Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/367 E. 2026/1098 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/367
Karar No
2026/1098
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

16. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

DOSYA NO:2025/367 Esas

KARAR NO:2026/1098 Karar

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ:05/12/2024

NUMARASI:2022/154 E. - 2024/200 K.

DAVANIN KONUSU:Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali)

KARAR TARİHİ:02/07/2026

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;

G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirketin yaklaşık 40 yıldır "..." isimli restorantı işlettiklerini, restoranın ilk önce ... adına kayıtlı olduğunu, davacının Kumkapı'da faaliyet gösteren restoranının tanınmış bir işletme olduğunu, davalının "..." markasını izinsiz olarak kullanmaya başlaması üzerine Kadıköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 1099/709 Esas sayılı davasını açtıklarını, yargılama sonucunda "... " marka ve ticaret unvanının müvekkiline ait olduğuna, başkaları tarafından kullanılmasının haksız rekabet teşkil edeceğine karar verildiğini, kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiğini, davalı şirketin bir süre müvekkilinin şubesi gibi hareket ettiğini, davaya konu ... numaralı "...", ...numaralı "...+Şekil" ve ... numaralı "...+Şekil" markalarını kendi adına tescil ettirdiğini, ancak müvekkili ile bağlantısı olmadığının anlaşılması üzerine işletmesinin başarısız olduğunu, markaların davalı tarafça uzun yıllardır kullanılmadığını belirterek, yargılama süreci esnasında, davacı şirketin ticari itibarının zedelenmemesi ve davalı firmanın kullanımının önüne geçilmesi adına ilgili markaların 3. kişilere devrinin önlenmesine ilişkin olarak tensiple, teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesini, yapılacak yargılama sonucunda, SMK'nın 9 ve 26. maddeleri kapsamında, davalı şirket adına TPMK'da tescilli olan ..., ...ve ... tescil numaraları markaların iptaline karar verilmesini, sicilden terkinlerine, davalı firma tarafından kullanımının yasaklanmasına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; daha önce davacı tarafından müvekkiline karşı açılan İstanbul 2. FSHHM'nin 2013/47 Esas sayılı dosyası ile bu dava konusunun aynı olduğunu, davanın reddine karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, bu sebeple kesin hüküm itirazında bulunduklarını, davacının bu davayı açma hakkının bulunmadığını, müvekkilinin markayı hem tescile, hem de 29/03/2001 tarihli protokole dayalı olarak kullandığını, davacı şirketin 05/04/2001 tarihinde kurulduğunu, tüzel kişilik kazanmadan önceki bazı eylem ve tasarrufların kendisinden sadır olduğunu iddia ettiğini, Kadıköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 1999/709 Esas sayılı davasında davacıların ...ve ... olduklarını, davaya konu anlaşmazlığın sulhen çözüldüğünü, markaların bu kişilerle müvekkili arasında imzalanan 29/03/2001 tarihli protokol kapsamında ortak kullanıldığını, bu protokol kapsamında "..." kelimesinin iş yerinde marka olarak kullanımının devam edeceğinin belirtildiğini ve bu protokol kapsamında davacı şirket yetkilisi ...ve dava dışı ...'e çok yüksek meblağ ödeme yaptıklarını, müvekkilinin markaları izinsiz kullandığına ve izinsiz şekilde kendi adına tescil ettirdiğine dair iddialarının doğru olmadığını, müvekkilinin protokol tarihinden sonra marka tescil ettirmediğini, sadece önceki markalarının koruma sürelerini uzattığını, markaların uzun süre Küçükyalı'da bulunan adreste kullanıldığını, fakat Covit19 sebebi ile ara verdiklerini, taraflar arasında düzenlenen protokol ve markaların birlikte kullanıldığını, bunun da bir kullanım sayıldığını belirterek davanın reddini talep ettiği anlaşıldı.

MAHKEME KARARI: İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 05/12/2024 tarihli 2022/154E. - 2024/200 K. sayılı kararıyla; "... İncelenen dosya kapsamı, mevcut deliller, bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; dava davalı adına tescilli ... numaralı ..., ... numaralı ... + ŞEKİL ve ... numaralı ... Şekil ibareli markaların kullanılmama nedeniyle iptaline ilişkin olup davalı tarafından Kadıköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 1999/709 esas sayılı dosyanın sulh ile çözüldüğü, düzenlenen 29/03/2001 tarihli protokol ile davacı ...ve dava dışı ...'e yüklü miktarda ödeme yapıldığını, marka haklarının bu protokole dayandığını belirterek davanın reddini talep ettiği, mahkememizce davalı tarafından sunulan tüm deliller toplandıktan sonra dosyanın bilirkişi heyetine tevdi edildiği 29/05/2023 tarihli bilirkişi raporunda davacı ile davalı arasında kullanım sözleşmesi bulunduğu, marka sahibinin izni ile kullanılması anlamına geleceği, 43. Sınıftaki restoran hizmetleri bakımından ... markasının kullanıldığı, diğer sınıflar yönünden ayrıca ... ibareli marka yönünden kullanım bulunmadığının tespit edildiği, daha sonra aldırılan 08/05/2024 tarihli bilirkişi raporunda ise davalı tarafından sunulan delillerin kullanıma ilişkin delil olmadığı, kullanımın ispatlanamadığı yönünde görüş bildirdiği, buna göre tüm dosya kapsamı birarada değerlendirildiğinde davalı şirketin davaya konu ... numaralı ... ibareli markanın 41 ve 43. Sınıf ... numaralı ... ibareli markanın 05,29,30 ve 31. Sınıfta ... numaralı ... ibareli markanın ise 43. Sınıfta tescilli olduğu, markanın iptaline ilişkin hükümler SMK 9 ve 26. Maddelerinde düzenlenmiş olup markayı kullanımın ispatının davalı tarafından yapılması gerekmekte olup davalı tarafından sunulan deliller incelendiğinde bilişim tespitlerine göre en son tarihli gazete haberinin 2011 tarihli olduğu, Küçükyalı'da ... isimli bir işyeri olduğu, fakat işyerinin kullanılmadığı, bu işyeri ile ilgili yapılan yorumun ise en son 19/06/2015 tarihine dayandığı, sunulan delillerin 1997 ve 1999 yıllarını kapsadığı, neticeten dava tarihinden itibaren geriye doğru 5 yıllık süre içerisinde herhangi bir kullanımın tespit edilemediği, davalı tarafından ileri sürülen sözleşme incelendiğinde protokol tarihinin 29/03/2001 olduğu, tarafların ... ... Şirketi bir tarafta diğer tarafta ise ...ve ... olduğu, bu protokole göre her iki tarafında ... kelimesini marka ve işyeri unvanlarında kullanmaya devam edeceklerinin kararlaştırıldığı, protokolde adı geçen ... Limited Şirketinin unvan değişikliği ile ... Şirketi unvanını aldığı ve daha sonra bu şirketin davalı şirket ile 08/12/2015 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlandığı üzere birleştiği, davaya konu edilen ..., ..., ... markaların davalı şirket adına tescilli olduğu, davalı vekilince dava dışı ...ve ... ile yapılan 29/03/2001 tarihli protokolün tarafının davacı şirket olmadığı, bu kişilerin davacı şirketin eski ortakları olduğu, kaldı ki protokol incelendiğinde protokolün ... markasının birlikte kullanımına ilişkin olduğu, markanın kullanılma yükümlülüğünün 6769 sayılı kanun çerçevesinde 9 ve 26. Ve diğer ilgili maddelerince hükme bağlandığı ve marka kullanımının kanuni bir yükümlülük olduğu, davalının markayı kullandığını ispat edemediği, belirtilen 29/03/2001 tarihli protokolün marka sahibinin izni doğrultusunda marka sahibi tarafından kullanım olarak kabul edilen SMK 9/3. Maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceği, zira protokolde her iki tarafında markaları ayrı ayrı kullanacağının imza altına alındığı her ne kadar bilirkişi raporlarında 29.03,2001 tarihli protokolün değerlendirmesi farklı yapılmış ve bu bakımdan kısmen çelişki mevcut ise de,protokolün değerlendirilmesi, hukuki yorum olup mahkememizce değerlendirilmesi gerektiğinden ilk bilirkişi raporundaki sonuç kısmındaki kanaat mahkememizce dikkate alınmamış,raporlar arasında hukuki yorumlar dikkate alınmadığında çelişkinin de mevcut olmadığının anlaşıldığı, yine kesin hüküm itirazına konu İstanbul 2. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2013/47 Esas 2014/268 karar sayılı dosyası incelendiğinde dosyanın markaların hükümsüzlüğü ve marka hakkına tecavüzün tespiti ve menine ilişkin olduğunun anlaşıldığı, markanın kullanılmama nedeniyle iptaline ilişkin hüküm olmadığı bu nedenle kesin hüküm itirazının reddine karar vermek gerekmiş neticeten davalı şirketin davaya konu edilen markaları uzun yıllardır tescilli olduğu sınıflarda kullanmadığı anlaşıldığından SMK 9 ve 26. Maddeleri uyarınca davaya konu edilen ..., ... ve ... numaralı markaların kullanılmama nedeniyle iptaline bu şekilde davanın kabulü ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

HÜKÜM:Davanın KABULÜ ile, davalı adına tescilli ..., ... ve ... tescil numaralı markaların kullanılmama nedeniyle iptaline... " karar verildiği görülmüştür.

İSTİNAF İSTEMİ: Davalı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; ilk derece mahkemesinin kararında delillerin tartışılmadığını, sabit görülen vakıaların ve bundan çıkarılan sonuçların belirtilmediğini, bir kısım savunmaları hakkında değerlendirme yapılmadığını, bu nedenle HMK'nın 27. maddesindeki hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini, İlk derece mahkemesinin kararında savunmalarına yer vermemesinin yanı sıra 29/05/2023 tarihli bilirkişi raporuna neden itibar etmediğini de belirtmediğini, HMK'nın 141. maddesi uyarınca Mahkemenin gerekçesiz karar veremeyeceğini, ayrıca Anayasa'nın 36. maddesindeki adil yargılanma hakkının da ihlal edildiğini, İlk derece mahkemesince alınan her iki bilirkişi raporunda farklı görüşler belirtilmesine rağmen, raporlar arasındaki çelişki giderilmeden ve gerekçeli kararda bu konuda açıklama yapılmadan karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Usul hükümlerine aykırı olarak, çift sayıda oluşturulan son bilirkişi raporunun hükme esas alındığını,Raporlar arasına çelişki olsa da, 29/05/2023 tarihli bilirkişi raporunun hüküm kurmaya daha elverişli olduğunu, raporun 5 kişilik bilirkişi heyeti tarafından hazırlandığını,İki rapor arasındaki bu nitelik ve nicelik farkının dahi, 08/05/2024 tarihli rapora dayanılarak hüküm kurulamayacağını gösterdiğini,08/05/2024 tarihli bilirkişi raporunda, 29/03/2001 tarihli Protokolün hatalı yorumlandığını, görev sınırlarını aşarak açıkça yasaya aykırı şekilde hukuki niteleme yaptıklarını,Mahkemenin, müvekkilinin 29/03/2001 tarihli Protokolün tarafı olmadığına dair gerekçesinin hatalı olduğunu, Bu Protokolle Kadıköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 1999/709 Esas sayılı dosyasından verilen kararın sonuçlarının ortadan kaldırıldığını, başka bir hukuki zeminde anlaşama yaptıklarını, hükmün hiçbir zaman uygulanmadığını, Bu protokolle, markanın kullanım hakkına ilişkin geçmişe ve geleceğe yönelik tüm ihtilafların ortadan kaldırıldığını, markanın kullanımına dair tarafların izninin olup olmadığının hukuki bir mesele olmaktan çıktığını, müvekkilinin bu kullanım hakkının bedelini de karşı tarafa ödediğini, Protokol gereğince markanın taraflarca birlikte kullanılacağı kabul edildiğinden, davacının markaların iptali davasını açmakta hukuki yararının bulunmadığını, hukuki yarar yokluğundan davanın reddi gerektiğini,Mahkemenin 29/03/2001 tarihli Protokolün sıhhatini tartışmaya açmasının yanlış olduğunu, Protokolün taraflar arasında yıllardır uygulandığını ve hüküm doğurduğunun sabit olduğunu,Protokolün ilk defa işbu davanın konusu olmadığını, İstanbul 2. FSHHM'nin 2013/47 Esas saylı davasında da davacı tarafça bir takım haksız talepler ileri sürülmüşse de, Mahkemece Protokol gerekçe yapılarak davanın reddine karar verildiğini,Bu nedenle Protokol tarihinden bu yana geçen 23 yıl boyunca Protokolün sıhhati tartışmaya açılmadığı halde, bilirkişilerce Protokolün sıhhatinin tartışmaya açılmasının yersiz ve gereksiz olduğunu, şüphe çektiğini,Müvekkilinin markasını Maltepe'deki restoranda kullandığı gibi, faaliyet yürüttüğü çeşitli iş yerlerindeki mutfaklarında da yıllardır kesintisiz olarak kullandığını, bilirkişilerin bu işletmelerde yerinde inceleme yapmaları halinde kullanımların tespit edileceğini, inceleme yapılmadan eksik inceleme ile rapor hazırlandığını belirterek, aralarında profesör bilirkişilerin de yer aldığı yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınmasını talep ettiklerini, arz olunan ve re'sen dikkate alınan nedenlerle, ilk derece mahkemesinin davanın kısmen kabulüne ilişkin usul ve yasaya aykırı kararının kaldırılmasına ve istinaf mahkemesince yeniden yargılama yapılarak haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER: Dosyada mevcut TPMK kayıtları incelendiğinde; ... tescil numaralı (14/04/1999 tescil tarihli) "...+Şekil" markasının 42 ve 43. sınıflarda,... tescil numaralı (tescil tarihi 25/03/2002) "..." markasının 05, 29, 30, 31. sınıflarda, ... tescil numaralı(17/05/2016 tescil tarihli) "..." markasının 43. sınıfta davalı şirket adına tescilli oldukları tespit edilmiştir.29/03/2001 tarihli Protokol incelendiğinde; taraflarının ... Şirketi ve ...-... olduğu, ... şirketinin "..." kelimesini marka olarak tescil ettirdiği, ...ve ...'in "..." kelimesini işyeri unvanı olarak kullandıkları, tarafların bu protokolün imzalandığı tarihten itibaren "..." kelimesini işyeri unvanı ve marka olarak kullanmaya devam edecekleri, bu kullanımlarda basiretli bir tacirin göstermesi gereken azami özen ve dikkati göstermeyi taahhüt ettiklerinin belirtildiği tespit edilmiştir.Ticaret sicil kayıtlarının incelenmesinde; davacı şirketin 05/04/2001 tarihinde tescil edildiği, ...ve ...'in davacı şirketin ilk ortakları oldukları, davalı şirketin 29/09/2010 tarihinde tescil edildiği, ... Şirketi'nin unvan değişikliği yaparak ... Şirketi unvanını aldığı, bu şirketin de davalı şirket ile birleştiği tespit edilmiştir.İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 27/11/2014 tarihli, 2013/47 Esas, 2014/268 Karar sayılı kararı incelendiğinde; davacıların ...ve ... ... Şirketi, davalının ... Şirketi (Eski unvanı; ... Şirketi) oldukları, davalı şirkete ait ... tescil numaralı "..." ve ... tescil numaralı "...+..." markalarının hükümsüzlüğü ve davalının marka haklarına tecavüz ettiğinin tespiti ve önlenmesi, maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi için dava açıldığı, yapılan yargılama sonucunda, davalının markayı 29/03/2001 tarihli sözleşmeye dayalı olarak kullandığı ve davacıların davalıya ait markalardan haberdar olmalarına rağmen uzun süre hükümsüzlük davası açmadıkları gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, kararın Yargıtay denetiminden geçerek 21/09/2017 tarihinde kesinleştiği tespit edilmiştir. İlk derece mahkemesince marka vekili ..., bilgisayar mühendisi ..., mali müşavir ..., fikri hukuk uzmanı ...'dan oluşan bilirkişi heyetinden alınan 29/05/2023 tarihli bilirkişi raporunda; davalının 2 haftalık süre içerisinde ticari defterlerini sunmadığını ve yerin bildirmediğini, ticari defter ve belgeler sunulmadığından defter ve belgeler üzerinde inceleme yapılamadığını, davalı firmanın İstanbul Ticaret Odası'na ... sicil numarası ile 29.09.2010 tarihinde tescil edildiğini, ... Grubunun restoran ve yiyecek içecek hizmetleri, nace Kodunun 56.29.90-Dışarıya yemek sunan diğer işletmelerin faaliyetleri (spor,fabrika, işyeri, üniversite, vb. mensupları için tabldot servisi, vb.dahil,özel günlerde hizmet verenler hariç), Firmanın İş Konusu: Lokanta, restoran, kafeterya, pastane gibi bilumum yeme içme faaliyetleriyle işletmek, merkezi mutfak işgal etmek, toplu ve hazır yemek tesisleri kurmak işletmeciliği yapmak olduğunu, davacının markayı uzun süreden beri kullanarak tanıtmış ve kullanım suretiyle bilinir hale getirdiğinden dolayı harcadığı emeğin korunması gerektiğinden dava açmakta menfaati bulunduğunu, davalının eski unvanı.... Şti. ile diğer tarafta işletmenin eski ortakları ve davacı şirketin eski ortakları ...ve ...'in 29.03.2001 tarihinde yaptıkları protokolde tarafların ... kelimesini marka ve iş yeri unvanı olarak kullanacakları konusunda anlaştıklarını, ...ve ...'in ... işletme unvanlı restoranın işletmecileri olup, daha sonra şirkete dönüştürdükleri ve işletmeyi davacı şirket unvanı ile işlettiklerinden anılan protokolün halefiyet gereği geçerliliğinin sürdüğünü, Protokolün 3. Maddesinde, her iki taraf da ... kelimesini marka ve işyeri unvanı olarak kullanımı konusunda basiretli tacirin göstermesi gereken özen ve dikkati sarf etmeyi taahhüt ettiklerini, davacı ile davalı arasında bir kullanım sözleşmesi bulunduğunun tartışmasız olduğunu, davalının da kullandığını iddia ettiğini, buna dair yeterli kanıtın dosyaya ibraz edildiğini, davacının ciddi olarak kullandığı restoran hizmetleri dışında iptal edilmesi şartlarının oluştuğunu, davalının izni ile kullandığı uluslararası 43. sınıftaki restoran hizmetleri dışında ... tescil nolu "..." ibareli markasının tescilli olduğu uluslararası 05, 29, 30 ve 31. sınıflarda, ... tescil nolu "..." ibareli markanın tescilli olduğu uluslararası 41. sınıf ile restoran hizmeti dışındaki hizmetlerde ve ... tescil nolu "..." ibareli markanın tescilli olduğu uluslararası 43. sınıftaki hizmetlerde dava tarihinden itibaren geriye doğru 5 yıl içerisinde ciddi kullanım yapıldığı ispat edilemediğinden iptal şartlarının oluştuğuna dair görüş bildirildiği anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesince marka vekili ... ve gıda mühendisi ...'den oluşan bilirkişi heyetinden alınan 08/05/2024 tarihli bilirkişi raporunda; davalının markanın kullanıldığına dair sunduğu delillerin yeterli olmadığını, en son 2015 tarihli bir yorumun mevcut olduğu, diğer delillerin ya tarihsiz, ya da dava tarihinden önceki 5 yıldan daha eski tarihli oldukları, ... numaralı "..." markasının kullanımına ilişkin hiçbir delil sunulmadığı, sunulan delillerdeki kullanımların "..." olduğu, bir önceki bilirkişi raporunda tespiti yapılan, davalının marka kullanımına dair delillerinin yeterli olmadığı hususuna iştirak etmekle birlikte, söz konusu protokolün davalı tarafından davacıya tanınan bir marka lisans sözleşmesi gibi değerlendirilerek, davacı şirketin restoran hizmetlerindeki kullanımının davalının da ciddi kullanımı anlamına geleceği, davalının kullanımı sayılacağı şeklindeki tespite heyetçe iştirak edilememekte olup, yine hukuki takdiri mahkemeye ait olmak üzere; bu kapsamda davacı ve davalının protokole konu "..." markası kullanımlarının, piyasada aynı marka için bir arada aynı zamanda var olmak üzere, ancak birbirinden bağımsız olarak (müştereken değil) kullanılma/hareket etme gayesiyle, davacı şirketin eski ortaklarınca öncelik hakkına sahip oldukları markanın kullanımı için öncelik hakkına sahip olmayan davalıya verdikleri bir izin ya da muvafakat olduğu kanaatine varıldığına dair görüş bildirildiği tespit edilmiştir.

G E R E K Ç E : Dava, kullanmama nedeniyle marka hükümsüzlüğü davasıdır.

Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinaf yargı yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya incelendiğinde; dava dilekçesinde davalı adına tescilli üç adet markanın kullanmama nedeniyle iptalinin yanı sıra davalının bu markaları kullanmasının da yasaklanması talep edildiği halde, Mahkemenin ön inceleme duruşmasında ihtilaf konusunu kullanmama nedeniyle marka iptali olarak tespit ettiği, taraf vekillerinin bu tespite itiraz etmedikleri, nihai kararda da Mahkemece markaların kullanılmasının önlenmesi talebiyle ilgili bir karar verilmediği halde, buna ilişkin tarafların istinaf başvurusunda bulunmadıkları anlaşılmakla, bu hususa değinilmekle yetinilmiştir.Davalı tarafça dosyaya sunulan tüm delillerin her iki bilirkişi heyeti tarafından incelendiği, markayı kullandığını ispat yükü davalı üzerinde olduğu halde, davalının delil listesinde faaliyetini yürüttüğü işletmelerde yerinde inceleme yapılmasına dair bir delile yer vermediği, ticari defter ve kayıtlarını bilirkişi incelemesine sunmadığı, sunduğu diğer delillerin davaya konu markaları dava tarihinden geriye doğru 5 yıllık süre içinde ciddi ve etkin bir şekilde kullandığını ispatlamak için yeterli olmadığı anlaşılmıştır.Davalının delil olarak dayandığı Protokolle davalı tarafa markanın kullanım hakkı verilmiş olup, bu durumun kullanmama nedeniyle marka iptali davasıyla ilgisi bulunmadığından, dava sonucuna etkisi yoktur. Davacının "..." markasını uzun süredir ticaret unvanında ve işletmelerinde marka olarak kullanması nedeniyle dava açmakta hukuki yararı da bulunduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin usule ilişkin istinaf talepleri kabul edilmemiştir.Her ne kadar iki bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan raporlarda farklı görüşlere yer verilmişse de, marka kullanımına ilişkin delillerin incelenmesi sonucunda ulaştıkları tespitlerin aynı oldukları, bu kapsamda bilirkişi raporları arasında çelişki bulunmadığı, davalının delil olarak dayandığı Protokolün yorumu sonucunda farklı görüşlere ulaşıldığı tespit edilmekle, Protokolün değerlendirilmesi hukuki nitelikte olduğundan, Mahkemece bu konuda değerlendirilme yapılması ve yeniden rapor alınmadan davanın kabulüne karar verilmesi yerindedir.Tüm bu nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.

H Ü K Ü M:Yukarıda açıklanan gerekçe ile:

1-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE,

2-Alınması gereken 732,00 TL maktu harçtan, peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL eksik harcın davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,

3-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,

4-İstinaf yargılama giderleri olarak;

a)Davacı avansından kullanıldığı anlaşılan; 30,00 TL (posta-teb-müz) masrafının davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,

b)Davalı tarafça yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına,

5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere 02/07/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/367, K. 2026/1098, T. 02.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-367-e-2026-1098-k-26e2a9d75674