İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2023/662 E. 2026/874 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2023/662
- Karar No
- 2026/874
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/662 Esas KARAR NO : 2026/874
DAVA : Menfi Tespit, Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali) DAVA TARİHİ : 01/12/2011 KARAR TARİHİ : 01/10/2026
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit, Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı bankanın ...Şube Müdürü ve çalışanlarının ısrarı ile bankanın... şubesinde hesap açtırıp para yatırdığını, banka çalışanlarının yönlendirme ve ikna edici beyanları üzerine hesaptaki paranın tükendiğini, yapılan işlemler sırasında müvekkillinin uyarılmadığını, bankacılık kurallarına uyulmadığını, müvekkilinin menfaatlerinin gözetilmediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 20.000,00.-TL'nin 04.08.2011 tarihinden itibaren işleyen avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline ve ayrıca davalı bankaya 43.203,92 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Cevap: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı vekili müvekkilli tarafından yapılan tüm işlemlerin imzalanan sözleşme ve davacının verdiği talimatlar doğrultusunda yapıldığını, davacının 2009 yılından itibaren özel bankacılık hizmetlerinden yararlandığını, tüm işlemlerin imzalanan sözleşme ve talimatlar doğrultusunda yapıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Delillerin Değerlendirilmesi, Davanın Hukuki Niteliği ve Gerekçe ; Mahkememizce bozma ilamı (...E.) öncesinde ; " ... alınan bilirkişi kök ve ek raporlarında belirtilen hesaplama yöntemi, raporun konusunda ehil ve yetkin kişiler tarafından hazırlanmış olması, esasen hazırlanan ek raporun içerikleri dikkate alındığında davacının ana para zararının 340.000,00 TL olduğu yönündeki hesaplamaya itibar edildiği, bu suretle son bilirkişi kurulunun on sayfalık birinci ek raporunda açıkladığı üzere davalı bankanın telefonla yaptığını beyan ettiği teminat tamamlama çağrısı olarak açıklanan görüşmelerin içeriğinin teminatı tamamlama çağrısını içermediği, kesin bir tutarın getirilmesi için davacıdan bu yönde talepte bulunulmadığı ve aksine bir durumun ise ortaya konulamadığı dikkate alındığında ana para tutarından davalı bankanın sorumluluğunun mevcut olduğu, son bilirkişi kurulu raporu ve uzman kişi görüşü de dikkate alındığında davalı banka tarafından icra edilen opsiyon işlemlerinin 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 4 üncü maddesinin (i) bendinin bankalara verdiği yetki kapsamında olduğu, dava konusu opsiyon işleminin SPK mevzuatı hükümlerine tabi olmadığı, davalı bankanın basiretli bir tacir ve bir güven kurumu olması itibari ile özen yükümlülüğünü yerine getirmediği, davacının belirtilen miktar tutarında davalıdan ana para alacağının olduğu kabul edilmekle artık davacının davalıya borçlu değil davalıdan alacaklı olduğunu kabul etmek gerektiği, buna göre davacının, davalı bankanın talep ettiği 43.203,92 TL miktar yönünden davalı bankaya borçlu bulunmadığı, davacı vekilinin 24.10.2016 tarihli dilekçesi ile talebini açıklayıp harç eksikliğini gidermesinden sonra 24.06.2019 tarihli dilekçesi ile 15.602,22 TL faiz alacağı hakkında dahi hüküm oluşturulmasını talep ettiği, ancak bozma kararından sonra ıslah yapılmasının mümkün olmadığı, bu hususta karşı tarafın açık muvafakatı bulunmadığı gerekçesiyle asıl talebe konu 340.000,00 TL alacağın 04.08.2011 tarihinden itibaren Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere uyguladığı avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacı ile davalı arasında yapılan 04.03.2011 ile 01.03.2012 gözlem dönemini kapsayan "opsiyon sözleşme teyid form" başlıklı operasyon sözleşmesinden kaynaklanan ve bankacılık işlemleri nedeniyle davalı bankanın davacıdan talep ettiği 43.203,92 TL miktar yönünden, davacının davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine, davacı vekilinin "dava tarihine kadar işlediği belirtilen ve işlemiş faiz kısmı ile ilgili 24.06.2019 tarihli dilekçesinde açıkladığı 15.602,22 TL miktar faiz alacağı hakkında usule uygun bir ıslah veya açık muvafakat bulunmadığından bu miktara ilişkin talebin yapılmamış sayılmasına..." şeklinde karar verilmiştir. İşbu karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi ...Esas ... Karar sayılı ilamında: "...dava dosyası içinde bulunan opsiyon sözleşme teyit formunda, gözlem dönemi boyunca herhangi bir zaman, opsiyona konu olan döviz çiftinin, belirlenen opsiyon kullanım hakkı iptal seviyesine ulaşması veya geçmesi halinde, opsiyon kullanım hakkının alıcı tarafından geçersiz kılınacağı, aksi durumda opsiyonu alan tarafın, opsiyon bitiş saatine kadar opsiyon kullanma hakkını münhasır takdirine göre kullanabileceği, opsiyonun kullanılması durumunda yukarıda belirtilen şekilde hesaplarda hareket olacağı, kullanılan bu ürünün anapara korumalı bir ürün olmadığı kayıt altına alındığı gibi dava dosyasının incelenmesinden, dava konusu olayda Avrupa tipi opsiyon sözleşmesinin söz konusu olduğu, bu tür sözleşmelerin sözleşmeye konu mal ve kıymeti alma ya da satma hakkını vade sonunda kullanma hakkı verdiği, davalı bankanın opsiyon bitiş tarihi olan 01.03.2012 tarihinden önce kullanılmayacak bir hakkı kullanarak Avrupa tipi opsiyona ters ve aykırı bir işlem tesis ettiği, ancak türev işlemleri çerçeve sözleşmesinde davalı bankaya bu yönde bir hak tanındığı, işlemler konusunda herhangi bir zorlamanın söz konusu olmadığı gözetilerek tüm deliller hep birlikte değerlendirilip varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir..." denilerek bozulmuştur. Bozma ilamına karşı, davacının karar düzeltme talepleri (türev işlemleri çerçeve sözleşmesinin özellikle 4/3-g,h maddelerinin dürüstlük kuralına aykırı olduğu, banka lehine kelepçeleme sözleşmesi olduğu, risk bildirimi yapılmadığı, teminatı tamamlama çağrısının usulüne uygun olmadığı, opsiyon işlemlerinin bankanın tek taraflı tasarrufu ile kapatamayacağı) tamamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi ... Esas ... Karar sayılı kararı ile reddedilmiştir. Dava, davacının davalı bankadaki hesabında bulunan paranın, davalı banka çalışanlarının yönlendirmesi ve ikna edici beyanlarıyla türev piyasalarda yapılan bir takım işlemler sonucu tükendiği iddiasıyla uğranılan zararın davalı bankadan tahsili ve bankaca talep edilen tutar (43.203,92 TL) nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemlerine ilişkindir. Mahkememizce, bozma ilamına uyulmuştur. Bu itibarla, uyulmasına karar verilen Yargıtay kararına göre değerlendirme yapılması zorunludur. Bozma kararından sonra yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bozma ilamında değinilen husus nazara alınarak araştırmaya devam olunmuştur. ...Başmüfettişi Menkul Kıymetler ve Borsa Uzmanı ..., Sermaye Piyasası ve Borsa Uzmanı KGK Bağımsız Denetçi ..., Sermaye Piyasası ve Borsa Uzmanı ... 24/06/2026 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle ve sonuç olarak; "...Davacı müşteri ...’un, *davalı banka nezdindeki TL ve Yabancı para mevduat hesaplarına 250.000 USD ve 150.000 TL para yatırmak suretiyle 08.03.2010-22.11.2010 tarihleri arasında Tablo.1’de (Shf.33) detaylı bilgileri yer alan 25 adet vadeli döviz işlemi gerçekleştirdiği, davacı müşterinin davalı banka temsilcisi ile 04.03.2011 tarihinde yaptığı telefon görüşmesinin akabinde, bir yıl içinde İsviçre Frangı’nın değerinin artmayacağı, hatta kurun 1,63 TL’nin altında kalacağı, bu durumda ... satış yükümlülüğünün sona ereceği, *sözleşme vadesi olan 01.03.2012 tarihinde ise .../TL kurunun 1,74 TL’yi geçmeyeceği beklentisyle, banka tarafından ödenen 48.843 ... tutarında opsiyon primi karşılığında kendisi için en fazla 1,74 TL kur ile 900.000 ... satma taahhüdü/ yükümlülüğü doğuran bir “Tezgahüstü Avrupa Tipi Bariyerli Opsiyon Sözleşmesi” imzaladığı, Bu sözleşme ile Opsiyon Satıcısı müşterinin hesabında bulunan mevduatın 450.243 TL tutarındaki kısmın (450.243 TL/1,74=258.760,34 ...), 900.000 .../1.566.000 TL tutarındaki sözleşme yükümlülüğüne karşı banka tarafından teminat olarak alındığı, bu işleme müşterinin banka nezdindeki hesabındaki sözleşme tarihinde 258.760,34 ... karşılığı olan 450.243 TL teminat ile (900.000 / 258.760,34 = 3,48) mevcut teminatının yaklaşık 3,5 katına karşılık gelen bir kaldıraç oranı ile davalı bankaya karşı 900.000 ... satışı yükümlülüğü altına girdiği, bu yükümlülük karşılığında müşteriye opsiyon alıcısı banka tarafından sözleşme tarihi itibariyle 48.843 ... (48.843 x 1,74 TL = 84.986,82 TL)’nin opsiyon primi olarak ödendiği, müşteriler ile bankalar arasında imzalanan Tezgahüstü Opsiyon Sözleşmelerinde arada takas kurumu bulunmadığından teminat olarak opsiyon hakkını satın alan banka nezdindeki müşteri mevduatlarının alındığı, bu teminatların piyasa koşullarına göre güncellenerek gerekli hallerde teminat tamamlama çağrısının yapıldığı, dava konusu opsiyon işlemininde de uygulamanın bu şekilde gerçekleştirilirildiği, İsviçre Frangi’nın Global Piyasalarda ve Türkiye’de olağanüstü değer artışı nedeniyle 29.07.2011 tarihinde davalı banka personeli tarafından davacı müşterinin telefonla aranmak suretiyle .../TL banka kotasyon kurunun 2,4556 TL seviyesine çıktığı, opsiyon teminat/zarar oranının %72 olduğu, zarar oranının %85’in üzerine çıkması halinde ek teminat yatırması gereceği ya da bankanın pozisyonu kapatmak zorunda kalacağı hususlarında bilgi verildiği, bu tarihi itibariyle zarar oranı %75’in altında (%72) olduğundan ek teminat çağrısı yapılmadığı ve mevcut pozisyonun sürdürüldüğü, 03.08.2011 (Çarşamba) tarihinde davalı banka personeli tarafından davacı müşterinin telefonla aranılarak hesabındaki gerçekleşmemiş zararının teminatının %85’ini aştı, pozisyonu tamamen kapatmak istemesi durumunda 60.000 TL yatırması gerececeği, opsiyonun 01.03.2012 tarihine kadar devam etmesini istiyorsa mevcut teminatına ek olarak 160.000 TL daha yatırması gerektiğinin bildirildiği ancak müşterinin bankaya yatırmış olduğu 250.000-USD ile 150.000 TL’yi kaybettğini, hiç parasının kalmadığını belirterek opsiyon sözleşmesinin devamı için sözleşme gereğince yatırılması gereken ek teminatı yatırmaktan imtina ettiği, müşteriye ek teminat yatırması gerektiğinin bildirildiği 03.08.2011 tarihi itibariyle henüz gerçekleşmemiş pozisyon zararı 414.000 TL olup bu tutar çerçeves sözleşmeye belirlenen müşterinin hesabında bulunan teminatın %85’i olan 383.715,05 TL’nin üzerinde (%92 oranında) olduğundan Türev İşlemleri Çerçeve Sözleşmesinin 4/3-g 4/3-h ve 4/3-i maddeleri doğrultusunda müşterinin opsiyon sözleşmesinden kaynaklanan açık pozisyonunun 05.08.2011 (Cuma) tarihindeki 2,2530 TL kur üzerinden kapatılmak suretiyle sözleşmenin sona erdirildiği, Pozisyonun kapatılmasından dolayı müşterinin kur farkından kaynaklanan Gerçekleşmiş Net Zararının 351.656,72 TL olarak hesaplandığı, Davacı müşterinin zararının davalı bankanın alım hakkını Avrupa Tipi Opsiyon Sözleşmesi’ne ters ve aykırı olarak opsiyonun vadesinden önce kullanmış olmasından değil, olağanüstü kur artışı dolayısıyla yetersiz kalan opsiyon teminatının müşteri tarafından tamamlanmaması nedeniyle taraflar arasında imzalanan Türev İşlemler Çerçeve Sözleşmesinin ilgili maddelerine istinaden sona erdilerlik pozisyonun kapatılması sonucunda oluşan kur farkı zararının müşterinin teminatından mahsup edilerek hesabına yansıtılmış olmasından kaynaklandığı, zararla sonuçlanan Tezgahüstü Opsiyon Sözleşmesinin niteliği, imza ve vade tarihi itibariyle Sermaye Piyasası Kanunu ve alt düzenlemeleri kapsamında değil bankacılık kanunu ile taraflar arasında imzalanmış olan sözleşmelerle kapsamında gerçekleştirilmiştir olduğu, davacı müşteri ile davalı banka arasında imzalanan opsiyon sözleşmesinin özellikleri dikkate alındığında “Genel Kabul Görmüş Tezgahüstü Opsiyon Sözleşmesi Uygulamaları”na ve taraflar arasında imzalanan “Türev İşlemler Çerçeve Sözleşmesi”nin hükümlerine aykırı herhangi bir işleme rastlanmadığı, dava dosyasına sunulan müşteri banka mevduat hesap dökümlerinin incelenmesinde pozisyonun 01.03.2012 tarihinde hesaben de kapatılarak, zararın kesinliği ve 02.03.2012 tarihinde ... ve .. Mevduat hesap bakiyeleri (0) sıfira indirilmek suretiyle opsiyon sözleşmesinin tamamen tasfiye edilmiş olduğu dolayısıyla müşteri hesaplarında menfi tespite konu olabilecek herhangi bir borç/alacak bakiyesine rastlanmadığı, davacı müşterinin banka ile gerçekleştirdiği başka bir işlemden doğacak zararin büyük bölümünün opsiyon sözleşmesi karşılığında bankan kendisine ödeyeceği opsiyon primi ile karşılanacağı ve ... kurunun 1,74 TL’nin üzerine çıkmayacağı hatta kurun 1,63 TL’nin altına inebileceğini beklentisi ile sözleşmeyi kabul edip imzaladığı, davacı müşteriye telefonda sözleşmeden kaynaklanan kur riskleri hakkında gerekli bilgilerin verildiği, özellikle ... kurunun olağanüstü yükselmesi karşısında yatırdığı teminatın tamamını kaybedebileceğini konusunda sözlü bilgi verilmemekle birlikte konuşmanın akabinde müşteri tarafından imzalanan “Opsiyon Sözleşmesi Teyit Formu” nda matbu olarak koyu renkli bir yazıyla “**Kullandığınız; bu ürün anapara korumalı bir ürün değildir.***” hususunun önemle/özellikle belirtilmiş olduğu, dava dosyasına sunulu telefon görüşme kayıtları kapsamında --davacı müşterinin banka görevlilerinin ısrarı ve talebi üzerine kendilerine ve bankaya duyduğu güvene istinaden tüm parasını yatırdığı, çalışanların yönlendirmeleri doğrultusunda birtakım işlemler yapıp belgeleri imzaladığı, tüketici olarak banka personelleri tarafından kasıtlı davranış ve işlemlerle tüm parasının yok edildiği bunun sorumlusunun müşterisinin haklarını ve menfaatlerini korumayan kusurlu davranan banka ve personeline ait olduğu iddialarına --- ilişkin dava dosyasına sunulan telefon görüşme kayıtları kapsamında davalı banka personeli tarafından yanıltarak yanlış yönlendirilip yönlendirilmediği hususlarındaki hukuki değerlendirmeye ve takdirin münhasiran Sayın Mahkemenize ait olduğu," şeklinde mütalaa sunulmuştur. Bilirkişi heyeti raporunun ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli olması, öncesinde alınan tüm raporların da değerlendirilmesi, Yargıtay bozma ilamında belirtilen sebeplerin incelenmesi, sebep - sonuç ilişkisi çerçevesinde kapsamlı bilimsel mütalaa sunulması, rapora itibar etmeye engel yahut rapordan ayrılmayı gerektirir bir neden de bulunmaması karşısında 24/06/2026 tarihli rapor hükme esas alınmıştır. Yapılan yargılama, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ve özellikle uyulmasına karar verilen Yargıtay bozma ilamı ve bozma ilamında belirtilen sebepler hep birlikte değerlendirildiğinde, Dava konusu opsiyon sözleşmesinin Avrupa Tipi Opsiyon Sözleşmesi olmakla birlikte taraflar arasında imzalanan Türev İşlemleri Çerçeve Sözleşmesinin 4. maddesi ile davalı bankaya vade tarihinden önce belirli koşulların gerçekleşmesi halinde işlem yapma yetkisi- hakkı tanındığı, döviz kurunda davacı aleyhine gelişen durum sebebiyle davacıya bilgi verildiği, teminat tamamlama çağrısı yapıldığı, ancak dosyada mevcut olan görüşmelerde davacının teminat tamamlama çağrısına uymadığı, akabinde .../TR döviz kurunda artışın sürmesiyle sözleşmede belirtilen koşullar gerçekleştiğinden davalı bankanın Türev İşlemleri Çerçeve Sözleşmesi m.4/3-g,h,i. uyarınca 05/08/2011 tarihinde hesabı kapattığı, türev işlemler kapsamında yapılan görüşmeler incelendiğinde davalı banka çalışanlarının davacıyı zorlaması ya da kandırması durumunun bulunmadığı, hesabın vade tarihinden önce kapatılmasının ... /TR kurunda yaşanan döviz artışı ile buna bağlı opsiyon işleminde davalı banka tarafından risk bildirimi ve teminat tamamlama çağrısı yapıldığı halde davacının çağrıya uymaması ve teminat yatırmaktan imtina etmesi üzerine Türev İşlemleri Çerçeve Sözleşmesinin m.4/3-g,h,i..de opsiyon iptal koşulların oluşması sebebiyle hesabın kapatıldığı, diğer taraftan Yargıtay bozma ilamında "dava dosyası içinde bulunan opsiyon sözleşme teyit formunda gözlem dönemi boyunca herhangi bir zaman, opsiyona konu olan döviz çiftinin belirlenen opsiyon kullanım hakkı iptal seviyesine ulaşması veya geçmesi halinde opsiyon kullanım hakkının alıcı tarafından geçersiz kılınacağı, aksi durumda opsiyonu alan tarafın opsiyon bitiş saatine kadar opsiyon kullanma hakkını münhasır takdirine göre kullanabileceği, opsiyonun kullanılması durumunda belirtilen şekilde hesaplarda hareket olacağı, taraflar arasındaki sözleşmede özellikle vurgulandığı üzere kullanılan bu ürünün anapara korumalı bir ürün olmadığı ve bu durumun kayıt altına alındığı gibi dava dosyasının incelenmesinden dava konusu olayda Avrupa tipi opsiyon sözleşmesinin söz konusu olduğu, bu tür sözleşmelerin sözleşmeye konu mal ve kıymeti alma ya da satma hakkını vade sonunda kullanma hakkı verdiği, davalı bankanın opsiyon bitiş tarihi olan 01.03.2012 tarihinden önce kullanılmayacak bir hakkı kullanarak Avrupa tipi opsiyona ters bir işlem tesis etmekle birlikte taraflar arasında imzalanan ... Sözleşmesi m.4/3-g, m.4/3-h., 4/3-i.de davalı bankaya bu yönde bir hak ve yetki tanındığı, işlemler konusunda da herhangi bir zorlamanın söz konusu olmadığı" şeklinde bu durumun vurgulandığı, davacının (... sözleşmesinin özellikle 4/3-g,h maddelerinin dürüstlük kuralına aykırı olduğu, banka lehine kelepçeleme sözleşmesi olduğu, risk bildirimi yapılmadığı, teminatı tamamlama çağrısının usulüne uygun olmadığı, opsiyon işlemlerinin bankanın tek taraflı tasarrufu ile kapatamayacağı) karar düzeltme taleplerinin - sebeplerinin tamamının Yargıtay 11. Hukuk Dairesi ... Esas ...Karar sayılı kararı ile reddedildiği, bu çerçevede davalı banka çalışanlarının türev işlemlerinde davacıyı zorlaması veya kandırması bu suretle davalı bankanın özen sorumluluğuna aykırı herhangi bir kusuru bulunmadığından ve opsiyon sözleşmesinin ana para korumalı bir ürün olmaması karşısında davacının ana para kapsamında davalı bankadan zarara uğradığı iddiasıyla talep edebileceği herhangi bir alacak bulunmadığı, ayrıca hesabın kapatıldığı tarih itibariyle bakiye tutar kadar borcu bulunduğundan alacak ve menfi tespit taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine ve sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, davanın reddine karar verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: (Gerekçesi ve Ayrıntısı Yukarıda Açıklandığı Üzere); 1-Asıl Davanın ve Birleşen Davanın ayrı ayrı REDDİNE, 2-Birleşen dava yönünden davalının kötü niyet tazminatı talebinin yasal koşulları oluşmadığından REDDİNE, 3-Alınması gereken 732,00 TL maktu karar ve ilam harcından başlangıçta peşin alınan 938,60 TL ve 5.872,06 TL tamamlama harcının mahsubu ile fazladan alınan 6.078,66 TL.nin karar kesinleştiğinde ve talep edilmesi halinde davacıya İADESİNE, 4-Davacı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 5-Davalı tarafından bozma öncesi yargılama nedeniyle yapılan 492,60 TL posta ücreti, 1200,00 TL bilirkişi ücreti, bozma sonrası 62.000 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 63.692,60 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 6-Davalı yargılama sırasında kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden reddedilen dava değeri üzerinden hesaplanan ve karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT.nin 13/1. maddesi uyarınca belirlenen 61.312,63 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE 7-HMK'nın 333.maddesi uyarınca taraflarca yatırılan ancak kullanılmayarak artan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde resen ilgili tarafa veya vekile İADESİNE, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki (2) haftalık yasal süresi içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 01/10/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
TASHİH ŞERHİ
Davalı vekili 05/10/2026 tarihli dilekçesi ile, ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi ... E. sayılı dosyasının işbu dava ile birleştirilmesine yönelik kararının kanun yollarının farklı olması sebebi ile 18/01/2024 tarihi celsede tefrikine akabinde ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 09/02/2024 tarih ve...E. ... K. sayılı kararı ile dosyanın ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesine iadesine karar verildiğini, bu nedenle işbu davada, birleşen dava dosyası bulunmadığından birleşen dava yönünden kurulan hükmün önceki tefrik ve iade kararı ile bağdaşmadığı, sehven oluşturulan hüküm fıkrasının ise düzeltilmesi ve tashih edilmesini talep etmiştir. Hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir. Hüküm tebliğ edilmişse hâkim, tarafları dinlemeden hatayı düzeltemez. Davet üzerine taraflar gelmezse, dosya üzerinde inceleme yapılarak karar verilebilir. Tashih kararı verildiği takdirde, düzeltilen hususlarla ilgili karar, mahkemede bulunan nüshalar ile verilmiş olan suretlerin altına veya bunlara eklenecek ayrı bir kâğıda yazılır, imzalanır ve mühürlenir. Hüküm taraflara tebliğ edilmediğinden, davalının tashih talebi, dosya üzerinden incelenmiştir. ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas sayılı dosyasının hukuki ve fiili bağlantı sebebiyle işbu dava dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği, yargılama sürecinde birleştirilmesine karar verilen dosya hakkında 18/01/2024 tarihli celsede 10. numaralı ara karar ile tefrik kararı verildiği, tefrik neticesinde dosyanın... Esas sırasına kaydedildiği, Mahkememizin ...E. ... Karar sayılı kararı ile farklı kanun yollarına tabi olan davalar yönünden birleştirme kararı verilemeyeceğinden dosyanın ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesine iade edildiği, bu suretle işbu davada yalnızca asıl davanın mevcut olduğu, birleşen bir davanın bulunmadığı tespit edilmiştir. Ancak, birleşen dava tefrik edilip dosya mahkemesine iade edildiği halde, tefrik işlemi UYAP ekranlarında gerçekleştirilmediğinden sehven yanılgıya düşülerek birleşen davaya yönelik de hüküm tesis edilmiş, işbu dava dosyasında birleşen dava bulunmadığından UYAP ekranlarındaki tefrik işlemlerinin tamamlanmaması sebebiyle hükümde bu suretle maddi hata (diğer benzeri açık hata) yapılmış, bu itibarla hükmün vaki maddi hata sebebiyle tashih edilmesi gerektiği sonucuna varılarak hükmün 1. ve 2. numaralı fıkralarının aşağıdaki şekilde tashihine karar verilmiştir. HÜKÜM: 1-Mahkememizin 01/10/2026 tarihli ...Esas...Karar sayılı gerekçeli kararının hüküm fıkrasının birinci (1.) maddesinin, "Davanın REDDİNE" şeklinde TASHİHİNE, 2-Mahkememizin 01/10/2026 tarihli ... Esas... Karar sayılı gerekçeli kararının hüküm fıkrasının ikinci (2.) maddesinin, "... 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasının işbu dava dosyası ile birleştirilmekle birlikte 18/01/2024 tarihli celsede 10. numaralı ara karar ile tefrik kararı verilmesi ve Mahkememizin ... E. ... K. sayılı kararı ile farklı kanun yollarına tabi olan davalar yönünden birleştirme kararı verilemeyeceğinden bu dosyanın ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesine iade edilmesi sebebiyle birleşen bir dava bulunmadığından karar verilmesine yer olmadığına" şeklinde TASHİHİNE, -İş bu tashih kararının Mahkememizin 01/10/2026 günlü kararına ek yapılmasına, Dair, taraf vekillerinin yokluğunda, iş bu tashih kararının gerekçeli kararın tebliği ile birlikte tebliğden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda ve oy birliği ile karar verildi. 26/10/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip