Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/592 E. 2026/1459 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/592
- Karar No
- 2026/1459
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/592 - 2026/1459 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2025/592 KARAR NO : 2026/1459
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 11.12.2024 NUMARASI : 2018/918 Esas 2024/917 Karar
DAVACILAR : 1- 2- 3- VEKİLİ : Av.
DAVALILAR : 1 - VEKİLİ : Av. : 2 - : 3 VEKİLİ : Av. DAVANIN KONUSU : Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat KARAR TARİHİ : 24.09.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 24.09.2026
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 20.02.2017 tarihinde karşıdan karşıya geçmek isteyen davacı ...'a ... yönetimindeki ... plakalı aracın çarptığını, trafik kazası tespit tutanağında araç sürücüsünün yaya geçidine yaklaştığı halde hızını düşürmediğinin tespit edildiğini, kaza neticesinde davacının %11.2 oranında malul kaldığını, dava konusu trafik kazası nedeniyle ... plakalı araç sürücüsü ... aleyhine Ankara 28. Asliye Ceza Mahkemesinde açılan (2017/523 E.-2018/248 K.) kamu davasında sanık hakkında ceza verildiğini ve bu cezanın kesinleştiğini, ... plakalı aracın trafik sigortacısı ...AŞ'ye yapılan başvuru neticesinde 16.981,88 TL ödeme yapıldığını, davacının zararının sigorta şirketince karşılanan miktardan daha fazla olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 10.000 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan ...bakımından sigorta limiti ile sınırlı olmak üzere müşterek ve müteselsilen tahsiline, ... için 70.000 TL, ... için 15.000 TL ve ... için 15.000 TL olmak üzere toplam 100.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile seyir halinde iken davacı ...'nın köpeğin kovalaması sonucu aniden yola fırladığını, bu hususun Ankara 28.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2017/523 E. Sayılı dosyası alınan ifadelerle sabit olduğunu, davalının aniden yola fırlayan davacıya çarpmamak için elen gelen tüm çabayı gösterdiğini, davalının kaza sonrası davacılar ile yakından ilgilendiğini, kaza sırasında telefonu kırılan davacıya telefon aldığını, babasının çalışmaması nedeniyle faturaları ödeyememesi üzerine evin faturalarını ödediğini, hastanede davacıların ihtiyaç duyacağı her şeyin maddi karşılıkları davalı tarafından giderildiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının taleplerine istinaden davalı şirket tarafından 07.12.2018 tarihinde 16.981,88 TL ödeme yapıldığını, davacının davalı şirketten herhangi bir hak ve alacağı kalmadığını, zorunlu dava şartı olan sigorta şirketine usulüne uygun başvurunun davacı tarafça yerine getirilip getirilmediğinin ispat edilmesi gerektiğini, zamanaşımı itirazları bulunduğunu, kusur ve maluliyet oranının tespiti için dosyanın Adli Tıp Kurumu'na sevk edilmesi gerektiğini, gelirin asgari ücret üzerinden hesap edilmesi gerektiğini, hesaplanacak tazminattan hatır taşıması ve müterafik kusurun tenzili gerektiğini, manevi tazminat talepleri teminat dışında olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, Ankara Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesinden alınan 04.09.2019 tarihli raporda olayda davalı sürücü ...'nın %15, davacı yaya ...'ın %15, pitbull cinsi köpeğin yayayı kovalamasının olayın oluşu üzerine %70 oranında etkili bulunduğu, Ankara Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 06.07.2021 tarihli raporda ...'ın 20.02.2017 tarihli yaralanması neticesinde Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğine göre kişinin özür oranının %10 olduğu, 4 ay süre ile iş göremezlik halinde kalacağının, 1 ay süresince başkasının yardımına ihtiyacı olduğunun bildirildiği, İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 2. İhtisas Kurulu’nun 03.06.2022 tarihli raporunda ...'ın 20.02.2017 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı arızası sebebiyle Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu raporları hakkında yönetmeliğe göre kişinin tüm vücut engellilik oranının %5 olduğunun, iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 4 aya kadar uzayabileceği bildirildiği, İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 2. İhtisas Kurulu’nun 03.08.2023 tarihli raporunda ...'ın 20.02.2017 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanmasının Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu raporları hakkında yönetmeliğe göre yapılan değerlendirilmesinde kişinin tüm vücut engellilik oranının %5 olduğunun, Özürlülük kavramıyla meslekte kazanma gücü kaybı, çalışma gücü kaybı kavramlarının farklı kavramlar olduklarının, farklı tüzük ve yönetmeliklerin, farklı bölümlerinde değerlendirildikleri, aralarında bağlantı bulunmadığı ve çelişkiden bahsedilemeyeceğini, iyileşme süresinin (olay tarihinden itibaren 4 aya kadar uzayabileceğinin, bir başkasının sürekli veya geçici olarak bakımına muhtaç durumda olmadığının bildirildiği, Ankara Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi Genişletilmiş Uzmanlar Kurulundan alınan 03.01.2024 tarihli raporda davalı sürücü ...'nın %15, davacı yaya ...'ın %15, zincirini kopararak davacı yayayı kovalayan pitbull cinsi köpeğin sahibinin %70 oranında kusurlu bulunduğunun, İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 2. Üst Kurulu’nun 16.07.2024 tarihli raporunda ...'ın 20.02.2017 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanmasının Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu raporları hakkında yönetmeliğe göre yapılan değerlendirilmesinde; kişinin tüm vücut engellilik oranının %5 olduğunun, iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 4 aya kadar uzayabileceğinin, bir başkasının sürekli veya geçici olarak bakımına muhtaç durumda olmadığının bildirildiği, Aktüer bilirkişiden alınan 11.10.2024 tarihli raporda kaza tarihinde 14,33 yaşında olan üretici konumunda bulunmayan davacı için geçici iş göremezlik zararı hesaplanmadığı, davalı sigorta şirketi tarafından, davacıya ifa amacıyla, 07.12.2018 tarihinde 16.981,88 TL maddi tazminat ödemesi yapıldığı, öncelikle ödeme tarihi verilerine göre hesaplama yapıldığında davacı lehine 56.081,06 TL zarar hesaplanmış olup bu zararın %15’i olan 8.412,16 TL’den davalı sigorta şirketi, davalı sürücü ve davalı araç işletenin sorumlu oldukları, davalı tarafça davacıya 8.412,16 TL ödenmesi gerekirken 16.981,88 TL ödeme yapıldığını, dolayısıyla davacıya 8.569,72 TL fazla ödeme yaparak davacının zararının karşılandığının hesaplandığının bildirildiği, davacılar lehine manevi tazminat koşullarının da oluştuğu belirtilerek, davanın kısmen kabulü ile maddi tazminat davasının reddine, manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile davalı ... AŞ şirketi aleyhine açılan manevi tazminat davanın reddine, ... için 50.000,00 TL manevi tazminatın, ... için 7.500,00 TL ve ... için 7.500,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi 20.02.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiş karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacıya atfedilen kusurun fahiş olduğunu, davacının, sağını ve solunu kontrol ederek yola çıktığını, sürücü davalının kurallara aykırı bir hız ile seyir halindeyken kazanın meydana geldiğini, davacın korku ile hareket etmiş olmasına rağmen yolu kontrol ettiğini, aktüerya hesabının hatalı olduğunu, bilirkişi raporu hazırlandığında davacının yaklaşık olarak 22 yaşında olduğunu, bilirkişi tarafından bilinen dönemlere ilişkin kaza tarihinden sonra o tarihteki güncel ücretlere göre hesaplama yapılmadığını, 2023 yılı asgari ücretinin ilk 6 ay 8.506,00 TL sonraki 6 ay içinse 11.402,00 TL, 2024 yılı için ise tüm sene boyunca 17.002,02 TL olduğunu, bu maaş hesapları bilinen döneme ait olup bu rakamlar üzerinden hesaplamalar yapılması gerektiğini, bilinen ücret hesabı yapılmadan hesaplama yapılmış olmasının davacının aleyhine bir durum olduğunu, hükmedilen manevi tazminat miktarlarının düşük olduğunu, davacının kaza meydana geldiğinde yaklaşık 14 yaşında olup ergenlik döneminde olduğunu, kaza nedeniyle malul kalmasının yaşı itibari ile çok sarsıcı olduğunu, yaşıtları ile iletişim kurmakta zorlandığını, kendisini dışlanmış hissettiğini, gerek iyileşme için gerek mahkeme süreci için defalarca hastanelere gittiğini, tedavi ve muayeneler geçirdiğini, davacı anne babanın da maddi ve manevi olarak çokça yıprandığını, manevi tazminat miktarları yönünden kısmi kabul kararı verilmesinin hakkaniyetsiz olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasınına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve istinaf edenlerin sıfatına göre dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; Dava, trafik kazası nedeniyle yaralanarak cismani zarara uğradığını ileri süren davacının sürücü ve işletenin hukuki sorumluluğu ile zorunlu mali mesuliyet sigorta (ZMMS) poliçesi kapsamında maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince davacının maddi tazminat davasının reddine, manevi tazminat talebi yönünden ise kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49/1. Maddesine göre göre ise kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Trafik kazalarında irdelenmesi gereken husus ise trafik kazasının meydana gelmesinde tarafların olaya etkileri ve dolayısıyla sürüş kusurlarıdır. Trafik kazası nedeni ile uğranılan bedensel zarara dayalı maddi ve manevi tazminat istemleri yönünden 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85 ve 90. maddeleri ve 6098 sayılı TBK'nın 49. ve 56. maddesi kapsamında işleten sıfatına haiz araç maliki ile araç sürücüsünün, sürücünün kusuru oranında sorumlu olduğu amirdir. Bu kapsamında davalının sorumluluğunun belirlenebilmesi için olayın oluşumunda tarafların mevcut kusur durumun tespiti önem arz eder. Dava açılmadan önce davacıların zararının karşılanması amacıyla yapılan ödemeler bulunması halinde zarar ve yararın denkleştirilmesi ilkesi gereğince öncelikle ödeme tarihi itibariyle yapılan ödemelerin dava konusu zararı karşılayıp karşılamadığının belirlenmesi gerekir. Bunun için ödeme tarihi verileri dikkate alınarak gerçek zarar hesabı yapılması ve bulunacak tutar ile ödeme miktarının karşılaştırılması ve sonucuna göre ödenen tazminat bedelinin yeterli olması halinde zarar görenin zararı karşılanmış sayılacağının dikkate alınması, dava açılmadan önce yapılan ödemenin yetersiz olduğunun anlaşılması halinde ise karar tarihine en yakın veriler dikkate alınarak tazminatın hesaplanması, zarar ve yararın denkleştirilmesi ilkesi gereğince yapılan ödemeye hesaplama yapıldığı tarihe kadar geçen süre için yasal faiz uygulanarak güncellenmesi ve hesaplanan tutardan mahsup edilmesi gerekir. 1. Somut olay yukarıda açıklanan Kanun hükümleri ve ilkeler doğrultusunda değerlendirildiğinde, dosyaya kazandırılan açıklamalı, ayrıntılı, denetime elverişli dosyada mevcut raporlar arasındaki çelişkiyi gideren Adli Tıp İkinci Üst Kurulu'nun maluliyet, raporu, olay anına ilişkin görüntü kamerası kayıtları da değerlendirilmek suretiyle tazim edilen, açıklamalı, ayrıntılı, denetime elverişli, kaza tespit tutanağıyla uyumlu 03.01.2024 tarihli ATK Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu'nun kusur raporu ve aktüerya hesap bilirkişi raporlarıyla, davalı sigorta şirketi tarafından kaza tarihinde geçerli ZMMS poliçesi ile sigortalı davalı ...'e ait diğer davalı ...'nın kullandığı aracın karıştığı trafik kazası neticesinde olayın oluşumunda sürücü ...'nın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı otomobili ile meskun mahaldeki olay yerine geldiği esnada olay yerinin ilerisinde bulunan yaya geçidini de dikkate alarak seyrini kontrollü ve müteyakkız hızda sürdürmesi gerekirken belirtilen bu hususa riayet etmeyip seyir istikametine göre yolun solundan, orta refüjden kaplamaya koşarak giren davacı yayaya 18 m fren izi ile çarpmasıyla meydana gelen kazada %15 oranında tali, davacı yaya ...'ın geldiği olay yerinde zincirini kıran Pitbull cinsi köpeğin kendini kovalaması ile korkarak kaçması ile kaplamaya koşarak girmesi akabinde orta refüjden bölünmüş yolun diğer tarafına can güvenliğini tehlikeye atacak şekilde girmesi ile meydana gelen olayda dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmemekle %15 oranında tali, gerekli şekilde bağlanmayan ve tedbirleri alınmamakla zincirini koparıp davacı yayayı kovalayarak kaplamaya ani şekilde girmesine sebep olan ve kazaya zemin oluşturan pitbull cinsi köpeğin sahibinin ise kazada %70 oranında asli kusurlu olduğunun tespit edilmiş olmasına göre kusur oranlarına yönelik istinaf sebeplerinin reddi gerekmiştir. Mahkemece davacının maluliyetinin belirlenmesi için Adli Tıp Kurumu İkinci Üst Kurulundan alınan ve alınan raporlar arasındaki çelişkiyi gideren raporda Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre trafik kazasına bağlı tüm vücut engellilik oranının %5 olacak, iş göremezlik süresinin kaza tarihinden itibaren 4 aya kadar uzayacak, şekilde yaralandığı, kaza tarihinde 14 yaşında olup aktif çalışması bulunduğu iddia ve ispat edilemediğine göre davalıların yalnızca sürekli iş göremezlik zararından sorumlu tutularak belirlenen kusur, maluliyet oranı ve süreleri ile dikkate alınarak davalı sigorta şirketi tarafından davadan önce sürekli iş görmezlik tazminatına ilişkin ödeme yapmış olması nedeniyle ödeme tarihindeki veriler üzerinden TRH 2010 yaşam tablosu ve prograsif rant formülü esas alınarak, bilinen / bilinmeyen dönem ayrımı yapılıp, bilinen dönemde kazadan sonra okula giderken, günlük işlerini yaparken vs. diğer yaşıtlarına göre daha fazla efor sarfedecek olması sebebiyle 18 yaşına kadar olan dönem içinde efor kaybı, 18 yaşından rapor tarihine kadar asgari ücret üzerinden, bilinmeyen dönem ise aktif çalışma dönemi ve emeklilik dönemi olan pasif devre olarak ayrılarak, asgari ücreti üzerinden yapılan hesaplama doğrultusunda davalı sigorta şirketi tarafından yapılan tazminat ödemesinin yeterli olduğu davacının karşılanmayan sürekli iş görmezlik tazminatı alacağı bulunmadığı belirtilmiş, mahkemece de bu raporun hükme esas alınmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. 2. 6098 TBK'nın 56. maddesinde “Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.” hükmüne, aynı Kanun'un 51.maddesinde “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” hükmüne yer verilmiştir. Buna göre hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 tarihli ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminatın miktarı bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmamalıdır. Manevi tazminatın miktarının belirlemesinde her olaya göre değişen özel hal ve şartlar gözetilmelidir. Hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir etmesi gerektiği açıkça ortadadır. Somut olay, yukarıda açıklanan Kanun hükümleri ve ilkeler doğrultusunda değerlendirildiğinde, davacıların maruz kaldığı bu acı ve elem ile yaşadığı sıkıntılar nedeniyle oluşan manevi zararlarına karşılık davacılarda bir huzur duygusunun oluşabilmesi için kazanın meydana geliş şekli, tespit edilen kusur durumu, olayın meydana geliş şeklinin davacılar üzerinde etkisi, davacıların yakınlık derecesi tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kaza tarihindeki (2017) paranın alım gücü yukarıda açıklanan ilkeler birlikte değerlendirildiğinde ilk derece mahkemesince davacılar lehine hükmedilen manevi tazminat miktarının hak ve nesafet kurallarına ve manevi tazminatın amacına uygun olduğu kanaatine varılmıştır. Açıklanan bu hukuki ve maddi vakıalar ile toplanan tüm deliller karşısında; hükme esas alınan kusur,maluliyet ve aktüerya bilirkişi raporlarının dosya kapsamına uygun, hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, olaya ilişkin belirlenen maddi olgular çerçevesinde olayın oluş şekline uygun düşecek biçimde taraflara kusur atfını gerektiren sebeplerin somut olarak açıklanması suretiyle kusur değerlendirilmesi yapılarak tarafların kusur oranlarının takdir ve tayin edilmesine, davacının son durumunu gösterir muayenesi yapılıp tüm raporları incelenerek olay tarihinde geçerli olan yönetmelik hükümleri esas alınmak suretiyle anılan yönetmelikte belirlenen ilke esaslar ile mevcut yaralanması ve tedavi evraklarıyla uyumlu şekilde maluliyetin tespit edilmesine, sürekli iş görmezlik tazminatı yönünden ödeme tarihi itibariyle sigorta şirketi tarafından ödenen bedel ile ödenmesi gereken tazminat miktarı arasında fahiş fark bulunmadığının tespit edilmiş olmasına, sigorta şirketinin sürekli iş görmezlik tazminatı yönünden poliçe kapsamındaki tazmin hükümlülüğünü yerine getirdiğinin anlaşılmasına, ödemenin yeterli bulunması nedeniyle davacının sürekli iş görmezlik zararı yönünden bakiye zararı kalmamasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine bir isabetsizlik görülmemesine, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1.b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf başvurusu nedeniyle davacıdan alınması gereken 732,00 TL istinaf maktu karar harcından başvuru sırasında peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir olarak kaydedilmesine, 4-Başvuran taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5-Taraflarca yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 6-Kararın usulüne uygun olarak taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nın 361.maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde Yargıtay'da TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 24.09.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır. n