Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/669 E. 2026/1473 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/669
Karar No
2026/1473
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/669 - 2026/1473 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2025/669 KARAR NO : 2026/1473

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 20.12.2024 NUMARASI : 2022/234 Esas 2024/873 Karar

DAVACI : VEKİLİ : Av.

DAVALI : VEKİLİ : Av.

DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 24.09.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 02.10.2026

İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 14.06.2015 tarihinde davacının sevk ve idaresindeki ... plakalı motosikletine, plakasını tespit edemediği başka bir motosikletin çarpması neticesinde trafik kazasının meydana geldiğini, kendisine çarpan ve kaza mahallinden kaçan diğer motosiklet sürücüsünün paket servisi yapan bir kişi olduğunu, meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığını, kaza tespit tutanağında kazaya karışan diğer motosikletin kazaya karışıp karışmadığının tespit edilemediğini, davacının dava konusu kaza ile ilgili olarak daha önce davalı ... başvurduğunu ve bir miktar ödeme yapıldığını, yapılan bu ödemenin davacının kazada %70 kusurlu olduğu varsayımına dayanılarak hesaplandığını, ancak hesaplamanın hatalı olduğunu, davacının dava konusu trafik kazasında kusurunun bulunmadığını, bu nedenlerle öncelikle kusur oranının belirlenmesini ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 100,00 TL geçici iş göremezlik, 1.500,00 TL kalıcı maluliyet olmak üzere toplam 1.600,00 TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesini karar verilmesini talep etmiş; ıslah dilekçesi ile talebini geçici işgöremezlik tazminatı için 4.942,06 TL’ye, sürekli işgöremezlik tazminatı için 29.721,02 TL’ye yükseltmiştir. Davalı vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; davacının davadan önce başvurusu üzerine tüm zararlarının karşılandığını, kazaya sebebiyet verdiği iddia edilen aracın tespit edilmediğinin ispatı gerektiğini, kusur ve maluliyet durumunun tespiti gerektiğini, davacının müterafik kusurunun bulunması halinde zarar miktarından indirim yapılması gerektiğini, savunarak davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesinin 2019/2348 Esas 2022/443 Karar sayılı, HMK’nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırma kararı üzerine yeniden yapılan yargılama sonunda; dosyadaki bilgi ve belgelere, alınan bilirkişi raporuna göre, kazanın meydana gelmesinde davacının %30 oranında, plakası tespit edilemeyen ve olay yerinden firar eden araç sürücüsünün %70 oranında kusurlu olduğunun anlaşıldığı, Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulundan alınan raporda, davacının kazadan kaynaklanan daimi maluliyetinin %6 oranında, tıbbi iyileşme süresinin 6 ay olduğunun belirlendiği, davacının geçici ve sürekli işgöremezlik zararının hesaplanması yönünden aktüer raporu alındığı, ilk karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmamış olması nedeniyle davalı taraf lehine usuli kazanılmış hakkın gözetildiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, 29.721,02 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ile 3.820,13 TL geçici iş göremezlik tazminatının 01.04.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece en son alınan aktüer raporu ile davacının sürekli işgöremezlik zararının 290.488,58 TL olarak hesaplandığını, talep artırımı hususunda taraflarına süre verilmediğini, ilk kararın davacı tarafça istinaf edilmemesi gerekçe gösterilerek davalı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğunun kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; maluliyet raporları arasında çelişki olduğunu, davacının dizlik takmaması nedeniyle müterafik kusurlu olduğunu, davalı tarafından davacıya yapılan ödemenin mahsup edilmediğini, aktüer hesabının %1.8 teknik faiz yöntemine göre yapılması gerektiğini, geçici işgöremezlik zararının teminat kapsamında olmadığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır. Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle geçici ve sürekli işgöremezlik tazminatı istemine ilişkindir. 1-Mahkemece verilen ilk kararda, davanın kabulüne, 4.942,06 TL geçici iş göremezlik tazminatı ile 29.721,02 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 34.663,08 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verildiği, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu gözetildiğinde davalı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu, her ne kadar, Dairemizin kaldırma kararı sonrası alınan aktüer bilirkişi ek raporunda davacının sürekli işgöremezlik zararının güncel verilere göre 290.488,00 TL olduğu hesaplanmışsa da, usuli kazanılmış hak uyarınca davalı aleyhine ilk karardan daha fazla tazminata hükmedilemeyeceği, kaldı ki, davanın kısmi dava olarak açıldığı, ilk karar öncesinde davacının bir kez ıslah hakkını kullanarak talebini artırdığı, ikinci kez ıslah ile talebini artıramayacağı gözetildiğinde davacı vekilinin bu hususa yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. 2- Mahkemece, davacının maluliyetinin belirlenmesi yönünden hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Dairesi Üst Kurulu raporunda, davacının kaza sonrası tedavisine ilişkin tıbbi evrakların incelendiği, önceki raporların değerlendirildiği, kurul tarafından fiziki muayenesinin yapıldığı, yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre kaza tarihi itibariyle uygulanmakta olan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında hükümlerine göre, davacının daimi maluliyet oranının % 6 olduğunun, tıbbi iyileşme süresinin 6 ay olduğunun belirlendiği, raporun, ayrıntılı ve gerekçeli şekilde tanzim edildiği, hüküm kurmaya elverişli olduğu görülmekle, davalı vekilinin davacının kazadan kaynaklanan maluliyetine yönelik istinaf itirazı reddedilmiştir. 3- Davacının geçici ve işgöremezlik zararının hesaplanması yönünden hükme esas alınan aktüerya raporunda, yerleşik Yargıtay uygulamalarına uygun şekilde TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi esas alınarak hesaplama yapıldığı, davalı tarafından dava açılmadan önce davacıya yapılan ödemenin güncelleştirilerek mahsup edildiği anlaşılmakla davalı vekilinin aktüer bilirkişi raporuna yönelik istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir. 4- Davalı vekili, davacının motosiklet sürücüsü olduğunu, dizlik takmaması nedeniyle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 51 ve 52. Maddeleri gereğince, hesaplanan destekten yoksun kalma tazminatından müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini ileri sürmüşse de; davacıda kaza sonucu tibia kırığı meydana geldiği, koruyucu teçhizat niteliğindeki dizlik takmaması ile davacıda meydana gelen kırık arasındaki illiyet bağının ispat edilemediği anlaşıldığından davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazının reddi gerekmiştir. 5- Davalı vekili, geçici işgöremezlik tazminatından tedavi gideri kapsamında Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumlu olduğu yönünde istinaf itirazında bulunmuşsa da; geçici işgöremezlik tazminatı, yaralanan kişinin iyileşme süresince çalışamaması nedeniyle ortaya çıkan zararı olup 2918 sayılı KTK.nın 98. Maddesinde belirtilen sağlık hizmet bedeli sayılamayacağı gibi iyileşme süresince meydana gelen ve TBK.nın 54. Maddesinde de sayılan bu zararlardan zarar sorumluları KTK.nın 85. Maddesi ve 91. Maddesi gereğince araç işleteni ve zorunlu mali sorumluluk sigortası sorumlu olduğundan ve KTK.nın 98. Maddesinde belirtilen SGK'nın sorumlu olduğu sağlık hizmet bedeli kapsamında geçici işgöremezlik zararı bulunmadığından ve yasa ile düzenlenmeyen hususun zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ile düzenlenmesi mümkün olmadığı gibi, kanun maddesine aykırı genel şart hükümleri de getirilemeyeceğinden davalı kurumun geçici işgöremezlik zararından sorumlu olacağının kabulü gerekir. Bu itibarla, davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, HMK’nın 355. maddesi gereğince, davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlar yönünden yapılan incelemede; ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden bir hukuka aykırılık görülmediğinden tarafların istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle, 1-Davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf harcından peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.291,20 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 575,00 TL'nin mahsubu ile kalan 1.716,20 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir olarak kaydedilmesine, 4-Taraflarca yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi uyarınca ilgilisine iadesine, 6-Kararın taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK’nın 361.maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay’da TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 24.09.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başkan

Üye

Üye

Katip

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.n

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/669, K. 2026/1473, T. 24.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-669-e-2026-1473-k-ca2224097787