Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1682 E. 2026/2269 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/1682
Karar No
2026/2269
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2023/1682 KARAR NO : 2026/2269

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 22/03/2023 NUMARASI : 2018/1468 Esas 2023/207 Karar DAVA : İTİRAZIN İPTALİ KARAR TARİHİ : 14/10/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 16/10/2026

Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalıdan faturalar ve cari hesap ilişkisinden kaynaklanan bakiye 33.805,26-TL alacaklı olduğunu, müvekkili tarafından bu alacağın tahsiline yönelik olarak İzmir 21. İcra Müdürlüğü'nün 2018/10986 Esas sayılı dosyasından takip başlatıldığını, takibe davalı tarafından itiraz edildiğini, taraflar arasındaki cari ilişki uyarınca davalının müvekkiline 33.805,26-TL borçlu olduğunu, açıkladığı nedenlerle; ihtiyati haciz kararı verilmesini, itirazların iptali ile takibin devamını, alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra - inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davalı şirkete yapılan tebligatlar usulsüz olduğunu, bu nedenle açılan davadan 21.11.2019 tarihinde sehven haberleri olduğunu, davalı şirkete davacı vekiline ait delil dilekçesinin tebliğe çıkarıldığını, tebligat parçasına adres kapalı olarak not alındığını, ancak bu tebligat parçaları incelendiğinde 07.01.2019 ve 04.02.2019 tarihinde bila iade edilen bu tebligatların usule uygun olmadığını, burada usule uygun bir araştırma yapılmış olsa borçluya ulaşılabileceğini, müvekkiline yapılan tebligatın Tebligat Kanunu ve yönetmeliği uyarınca geçersiz olduğunu, öğrenme tarihlerinin 21.11.2019 tarihinin tebliğ tarihi olarak kabul edilmesi ve dava dosyasına sunulan cevaplarının ve delillerinin süresi içerisinde yapıldığının tespit edilmesi gerektiğini, müvekkili aleyhine İzmir 21. İcra Müdürlüğü'nün 2018/10986 Esas nolu dosyada belirtilen faturalardan ve cari hesaptan kaynaklanan bakiye nedeniyle takip açıldığını, takip mesnedi olan faturalar ve faturalara bağlı hizmet bedellerinin davacı şirkete ödendiğini, karşılıklı imza edilen ibranamede alınan tüm hizmet bedellerinin hangi aralıklarla ödeneceği ve ödemelerin yapılması nedeniyle tarafların birbirini ibra ettiklerini, ibranamede belirtilen tarihlerde belirtilen miktarlar müvekkilinin ....bankası'nda bulunan hesaplarından davacı şirketin hesaplarına ödendiğini, açıkladığı nedenlerle; tüm karşı dava ve talep hakları saklı kalmak üzere açılmış olan davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasını talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama neticesinde İstinaf incelemesine konu karar ile: "...Alım satım ilişkisi kapsamında cari hesap bakiyesinden kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. Dava, 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmıştır. Taraflar arasında alım satım ve eser sözleşmesinden kaynaklanan bir ticari ilişki bulunduğu, düzenlenen fatura ve cari hesaptan kaynaklanan davacı alacağı nedeniyle davalı aleyhine takip başlatmış olduğu görülmüştür. Davalı, cari hesaptan kaynaklanan bakiye nedeniyle takip açıldığını, takip mesnedi olan faturalar ve faturalara bağlı hizmet bedellerinin davacı şirkete ödendiğini, karşılıklı imza edilen ibranamede alınan tüm hizmet bedellerinin hangi aralıklarla ödeneceği ve ödemelerin yapılması nedeniyle tarafların birbirini ibra ettiklerini, ibranamede belirtilen tarihlerde belirtilen miktarlar müvekkilinin ...bankası'nda bulunan hesaplarından davacı şirketin hesaplarına ödendiğini, davanın reddini savunmuştur. Tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmıştır. Hükme esas alınan bilirkişi kök ve ek raporuna göre; Davacı ... Şti.’ne ait 2017-2018 yılları ticari defterlerin usulüne uygun tutulduğu, ticari defterlerin açılış onayları ve yılsonu kapanış tasdiklerinin yasal süresinde yaptırıldığı tespit edilmiş olduğundan ticari defterlerin delil niteliğinin bulunduğu, Davalı ...Şti.’ne ait 2018 yılı ticari defterlerin usulüne uygun tutulduğu, ticari defterlerin açılış onayları ve yılsonu kapanış tasdiklerinin yasal süresinde yaptırıldığı tespit edilmiş olduğundan ticari defterlerin delil niteliğinin bulunduğu anlaşılmıştır. Davacı şirketin ticari defter kayıtlarında; İcra takibine dayanak 9 adet faturaların mevcut olduğu ve usulüne uygun şekilde davalı hesabına borç olarak kaydedildiği, Davacı şirket tarafından faturalara konu mal/hizmetin davalıya verildiğine ilişkin düzenlenen 9 adet İrsaliyeli Faturaların bulunduğu, İrsaliyeli faturalara göre; 2 adet İrsaliyeli Faturada “....” notu düşüldüğü, İrsaliyeli Fatura düzenlenmesine rağmen davalıya ayrıca 3 adet ayrıca Sevk İrsaliyesi (A-34062, A-34060, A-34037) düzenlenmiş olduğu ve 2 adedinde teslim alan isim imza kaydedildiği anlaşılmıştır. Davalı vekilinin 22.11.2019 tarihli dilekçe ekinde, davalı şirketin banka ekstresinde olduğu gibi, dilekçe ekinde sunulan 2 adet.... Bankası dekontlarında; Davalı şirket hesabından davacı şirket hesabına gönderilen; 16/07/2018 tarihli 20.000,00 TL tutarındaki dekontta açıklama kısmında “....bank (0111)” yazılı olduğu, 23/07/2018 tarihli 32.000,00 TL tutarındaki dekontta açıklama kısmında “Televizyon Ücreti Kalan Kısmı” yazılı olduğunun tespit edilmiştir. Davalı...Şti.’ne ait 2018 yılı ticari defterlerin usulüne uygun tutulduğu, ticari defterlerin açılış onayları ve yılsonu kapanış tasdiklerinin yasal süresinde yaptırıldığı tespit edilmiş olduğundan ticari defterlerin delil niteliğinin bulunduğu, Davalının ticari defter kayıtlarında davacı ile ilgili hesap kayıtlarının 01.01.2018 tarihli 1 no’lu Açılış Bilançosu Kayıtları ile 31.12.2018 tarihli, 85 no’lu Kapanış Fişi Kayıtlarında davacı şirkete ait hiçbir devir kaydı bulunmadığının, davalı şirketin ticari defter kayıtlarında davacı ile ilgili 2 adet fatura kaydı dışında hiçbir işlem kaydı bulunmadığının tespit edilmiştir. İşlem kayıtlarının Yevmiye defteri Sayfa 16-17 İşlem tarihi 10.08.2018, madde no: 38 kayıtları;" Hesap kodu Hesap adı Açıklama Tutar B/A 191 1 18 %18 İndirilecek KDV 01.08.18-686668 Ft. ....Şti. 7.932,20 B 191 1 18 %18 İndirilecek KDV 01.08.18-686669 Ft. ....Şti. 190,68 B 740 3 04 Nakliye Ulaşım Gidr. 01.08.18-686669 Ft.... .Şti. 1.059,32 B 740 3 07 Bakım/Onarım Gidr. 01.08.18-686669 Ft. ...Şti.44.067,80 B 100 1 1 00 Kasa Hesabı 01.08.18-686668 Ft. ....Şti. 52.000,00 A 100 1 1 00 Kasa Hesabı 01.08.18-686669 Ft.....Şti. 1.250,00 A Şeklinde görüldüğü, Ancak, Vergi Usul Kanunu tebliği ile getirilen düzenleme kapsamına aykırı bir şekilde 100 KASA ödemesi şeklinde kaydedilerek davacıya ait 2 adet toplam 53.250,00-TL tutarındaki faturaların Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğleri ile 7.000-TL’yi aşan ödemelerin finansal kurumlar aracılığı ile yapılması zorunlu kılınmış olduğu, Bu kapsamda, aynı gün içinde toplam miktarı 7.000-TL’yi aşan veya farklı tarihlerdeki kısım kısım gerçekleşen ödemelerle 7.000-TL’yi aşan ödemelerin finansal kurumlar aracılığı ile gerçekleştirilmesi zorunlu olduğundan davalının Kasa Hesabı ndan ödeme olarak kaydettiği, 01.08.18-686668 Ft. ....Şti. 52.000,00-TK ve 01.08.18-686669 Ft. .... Şti. 1.250,00-TL faturalarının ödenmesine ilişkin kaydın muhasebe ilkelerine uygun olmadığı, bu faturaların ödendiğine ilişkin davalı tarafça incelenmek üzere ödeme belgesi/makbuz vs. Sunulmadığı anlaşılmıştır. Davacının takibinin dayanağı belgelerin arsında 20.07.2018 Tarihli, 068668 Nolu, 52.000,00-TL Tutarlı; 20.07.2018 Tarihli, 068669 Nolu, 1.250,00 TL Tutarlı Faturalarında bulunduğu, Davalının banka yoluyla ödediği 16/07/2018 tarihli 20.000,00 TL tutarındaki ve 23/07/2018 tarihli 32.000,00 TL ödemeleri davacının alacak olarak kaydettiği davalının cari hesap borcundan düştüğü buna karşılık Cari Hesaptan Kaynaklanan 33.805,26 TL bakiye alacaklı olduğu anlaşılmıştır. Davalı her ne kadar 20.000,00-TL ve 32.000,00-TL banka havalesi yapıldığında her iki taraf sulh ve ibra eder fatura kestikten sonra herhangi bir alacak tazminat vb. Talep edemez. Şeklinde ibraname imzalamış ise de İtirazın iptali davalarının takibe sıkı sıkıya bağlı davalar olması ve icra takibinde 9 adet faturaya ve cari hesaba dayanıldığı anlaşıldığın bu belgenin davya konu sona erdirmeyeceği kanaatine varılmış davacınbın bu belgedeki imza itirazı nedeniyle imza incelemesi cihetine gidilmemiştir. İsticvap edilen davalı şirket yetkilisinin irsaliyeli fatura ve sevk irsaliyelerindeki imzalara itiraz etmemiş şirketi adına atıldığının ikrara etmiş bu nedenle teslime ilişkin kabul beyanın bulunduğu kabul edilmiştir. Davalı yanın davacı yana icra takip tarihi itibariyle cari hesaptan kaynaklanan 33.805,26-TL borçlu olduğunun tespit edildiği, takip tarihinden sonra dava tarihine kadar davalının herhangi bir ödeme yapmadığı, davacı tarafından davalının usulüne uygun olarak temerrüde düştüğüne ilişkin delilin dosyaya ibraz edilmediği, icra takibi öncesi temerrüt oluşmadığı, temerrüt icra takip tarihinde oluştuğu, icra takip tarihinden itibaren davacının taleplerinin doğrultusunda yıllık %19.50 ve değişen oranlarda avans faizi uygulanması gerektiği kanaatine varılmış, İzmir 21. İcra Müdürlüğü' nün 2018/10986 E. sayılı dosyasında davalının 33.805,26-TL asıl alacaktan oluşan borca ilişkin itirazın iptaline, 33.805,26-TL lik asıl alacağa yıllık %19.50 ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle takibin devamına, Alacak likit ve belirlenebilir olduğundan alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatına karar verilmiş aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.'' şeklindeki gerekçesi ile; "Davanın KABULÜ ile; İzmir 21. İcra Müdürlüğü'nün 2018/10986 E. sayılı dosyasında davalının; 33.805,26-TL asıl alacaktan oluşan borca ilişkin İTİRAZIN İPTALİ ile, Asıl alacağa yıllık %19.50 ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle TAKİBİN DEVAMINA, Alacak likit ve hesaplanabilir olduğundan alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatını davalıdan alınarak davacıya verilmesine" şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkili şirkete yapılan tebligatlar usulsüz olduğunu, bu nedenle açılan davadan 21.11.2019 tarihinde sehven haberlerinin olması nedeniyle davaya cevapları ve delillerini sunduklarını ancak ilk derece mahkemesi usulsüz tebligat itirazlarını incelemeden tebligatın usulüne uygun olduğu kanatine vardığını, cevapları ve sundukları delilleri kabul etmediğini, müvekkili şirkete davacı vekiline ait delil dilekçesinin tebliğe çıkarılmış olup, tebligat parçasına adres kapalı olarak not alınmış ve tebligat yapılamadığını ancak bu tebligat parçaları incelendiğinde 07.01.2019 ve 04.02.2019 tarihinde bila iade edilen tebligatların usule uygun olmadığını, ilk derece mahkemesince borçlunun bilinen adresine çıkarılan ilk tebligatta yapılması gereken işlemlerin hiçbirinin yapılmadığını, ayrıca ilk derece mahkemesi yargılaması esnasında müvekkili şirketin davacıya ödeme yaptığını gösteren Halkbankası dekontları mahkemeye sunduğunu, tarafların karşılıklı imza altına aldıkları ibranamede de yapılan ödemeler neticesinde tarafların birbirilerine herhangi bir borcu bulunmadığı imza altına alınmış olduğunu ancak ilk derece mahkemesi sunulan ödeme dekontlarını hükme esas almayarak müvekkili şirket aleyhine açılan davanın kabulünün hatalı olduğunu, davanın reddine, vekalet ücreti ve sair masrafların davacı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, İİK 67. maddesi gereğince açılmış olan itirazın iptali davasıdır. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar res'en gözetilerek ve yine HMK 357/1.maddesindeki, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf incelemesi sırasında dinlenemez ve yeni delillere dayanılamaz hükmü çerçevesinde yapılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; "Davanın KABULÜ ile; İzmir 21. İcra Müdürlüğü'nün 2018/10986 E. sayılı dosyasında davalının; 33.805,26-TL asıl alacaktan oluşan borca ilişkin İTİRAZIN İPTALİ ile, Asıl alacağa yıllık %19.50 ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle TAKİBİN DEVAMINA, Alacak likit ve hesaplanabilir olduğundan alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatını davalıdan alınarak davacıya verilmesine" şeklinde karar verilmiştir. İş bu karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davaya konu İzmir 21. İcra Dairesi'nin 2023/17944 Esas sayılı dosya suretinin incelenmesinde; davacı alacaklı tarafından davalı borçlu hakkında, 33.805,26 TL asıl alacak ve 415,39 TL işlemiş faiz alacağı olmak üzere toplam 34.220,65 TL alacağın temini için ilamsız takip başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya tebliği üzerine, davalı borçlu vekili tarafından sunulan itiraz dilekçesi kapsamında takibin durduğu ve davalının itirazının iptali amacı ile eldeki davanın açılmış olduğu anlaşılmıştır. Takip dayanağı olarak davacı tarafça davalı adına düzenlenmiş, 26.04.2018 tarih 10.027,26 TL, 08.05.2018 tarih 1.436,40 TL, 19.06.2018 tarih 44.427,00 TL, 19.06.2018 tarih 16.521,84 TL, 21.06.2018 tarih 31.128,40 TL, 12.07.2018 tarih 870,72 TL, 13.07.2018 tarih 143,64 TL, 20.07.2018 tarih 52.000,00 TL ve 20.07.2018 tarih 1.250,00 TL tutarlı faturalar gösterilmiştir. Dosyanın incelenmesinden davalının dava dilekçesinde bildirilen ve aynı zamanda ticaret sicil adresi olduğu anlaşılan adrese ilk çıkartılan tebligatın bila tebliğ iade edildiği ve ardından davalının ticaret sicil adresine TK 35 maddesi gereğince tebligat yapıldığı anlaşılmıştır. Bu nedenle davalı vekilinin bu hususa değinen istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Alınan bilirkişi raporuna göre icra takibine konu toplam 157.805,26 TL bedelli 9 adet davacı faturasının davacı şirket ticari defter ve kayıtlarında davalıya borç kaydedildiği, buna karşılık davalı tarafça banka havalesi yolu ile 16/07/2018 tarihinde 20.000,00 TL, 23/07/2018 tarihinde 32.000,00TL olmak üzere toplam 52.000,00 TL'nin alacak kaydedilmesi neticesinde davacı ticari defterlerinde davacının davalıdan kayden bakiye 33.805,26 TL alacaklı olduğununu tespit edildiği görülmüştür. Davalıya ait ticari defterler üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesine göre, takibe konu davacı faturalarından 20.07.2018 tarih 52.000,00 TL ve 20.07.2018 tarih 1.250,00 TL tutarlı 2 adet faturanın davalı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, ancak Vergi Usul Kanunu tebliği ile getirilen düzenleme kapsamına aykırı bir şekilde 100 Kasa ödemesi şeklinde kaydedilerek kapatıldığı, davalı ticari defterlerinde bu şekilde bir davacı alacağının bulunmadığı, icra takibine konu diğer faturaların davalıya ait ticari defterlerde kayıtlı olmadığının tespit edildiği bildirilmiştir. Davacı vekili tarafından takip ve davaya konu fatura suretleri ile eki sevk irsaliyelerinin suretleri dosyaya sunulmuş olup davalı şirket yetkilisi tarafından 21.06.2021 tarihli duruşmada davacı vekilince sunulan ve duruşma tutanağına geçen sevk irsaliyelerindeki imzaların kabul edildiği görülmüştür. Davalı tarafça dosyaya bir sureti sunulan ve elyazısı ile yazılmış 16.07.2018 tarihli "Protokol ve İbraname" kapsamında davacıya olan bütün borcun ödendiği ve davacının bir alacağının kalmadığı iddia edilmiştir.Davacı tarafça ibraname altında davacıya atfen atılan imza inkar edilmiş olup mahkemece ibraname içeriğine göre eldeki itirazın iptali davası açısından sonuca etkili olmadığından imza incelemesi yaptırılmamıştır. Dosyadaki bilirkişi raporlarının incelenmesinden ibranameye konu mal ve hizmet için davacı tarafça 20.07.2018 tarih 52.000,00 TL bedelli faturanın düzenlendiği ve davalıya borç kaydedildiği, ibraname içeriğinde geçen 2 adet davalı ödemesinin davacı taraf ticari defterlerinde davalıya alacak kaydedildiği görülmüştür. Davacı alacağının davacı ticari defterlerinde kayıtlı takibe konu diğer faturaların bakiyesi olduğu anlaşılmıştır. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, gerekçeli, tarafların ve mahkemenin denetimine elverişli, oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak düzenlenmiş olmakla mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu uyarınca karar verilmiş bulunmasına, göre davacı vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/03/2023 tarih, 2018/1468 Esas ve 2023/207 Karar sayılı kararına karşı davalı vekilinin istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, İstinaf kanun yoluna başvuran davalı taraftan alınması gereken 2.309,23 TL istinaf nispi karar harcından başlangıçta alınan 577,31 TL'nin mahsubu ile eksik yatırılan 1.731,92 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Davalı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, İstinaf yargılamasında duruşma açılmadan karar verildiğinden karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 14/10/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/1682, K. 2026/2269, T. 14.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-1682-e-2026-2269-k-d80dc7b7a8bd