Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2026/894 E. 2026/2120 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/894
- Karar No
- 2026/2120
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/187 E., 2024/293 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacı ... vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. ........... ili ......... ilçesi ....... köyü çalışma alanında 2009 yılında yapılan kadastro sonucunda, 1 04... , 1 13... , 1 56... , 91... , 1 60... ve 1 61... ve 12 parsel sayılı taşınmazlar tarla vasfıyla, 1 56... ve 93 parsel sayılı taşınmazlar çalılık vasfıyla, 1 62... parsel sayılı taşınmaz ise orman vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. 2. Davacılar ... ve ... vekili dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazların kök murisleri ........ ait olduğunu, vefatı ile taşınmazların mirasçısı ...... Bey'e kaldığını ondan da evlatları .........ve ... ....... intikal ettiğini, ........ müvekkili ...'ın büyük dedesi, ... ...... de müvekkili ...'in büyük dedesi olduğunu, taşınmazların tarla vasfında olduğunu, zilyetliklerinin devam ettiğini, ayrıca taşınmazların eski tapu kayıtlarının bulunduğunu ileri sürerek, dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile taşınmazların müvekkillerinin murisleri ............. ve ... ....... mirasçıları adına tapuya tescil edilmesini talep etmişlerdir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davacıların iddialarının haksız ve asılsız olduğunu, Milli Emlak Müdürlüğünce dava konusu taşınmazlar başında yapılan incelemelerde taşınmazlarda zilyetliğin bulunmadığının tespit edildiğini, davacıların yapılan arazi kadastrosuna yasal süresi içerisinde itiraz etmedikleri gibi Kadastro Mahkemesine dava açmadıklarını, soyut zilyetlik ve mülkiyet iddialarını yasal delillerle teyit edemediklerini ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 11.06.2015 tarihli ve 2013/280 Esas, 2015/205 Karar sayılı kararı ile davacıların aktif husumet ehliyetleri bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin 11.06.2015 tarihli kararına karşı davacılar vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 17.02.2021 tarihli ve 2020/3697 Esas, 2021/1295 Karar sayılı ilamıyla, İlk Derece Mahkemesince davacıların iddia ettikleri gibi kök murisleri ile bağlantılarını mirasçılık anlamında kuramadıkları ve dolayısıyla bu davayı tek başlarına açamayacakları ve davacıların açmış olduğu davada aktif dava ehliyetlerinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, varılan sonucun usul ve kanuna uygun bulunmadığı, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 30. maddesi hükmüne göre, doğum ve ölüm kural olarak nüfus sicilindeki kayıtlarla ispat olunacağı, nüfus sicilinde bir kayıt yoksa veya bulunan kaydın doğru olmadığı anlaşılırsa, gerçek durumun her türlü kanıtla ispat edilebileceği, mirasçılık belgesi istenilen miras bırakanın nüfusta kaydının bulunmaması mirasçılık belgesinin verilmesine engel bir neden olmadığı, somut olayda davacıların, dava konusu taşınmazların ........ve ... ...... mirasçıları adına tapuya tescillerini talep ettikleri, yapılan incelemede ......... ve ... ..... babalarının ...... olduğu ve ....... nüfus kaydının bulunmadığı gerekçesiyle Karabük Sulh Hukuk Mahkemesinde açtıkları mirasçılık belgesi istemli davalarının ret edildiği ancak mirasçılık belgesi kararlarının, maddi anlamda kesin hüküm niteliğine sahip olmadığı gibi, Mahkemeleri bağlaması da söz konusu olmadığı, bu kapsamda İlk Derece Mahkemesince mevcut delillerle anılan yasal düzenlemeler dikkate alınarak davacılara, kök murisleri Mustafa'ya ait mirasçılık belgesini çıkartmaları için yetki ve süre verilmesi gerektiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile uyulan Yargıtay bozma ilamı gereğince kök muris Mustafa'nın mirasçılık belgesinin dosyaya kazandırıldığı, 4721 sayılı Kanun'un 640. maddesi uyarınca tereke adına açılıp takip edilen davaların ya tüm mirasçıların birlikte açmaları ya da tüm mirasçıların açılan davaya muvafakatlarının sağlanması veya davanın terekeye mümessil tayin edilerek sürdürülmesinin zorunlu olduğu, bu kapsamda davacılar dışındaki diğer mirasçıların davaya muvafakatlerinin sağlanması veyahut kök murisin terekesine temsilci atanması hususunda davacı vekiline süre verildiği, davacı vekilinin muvafakatlerin sunulamadığı beyanı sonrası yeniden tereke temsilcisi atanması bakımından tarafına kesin süre verildiği, kesin süreye rağmen terekeye temsilci atanması için başvuruda bulunulmadığı ve davada aktif husumet eksikliğinin tamamlanmadığı gerekçesiyle aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; yargılama aşamasında davacı ...'ın vefat etmesine rağmen, İlk Derece Mahkemesince davacının mirasçılarına usulüne uygun davetiye tebliğ edilerek davaya devam edip etmeyeceklerinin sorulmadan ve taraf teşkili sağlanmadan verilen kararın kanuna aykırı olduğunu ve ayrıca kök murislerin tüm mirasçıların ıslak imzalı muvafakatlerinin dosyaya sunulmasına rağmen bu muvafakatlerin geçerli olmadığına dair bir ara karar verilmeden davanın aktif husumetten reddine karar verilmesinin de hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; bozma öncesinde lehlerine 1.500,00 TL vekalet ücretine hükmedildiğini, İlk Derece Mahkemesince bozma sonrası verilen kararda da, ilk kararın taraflarınca temyiz edilmemesi ve bozmaya uyulmakla davacı yararına vekalet ücreti bakımından usuli kazanılmış hak oluştuğu gerekçesiyle yine 1.500,00 TL vekalet ücretine hükmedildiğini, kararın vekalet ücretine yönünden usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek, vekalet ücreti yönünden İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosyanın içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazların davacıların murislerinden intikal edip etmediği, zilyetlikle kazanım koşullarının oluşup oluşmadığı ve tapu kayıtlarının dava konusu taşınmazları kapsayıp kapsamadığına ilişkindir. 1. Davacı ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; İlk Derece Mahkemesince tereke adına açılan davada kök murisin davacılar dışındaki mirasçılarının davaya muvafakatlerinin alınması veya terekeye temsilci atanması yönünde verilen kesin süreye rağmen eksikliğin giderilmediği gerekçesiyle aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. 4721 sayılı Kanun'un 28. maddesi gereği dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen kişinin taraf ehliyeti son bulur. Bu nedenle, davaya ölen tarafa karşı veya onun tarafından devam edilmesine imkan yoktur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 55. maddesinde yargılama devam ederken taraflardan birinin ölümü hâlinde, mirasçılar mirası kabul veya reddetmemişse, bu hususta kanunla belirlenen süreler geçinceye kadar davanın erteleneceğini, 6100 sayılı Kanun'un 59. maddesine göre maddi hukuka göre, bir hakkın birden fazla kimse tarafından birlikte kullanılması veya birden fazla kimseye karşı birlikte ileri sürülmesi ve tamamı hakkında tek hüküm verilmesi gereken hâllerde, mecburi dava arkadaşlığının bulunduğu, 60. madde gereği ise mecburi dava arkadaşlarının, ancak birlikte dava açabilecekleri ve birlikte hareket etmek zorunda oldukları düzenlenmiştir. Yalnız ölen tarafı ilgilendirmeyen, yani mirasçıları da ilgilendiren, mirasçıların malvarlığı haklarını etkileyen davalar, tarafın ölümü ile konusuz kalmaz. Bu davalara, ölen tarafın mirasçıları tarafından (veya mirasçıları aleyhine) devam edilir. Mirasçıları da ilgilendiren davalar, ölen tarafın mirasçılarına geçen alacakları, hakları ve mallarına ilişkin davalardır. Bunlar malvarlığı haklarına ilişkin davalardır. Bir başka ifadeyle dava konusunun, ölen tarafın mirasçılarının haklarını etkileyecek nitelikte ve miras yoluyla intikali mümkün bir malvarlığına ilişkin hakkın kapsamı içerisinde olması halinde; tarafın yargılama sırasında vefatı üzerine mirasçıları davadan haberdar edilip taraf teşkili sağlanmaksızın esas hakkında karar verilemez. Bu durumda, İlk Derece Mahkemesince 6100 sayılı Kanun'un 55. maddesinde gösterilen şekilde müteveffa davacının mirasçılarını tebligat yoluyla davadan haberdar ederek tamamının davaya katılımının sağlanması, bunun mümkün olmaması hâlinde tüm mirasçılardan izin alınması veya terekeye temsilci atanması yoluyla taraf teşkilinin sağlanması sonrasında yargılamaya devam edilerek hüküm kurulması gerekir. Dosya kapsamında yapılan incelemede, eldeki davanın 28.10.2013 tarihinde açıldığı, yargılama sırasında davacı ...'ın 11.01.2022 tarihinde vefat ettiği, davacının nüfus kayıt örneğinden geriye mirasçı olarak eşi ....... ile oğulları.........ve ......... kaldığı anlaşılmakta olup, İlk Derece Mahkemesince müteveffa davacının mirasçılarının yukarıda açıklandığı şekilde davadan haberdar edilmeden ve katılımları sağlanmadan yargılamaya devam olunarak, usulüne uygun taraf teşkili sağlanmadan hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Hâl böyle olunca açıklanan yasal düzenleme ve ilkeler gözetilerek usulüne uygun şekilde taraf teşkili sağlandıktan sonra davacılara 4721 sayılı Kanun'un 640. maddesi kapsamında kök muris .......... mirasçılık belgesinde yer alan mirasçıların davaya muvafakatlerinin sağlanması veyahut kök murisin terekesine temsilci atanması hususlarında süre verilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup İlk Derece mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir. 2. Davalı Hazine vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının ise bozma nedenine göre bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, İstek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 31.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.