Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/6415 E. 2026/3986 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/6415
- Karar No
- 2026/3986
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2025/1 E., 2025/11 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, İzmir ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 7700 parsel sayılı 18.460,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kaydı, vergi kaydı ve irsen intikal nedeniyle birleşen davada ... ve müşterekleri vekili adına payları oranında tespit edilmiştir. İtirazı kadastro komisyonunca reddedilen davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazın kayıp ve yitik kişilerden kaldığını ileri sürerek, kadastro tespitinin iptali ve Hazine adına tescilini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine, dava konusu 7700 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiştir. Birleşen davada davacı ... ve arkadaşları vekili tapu kaydı, satın alma, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, dava konusu 7700 parsel sayılı taşınmazın malik hanesinin boş olduğunu, taşınmazın adlarına tapuya tescil edilmek suretiyle malik hanesinin doldurulması istemiyle 26.06.2018 tarihinde Asliye Hukuk Mahkemesinde tescil davası açmışlardır.
Asliye Hukuk Mahkemesince, Kadastro Mahkemesine yönelik verilen görevsizlik kararı üzerine Kadastro Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, 2022/2 Esas ve 2023/4 Karar sayılı kararıyla yukarıda tarih ve sayısı belirtilen dava dosyası ile 02.03.2023 tarihinde birleştirilmesine karar verilmiştir. Birleşen davada davacılar ... ve arkadaşları vekili 07.03.2023 tarihli dilekçe ile birleştirme kararı verilen hükümde, taraflarınca yargılama aşamasında ileri sürülen hususlar ve kamu düzenine ilişkin olup mahkemece resen hükme geçirilmesi gerekli olan hususlarda karar verilmediğini ileri sürerek, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 305/A, 304-306 maddeleri gereğince ek karar verilerek hükmün tamamlanmasını talep etmişlerdir. İlk Derece Mahkemesince 03.04.2023 tarihli ve 1980/35 Esas, 1983/111 Karar sayılı ek kararla; "Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğünün 26.04.2022 tarihli cevabi yazısında, Selçuk (Kapatılan) Kadastro Mahkemesi'nin 1980/35 Esas, 1983/111 Karar sayılı dosyasının yenilenmesi için 4473 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmasına dair ilan metninin mahallinde mutat vasıtalarla yayımlattırılmasının istendiği, 06.05.2022 tarihli ve 31827 sayılı resmi Gazete'de ilanın yaptırıldığı, 2022/2 Esas sayılı dava dosyası ile Selçuk (Kapatılan) Kadastro Mahkemesinin 1980/35 Esas sayılı dava dosyasında davaların niteliği, davaya konu parselin aynı olması, tarafların niteliği ve usul ekonomisi ilkesi dikkate alınarak aralarındaki hukuki ve fiili irtibat bulunması nedeniyle 6100 sayılı Kanun'un 166. maddesi uyarınca Söke Kadastro Mahkemesinin 2022/2 Esas sayılı dava dosyasının Selçuk (Kapatılan) Kadastro Mahkemesinin 1980/35 Esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği ve ardından asıl dava dosyasında karar verildiği, birleşen 2022/2 Esas, 2023/4 Karar sayılı dava dosyasında davacılar vekilinin talebi ve usul ekonomisi ilkesi de düşünülerek 6100 sayılı Kanun'un 305/A maddesi gereğince hükmün tamamlanması cihetine gidildiği, ilgili dosyanın tarafları ve konusunun aynı olduğu ve hakkında daha önce gerekçeli karar verilmiş olduğu, birleşen davanın konusuz kaldığı" gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 06.02.2024 tarihli ve 2023/3869 Esas, 2024/544 Karar sayılı ilamıyla; "İlk Derece Mahkemesince, birleşen davada davacı ... ve arkadaşlarının dava konusu 7700 parsel sayılı taşınmaza yönelik açmış oldukları dava dosyasının, ihyasına karar verilen Selçuk (Kapatılan) Kadastro Mahkemesinin 1980/35 Esas ve 1983/111 Karar sayılı dava dosyasıyla birleştirilmesine karar verilmesi yerinde olmadığı gibi, ihyasına karar verilen dava dosyası üzerinden ek kararla, karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesinin de isabetli olmadığı; birleşen davanın davacıları ... ve arkadaşları, asıl davada dava konusu olan 7700 parsel sayılı taşınmazın bir kısım tespit malikleri olduğundan, her iki davanın konusu ve tarafları aynı olup, esasen birleşen dava, ihyasına karar verilen dava dosyasının da devamı niteliğinde olduğu, bu nedenle her iki davanın aynı dava olduğu gözönünde bulundurularak birlikte görülmesi ve sonuçlandırılması gerektiğinden, birleştirme kararı ve ek karar usul ve Kanuna uygun bulunmadığı, öte yandan İlk Derece Mahkemesince, Selçuk (Kapatılan) Kadastro Mahkemesi'nin 1980/35 Esas ve 1983/111 Karar sayılı dava dosyasının ihyasına karar verildiği halde, dosyada hiç bir işlem yapılmadan gerekçeli karar taraflara tebliğe çıkarılmış ise de, sözü edilen dava dosyasında keşif, bilirkişi raporları, tespite esas tapu ve vergi kayıtları, komşu taşınmaz kayıtları gibi belgelerin bulunmadığının anlaşıldığı, şu halde dosyada, İlk Derece Mahkemesi kararı, dava konusu taşınmaza ait kadastro tutanağının aslı ve komisyon kararı dışında başkaca kayıt ve belge olmadığı, diğer bir anlatımla temyiz incelemesi yapılabilecek bir dava dosyasının bulunmadığı, hal böyle olunca İlk Derece Mahkemesince, 4473 sayılı Yangın, Yersarsıntısı, Seylap veya Heyelan Sebebiyle Mahkeme ve Adliye Dairelerinde Ziyaa Uğrayan Dosyalar Hakkında Yapılacak Muamelelere Dair Kanun hükümlerinden yararlanılarak ve Kanundaki hükümlerin uygun düştüğü oranda kıyasen uygulanması yoluyla yenileme işlemleri yapılması, dosya arasında bulunan çekişmeli taşınmaza ait kadastro tespit tutanağının aslı ile komisyon tutanağı ve İlk Derece Mahkemesi kararının içeriğinden faydalanılarak dava konusu taşınmazın tespitine esas tapu kaydı, vergi kaydı ile komşu taşınmazlara ait kadastro tespit tutanaklarının suretleri ile varsa dayanağı olan kayıtların getirtilmesi, tarafların ellerinde dava dosyası ile ilgili evrak, kayıt vb. bilgi ve belge bulunup bulunmadığı sorularak varsa sunmalarının istenilmesi, tarafların bildirdikleri delillerin toplanması, gerektiğinde fen bilirkişisi, ziraatçi bilirkişisi, yerel bilirkişiler ve taraf tanıklarının katılımıyla taşınmazın başında yeniden keşif yapılması, bilirkişilerden rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi" gereğine değinilerek İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "dava konusu taşınmazın 06.08.1975 tarihli kadastro tespitine karşı Selçuk (Kapatılan) Kadastro Mahkemesinin 1980/35 Esas, 1983/111 Karar sayılı dosyasında dava açılmış 14.06.1983 tarihinde davanın reddine karar verildiği, her ne kadar Dairemizin 2023/3869 Esas, 2024/544 Karar sayılı bozma ilamı öncesinde dosyada mevcut olmasa da, 1980/35 Esas sayılı kararın temyiz edilmesi sonucu Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 24.05.1984 tarihli ve 1983/8139 Esas, 1984/3748 Karar sayılı ilamı ile tashih-i karar talebi neticesinde Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 31.12.1984 tarihli 1984/6673 Esas, 1984/7889 Karar sayılı karar düzeltme ilamının bulunduğu tespit edilmiş ve dosyaya celp edilerek taraflara tebliğ edildiği, hakkında artık Yargıtay karar düzeltme ilamı bulunan bir mahkeme kararının tüm olağan kanun yollarından geçerek kesinleştiği, her ne kadar kesinleşme şerhi bulunmasa da kesinleşme şerhi düzenlenmesinin usuli/idari bir işlem olduğu ve kesinleşme şerhinin her zaman düzenlenebileceği, kesinleşme şerhinin Selçuk (Kapatılan) Kadastro Mahkemesinin 1980/35 Esas, 1983/111 Karar sayılı dosyası üzerinden Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 1984/6673 Esas, 1984/7889 Karar sayılı karar düzeltme talebinin reddedildiği tarih olan 31.12.1984 tarihi esas alınarak düzenlenmesi gerektiği, işbu kararın Yargıtay bozma ilamına uymakla artık bağlayıcı hale gelen bozma ilamına aykırılık teşkil etmeyip bozma sonrası ortaya çıkan (kesin mahiyetteki) ilamlar nedeniyle dosya muhteviyatının değiştiği, kadastro tespitine karşı açılan davanın kesinleşmesi ile dava konusu edilen kadastro tutanağın da kesinleşmiş olduğu, Kadastro Mahkemesinin görevinin kadastro tutanağının düzenlendiği günde başladığı ve tutanak kesinleştikten sonra Kadastro Mahkemesinin görevinin sona erdiği, görev hususunun kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gerektiği, dolayısıyla davaya bakma görevinin 6100 sayılı Kanun'un 1 14... . maddeleri ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 25... . maddeleri uyarınca taşınmazın bulunduğu yer genel mahkemesi olan Selçuk Asliye Hukuk Mahkemesinde olduğu, hak düşürücü süre, kesin hüküm gibi hususların görevli mahkeme olan Selçuk Asliye Hukuk Mahkemesince değerlendirilmesi gerektiği, her ne kadar dava konusu taşınmazda kadastro güncelleme çalışması yapılıp kesinleştirilmişse de ve ayrıca taşınmaz 1. derece arkeolojik sit sınırları içerisinde yer alsa da bu hususların eldeki usuli görevsizlik kararında değerlendirilemeyeceği, haliyle bu konular hakkında karar verilmesinin mümkün olmadığı" gerekçesiyle davanın görev yönünden usulden reddine, Mahkemenin görevsizliğine, görevli ve yetkili mahkemenin Selçuk Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna, Mahkememizin görevsizlik kararının temyiz kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleşmesi halinde Mahkememiz ile Selçuk Asliye Hukuk Mahkemesi arasında olumsuz görev uyuşmazlığı çıktığından görevli mahkemenin tayini ve yargı yeri belirlenmesi için dosyanın Yargıtay'a gönderilmesine, Mahkememizin görevsizlik kararının temyiz kanun yoluna başvurulup onanarak kesinleşmesi halinde dosyanın görevli ve yetkili Selçuk Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş; hüküm davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre İlk Derece Mahkemesi kararındaki gerekçe dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Davacı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,08.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.