İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/1546 E. 2026/745 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1546
- Karar No
- 2026/745
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2026/1546 Esas KARAR NO:2026/745
DAVA : Kıymetli Evrak İptali (Çek İptali (Hasımlı)) DAVA TARİHİ : 23/06/2026 KARAR TARİHİ : 22/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan Kıymetli Evrak İptali (Çek İptali (Hasımlı)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Çek bedellerinin talep edilebilmesi bakımından çeklerin iptaline ve şahsının zarara uğramaması için çekler hakkında ödeme yasağı kararı verilerek hesabındaki blokenin kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;Mahkememizde açılan iş bu dava, TTK 818/s maddesi yollaması ile TTK 757 ila 763/1 maddelerine dayalı zayi nedeni ile kıymetli evrakın iptalidir. TTK 757/1 maddesi gereğince "iradesi dışında poliçe elinden çıkan kişi bilinmiyorsa, poliçenin iptaline karar verilmesi istenebilir. İptal isteminde bulunan kişi poliçe elinde iken zıyaa uğradığını inandırıcı bir şekilde gösteren delilleri mahkemeye sağlamak ve senedin bir suretini ibraz etmek veya senedin esas içeriği hakkında bilgi vermekle yükümlüdür." Davacı yana; çek bilgilerini bildirmesine yönelik ara karar ile ihtar edildiği, ara karar uyarınca davacı tarafından beyanda bulunulmadığı, herhangi bir açıklama yapılmadığı tespit edilmiştir. Mahkemeden senedin iptalini isteyen kişi, senedin zayi olduğunun öğrenildiği esnada senet üzerinde hak sahibi olmalıdır. Yani çeki ibraz edemeyen kişinin, o senetteki hakkın alacaklısı olması gerekir. Kıymetli evrak hukukunda, senet üzerinde hak sahibi olmaktan kastedilen şey, senede malik olmak ya da senet üzerinde sınırlı ayni hakka sahip olmaktır. Diğer bir ifade ile, sadece senedin maliki değil, aynı zamanda senetteki hakkın alacaklısı, senedi rehin alan, intifa hakkı sahibi ve bunların temsilcisi iptal talebinde bulunabilir. Senede zilyet durumunda bulunan kişi ile borçlunun dava açma ehliyeti yoktur. Yine senedin devri hususunda yalnızca şahsi hak sahibi olan kişinin iptal davası açma ehliyeti yoktur. Senet tahsil cirosu ile devredilmişse, ciro edilen kişinin hak sahibi sıfatıyla iptal isteme hakkı vardır. Yargıtay da senedi tahsil cirosu ile devralanın vekil konumunda bulunduğunu ve cirantanın menfaatine hareket etmesi gerektiğine değinmiştir.( Yargıtay 11. H.D, 11/04/2018 T., 2016/10352 E., 2018/2584 K.) Yukarıda yer verilen yasal düzenleme ve açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, kıymetli evrak zayi olduğu sırada sadece senette hak sahibi olan kişiler iptal talebinde bulunabilecek olup, hamil durumunda olmayan keşideci hukuki menfaati olmadığından iptal talebinde bulunamayacaktır. Zira, İİK m. 72’ye göre keşideci, menfi tespit davası açabilir. Bununla birlikte, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin 2020/1498 esas ve 2020/1110 karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, iptal talebinde bulunan kişi, senet zayi olduğu sırada senet üzerinde hak sahibi olduğu konusunda olumlu izlenim oluşturacak delilleri mahkemeye sunmalıdır. Bu tür taleplerde, mahkeme ilk olarak zayi iddiasıyla mahkemeye başvuran kişinin yetkili hamil olup olmadığını araştırmalıdır. Bu noktada çekin ön ve arka yüzünün bulunduğu fotokopi önemli bir ispat aracıdır. Çek fotokopisinin olmadığı hallerde ise çek bedeli, muhatap bankanın ticari unvanı, ödeme yeri, düzenleme yeri ve tarihi ile keşidecinin adının talep dilekçesinde belirtilmesi gerekir. Tüm bu kapasamda; TTK' nın 759/2 inci maddesi gereğince çeki elinde bulunduran hamil, çeklerin kaybolma şeklini inandırıcı şekilde mahkemeye kanıtlamakla yükümlüdür. Somut olayda; davacı tarafından çek bilgilerinin bildirilmediği, çek üzerinde hak sahibi olduğuna dair delil sunmadığı, çeklerin nerede bulunduğunu, nerede iken, kaybolduğunu mahkemede iddiasını destekleyen somut delil gösteremediği anlaşıldığından davacının iddiasını ispatlayamadığından davanın reddine; Somut olayda ; Çek iptali talebi, çekin yetkili ve meşru hamili tarafından açılacağı , davacı tarafından çek iptalinin talep edildiği , HMK.382. Maddesi gereğince çekişmesiz yargı işi niteliğinde olduğu , bu nedenle davacı tarafından muhatap bankanın kıymetli evrak iptali davasında davalı sıfatı bulunamayacağı anlaşılarak banka yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermek gerektiği sonucuna varılmış ve bu doğrultuda aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Çekin Zayi Nedeniyle İptali istemli açılan DAVANIN REDDİNE, 2-... ... A.Ş yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, 3-Gerekli harçlar alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 4-Yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Karar kesinleştiğinde, var ise, arta kalan gider ve delil avanslarının ayrı bir karar yazmaya gerek olmaksızın, HMK 333 maddesi ve gider avansı tarifesine göre, ilgililerine re'sen iadesine, Dair, davacının yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize ya da Mahkememize gönderilmek üzere istinaf dilekçesi sunulmak suretiyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 22/09/2026
Katip ... E-İMZA
Hakim ... E-İMZA