Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1590 E. 2026/467 K. – İtirazın İptali
Konu: İtirazın İptali
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/1590
- Karar No
- 2026/467
- Karar Tarihi
- Konu
- İtirazın İptali
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/1590
KARAR NO:2026/467
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:14/03/2022
NUMARASI:2020/714 Esas - 2022/123 Karar
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı ile girmiş olduğu ticari işler ve satımlardan dolayı davalıdan alacaklı olduğunu, alacak bedelinin ödenmemesi üzerine davalı lehine icra takibi başlatıldığını, davalı tarafın borcu olmadığı gerekçesiyle takibe itiraz ettiğini ve takibin durdurulduğunu, devamında arabuluculuğa başvurulduğunu ve herhangi bir sonuç alamadıklarını, müvekkilinin ticari defter ve kayıtlarının incelenmesinden icra takibine konu edilen kadar davalıdan alacaklı olduğunun anlaşılacağını, aradan geçen süre dikkate alındığında icra takibinde belirtmiş olduklarından daha fazla işlemiş faizinin olduğunun anlaşılacağını ileri sürerek davanın kabulü ile icra dosyasına yapılmış olan itirazın iptaline, takibin devamına, alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili savunmasında özetle; Müvekkili şirketin davacı şirkete herhangi bir borcunun bulunmadığını, davacı tarafından takibe konu edilen alacak ile ilgili olarak müvekkili şirket adına düzenlenmiş ve tebliğ edilmiş fatura bulunmadığını savunarak, davanın reddi ile %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davacı tarafından incelemeye esas ticari defterlerin sunulduğu, Mahkememizce usulüne uygun şekilde HMK 222. Madde kapsamında yapılan ihtara rağmen davalı tarafından ticari defter ve kayıtların sunulmadığı, davacı defterlerinin usulüne uygun şekilde tutulmuş olduğunun yapılan bilirkişi incelemesi ile tespit edildiğinden davacı lehine delil olabileceği kanaatine varıldığı, alınan bilirkişi raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, bilirkişi raporuyla davaya dayanak icra dosyasında 2017 yılına ilişkin 8 adet, 2018 yılına ilişkin 7 adet ve 2019 yılına ilişkin 4 adet faturanın uyuşmazlık konusu olduğu, faturaların e-fatura şeklinde usulüne uygun düzenlendiği ve davalı yana e-arşiv portalı üzerinden teslim edildiği, davaya konu faturaların davalı tarafından BA formu ile ilgili vergi dairesine bildirildiği, davalının resmi kuruma yapmış olduğu beyanının kendisini bağlayacağı ve bildirimi yapılan bu faturalara konu malların davalıya teslim edildiğinin kabul edilmesi gerektiği, dolayısıyla davalı tarafından asıl alacağa yönelik yaptığı itirazının iptali gerektiği ve ancak davalının takipten önce temerrüde düşürülmediği anlaşılmakla işlemiş faize yönelik talebinin hukuki dayanağının bulunmadığı, alacak likid ve belirlenebilir olduğundan kabul edilen alacak üzerinden %20 tutarında icra inkar tazminatına karar verilmesi gerektiği, faiz istemi red edilmiş ise de davalı tarafından talep edilen %20 tutarında kötüniyet tazminatının yasal şartlarının somut olayda gerçekleşmediği sonuç ve kanaatine varılarak..." gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne-kısmen reddine, davalının İstanbul Anadolu 4. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasına yapılan itirazının kısmen iptaline, takibin 108.384,05 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip talebindeki talebi aşmamak kaydıyla takipten sonra yıllık değişen oranlarda ticari temerrüt faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine, alacak likit ve belirlenebilir olduğundan, kabul edilen asıl alacak üzerinden hesaplanan %20 oranındaki 21.676,84 TL icra inkâr tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, şartları oluşmadığından davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkeme tarafından uyuşmazlık konusu faturaların müvekkilince BA formlarının vergi dairesine bildirilmiş olduğu gerekçesiyle davanın kabulünün yeterli görüldüğünü, taraflar arasında yazılı cari hesap sözleşmesinin bulunmadığını, ilişkinin açık hesap mahiyetinde olduğu itirazlarının dikkate alınmadığını, her ne kadar rapor ile davacının takip miktarı kadar alacağı olduğu yönünde kanaat oluşturulmuş ise de alacağın varlığının ispatlanamadığı belirtilerek, bilirkişi raporu ve ek raporu tekrar edildikten sonra davanın başından beri beyan ettikleri üzere müvekkilinin davacıya borcu olmadığını, davacının alacağını ispat edemediğini, müvekkilinin davacıya 89.933,13 TL ödeme yaptığını davacının kabul ettiğini, ek rapor ile müvekkilinin borçlu değil aksinin 3.789,77 TL alacaklı olduğunun ortaya çıktığını iddia ederek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, ticari satıma ilişkin açık hesap alacağının tahsili amacı ile başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, tasıma dair ticari ilişkinin varlığı konusunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, davacının takip konusu cari hesap alacağının olup olmadığı ve alacak iddiasının ispatlanıp ispatlanamadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, taraflar arasındaki ticari ilişki sonucunda davacı şirket tarafından ticari satım konusu faturaların düzenlendiği, davacı şirket tarafından davalı şirket hakkında İstanbul Anadolu 4. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında 09.07.2020 tarihinde cari hesap ekstresinden kaynaklanan 108.384,05 TL asıl alacak ile 7.757,63 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 116.141,68 TL alacağın tahsili amacı ile ilamsız icra takibi başlattığı, davalı borçlu şirketin takibe ve borca itiraz ettiği, davacının ise arabuluculuk aşaması sonrasında İİK 67. maddesi gereğince yasal süre içerisinde iş bu itirazın iptali davasını açmış olduğu anlaşılmıştır. Tarafların dosyaya delillerini ibraz etmesi ve taraflara ait BA/BS formlarının ilgili vergi dairelerinden dosya içerisine celbi sonrasında bilirkişi incelemesi gerçekleştirilmiştir. 17.06.2021 tarihli bilirkişi raporunda; dava konusunun, taraflar arasında bulunan ticari ilişkiden kaynaklı davacının 108.384,05 TL tutarlı fatura alacağının tahsili amacıyla yürüttüğü takibe yapılan itirazın iptali talebinden ibaret olduğu, davacı tarafından cari hesap alacağının tahsili amacıyla İstanbul Anadolu 4. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile 09.07.2020 tarihinde takibe geçtiği, davalı yan tarafından borca itiraz edildiği ve takibin durduğu, davacı yan tarafından yapılan itirazın iptali talebi doğrultusunda 14.10.2020 tarihinde huzurdaki davanın ikame edildiği, davacının 2019 yılları ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunduğu, davacının ticari defterlerine göre; davacının takibe konu ettiği faturaların ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, işbu faturadan dolayı davacının takip tarihi (09.07.2020) itibariyle davalı yandan 108.384,05 TL alacaklı olduğu, davalı taraf incelemeye katılmadığı, ticari defter ve kayıtları ibraz edilmediğinden davalı ticari defter kayıtları üzerinde bir tespitin yapılamadığı, tüm bu hususlar dikkate alındığında davacının icra takip tarihi itibariyle davalıdan kaydi olarak asıl alacak 108.384,05 TL tutarında alacaklı olduğu kanaatine varıldığı, alacağın cari hesaba dayanması sebebiyle borçluyu temerrüde düşürücü bir ihtar bulunmadığından davacının takipten önce işlemiş faizde bulunamayacağının değerlendirildiği, İİK 67/2 maddesi uyarınca takibin fatura ve cari hesaba dayanması bu kapsamda belirlenebilir ve likit olması sebebi ile ayrıca davacının %20 oranında olmak üzere icra inkar tazminatı talebinde bulunabileceği kanaatine varıldığı belirtilmiştir.Davacı vekili bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesinde; raporun eksik yazıldığını, 2019 yılında müvekkilinin kestiği 4 adet faturadan bahsedilmesine rağmen müvekkilinin daha fazla fatura kestiğini, ayrıca faiz talep edilemeyeceği yönündeki görüşe katılmadıklarını, takip konusunun fatura olduğunu, TTK 1530/4-a maddesi uyarınca faize hak kazanılacağını belirterek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesinde; raporun davacının 2013 yılı açılış fişinin delil ile desteklenmiyor olmasına rağmen bilirkişi tarafından kabul edilerek yapılan hesaplamaya itiraz ettiklerini, müvekkilinin davacıya borcunun bulunmadığını, davacıya ait BS formlarının açılış fişini desteklemediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 28.12.2021 tarihli bilirkişi raporunda; davacı tarafından davalı adına tanzim edilen takibe konu faturanın e-fatura şeklinde usulüne uygun düzenlendiği, faturanın davalı yana e-arşiv portalı üzerinden teslim edildiği, davalı yanın faturaya takip öncesi itirazının olmadığı, davacının takip dayanağı alacağına esas fatura münderecatındaki Fatuların davalının bilgisi dahilinde olduğu kanaati hasıl olduğu, davalı yanın 2017/2018/2019 yılı dönemi BA formunda; davacı yan tarafından davalı yana düzenlenen faturaların davalı tarafından maliyeye bildirimde bulunulduğu, takibe konu faturada iş bu fatura içerisinde yer aldığının tespit edildiği, davacının ticari defterlerine göre; davacının takibe konu ettiği faturaların ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, işbu faturadan dolayı davacının takip tarihi (09.07.2020) itibariyle davalı yandan 108.384,05 TL alacaklı olduğu belirtilmiştir. Mahkemece, bilirkişi raporu kapsamında davanın asıl alacak yönünden kısmen kabulüne dair hüküm tesis edilmiştir.HMK'nın 190. maddesinde ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu,TMK'nın 6. maddesinde ise taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir.Somut olayda, takip alacaklısı davacı açık hesaptan kaynaklanan alacağın tahsilini talep etmiştir. Açık hesap alacağının kaynağı ticari satıma konu faturalara dayanmaktadır. Usule uygun olarak düzenlenen davacı ticari defter ve ekli belgelerden e-faturaların davalı şirkete e-arşiv portalı üzerinden teslim edildiği tespit edilmiştir. İlgil vergi dairelerine yazılan ve dosya içerisine ibraz edilen BA/BS formlarından, tarafların faturaları vergi dairesine bildirmiş olduğu görülmüştür.Taraflar arasında her ne kadar TTK'nın 89. maddesinde düzenlendiği şekilde cari hesap sözleşmesi olmasa dahi açık hesap şeklinde çalıştıkları anlaşılmaktadır. Davacı vekili tarafından takibe konu edilen açık hesap alacağı geçerli olan delillerle ispatlanmıştır. Davalı tarafça her ne kadar bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğu, davacıya herhangi bir borçlarının bulunmadığı savunulmuş ise de savunmasını ispatlar herhangi bir delil ibraz edilmemiştir. Özellikle davalı şirkete ait BA formu da göz önünde bulundurulduğunda, davalı vekilinin aksine iddia ve istinaf nedenleri yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 5.633,49 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,
3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 12.03.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.
KANUN YOLU:HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.