İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/989 E. 2026/859 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/989
- Karar No
- 2026/859
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/989 Esas KARAR NO : 2026/859
DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 31/08/2023 KARAR TARİHİ : 23/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı Vekilinin Mahkememize Tevzi Edilen Dava Dilekçesinde Özetle; müvekkili şirketin 31.03.2022 tarihinde Davalı şirketten sıfır araç satın aldığını, araç henüz birinci yılını dahi doldurmamışken, davalı şirketin ... servisine 09.03.2023 tarihinde arıza tespiti için verilen ... plakalı ... markalı ve davacı müvekkilimize ait olan araç 9 Mayıs 2023 tarihine kadar davalıda kalmış ve davalı bu süreçte ekte yer alan e-posta yazışmalarından da anlaşılacağı üzere yanlış teşhislerle çokça vakit kaybettirerek hem iş kaybına hem de en son yaptığı motor değişikliği işlemi ile değer kaybına sebep olduğunu,Nisan ayında davalı şirket servis noktasını Ataşehir'e taşıyacağını, bu nedenle yola çıkınca 10 km bile gidemeyen aracı bize teslim edeceğini 50 km yol giderek bu aracı Ataşehir'e bırakmamız gerektiğini, kendisi aracı götürmek istemediğini bildirmiş (Konu e-posta yazışmaları ile sabittir), uzunca süre yaşanan tartışmalar üzerine sorumluluğu üstlenerek , 62 günün sonunda aracın motorunu değiştirerek aracı teslim ettiğini, bahsi geçen 62 günlük süreye ilişkin iş kaybının veya 'ikame araç olmadan geçen süre için' ikame araç bedelinin bilirkişi marifeti ile hesaplanmasını, araç satılmaya çalışılmış ise de henüz 30-40 bin km'deyken motoru değişen aracın yapılan indirimlere rağmen alıcı bulamadığını, fazla zarar etmemek adına piyasanın çok altında bir fiyatla satmaya çalıştığı aracını satmaktan vazgeçtiğini, bilirkişi marifetiyle hesaplanacak değer kaybı ve ikame araç zararının şimdilik 200-TL'sinin davalıdan tazminini talep etmiştir. Davalı Vekilinin Mahkememize Sunmuş Olduğu Cevap Dilekçesinde Özetle; davalı şirketin ..., ..., .. marka araçların bayisi olarak hizmet verdiğini, davacının davalı şirketten 11/04/2022 tareihinde ... şasi numaralı ... marka araç satın aldığını, davacı tarafın 15/02/2023 tarihinde su eksiltme şikayeti ile servise geldiğini, aracın bakımının yapılarak müşteriye teslim edildiğini, davacının 06/03/2023 tarihinde aracın su eksilttiği şikayeti ile başka bir servise aracı götürdüğünü, cihazın su kaçırdığının tespitinin yapıldığını, davacı tarafın 09/03/2023 tarihinde yeniden aracın su eksilttiği gerekçesiyle davalı servise getirildiğini, servis tarafından davacıya mağdur olmaması adına ikame araç verildiğini, davacının 05/04/2023 tarihinde 38.019 km de motor su haznesinde su eksiltiyor şikayetiyle yeniden servise geldiğini, aracın garanti kapsamında motorunun değiştirildiğini, dava konusu araç motorunun tamir edilmediğini, yenilendiğini, davacının dava konusu araçta değer kaybı oluşmadığını, davalı şirketin otomotiv bayisi olarak hizmet verdiğini, davacının talepleri konusunda davalının hukuki sorumluluğu bulunmadığını belirterek, davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. İTÜ bünyesinde görevli Makina Mühendisi bilirkişi tarafından ibraz edilen 29/04/2024 tarihli raporda özetle; Dava konusu ... plakalı vasıtanın arızasının kullanıcı kaynaklı olmadığı, kullanımdan kaynaklanmadığı, üretimden kaynaklı ayıplı bir durum olduğu, satış esnasında satın alanın dava konusu aracın durumunu çıplak gözle tespitinin mümkün olmadığı, bu haliyle aracın gizli ayıp niteliğinde bir problem olduğu, dava konusu aracın onarımının yapılarak arızanın kalıcı olarak giderilmiş olduğu, dava konusu araçta oluşacak değer kaybının dosyasına ilgili belgelerin dosyasına ikmal edilmesinden sonra değerlendirilebileceği, dava konusu araçtan mahrum kalınan sürenin ve günlük kiralama ücretine dair belgelerin dosyasına ikmal edilmesinden sonra değerlendirilebileceği görüşü bildirilmiştir. İTÜ bünyesinde görevli Makina Mühendisi bilirkişi tarafından ibraz edilen 03/01/2025 tarihli ek raporda özetle; Yargıtay tarafından uygulanan "nispi metod" olarak adlandırılan hesaplama yöntemine göre satın alım tarihinde oluşan değer kaybı tutarının 98.445,70 TL olduğu, dosya içeriğine kazandırılan yedek araç sözleşmesinden dava konusu kamyonetin serviste kaldığı 09.03.2023 - 09.05.2023 tarihleri arasında iki kez ikame araç tahsis edildiği tespit edilmiş olup, araç mahrumiyet zararı tespit edilemediği görüşü bildirilmiştir. İTÜ bünyesinde görevli Makina Mühendisi bilirkişi tarafından ibraz edilen 14/02/2025 tarihli tamamlama dilekçesinde özetle; Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden dava konusu aracın beynine yetkili serviste...olarak bilinen bilgisayarlı test cihazıyla bağlanılarak kontrol edildiği, elde edilen diagnostik sonucuna göre üretici firmanın onarım prosedüründe yer alan sıralı talimatlara göre değişmesi gereken parçaların değiştirildiği, müşterinin aracı takip etmesi istendiği ve sorunun tekrarlaması sonucu üretici firmanın onayı ile garanti kapsamında komple motorun stoklarda olmaması nedeniyle Fransa'dan getirtilerek değiştirilmesi yoluna gidildiği anlaşıldığından, davaya esas arızanın üretimden kaynaklı ayıplı bir durum olduğu ancak davalı yetkili servisin süreçte hizmet kusurunun bulunmadığı sonucuna varıldığı görüş ve kanaati bildirilmiştir. Kapatılan ... 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/02/2025 tarih ... Karar sayılı kararı ile ''Davanın reddine,'' dair karar verildiği, davacı vekilinin 06/05/2025 tarihli dilekçesi ile 18/02/2025 tarihli karara karşı istinaf yoluna başvurduğu görülmüştür. Kapatılan .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nden verilen 18/02/2025 tarih ve 2023/... Esas - 2025/... Karar sayılı kararı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin 02/06/2025 tarih ve 2025/792 Esas 2025/884 Karar sayılı ilamıyla kaldırıldığı anlaşılmıştır. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nin 02/06/2025 tarih ve 2025/792 Esas 2025/884 Karar sayılı ilamı gerekçesinde özetle; '' HMK'nın 33. maddesi gereğince hukuki tavsif (niteleme) ve uygulanacak kanun maddesinin tespiti hâkime aittir. Ayrıca HMK'nın 119. maddesinde dava sebebi olarak hukuki sebepler değil maddi vakıalar esas alınmıştır. Davacının dayandığı maddi vakıalar davalıdan satın alınan aracın gizli ayıplı olduğu bu nedenle motorun tümünün değiştiği, davalının uygun araç ikame etmediği, aracın değer kaybına uğradığı ve bu nedenle düşük bedelle satılmak zorunda kaldığı ileri sürülmüştür. Aracın motorunun gizli ayıplı olduğu ve yapılan ücretsiz onarımla ayıbın kalıcı olarak giderildiği hususu ihtilafsızdır. İlk derece mahkemesince; davalının sadece verdiği servis hizmetinde kusuru olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Davalı satıcı araçta ki gizli ayıbı bilmese dahi alıcıya karşı sorumludur. Davalının TBK nın 229 vd maddeleri uyarınca satıcının satılanda ki ayıptan sorumluluğu hükümleri dahilinde davacıya karşı sorumlu olduğunun dikkate alınmaması doğru olmamıştır. ".......... araçta motor değişikliğinin araçta değer artışı yaratması ve değer kaybından daha fazla olması hayatın olağan akışına aykırı olup, araçta kısmen de olsa değer azalacağı kuşkusuzdur. İkinci el araç alınırken araçta sadece motor kilometresine bakılarak karar verilmediği, aracın kaza geçirip geçirmediği gibi diğer unsurlar da belirleyicidir.(Yargıtay HGK nın 2020 /642,2022/1120 tarihli emsal ilamı ) HGK İlamından anlaşılacağı üzere somut olayda da ücretsiz onarım hakkını kullanan davacının kural olarak araçta ki değer kaybını talep edebileceğinin kabulü gerekir. Davacı tarafından aracın motor değişiminden sonra 4.12.2024 tarihinde 250.500-km de iken satıldığı da gözönüne alınarak değer kaybı zararının objektif kriterlere göre belirlenmesi gerekir. Davacının değer kaybı zararı bulunup bulunmadığı, ikame araç bakımından araç tahsisi yapıldığından ikame araç zararı bulunmadığı nedeniyle reddedilmiş ise de; tahsis edilen aracın ayıplı araç ile aynı özellikte olup olmadığı, araç tahsis edilmeyen eksik gün kalıp kalmadığı hususu incelenmemiştir. O halde mahkemece yapılacak iş; bilirkişiden ek rapor alınarak gizli ayıplı olduğu ihtilafsız araç bakımından TBK'nın 229 vd maddeleri hükümleri uyarınca satıcının sorumluluğu hükümlerine göre inceleme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmek üzere kararın kaldırılmasına dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.'' şeklinde bildirilmiş olup, açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353-(1).a.6 maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Makina Mühendisi bilirkişi tarafından ibraz edilen 27.10.2025 tarihli ek raporda özetle; Hangi değerlendirmenin esas alınacağı Sayın Mahkemenin takdirleri olmak üzere Dava konusu ... plakalı kamyonetin Ek rapor tarihinde motor değişmemiş haldeki piyasa değerinin 795.000 TL ve motor değişmiş haldeki değerinin 535.000 TL ve değer kaybının 260.000 TL civarında olabileceği Alım-satım tarihindeki (11.04.2022) motor değişmemiş haldeki piyasa değerinin 437.000 TL ve motor değişmiş haldeki değerinin 326.000 TL ve değer kaybının 111.000 TL ve nispi metoda göre 98.445,70 TL civarında olabileceği Noter satış tarihindeki ( 04.12.2024) motor değişmemiş haldeki piyasa değerinin 795.000 TL ve motor değişmiş haldeki değerinin 535.000 TL ve değer kaybının 260.000 TL ve nispi metoda göre 114.465,41TL civarında olabileceği İkame araç mahrumiyeti yönünden dava konusu ... plakalı aracın 2022 model ... ... marka olduğu ancak 13.03.2023 - 17.03.2023 tarihleri arasında verilen ... plakalı aracın ... ... marka kamyonet ve 1 13.04.2023 - 04.05.2023 (sözleşmedeki 09.05.2023) tarihleri arasında verilen ... plakalı aracın ... 301 marka otomobil olduğunda emsal (ayıplı araç ile aynı özellikte) olmadığı Dava konusu kamyonetin birinci servise girişinde, İkame araç tahsis edilememiş 4 gün zarfında 5.8000 TL ikame araç bedeli zararına uğrayacağı, davacı yanın ikame aracın dava konusu araçtan farklı olduğunu göremesine karşın ikame araç tahsisinden imtina etmediği, kabul ettiği ve kullandığı anlaşılmakla birlikte, Takdiri Yüce Mahkemeye ait olmak üzere ayıplı araçla aynı özellikte olmadığından 715 TL/gün farkından 4 günlük ikame araç tahsis süresince 2.860 TL fark oluşacağı Dava konusu kamyonetin ikinci servise girişinde, İkame araç tahsis edilememiş 8 gün zarfında 11.60 TL ikame araç bedeli zararına uğrayacağı, davacı yanın ikame aracın dava konusu araçtan farklı olduğunu göremesine karşın ikame araç tahsisinden imtina etmediği, kabul ettiği ve kullandığı anlaşılmakla birlikte, Takdiri Yüce Mahkemeye ait olmak üzere ayıplı araçla aynı özellikte olmadığından 1.075 TL/gün farkından 26 günlük ikame araç tahsis süresince 27.950 TL fark oluşacağı sonucuna varıldığı görüş ve kanaati bildirilmiştir. Faaliyeti durdurulan ... 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/... Esas sayılı dosyasının Mahkememizin 2026/989 Esasına kaydedildiğinden, dosyanın mevcut safahati korunarak bundan sonraki tüm işlemlerinin Mahkememizce yürütülmesine, karar verilmiştir. Davacı vekilinin 17.02.2026 tarihli ıslah dilekçesinde özetle; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile işbu dava içerisindeki talebini değer kaybı yönünden 114.465,41 TL olarak beyan ettiğini, ödeme tarihinden itibaren işletilecek ticari avans faiz talep ettiğini, yargılama giderleri ile karşı vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. DELİLLER: -Bilirkişi Raporları -Bam kaldırma kararı DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, davacı tarafından davalıdan satın alınan araçta mevcut gizli ayıp nedeniyle oluştuğu ileri sürülen değer kaybı ve araç mahrumiyet zararının tazmini istemine ilişkindir. Bam kaldırma ilamında özetle; davacının iddialarının davalıdan satın alınan aracın gizli ayıplı olması, motorunun değiştirilmesi ve bu durum nedeniyle değer kaybı ile araç mahrumiyet zararına uğranılması vakıalarına dayandığı, aracın motorunun gizli ayıplı olduğu ve ücretsiz onarımla ayıbın giderildiği hususlarının ihtilafsız bulunduğu belirtilmiştir. Davalının servis hizmetinde kusuru bulunmamasının tek başına satıcının ayıptan doğan sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı, satıcının ayıbı bilmese dahi Türk Borçlar Kanunu’nun 219 ve devamı maddeleri uyarınca sorumlu olabileceği ifade edilmiştir. Ayrıca motor değişiminin araçta değer artışı meydana getirmesinin, değer kaybının oluşmadığı sonucuna tek başına dayanak yapılamayacağı; ikinci el araçların değerinin belirlenmesinde motorun yanı sıra aracın geçmişi ve diğer özelliklerinin de dikkate alınması gerektiği, ücretsiz onarım hakkını kullanan alıcının da koşulları mevcutsa değer kaybını talep edebileceği belirtilmiştir. Aracın 04.12.2024 tarihinde 250.500 kilometrede satıldığı hususu da gözetilerek değer kaybının objektif kriterlerle belirlenmesi ve tahsis edilen ikame araçların dava konusu araçla aynı özellikleri taşıyıp taşımadığının, ikame araç tahsis edilmeyen günler bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiği gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. Kaldırma kararı sonrasında alınan 27.10.2025 tarihli bilirkişi ek raporunda; dava konusu aracın alım-satım tarihi olan 11.04.2022 itibarıyla motoru değişmemiş haldeki piyasa değerinin 437.000,00 TL, motoru değişmiş haldeki piyasa değerinin 326.000,00 TL olduğu ve bu iki değer arasındaki farkın 111.000,00 TL olduğu, nispi metoda göre hesaplanan değer kaybının ise 98.445,70 TL olduğu belirtilmiştir. Aracın 04.12.2024 tarihindeki noter satış tarihi itibarıyla motoru değişmemiş haldeki piyasa değerinin 795.000,00 TL, motoru değişmiş haldeki piyasa değerinin 535.000,00 TL olduğu, bu tarihteki değer farkının 260.000,00 TL, nispi metoda göre hesaplanan değer kaybının ise 114.465,41 TL olduğu bildirilmiştir. Aynı raporda, dava konusu araçla aynı özellikte olmayan ... plakalı ... ... marka kamyonet ile ... plakalı ... 301 marka otomobilin ikame araç olarak tahsis edildiği; ilk servis sürecinde dört gün, ikinci servis sürecinde sekiz gün ikame araç tahsis edilmediği, ayrıca tahsis edilen araçların dava konusu araçla aynı özellikte olmaması nedeniyle günlük bedel farkı üzerinden ilk dönem için 2.860,00 TL, ikinci dönem için 27.950,00 TL olmak üzere toplam 30.810,00 TL fark oluşabileceği yönünde değerlendirme yapıldığı görülmüştür. Raporda, ikame araçların farklı nitelikte olduğu bilinmesine rağmen davacı tarafından kabul edilerek kullanıldığı da belirtilmiş olup, bu hususların hukuki değerlendirmesi mahkememize ait görülmüştür. Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, bilirkişi raporları ve bölge adliye mahkemesinin kaldırma ilamı birlikte değerlendirildiğinde; uyuşmazlığın çözümünde öncelikle davalının satıcı sıfatıyla ayıptan doğan sorumluluğunun değerlendirilmesi gerekmektedir. Türk Borçlar Kanunu’nun 219. maddesi uyarınca satıcı, alıcıya bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmamasından ve satılanın kullanım amacı bakımından değerini veya alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran ya da önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki veya ekonomik ayıpların bulunmasından sorumludur. Satıcının ayıbı bilmemesi, ayıptan sorumluluğunu ortadan kaldırmamaktadır. Somut olayda, davacı tarafından davalıdan satın alınan araçta su eksiltme şikâyetiyle başlayan arıza sürecinin sonunda motorun tamamen değiştirilmesi gerektiği, bilirkişi incelemeleriyle arızanın kullanıcı kaynaklı olmayıp üretimden kaynaklanan bir ayıp niteliğinde bulunduğu tespit edilmiştir. Motorun garanti kapsamında ücretsiz olarak değiştirilmiş olması, ayıbın giderilmesini sağlamış ise de aracın geçmişinde motor değişimi bulunmasının ikinci el piyasa değerine etkisini ortadan kaldırmamaktadır. Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin kaldırma ilamında da belirtildiği üzere, motor değişimi nedeniyle araçta değer kaybı oluşmadığının yalnızca onarımın ücretsiz yapılmış olmasına dayanılarak kabul edilmesi mümkün değildir. Bu kapsamda, davalı yetkili servisin onarım sürecinde hizmet kusurunun bulunmadığına ilişkin bilirkişi tespiti, davalının satıcı sıfatından kaynaklanan ayıba karşı tekeffül sorumluluğunu ortadan kaldırmamaktadır. Davacının talebi, yalnızca servis hizmetinin gereği gibi sunulmadığı iddiasına değil, satın alınan aracın gizli ayıplı olması ve bu ayıp nedeniyle değer kaybına uğranılması vakıasına dayandığından, uyuşmazlığın Türk Borçlar Kanunu’nun 219 ve devamı maddeleri kapsamında değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Araçtaki değer kaybının belirlenmesi bakımından, bilirkişi tarafından hem nispi metot üzerinden hem de aracın motoru değişmiş ve değişmemiş haldeki piyasa değerleri karşılaştırılmak suretiyle hesaplama yapılmıştır. Aracın 04.12.2024 tarihinde 250.500 kilometrede satılmış olduğu da dikkate alınarak, yalnızca motor değişimi ile araçtaki diğer unsurların piyasa değerine etkisi birlikte değerlendirilmelidir. Bilirkişi ek raporunda noter satış tarihi itibarıyla nispi metoda göre hesaplanan değer kaybının 114.465,41 TL olduğu bildirilmiştir. Anılan hesaplamanın, aracın motor değişimi nedeniyle ikinci el piyasa değerinde meydana gelen azalmayı somut olayın özellikleri çerçevesinde ortaya koyduğu, bölge adliye mahkemesinin kaldırma ilamında belirtilen araştırma ve değerlendirme esaslarıyla uyumlu olduğu kanaatine varılmıştır. Bu nedenle davacının 17.02.2026 tarihli ıslah dilekçesiyle artırdığı 114.465,41 TL değer kaybı talebinin kabulüne karar verilmiştir. İkame araç bedeline ilişkin talep yönünden ise; bilirkişi ek raporunda dava konusu araçla aynı özellikte olmayan iki ayrı aracın ikame araç olarak tahsis edildiği, bazı günlerde ikame araç tahsis edilmediği ve tahsis edilen araçların nitelik farklılığı nedeniyle bedel farkı oluşabileceği belirtilmiş ise de davacının ikame araçların farklı özellikte olduğunu bilmesine rağmen bu araçları kabul ederek kullandığı tespit edilmiştir. Davacının, tahsis edilen araçların kullanımını kabul etmiş olması ve araç mahrumiyet zararına ilişkin talebini somutlaştıran, talep edilen 100,00 TL tutarında ayrıca karşılanmamış bir zarar bulunduğunu ortaya koyan yeterli delil bulunmaması karşısında, bilirkişi tarafından hesaplanan varsayımsal bedel farklarının tek başına davacı lehine tazminata hükmedilmesi için yeterli olmadığı değerlendirilmiştir. Bu nedenle ikame araç bedeline ilişkin 100,00 TL’lik talebin reddine karar verilmiştir. Açıklanan nedenlerle, davanın değer kaybı talebi yönünden kabulüne, ikame araç bedeline ilişkin talep yönünden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Ayrıntılı Açıklandığı Üzere; 1-Davanın Kısmen Kabulü ile; a- 114.465,41-TL değer kaybı bedelinin, dava tarihi olan 31/08/2023 tarihinden itibaren işletilecek ticari avans faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, b- İkame araç bedeline ilişkin 100,00-TL'lik açılan davanın reddine, 2-Karar tarihi itibari ile alınması gereken 7.819,13-TL harçtan, peşin alınan 269,85-TL peşin harç ve 1.952,00-TL ıslah harcı toplamı 2.221,85-TL'nin mahsup edilerek kalan 5.597,28-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafça yatırılan 269,85-TL peşin harç, 269,85-TL başvuru harcı ve 1.952,00-TL ıslah harcı toplamı 2.491,70-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 4-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 45.000,00-TL (kabul miktarı nazara alınarak) vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 5-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 100.000-TL (red miktarı nazara alınarak) vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan tebligat, müzekkere, bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 6.964,00-TL yargılama gideri kabul ve red durumuna göre takdiren oranlayarak 6.957,90-TL'lik kısmının davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine; arda kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 7-6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan zorunlu arabuluculuk gideri olan 3.120,00-TL'nin Kabul-red oranına göre 3.117,30-TL'nin davalıdan, 2,70-TL'nin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, 8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen ilgilisine iadesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere karar verildi. 23/09/2026
Katip ... Hakim ... e-imzalıdır e-imzalıdır