Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1938 E. 2026/1042 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/1938
- Karar No
- 2026/1042
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/1938
KARAR NO:2026/1042
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:04/03/2021
NUMARASI:2017/838 Esas - 2021/187 Karar
DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Bayilik sözleşmesinden kaynaklanan)
Taraflar arasındaki asıl ve karşı davaların ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle asıl ve karşı davaların kısmen kabulüne dair verilen hükme karşı, davacı- karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı- karşı davalı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirket ile müvekkili arasında Aydın İli, ... ilçesi, ... mah. 63 ada, 7 parsel de bulunan taşınmazın ... İstasyonu, müştemilatı ve depo niteliğinde olarak işletilmesine dair 30/03/2006 tarihli sözleşme imzalandığını, daha sonra taşınmazın üzerine davalı lehine yıllık 10.000,00-TL bedelle 15 yıl süre ile intifa hakkı tesis edildiğini, yine taşınmazın üzerine davalı lehine 350.000,00-TL bedelle 1. derecede ipotek tesis edildiğini, daha sonra taraflar arasında 09/06/2006 tarihinde ...bayilik sözleşmesi imzalandığını, işbu sözleşmenin 09/06/2011 tarihli süre uzatım protokolü ile uzatıldığını, 02/10/2012 tarihli protokol ile taşınmazla ilgili davacı müvekkiline ...bayiliği verilmesi ve bayiliğin işleyiş usul ve esaslarının belirlenmesine dair protokol imzalandığını, son olarak 26/11/2014 tarihli ...bayilik sözleşmesi imzalanarak önceki 09/06/2006 tarihli sözleşmenin feshine ilişkin protokol yapıldığını, en son yapılan sözleşme ile 30/03/2006-02/10/2012 tarihli protokoldeki cezai şartın uygulanmayacağı hakkında taraflar arasında haklı güven oluştuğunu, zira sözleşmenin devamı süresince eksik ürün alındığı ile ilgili hiçbir uyarıda bulunmayan davalının, sözleşmenin başından beri eksik alım yaptığını ileri sürüp cezai şart talep etmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğu gibi, oluşan güvenle de çelişki oluşturduğunu, ancak davalının ekonomik olarak zor duruma düşmesi sonucu müvekkilinde olan alacakları üzerine haciz konulduğunu, 30/03/2006 tarihli protokolün 7. maddesi gereğince teminat olarak ... A.Ş.'nin ... Şubesince düzenlenen 15/05/2005 tarih ... -... -2-2-1 seri numaralı 100.000,00 TL bedelli teminat mektubunun verildiğini, bu teminat mektubunun süresinin 02/10/2017 tarihine kadar uzatıldığını, peşin alım yapılması nedeniyle müvekkilinin ürün bedeli olarak davalıya hiçbir borcunun bulunmadığını, müvekkilinin davalı tarafa herhangi bir cezai şart borcunun da bulunmadığını iddia ederek, öncelikle teminat mektubunun nakde çevirilmemesi konusunda ihtiyati tedbir kararı verilmesini ve müvekkilinin davalı tarafından keşide edilen Beyoğlu ....Noterliğinin 20/06/2017 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalı tarafça ileri sürülen cezai şart nedeniyle davalıya herhangi bir borcunu bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı-Karşı Davacı vekilinin asıl davaya cevap ve karşı davanın dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin intifa hakkı sahibi olmadığını, intifa hakkının ... .... A.Ş.'ye ait olduğunu, ... .... A.Ş ile müvekkili şirketin farklı tüzel kişiliğe sahip farklı şirketler olduklarını, ... .... A.Ş.'nin davacı ile imzalamış olduğu ...Bayilik Sözleşmesi ve Protokolü'nü müvekkili şirkete devrettiğini, davacının 04/07/2007 tarihli muvafakatname ile bu devre onay verdiğini ve ticari ilişkinin bundan böyle ... A.Ş ile devam edeceğini kabul ve beyan ettiğini, yine aynı şekilde teminatların da bu devre konu olduğunu ve ... .... A.Ş, sözleşmelerin teminatı olarak lehine tesis edilmiş olan ''Aydın ili, ... ilçesi, ... Mah., ... Cad., 19K1Bd Pafta, 63 ada, 7 parsel üzerindeki ipotek hakkının da müvekkilli şirkete temlik edildiğini, taşınmaz malikleri olan ... ve...'nin de ipoteğin devrine onay verdiklerini, bu şekilde davacı ile eski akidi ... .... A.Ş arasındaki bağlantının kesildiğini, sözleşmedeki dağıtıcı tarafın müvekkili şirket olduğunu, ne varki sözleşmenin ve ipoteğin devredilmesine karşılık intifa hakkının devir kapsamı dışında olduğunu ve bu nedenle müvekkili şirketin imzaladığı sözleşmelerin geçerli olduğunu, davacının sözleşme ile taahhüt ettiği alımı gerçekleştirmediği için cezai şartı tahakkuk etmiş bulunduğunu, taraflar arasındaki ticari muameleden doğan borcu davacının ihtara rağmen ödemediğini, bu nedenlerle mektubun bedelsiz olmadığını, iadesi ve iptalinin talep edilemeyeceğini, karşı davaları yönünden de tahakkuk eden 66.750,00-USD cezai şart alacağının Beyoğlu ...Noterliğinin 11/10/2017 tarih ve ... sayılı ihtarname ile talep edildiğini, ancak karşı tarafın ödeme yapmadığı gibi kendisine gönderilen aynı tutarlı faturayı ''içeriğinin kabul edilmediği'' gerekçesi ile İzmir ...Noterliğinin 20/10/2017 tarih ve ... sayılı ihtarı ile iade ettiğini savunarak, davacının davasının reddine, karşı davanın kabulü ile 66.750-USD cezai şart alacağının 20/10/2017 tarihinden itibaren işleyecek faiz ile birlikte davacı-karşı davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı-Karşı Davalı vekili 22/11/2017 tarihli asıl davada cevaba cevap ve karşı davada savunmasında özetle; ... her ne kadar farklı tüzel kişiliğe sahip iki ayrı şirket olarak gözükmekte ise de aralarındaki organik bağ sebebiyle aynı şirketler olduğunu, şirketin ortaklarının, yönetim kurulunun aynı kişilerden oluştuğunu, yine şirketin ticari merkezlerinin aynı olduğunu, her iki şirketin de aynı konularda faaliyet gösterdiğini, ...bayilik sözleşmelerinde yer alan, bayinin yıllık asgari alım taahhüdüne uymaması halinde ödeyeceği kabul edilen ceza koşulunun, TBK.nun 179/II. (818 s. BK.nun 158/II) maddesinde düzenlenen ifaya ekli ceza koşulu (cezai şart) olduğu kabul edildiğini, aynı maddeye göre ceza borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmesi için (ifaya ekli ceza koşulu) kararlaştırılmışsa, alacaklının asıl borçla birlikte cezanın da ifasını isteyebilmesi için bu hakkından açıkça feragat veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmemiş olması gerektiğini, davalı-karşı davacının dayanağının 02/10/2012 tarihinde imzalanan protokol olduğunu, 01 Ekim tarihinde sona erdiğini, davalı-karşı davacının eksik ürün alındığını ileri sürdüğü 2012-2007 dönemleri ile ilgili dayandığı ihtarların dönem bitiminde olmaması, ihtar çekmeden ve hiçbir çekince ileri sürmeden ürün vermeye devam etmesi nedeniyle bu dönemlere ilişkin cezai şart talebinin hukuki dayanağının bulunmadığını, davalı-karşı davacının eksik alım nedeniyle oluştuğunu ileri sürdüğü ceza-i şartla alacağı ile ilgili olarak müvekkilinden hiçbir talepte bulunmadığını, hiçbir çekince ileri sürülmeden ürün vermeye devam etmesinin, müvekkilinde sözleşmede eksik alım müeyyidesi olarak belirlenen cezai şartın uygulanmayacağı konusunda haklı bir güven oluşturduğunu savunarak, müvekkilinin taraflar arasında imzalanan ...Bayilik Sözleşmeleri nedeniyle yapmış olduğu ürün alımları ile davalı tarafından keşide edilen Beyoğlu ...Noterliğinin 20.06.2017 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinde ileri sürülen cezai şart nedeniyle davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığının tespitine, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun karşı davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Öncelikle davaya konu taraflar arasındaki ticari ilişkinin Aydın İli, ... ilçesi, ... mah. 63 ada, 7 parsel de bulunan taşınmazın ... İstasyonu, Müştemilatı ve depo niteliğinde olarak işletilmesine dair 30/03/2006 tarihli sözleşmenin imzalanması ile başladığı, yine taraflar arasında 09/06/2006 tarihinde ...bayilik sözleşmesi imzalandığı, işbu sözleşmenin 09/06/2011 tarihli süre uzatım protokolü ile uzatıldığı, 02/10/2012 tarihli protokol ile taşınmazla ilgili davacıya ...bayiliği verilmesi ve bayiliğin işleyiş usul ve esaslarının belirlenmesine dair protokol imzalandığı, son olarak 26/11/2014 tarihli ...bayilik sözleşmesi imzalanarak önceki 09/06/2006 tarihli sözleşmenin feshine ilişkin protokol yapıldığı hususunda taraflar arasında ihtilaf bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki ihtilaf, taraflar arasındaki sözleşme kapsamında cezai şart koşullarının oluşup oluşmadığı, davacının davalıya cezai şart borcunun bulunup bulunmadığı, karşı davacının karşı davalıdan cezai şart alacağının bulunup bulunmadığı noktalarında esas itibariyle toplanmaktadır.Taraflar arasındaki 09/06/2006 tarihli bayilik sözleşmesi ve sözleşmeye istinaden düzenlenen protokolün 1. maddesine göre; ''... ile ... (Bayi) arasında yukarıda tanımlanan İstasyon'da ...satışı yapmak üzere 5 yıl süreli ...bayilik sözleşmesi imzalanacaktır. Bayi ile yapılacak sözleşme münhasır olmayıp, ...'nın aynı bölgede başka bayilikler tesis hakkı vardır. Bayi hiçbir şekilde ...'nın temsilcisi değildir.'', 2.maddesine göre; ''Bayi, söz konusu istasyonda, belirlenen bayilik sözleşmesi süresince ve her yıl için Benzin ve Motorin olmak üzere en az 1.000 m3 akaryakıtı ...'dan satın almayı taahhüt etmiştir. Bayi'ye peşin alımlarında ... karının %46'sı oranında iskonto uygulanacaktır. Kar, ...'nın depo satış fiyatından ... maliyetinin (ilgili terminaldeki ... alış fiyatına elleme ve navlun tutarının eklenmesi ile bulunur) çıkartılması sonucu bulunacaktır. Bayi, 1.000 m3 alımını tamamladıktan sonra 1001 m3'ten itibaren ... karının %80'ni oranında iskonto yapılacaktır.'', 3.maddesine göre; ''Bayiye ...alımlarında yukarıda belirtilen oranda iskonto yapılacağından Bayi, taahhüt ettiği yıllık alım tonajını gerçekleştirmemesi halinde, eksik aldığı akaryakıtın her m3'ü için ...'ya 50 USD cezai şart ödemeyi kabul ve taahhüt eder. Bayi, cezai şartın fahişliğini ileri süremez. ...'nın gerçekleşen dönemdeki eksik satış karşılığını talep etmemesi, bu haktan zımnen vazgeçme olarak yorumlanamaz. Bayi, bir önceki yıl eksik satış tonajını müteakip yılda tamamlama hakkına sahiptir. Sözleşmenin feshi halinde Bayi, 5 yıllık toplam taahhüdünün sonuçlarından sorumludur.'' ve 10.maddesine göre ise; ''İşbu protokolden ve bayilik sözleşmesinden doğan herhangi bir hakkın ... tarafından kullanılmaması, gecikmeli olarak kullanılması veya hatalı olarak kullanılması, ...'nın söz konusu haktan feragat ettiği anlamına gelmez. Bu durum Bayi'ye protokolün söz konusu hükmünü veya protokolün tamamını meriyetten iskat talebinde bulunma veya kazanılmış hak iddiasında bulunma hakkı vermez.'' şeklindedir.Taraflar arasındaki sözleşmenin eki sayılan protokol ile davacı davalıdan yıllık asgari 1.000-m3 ...satın almayı taahhüt etmiş, beyan edilen satın alma taahhüdünün her bir yıllık anlaşma dönemine ilişkin yerine getirilmemesi halinde; anlaşma suresinin hitamında ve/veya her bir yıllık anlaşma süresinin sonunda Hesaplanacak eksık kalan miktar üzerinden m3 başına 50-USD (elliAmerikanDoları) tutarının davacı tarafından davalıya ödeneceği, söz konusu bu kar mahrumiyeti miktarının, davalı tarafından her bir yıllık anlaşma döneminin hitamında veya bizzat belirleyeceği dönemlerde anlaşmanın ifasıyla birlikte talep edilebileceği veya anlaşmanın hitamında veya anlaşmanın her ne sebeple olursa olsun sona ermesini müteakip davalı tarafından aynı ticari bölgede yeni bir bayilik tesis edilip edilmeyeceğine bakılmaksızın talep edilebileceği, bu ahvalde iş bu taahhüdün ve kar mahrumiyeti miktarının, anlaşmalarda öngörülen cezai şart miktarına hiçbir şekilde mahsup edilmeyeceği kararlaştırılmıştır. Davalı tarafça davacıya gönderilen Beyoğlu ...Noterliğinin 20/06/2017 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davacıya şirketlerine ait olmayan madeni yağların satılmasının yasak olduğu ve davacı tarafından eksik alım yaptığı, tamamlanmaması halinde cezai şartın gündeme gelebileceği hususunda ihtarda bulunduğu görülmüştür.Asıl dava yönünden; davacının, davalıya cezai şart alacağı nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemli menfi tespit talepli eldeki davayı açtığı, davaya konu teminat mektubunun davalı- karşı davacı tarafından nakde çevrilmesi sonucu davasını 100.000,00-TL tutar üzerinden istirdat davası olarak sürdürdüğü tespit edilmiştir.Karşı dava yönünden ise; davalı-karşı davacının, davacı-karşı davalıdan cezai şart alacağı istemli eldeki davayı açtığı tespit edilmiştir. Taraflar arasında sözleşmenin eki mahiyetindeki protokol yönünden yapılan değerlendirmede; davacının davalıdan her bir yıllık dönem için 1.000-m3 ürün alım taahhüdünde bulunduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin başlangıç tarihinin 03/10/2012 olduğu,sözleşmenin yürürlükte olduğu 03/10/2012-25/09/2013 tarihlerini kapsayan ilk bir yıllık dönem içerisinde davacının 113,91 m3 eksik alım yaptığı, sözleşmenin yürürlükte olduğu 05/10/2013 - 30/09/2014 tarihlerini kapsayan ikinci bir yıllık dönem içerisinde davacının 222,25-m3 eksik alım yaptığı, sözleşmenin yürürlükte olduğu 03/10/2014 - 30/09/2015 tarihlerini kapsayan üçüncü bir yıllık dönem içerisinde davacının 297,86-m3 eksik alım yaptığı, sözleşmenin yürürlükte olduğu 05/10/2015 - 30/09/2016 tarihlerini kapsayan dördüncü bir yıllık dönem içerisinde davacının 261,06-m3 eksik alım yaptığı ve sözleşmenin yürürlükte olduğu 06/10/2016 - 29/09/2017 tarihlerini kapsayan beşinci bir yıllık dönem içerisinde davacının 411,46-m3 eksik alım yaptığı, davalı-karşı davacının ilk dört yıl için ayrı ayrı gerçekleşen cezai şart talepleri hakkında herhangi bir ihtirazi kayıt koymadan müteakip yıl da davacıya ürün sattığı için ilk dört yıl ile ilgili cezai şart talebinde bulunamayacağı, davalı-karşı davacının sadece sözleşmenin beşinci dönemi için cezai şart talebinde bulunabileceği, Mahkememizce teknik anlamda yeterli ve denetime elverişli olması nedeniyle hükme esas alınan bilirkişi raporunda da bu tutarın 411,46-m3 eksik alım için 20.573,00-USD olarak hesaplandığı anlaşılmakla birlikte, davalı-karşı davacının davasının kısmen kabulü ile 20.573,00-USD'nin dava tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/A maddesi uyarınca devlet bankalarının 1 yıllık USD mevduat hesabına uyguladıkları en yüksek faiz işletilmek suretiyle davacı-karşı davalıdan alınarak davalı-karşı davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Asıl dava yönünden de davacı-karşı davalının istirdat talebinin teminat mektubunun 27.10.2017 tarihinde nakde çevrildiği, teminat mektubun nakde çevrildiği tarihte tahsil edilen tutarın 26.110 USD olduğu,(100.000:3.8300=26.110,00-USD yaklaşık), yukarıdaki açıklamalar nazara alındığında davalı-karşı davacının cezai şart alacağının da Mahkememizce 20.573,00-USD olarak tespit edildiği, bu halde davalı-karşı davacıya 5.537,00-USD (26.110,00 - 20.573,00 = 5.537,00-USD) fazla ödeme yapıldığı, ödeme tarihi itibariyle 5.537,00-USD ( 1 USD = 3,8300-TL)'nin TL karşılığı olarak 21.206,71-TL'nin 27/10/2017 tarihinden itibaren ödeme tarihine dek işleyecek ticari temerrüt faizi birlikte davalı-karşı davacıdan istirdatı ile davacı-karşı davalıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilerek..." gerekçesiyle; asıl dava yönünden: davacı-karşı davalının istirdat talebinin KISMEN KABULÜNE, davacı-karşı davalının teminat mektubu olarak sunulan ve yargılama esnasında davalı-karşı davacı tarafından nakde çevrilen 100.000,00-TL'den 78.793,29-TL'nin mahsubu ile bakiye 21.206,71-TL'nin 27/10/2017 tarihinden itibaren ödeme tarihine dek işleyecek ticari temerrüt faizi birlikte davalı-karşı davacıdan istirdatı ile davacı-karşı davalıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine; karşı dava yönünden: davanın kısmen kabulü ile; 20.573,00-USD cezai şart alacağının dava tarihinden itibaren devlet bankalarının USD cinsinden bir yıllık vadeli mevduat hesabına uyguladıkları en yüksek faiz oranı işletilmek suretiyle davacı-karşı davalıdan alınarak davalı-karşı davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin ise reddine karar verilmiştir.Bu karara karşı, davacı- karşı davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı- karşı davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Davalı- karşı davacının karşı dava yönünden taraf sıfatının sona erdiğini, mahkeme kararına dayanılarak müvekkili aleyhine İstanbul 29. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile ilamlı icra takibi yapıldığını, ilamda davalı karşı davacı şirket olmasına rağmen davadan sonra yapılan icra takibinde alacaklı olarak ...'ın görüldüğünü, dava konusu yapılan alacağın ...'a temlik edildiğine dair temlik sözleşmesinin ibraz edildiğini, ibraz edilen temlik sözleşmesinin 20.05.2020 tarihli olduğunu, mahkemedeki yargılamanın yaklaşık bir yıl sonra sona erdiğini, temlik sözleşmesinde imzası bulunan avukatların davayı takip etmesine rağmen böyle bir sözleşme hakkında bilgi vermediklerini, takibin iptali istemi ile İstanbul 29. İcra Hukuk Mahkemesinin 2022/37 Esas sayılı dosyasında dava açıldığını, icra dosyasına 10.09.2020 tarihli ikinci bir temliki sözleşmesinin ibraz edildiğinin görüldüğünü, dava konusunun devrinin HMK 125.maddede düzenlendiğini, dava konusunun dava sonrasında devredilmesi durumunda davacı yerine geçeceğini ve davanın kaldığı yerden devam edeceğini, dava konusu yapılmış olan mal ve hakkın başkasına devredilmesi ile o mal ve hakka bağlı olan dava hakkınında birlikte devredilmiş sayılacağını, dava hakkının asıl haktan ayrı bir hak olmadığını, yalnız başına devredilemeyeceğini, dava konusunun devredilmesi halinde devralanın davacı yerine geçeceğinden kendisine tebliğ yapılarak yargılama aşamalarının tamamlanması ve hükmünde dava konusuna devralarak davacı yerine geçen kişi hakkında kurulması gerektiğinin emsal ilamlarda kabul edildiğini, davalı karşı davacının taraf sıfatı sona erdiğinden davanın sürdürülüp karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, alacağa mükerrer karar verildiğini, taraflar arasında imzalanan ...bayilik sözleşmeleri nedeniyle yapmış olduğu ürün alımları ile davalı tarafından keşide edilen ihtarnamede ileri sürülen cezai şart nedeniyle davalıya herhangi bir borcun bulunmadığının tespiti istemli olarak dava açıldığını, davalının teminat mektubunu cezai şart alacaklarını mahsuben paraya çevirmesi üzerine teminat mektup tutarı olan 100.000,00 TL'nin tahsili talebinde bulunulduğunu, cevap dilekçesi ile 66.750,00 USD cezai şart alacağının tahsili için karşı dava açtığını, cezai şart alacağının tahsili için karşı dava tarihinin 23.10.2017 olduğunu, davacı karşı davalının 27.10.2017 tarihinde cezai şart alacağından mahsuben 26.110,00 USD tahsil ettiğini, mahkemenin kabul ettiği davalı karşı davalının cezai şart alacağından 5.537,00 USD daha fazla olduğunu, davalının davadan önce teminat mektubunun nakde çevirerek tahsil ettiğini, 20.573,00 USD cezai şart alacağı için tahsil ettiği ve tekrar dava açtığı için karar verilmesine yer olmadığına ve davalı karşı davacının talep ettiği 46.177,00 USD tutarındaki cezai şart alacağının reddine karar verilmesi gerekir iken mükerrer şekilde tahsil edilen cezai şart alacağına tekrar hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, sözleşmenin 4054 sayılı Rekabetin Önlenmesi Hakkında Kanuna aykırı olduğunu, sözleşmenin geçersiz olması nedeniyle cezai şartında geçersiz olduğunu, 30.06.2006 - 02.10.2012 tarihli protokoldeki asgari alım taahhüdü ile bunun yerine getirilmemesi halinde kararlaştırılan cezai şartın uygulanmayacağı konusunda taraflar arasında haklı bir güven oluştuğunu, davalının 2006 yılında başlayan tapu kaydındaki lehine tesis edilen intifa hakkı nedeniyle zorunlu olarak yenilenen bayilik ilişkisi süresince eksik ürün alınmasına rağmen dönem sonlarında hiçbir çekince ileri sürmeden ürün vermeye devam ettiğini, 2006 yılından itibaren eksik ürün alınmasına rağmen sözleşmenin feshedilmemesi, çekince ileri sürülmeden ürün vermeye devam edilmesi, müvekkiline sözleşmedeki eksik alım müeyyidesi olarak belirlenen cezai şartın uygulanmayacağı konusunda haklı bir güven oluşturduğunu, cezai şart koşulu olan iskontolu satışın davalı karşı davacı tarafından uygulanmadığını, mahkemenin hükmettiği yargılama gideri ve vekalet ücretinin hatalı olduğunu, reddedilen cezai şart alacağı yönünden müvekkili lehine 20.049,61 TL vekalet ücreti hükmedilmesi gerekir iken 10.373,97 TL nispi vekalet ücretine hükmedildiğini, davalı karşı davacının kabul edilen alacağı talep ettiği alacağın %30,82'sine karşılık geldiğini bu nedenle kabul oranının %50 olduğunun yazılıp yargılama giderlerinin paylaştırılmasının hukuka aykırı olduğunu, nispi karar ve ilam harcının müvekkilinden tahsiline karar verildiğini, peşin olarak yatırılan karar ve ilam harcı düşüldükten sonra bakiyesinin müvekkilinden tahsiline karar verilmesi gerektiğini, ilam harcının tümünün yargılama gideri olarak müvekkilinden tahsil edilip davalı karşı davacıya ödenmesine karar verilmesi gerektiğini, peşin harç olan 1.964,00 TL müvekkilinden tahsiline karar verildiğini böylece davacı karşı davalının 1.964,00 TL eksik yargılama gideri tahsil edildiğini iddia ederek, kararın kaldırılmasını, asıl davanın kabulüne, davalı karşı davacının cezai şart alacağına ilişkin tahsil ettiği 100.000,00 TL temerrüt faiziyle tahsiline, davalı karşı davacının açmış olduğu karşı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Asıl dava, ...bayilik sözleşmesi kapsamında menfi tespit ve istirdat; karşı dava ise sözleşme gereğince cezai şart alacağının tahsili istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda asıl ve karşı davaların kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı- karşı davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya kapsamından, taraflar arasında 09.06.2006 tarihli ...bayilik sözleşmesinin imzalandığı, davacı ... - ... olarak bayi şeklinde sözleşmede yer aldığı, bayinin satış yerinin Aydın ili ... ilçesi olduğu, sözleşmenin 02.10.2017 tarihine kadar süreceğine dair 20.maddede düzenlemenin mevcut olduğu, fesih hallerine yer verildiği, davalı karşı davacı şirket tarafından Beyoğlu ... Noterliğinde düzenlenen 20.06.2017 tarihli ihtarname ile gerek... ve ... İstasyonları ile ilgili imzalanmış olan bayilik sözleşmesinin 3.2.maddesi gereğince ... dışı kaynaklardan ürün alımı ve bu ürünlerin satış ve teşhiri yasaklanmış olduğu halde istasyonlarda şirkete ait olmayan madeni yağ satışının yapıldığının tespit edildiği, değişik marka yağ satışlarına son verilmesi aksi halin sözleşmenin ihlali olduğu ve yine müteaddit defalar eksik ifanın kabul edilmeyeceğinin bildirildiği,...alımlarının taahhüt miktarına tamamlanmasının ihtar edilmiş olmasına rağmen bu konuda yeterli çaba gösterilmediği, ... İstasyonu için 5 yıllık sürede 5000 m3 alım taahhüdüne karşılık bugün itibari ile 1486 m3 eksik alım yapıldığının tespit edildiği, eksik alımların tamamlanması, her iki hususunda cezai şart uygulanmasının gerektirileceğinin bildirildiği, taraflar arasındaki sözleşmenin, davacı karşı davalı tarafça 11.10.2017 tarihinde düzenlenen ihtarname ile 02.10.2017 tarihi itibariyle feshedildiğinin belirtildiği, gerekçe olarak sözleşmenin sona ermesinden dolayı fesih edilmiş olduğunun belirtildiği, sözleşmenin 02.10.2017 tarihinde sona erdiği, davalı karşı davacı şirket tarafından davacı ile dava dışı gerçek kişilere Beyoğlu ... Noterliğinde düzenlenen 11.10.2017 tarihli ihtarname ile 66.750,00 USD tutarındaki cezai şartın ödenmesinin talep edildiği, sözleşme süresince 5000 m3 ...alım taahhüdünde bulunulduğu, ancak ihtarlara rağmen taahhüdün yerine getirilmediği ve 1.335 m3 eksik alım yapıldığı, sözleşme gereğince m3 başına 50,00 USD cezai şart ödenmesi gerektiği, toplam tutarın 66.750,00 USD olduğu, diğer muhatapların vermiş olduğu ipotekle 350.000,00 TL'sinden müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları belirtilerek cezai şart tutarının 7 gün içerisinde ödenmesinin talep edildiği, davacı karşı davalı vekili tarafından ihtarnameye cevaben İzmir ...Noterliğinde düzenlenen ihtarname ile fatura ve içeriğini kabul etmediklerini, 11.10.2017 tarihli 246.153,98 TL bedelli faturanın taraflarına tebliğ edildiği ancak kabul edilmediğini belirtildiği, söz konusu 11.10.2017 tarihli faturanın davalı karşı davacı şirket tarafından davacı karşı davalı adına düzenlenen eksik alım cezai şart bedeli 66.750,00 USD karşılığı 246.153,98 TL tutarındaki fatura olduğu, taraflar arasında sözleşmenin yenilenmesi neticesinde düzenlenen 02.10.2012 tarihli protokolün 2.maddesi ile bayinin her yıl için benzin ve motorin olmak üzere en az 1000 m3 akaryakıtı ...'dan satın almayı taahhüt ettiği, 3.maddede; taahhüt edilen yıllık alım tonajının gerçekleştirilmemesi halinde eksik aldığı akaryakıtın her m3 için ...'ya 50,00 USD cezai şart ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği, sözleşmenin feshi halinde bayinin 5 yıllık toplam taahhütlerinden sonuçlarından sorumlu olduğuna yer verildiği, davacı karşı davalı tarafça davalı karşı davacının cezai şart alacağına dair ihtarnamesi sonrasında cezai şart alacağından dolayı borçlu olmadığına dair 26.09.2017 tarihli asıl davayı açtığı, asıl davada ayrıca 02.10.2017 tarihine kadar uzatılan 15.05.2005 tarihli 100.000,00 TL bedelli kesin teminat mektubunun nakde çevrilmemesi konusunda ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettiği, cevap dilekçesi ile davalı karşı davacı vekili tarafından davacının sözleşme ile taahhüt ettiği alımı gerçekleştirmediği için cezai şartın tahakkuk ettiği, protokolün 3.maddesine göre karşı dava olarak 66.750,00 USD cezai şart alacağının faiziyle birlikte tahsilini talep ettiği, davacı karşı davalı vekili tarafından dosyaya ibraz edilen 22.06.2018 tarihli dilekçe ile; teminat mektubunun 27.10.2017 tarihinde nakde çevrilerek tahsil edildiğini belirtip 100.000,00 TL'nin istirdat davası olarak devam edilmesini ve ticari faiziyle davalı karşı davacıdan tahsilini talep ettiği anlaşılmıştır.Mahkemece, tarafların dosyaya delillerini ibraz etmesi ve ilgili delilerin celbi sonrasında bilirkişi raporları alınarak yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden asıl ve karşı davanın kısmen kabulüne dair hüküm tesis edilmiştir. Mahkemenin karar tarihi 04.03.2021'dir. Davacı karşı davalı vekili tarafından istinaf dilekçesinin ekinde davalı karşı davacı ile dava dışı ... arasında Avukatlık Kanunu 35/A maddesi uyarınca düzenlenen 20.08.2020 tarihli temlik sözleşmesi ibraz edilmiştir. Söz konusu sözleşmede; temlike konu alacaklar ve dosyalar içerisinde mahkeme dosya esas numarasıda yer almaktadır. Açıklamada; temlik alanın temlik eden şirketten Mayıs 2020 ve Haziran 2020 ayları toplamı 22.174,06 TL maaş alacağı bulunduğu, tarafların bu alacağı temlik sözleşmesi kapsamında temlik edilen dosya alacaklarından temlik sureti ile ödeneceği konusunda mutabakata vardıkları, alacaklarla birlikte bu alacaklarının teminatınında temlik alana temlik edildiğinin belirtildiği, temlik hükümlerinin 14 madde hâlinde düzenlendiği, ayrıca aynı taraflar arasında 10.09.2020 tarihli alacağın temlik sözleşmesinin imzalandığı, sözleşmede iş bu mahkeme dosyasına konu davada davalı karşı davacı şirket lehine tahakkuk edecek alacağın 230.000,00 TL'sinin tüm ferileri ile birlikte temlik edildiğinin belirtildiği, davanın aleyhe sonuçlanması halinde tahakkuk edecek dava masrafı ile karşı taraf vekalet ücretinin temlik eden şirkete ait olacağı, alacağın tahsil edilmemesi halinde ...'ın alacak hakkının devam edeceğine yer verildiği, mahkemenin karşı davanın 20.573,00 USD cezai şart yönünden kabul kararı sonrasında dava dışı temlik alan ... tarafından İstanbul 29. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında 13.01.2022 tarihinde mahkemenin ilamının tahsiline dair ilamlı icra takibi başlatmış olduğu anlaşılmıştır.Dosyanın incelenmesinde, yargılama aşamasında mahkemeye alacağın temliki ile ilgili herhangi bir bilgi ve belgenin ibraz edilmemiş olduğu tespit edilmiştir. TBK'nın 183. maddesinde, alacağın devri üst başlığı ile temlikin koşulları düzenlenmiştir. Maddenin 1.fıkrasında; kanunun sözleşme ve işin niteliği engel olmadıkça, alacaklının, borçlunun rızasını aramaksızın alacağını üçüncü bir kişiye devredebileceği belirtilmiştir. TBK'nın 184. maddesinde alacağın devrinin geçerliliğinin yazılı şekilde yapılmış olmasına bağlı olduğu, alacağın devri sözü vermenin şekle bağlı olmadığı ifade edilmiştir. Devrin hükümleri ise TBK'nın 186. maddede, borçlunun durumu, iyi niyetle yapılan ifa alt başlığı altında borçlunun alacağın devredildiği, devreden veya devralan tarafından kendisine bildirilmemişse önceki alacaklıya alacak birkaç kez devredilmişse son devralan yerine önceki devralanlardan birini iyi niyetli ifada bulunarak borcundan kurtulacağı belirtilmiştir. TBK'nın 189. maddede ise öncelik hakları ve bağlı hakların geçişi başlığı ile alacağın devri ile devredenin kişiliğini özgü olanlar dışındaki öncelik hakları ve bağlı hakların da devralana geçeceği, asıl alacakla birlikte işlemiş faizlerin de devredilmiş sayılacağı belirtilmiştir. HMK'nın 125. maddede ise dava konusunun devri yer almaktadır. Bu hüküm, dava konusunun davanın açılmasından sonra devrini (müddeabihin temlikini) düzenlemektedir. Dava açıldıktan sonra sınırlayıcı bir neden bulunmadığı takdirde, dava konusu malın veya hakkın üçüncü kişilere devredilebilmesi “tasarruf serbestisi” kuralının bir gereği, hak sahibi veya malik olmanın da doğal bir sonucudur. Usul hukukumuzda da ayrık durumlar dışında, dava konusu mal veya hakkın davanın devamı sırasında devredilebileceği kabul edilmiş, HMK’nın 125. maddesi, dava konusunun taraflarca üçüncü kişiye devir ve temliki hâlinde yapılacak usul işlemlerini belirlemiştir. Buna göre, davanın açılmasından sonra davalı tarafça dava konusunun dava dışı üçüncü kişiye devri hâlinde davacı isterse, devreden tarafla olan davasından vazgeçerek, dava konusunu devralan kişiye karşı davaya devam eder. Davacı bu seçimlik hakkını kullanmayarak isterse, davasını devreden taraf hakkında tazminat davasına dönüştürür (HMK m. 125/1-b). Davacı kendiliğinden seçimlik hakkını kullanırsa, tercihine göre hareket edilir. Aksi hâlde dava konusunun devredildiğini öğrenen mahkemenin, davacıya seçimlik hakkı bulunduğunu hatırlatarak davaya hangi kişi hakkında devam edeceğini sorması, süre vermesi ve ona göre işlem yapması gerekir.Maddenin ikinci fıkrası gereğince davanın açılmasından sonra, dava konusu davacı tarafından devredilirse, devralmış olan kişi, görülmekte olan davada davacı yerine geçer ve davaya kaldığı yerden itibaren devam eder. Başka bir anlatımla HMK’nın 125/2. maddesinde, davacı tarafından dava konusunun üçüncü kişiye devredilmesi hâlinde, devralan üçüncü kişinin, hukuk gereği (ipso iure) davacı sıfatı ve buna bağlı olarak davayı takip yetkisi kazanacağı ve davanın yeni davacı ile süreceği kabul edilmiştir.Davacının dava konusunu devretmesi durumunda, davalının tercihi aranmadan, devralan, davacının yerine kendiliğinden geçerek yargılama aşamasında her zaman davada taraf sıfatını kazanacaktır. Eş deyişle HMK’nın 125/2. maddesinde, davalıya birinci fıkradakine benzer seçimlik haklar tanınmamıştır; devir alan kişinin davacının yerine geçmek suretiyle davaya kaldığı yerden devam edeceği ilkesi getirilmiştir. Dava konusu hangi aşamada devredildiyse, o andan itibaren devralan kişi davanın tarafı hâline gelecektir.Dava hakkı, asıl (sübjektif ) hakkın içinde bulunan bir hak olduğu için asıl hakkın devri ile dava hakkı da devredilmiş olur. Bir hakkın devri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK’nın) 183. maddesi hükümlerinde düzenlenen alacağın temliki suretiyle gerçekleşir. Alacak temlik edilince devreden kişinin, alacaklı sıfatı ile birlikte davacı sıfatı da devir alana geçer ve davacı yerine geçen üçüncü şahıs usulden doğan yetkilerini kullanabilir (YHGK 2018/565 Esas, 2021/1464 Karar ve 18.11.2021 tarihli ilamı).Somut davada, yukarıda yer verildiği üzere yargılama aşamasında davalı- karşı davacı şirket tarafından dava konusu alacağın, dava dışı gerçek kişiye devredilmiş olduğu anlaşıldığından ve o andan itibaren devralan kişi davanın tarafı hâline geleceğinden mahkemece açıklanan gerekçelere istinaden temlik belgeleri üzerinde değerlendirme yapılarak alacağı devralan kişi yönünden bir karar verilmesi gerekeceğinden ve dava konusu uyuşmazlıkla ilgili istinaf incelemesinin bu aşamada gerçekleştirilmesi mümkün görülmediğinden, kararın kaldırılması gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına,
2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
3-Davacı- karşı davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacı- karşı davalıya iadesine,
4-Kaldırılan ilk derece mahkemesi kararının icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,
5-Yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,
6-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 04.06.2026
KANUN YOLU:HMK'nın 353/1.a hükmü uyarınca karar kesindir.