğundan yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerekir. TMK’nın 893/1-1maddesinde “Satıştan doğan alacağı için satılan taşınmaz üzerinde satıcı” kanuni ipotek hakkının tescilini isteyebilecektir. Türk Medeni Kanunu'nun 883/2 nci maddesinde; "(Ek fıkra:4/7/2019-7181/19 md.) İpotek süreli olarak kurulmuşsa, sürenin bitiminden itibaren otuz gün içinde ipotekli taşınmaz üzerinde 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 150/c maddesinde belirtilen şerhin konulmaması hâlinde ipotek, malikin talebiyle tapu müdürlüğünce terkin edilir." düzenlemesi yer almaktadır. (Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 2023/4734E- 2024/3970K) Bu bilgiler ışığında somut olaya bakıldığında; davacı şirketler ile müflis davalı arasında 30.12.2001 tarihinde imzalanan sözleşme ile davalının ... ada 1 parselde bulunan 24 numaralı taşınmaz üzerine bir villa inşa etmesi, satış bedelinin 120.000 ABD Doları peşin + 138.600.000.000 ETL şeklinde 18 taksit ile ödenmesi, sözleşmeden sonra tapu devrinin yapılması ve davalı şirket lehine taşınmazın tapu kaydı üzerine ipotek tesis edilmesi, teslim süresinin de sözleşmeden itibaren 1 yıl olmasının kararlaştırıldığı, dosya kapsamından dava konusu kat mülkiyeti kurulu ...ada 2(eski 1) parsel sayılı taşınmazdaki 24 no'lu dubleks mesken niteliğindeki bağımsız bölümün 31/01/2002 tarihinde davalı tarafından sözleşme gereğince davacı şirketlere satış suretiyle temlik edildiği, tapu kaydına ipoteğin tescilini sağlayan 31/01/2002 tarihli resmi senetten taşınmazın tam maliki olan davalı müflis şirket tarafından davacı şirketlere 268.854.271.187 ETL bedel ile satıldığı, davacılardan ...Ltd.Şti ile .....Ltd.Şti'den hisselerine düşen satış bedellerini peşin ve nakten aldığı, davacılardan .....A.Ş.'den ise 6/10 hissesine düşen 158.312.562.712 ETL satış bedelinden 19.712.562.712 ETL kısmını peşinen ve nakten aldığı, satıştan doğan kalan alacak için de .....A.Ş.'nin hissesi üzerine satıcı ....A.Ş. lehine 138.600.000,000 ETL bedelli 18 ay süreli kanuni ipotek tesis edildiği, davacı şirketler tarafından dava konusu taşınmazın 20/05/2016 tarihinde diğer davacı olan ... ...'e satış suretiyle temlik edildiği, böylece kayıt maliki davacı ... ... dışındaki davacıların tapu kayıt maliki olmadıkları, inşaatın yapımına başlandığı ancak tamamlanmadığı, davalı şirketin iflas ettiği, davacı tarafından taşınmazda tesis edilen bu ipoteğin karşılığı olan borcun zaten ödendiğine ilişkin bir kısım belgeler sunulduğu, davacı ipotek borçlusu şirketin bu nedenle kalan 3 taksiti ödemediğini savunduğu, alınan 01.04.2019 tarihli uzman bilirkişilerin raporunda özetle davacıların sözleşme hükümlerine uygun olarak ödeme yükümlülüğünün %92,62 oranında yerine getirdiği, ancak davalının villanın inşaatını tamamlamadığı, 30.12.2002 tarihinde teslim edilmesi gereken villanın Ankara 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2009/436 D. İş sayılı dosyasına sunulan 08.05.2009 tarihli bilirkişi raporunda yer verilen bilgiler ışığında yapılan değerlendirme sonucunda %35,29 oranında inşaat ilerleme seviyesinin bulunduğu, bu nedenle yapılan ödeme ile teslim alınan yarım inşaata bakıldığında davacının davalıya borcu bulunmadığı, dava konusu ipoteğin lehtarı olan ... İnşaat ve Tesisat A.Ş.’nin alacaklı olmaması nedeniyle 31.01.2002 tarihli ipoteğin kaldırılmasının yerinde olacağı şeklinde görüş bildirdikleri anlaşılmaktadır. Mahkemece, tarafların iddia ve savunmalarına ilişkin deliller kısmen toplanılmış, uzman bilirkişiden rapor alınarak tartışılmış ve davacıların davalının edimine göre 3 kat fazlasını yerine getirdiği bu haliyle davacıların davalıya herhangi bir borçlarının kalmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiştir. Ne var ki; taşınmazda TMK'nın 893. maddesinde tanımlanan kanuni ipotek tesis edilerek taşınmazın alıcılardan davacı ... ..Ltd.Şti tarafından ödenmeyen satış bedelinin teminat altına alındığı, bu nedenle öncelikle dava konusu taşınmazın tapu kaydının ilk tesis tüm tedavülleri ve takyidatlarının dayanak kayıtları ile birlikte getirtilerek, davacıların her birinin ayrı ayrı aktif dava ehliyeti ve Türk Medeni Kanunu'nun 883/2 nci maddesi(Ek fıkra:4/7/2019-7181/19 md.) tartışılmamış, dava dilekçesinde belirtilen değer üzerinden hesaplama yapılarak hatalı hüküm kurulmuş, sonrasında ise davacı tarafın talebi üzerine taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçların tavzih yolu ile genişletilip değiştirilmesi niteliğinde karar verilemeyeceği göz ardı edilerek 13/10/2020 tarihli ek karar verilmiştir. Mahkemece, eksik inceleme ve yetersiz araştırma ile yazılı şekilde karar ve ek karar verilmesi doğru görülmemiştir. Hal böyle olunca, davacılar ve davalı vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece Mahkemesince verilen kararın yukarıda belirtilen gerekçelerle HMK'nın 353/1-a/4 ve 6. bentleri gereğince kaldırılarak dosyanın mahalline gönderilmesine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkekemesi'nin 10/09/2020 ve 13/10/2020 tarih, 2017/97 Esas 2020/379 Karar sayılı karar ve ek kararın KALDIRILMASINA, 2-Dosyanın davanın yeniden görülmesi için MAHKEMESİNE İADESİNE, 3-İstinaf yoluna başvuranlar tarafından yatırılan istinaf peşin harcının ilgili tarafa İADESİNE, 4-İstinaf yoluna başvuranlar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate ALINMASINA, 5-Kararın kesin olduğu dikkate alınarak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 27.maddesi ile aynı kanunun 302/5.maddesi uyarınca Dairemiz kararının ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine, harç ve diğer işlemlerin ilk derece mahkemesi tarafından yerine GETİRİLMESİNE, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a/6. bendi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.24/06/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİHİ : 25/06/2026
... Başkan ... e-imzalıdır.
... Üye ... e-imzalıdır.
Üye ... e-imzalıdır.
Katip ... e-imzalıdır.
¸Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında E-imza ile imzalanmıştır. ¸