Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1626 E. 2026/1504 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/1626
Karar No
2026/1504
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/1626 - 2026/1504 T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 23. H U K U K D A İ R E S İ (İ S T İ N A F B A Ş V U R U S U N U N E S A S T A N R E D D İ)

ESAS NO : 2022/1626 KARAR NO : 2026/1504

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN: MAHKEMESİ : Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 10.05.2022 ESAS-KARAR NUMARASI : 2020/513 E., 2022/252 K. DAVA : Alacak KARAR TARİHİ : 17.09.2026 YAZIM TARİHİ : 17.09.2026

Taraf vekilleri tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf incelemesinin dosya üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili özetle: Güvenlik hizmeti sunan müvekkili şirket ile davalı şirket arasında hizmet alım sözleşmesi mevcut olup anılan hizmet sözleşmesinin 5. maddesi uyarınca müvekkili şirketin çalıştırdığı personelin kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin alacaklarının davalı-üst işveren şirketin sorumluluğunda bulunduğunu, hal böyle iken ... ve ... isimli personelin kıdem tazminatı ve yıllık izin alacağının müvekkili tarafından ödendiğini, bu kapsamda müvekkili tarafından ... için KDV dahil 11.836,60 TL ödeme yapıldığını, ... ile yapılan arabuluculuk anlaşması çerçevesinde bu işçiye net 20.000 TL ödeme yapılması hususunda anlaşmaya varıldığını, dava tarihi itibariyle bu anlaşma çerçevesinde 15.000 TL tutarındaki 3 taksidin ödendiğini, öte yandan müvekkilinin dönem içi hizmetlerden kaynaklanan KDV dahil 2.814,24 TL lik hakediş alacağının da bulunduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000 TL'nin, ödeme tarihinden itibaren işleyecek olan en yüksek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 08/04/2022 tarihli ıslah dilekçesi ile işçiye yapılan ödeme yönünden alacak miktarını 9.818,86-TL ve hak ediş alacağını da 2.814,24-TL olarak ıslah ederek ıslah etmiştir. Davalı vekili özetle: Müvekkil şirket ile davacı arasında akdedilen son sözleşmenin 01/10/2016 tarihli ve bir yıl süreli olup 01/10/2017 tarihinde sona erdiğini, sözleşmede yenileme şartının mevcut olup taraflar arasında usulüne uygun olarak yenilenmediğinden müvekkilinin bu sözleşme ile bağlı olmadığını, davacı tarafından SGK kaydı yapılan ...'in müvekkili şirketin insan kaynakları departmanına haber verilmeksizin 20/12/2019 - 04/01/2020 tarihleri arasında öncelikle yıllık izne gönderilip ardından 05/01/2020 tarihinde işten çıkarıldığını, davacının hukuka aykırı şekilde işten çıkardığı bu personele ilişkin kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve son işçilik alacağından oluşan 24,641,40 TL'lik fatura düzenleyerek müvekkili şirketten ödeme yapması talebinde bulunduğunu, personelin işten çıkarılmasıyla nedeniyle uzunca bir süre güvenlik personeli yönünden mağduriyet yaşayan müvekkilinin davacının kendi kusurundan kaynaklanan işçi çıkarma eyleminden sorumlu tutulamayacağını, davacının kıdem ve ihbar tazminatı hesaplamasında tek taraflı hareket ettiğini, müvekkil şirkete bilgi verilmeyerek ödenen bedel üzerinden fatura kesme yoluna gidildiğini, müvekkilinin davacının usulsüz fesih işlemleri sonucu işçiye fesih bildim süresi kullandırmak zorunda kaldığını, bu kapsamda müvekkili tarafından ... için banka aracılığı ile 15.459,00 TL ödeme yapıldığını, müvekkili tarafından gönderilmiş olmasına rağmen davacı şirketin bu işçiye ödeme yapmaması nedeniyle işçinin arabuluculuk yoluna gittiğini, müvekkilinin sorumluluğu kabul edilse dahi bu sorumluluğun yarı yarıya olduğunu, davacının hakediş bedeli olarak talep ettiği 2.814,24 TL'nin neye istinaden istendiğinin anlaşılamadığını, davacının Ocak 2020 yılında iş ilişkisini haklı neden olmadan sonlandırdığını ve müvekkilinin davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince "...Davacı firma tarafından yapılması gereken toplam ödeme 26.277,86-TL olduğu, ödeme 16.459,00-TL olup, bakiye 9.818,86-TL kaldığı ve sonuç olarak dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerle sınırlı olarak yapılan tespit ve değerlendirmeler neticesinde, davacının ödediği miktarı davalıya rücu edebileceği ve ayrıca tamamını (%100) rücu edebileceği kanaatine varılması halinde, rücu edebileceği miktarın, davalı tarafından yapılan ödeme düşüldükten sonra 9.818,86-TL olabileceğini belirten raporun dosyamıza sunulduğu, davacı tarafça 2.814,24-TL hakediş alacağı talebi de olduğu, ancak davacı şirketi yönünden ödeme kaybı bulunmadığı görülmekle davacının 2.814,24-TL hakediş alacağı talebinin reddi gerektiği ve bilirkişi raporu hükme esas alınarak değerlendirilmekle, 9.818,86 TL alacağın 09.01.2020 ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair davanın kısmen kabulüne..." karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: dava dışı ...' ait hizmet cetveli SGK tarafından gönderilmediğinden bilirkişi tarafından bu işçinin 05/12/2014 - 31/03/2015 tarihleri arasındaki hizmeti nedeniyle ödenen kıdem tazminatının dikkate alınmadığını, işçinin bu tarihler arasındaki hizmetinin davalı şirketle illiyeti tespit edilmediği bildirilmişse de, davalının projesinde çalışma hemen başladığından müvekkilinin projelere en yakın olan Ankara'da bulunan başka bir proje için açılmış ... Sosyal Güvenlik Merkezi'nde ... sicil no’lu sigortasında işe başlama tarihlerine göre sigorta girişini yaptığını ve 01/04/2015 tarihinde de diğer işçiler gibi bu işçinin de naklinin davalıya ait işyerine yapıldığını, yargılama aşamasında son taksit ve ayrıca arabuluculuk ücretinin de ödendiğini, dolayısı ile bu hususlar dikkate alınmaksızın düzenlenen bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: 15/06/2021 tarihli duruşmada davacıya dava dilekçesinde belirttiği ve iddiasını kanıtlamaya yönelik belgeleri sunması için 2 haftalık kesin süre verildiğini, davalının süresi geçtikten sonra sunmuş olduğu bir kısım evrak esas alınarak karar verilmesinin 6100 sayılı HMK'nın 94/3. maddeye aykırı olduğunu, mevcut yasal düzenleme ve içtihatlara göre arada sözleşme ilişkisinin bulunmaması halinde sorumluluğun her iki şirkete eşit olarak paylaştırılması gerektiği, müvekkil ile davacı arasındaki hizmet alımına ilişkin son sözleşmenin 01/10/2016 tarihli ve 1 yıl süreli sözleşme olduğunu, eski tarihli bu sözleşmenin 9. maddesine uygun olarak yenilenmediğinden müvekkilinin sözleşmeye bağlılığının sona erdiğini, ödeme yapılan işçilerden ...'in yıllık izin alacağının bulunmadığını, iş akitlerini kendi kusuru ile fesheden davacının kendi kusuruna dayalı olarak hak talep edemeyeceğini ve bir an için müvekkilinin sorumlu olduğu kabul edilse dahi ancak %50 oranında rücu imkanının bulunduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: 1-) HMK "İstinaf yoluna başvurulabilen kararlar" başlıklı 341. maddenin (2) no'lu bendinde, miktar veya değeri binbeşyüz Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararların kesin olduğu belirtilmiş, 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 24.11.2016 tarihli 6763 sayılı "Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun"un 41. maddesi ile de maddede yer alan "binbeşyüz" ibaresi, "üçbin" şeklinde değiştirilmek suretiyle söz konusu kesinlik sınırı üçbin Türk Lirasına çıkarılmış ve her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, bu miktarın Maliye Bakanlığınca her yıl için tespit ve ilan edilecek yeniden değerleme oranında artırılması kabul edilmiştir. Diğer taraftan 04.06.2025 tarihinde yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanunun 20 maddesi ile HMK Ek 1/2 madde değiştirilmiş olup "... 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktar esas..." esas alınacaktır. Buna göre Asliye Ticaret Mahkemeleri yönünden kesinlik sınırı ilk derece mahkemesinin dava tarihi olan 14.10.2020 itibariyle 5.390 TL olarak uygulanacaktır. Dava konusu edilen alacak miktarı 12.633 TL olup mahkemece 9.818,86 TL üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Görüldüğü üzere, davacı tarafça istinafa getirilen ret miktarı HMK 341/2. madde gereğince ilk derece mahkemesinin dava tarihi itibariyle istinaf kesinlik sınırının altında kaldığından davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurma hakkı bulunmamaktadır. HMK 346/1. madde uyarınca istinaf dilekçesi kanuni süre geçtikten sonra verilir veya kesin olan bir karara ilişkin olursa kararı veren mahkeme istinaf dilekçesinin reddine karar verir. Ayrıca 352. maddenin 1. fıkrasının (b) bendinde kararın kesin olması halinde fıkra uyarınca mahkemece gerekli kararın verileceği belirtilmiştir. Öte yandan 360. madde gereğince de bu bölümde aksine hüküm bulunmayan hâllerde ilk derece mahkemesinde uygulanan yargılama usulü Bölge Adliye Mahkemesi'nde de uygulanacaktır. Bu nedenle davacı vekilinin istinaf dilekçesinin reddine karar verilmiştir 2-) Dava, dava dışı işçiye ödenen işçilik alacaklarının davalıdan tahsili taleplidir. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK 355/1 madde gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden HMK 353/1.b.1 madde gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-) HMK 346/1 madde gereğince davacı vekilinin istinaf dilekçesinin reddine, 2-) Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1.b.1 madde gereğince esastan reddine, 3-) Alınması gereken 732 TL istinaf karar harcından, peşin alınan 80,70 TL harcın düşümü ile kalan 651,30 TL harcın davalıdan alınıp Hazine'ye gelir kaydına; davacı taraftan peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 4-) İstinaf kanun yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan avansın karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak iadesine, 5-) HMK 359/4 madde gereğince kararın tebliği, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemleri ile 302/5 madde gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK 362/1.a madde gereğince miktar itibari ile KESİN olmak üzere, oybirliğiyle karar verildi. 17.09.2026

Başkan Üye Üye Katip

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/1626, K. 2026/1504, T. 17.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-1626-e-2026-1504-k-40b156aac91e