Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/5703 E. 2026/4130 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5703
Karar No
2026/4130
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/47 E., 2025/913 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Hatay 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/691 E., 2024/270 K.

Dava, ehliyetsizlik ve vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Kısıtlı davacı ... vasisi; davacının Hatay Sulh Hukuk Mahkemesinin 09.05.2008 tarihli ve 2008/417 Esas, 2008/769 Karar sayılı kararı ile kısıtlandığını, davacının kardeşi olan davalı ...’nin davacının kısıtlı olduğunu bildiği halde davacıdan vekaletname aldığını ve bu vekalet ile davacının babasından intikal eden 1113 parsel sayılı taşınmazdaki payını diğer davalı ...’e satış suretiyle devrettiğini, taşınmazın ifraz edilerek 34 89... parsel sayılı taşınmazların oluştuğunu, satış hususunda vesayet makamından izin alınmadığını, ayrıca satış işleminde davacının ve vasinin bilgi ve rızasının bulunmadığını, davalı adına oluşan tescilin yolsuz olduğunu, ayrıca vekalet görevinin kötüye kullanıldığını ileri sürerek tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında ölümü üzerine mirasçıları davaya devam etmiş, 11.12.2018 tarihli ıslah dilekçesi ile davayı tamamen ıslah ederek taleplerini bedele dönüştürmüş ve 43.824,00 TL tazminatın davalılardan alınarak davacılara ödenmesine, tazminatın 6.500,00 TL’sine dava tarihinden, kalan 37.324,00 TL’sine ıslah tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına karar verilmesini istemişlerdir.

Davalılar; tüm kardeşlerin babalarından kalan 1113 parselden ifrazen oluşan 34 89... parsel sayılı taşınmazlardaki hisselerini satmak ve ortaklığı bu şekilde gidermek istediklerini, bu konuda toplantı yaptıklarını, toplantıda davacıyı ve çocuklarını oğlu ...’ün temsil ettiğini, toplantı sonucu hisselerin dava dışı ... ..., ... ..., ...... ve ... isimli kişilere satışı konusunda belge imzaladıklarını, davalı ...’in oğlu ...’in tüm tanıklar huzurunda hisse bedelini ...’e verdiğini, yurt dışında bulunan diğer ortakların da hisselerini davalı ...’ye satmak üzere vekaletname gönderdiklerini, bu şekilde bütün ortakların hisselerini sattıklarını ve paraların aldıklarını, davacı ...’ün davalı ...’ye vekalet vermek amacı ile notere gittiğinde yanında kızı ... ...’ün de bulunduğunu, davacı ...’nin kısıtlandığını bilmediklerini, anlaşma gereği 3490 parselin dava dışı ... ve ......’ün eşi ... ... adına tescil edildiğini, iyiniyetli olarak bütün tarafların rızası ile işlem yaptıklarını, davacı tarafın kötü niyetli olduğunu, bütün işlemlerin davacının ve vasisinin bilgisi dahilinde yapıldığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.

İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmaz yönünden dava açmak üzere vesayet makamından izin ve yatki alınması için vasiye süre verildiği, ancak bu hususun yerine getirilmediği, dava açılışında da vasinin avukata asaleten verdiği vekaletname ile dava açıldığı, davacının vasisi sıfatıyla verilen vekaletname bulunmadığı, dava açıldıktan sonra da kısıtlının öldüğü, bu nedenle bu husustaki dava şartının tamamlanmasının mümkün olmayacağı gerekçesiyle dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı vasisi tarafından istinaf edilmesi üzerine Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince, dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde TMK'nın 28/1. maddesi gereğince ölen kişinin taraf ehliyetinin son bulduğu, bu durumda mirasçıları da ilgilendiren mirasçıların mal varlığı haklarını etkileyen davaların tarafın ölümü ile konusuz kalmayacağı, bu halde ölen tarafın mirasını reddetmeyen mirasçılarının davayı mecburi dava arkadaşı olarak hep birlikte takip etmeleri gerektiği, davacının yargılama sırasında 20.10.2015 tarihinde öldüğü, dava konusu isteğin mal varlığına ilişkin olup mirasçıların mal varlığını etkilediği, ölü kişi adına hüküm kurulamayacağından Mahkemece anılan usul hükümleri dikkate alınarak mirası reddetmeyen davacının mirasçılarının mecburi dava arkadaşlığı sıfatı ile davada yer almalarının sağlanması, bu şekilde taraf teşkili yapılarak varsa gösterdikleri deliller toplanmak suretiyle hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken anılan hususun göz ardı edilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vasisi vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

Mahkemece, kaldırma kararı sonrasında yeniden yapılan yargılama sonucunda, dava konusu taşınmazın davacının adına kayıtlı iken 23.03.2010 tarihinde .... Noterliğince verilen vekaletname uyarınca 11.10.2010 tarihinde ...’ e satılarak devredildiği, taşınmazın 6.500,00 TL'ye satıldığı, satış işleminin ve vekalet verme işleminin resmi kurumlarda yapılması nedeniyle herhangi bir sahtecilik durumu olmadığı, davacının iddia ettiği gibi murisin gerek vekalet vermesinde gerekse satış işleminde herhangi bir ehliyetsizlik durumunun bulunmadığı, muvazaa durumunun olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı mirasçıları vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince, davacı ...’ün Hatay Sulh Hukuk Mahkemesinin 09.05.2008 tarih ve 2008/417 Esas, 2008/769 Karar sayılı kararı ile kısıtlandığı ve kendisine kızı ... ...’ün vasi olarak atandığı, satış işleminin yapıldığı 11.10.2010 tarihinde kısıtlılık hali devam etmesine rağmen vesayet makamından izin alınmaksızın vekil eliyle davaya konu taşınmaz hissesinin davalı ...’e temlik edildiği, yasanın açık hükmü uyarınca bu şekilde yapılan taşınmaz satışına geçerlilik tanıma olanağı bulunmadığı, davalıların iyi ya da kötü niyetli olmasının sonuca etkili olmadığı gibi, kısıtlı davacının vekaletnamenin düzenlendiği 23.03.2010 tarihinde fiil ehliyetini haiz olduğunun Adli Tıp raporu ile tespit edilmesinin de yasanın açık hükmüne aykırı olarak yapılan satış işlemine geçerlilik kazandırmayacağı, zira kısıtlılık hali yasada belirtilen diğer haller yanında mahkeme hükmü ya da kısıtlının ölümü ile sona ereceğinden bu hal sona ermedikçe hukuki varlığını devam ettireceği, davaların kısıtlının kardeşleri olup adı geçenin kısıtlılık halini bilmemelerinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, bu nedenle davalı vekil ... eliyle diğer davalı ilk el ...’e yapılan temlikin yolsuz olduğu ve korunmayacağı, bu nedenle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesinin isbatsiz olduğu gerekçesiyle davacı mirasçıları vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm tesisi ile davacıların ıslah ile davayı tazminat istemine dönüştürdükleri de gözetilerek davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

-K A R A R- Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un/HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 2.245,21 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalılardan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/5703, K. 2026/4130, T. 18.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2025-5703-e-2026-4130-k-e035568899f9