Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/19891 E. 2026/5071 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/19891
- Karar No
- 2026/5071
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2019/85 E., 2025/252 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davalı Kurum ve dahili davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesi ile davacının davalı işyerinde 01.01.2002 tarihinde çalışmaya başladığını, iş yerinde çiçek siparişlerini hazırlayan ve teslim eden, tahsilatları yapan personel olarak çalışmakta olduğunu, işveren tarafından Kuruma iş yeri açılış bildirgesi dahi verilmediğini davacını sigorta primlerinin yatırılmadığını, davacının davalı işveren yanında 01.01.2002-06.06.2013 tarihleri arasında çalıştığının tespitine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP Davalılar ..., ... ve ... ayrı ayrı zamanlarda dilekçe vermiş iseler de her birinin cevap dilekçeleri aynı içerikli olup cevap dilekçesinde davanın, müvekkillerinin annesi ...'nun hasta olup tedavi gördüğü dönemde açıldığını ve bu süreçte ...'nun iş yerine gitmediğini, ...'nun dava sırasında vefat ettiğini, mirasçıların davaya dahil edilmediğini, bu nedenle davalıların davanın kendilerine ihbar edilmemesi ve vasiye karşı açılmaması nedeniyle savunma haklarının ihlal edildiğini, ... ...'nun 2009 yılında hacir altına alındığı ve vasi olarak müvekkili ...'ın atandığını, davanın vasiye karşı açılması gerektiği, ancak bu üsüle uygun adımların atılmadığını, bu nedenle, davanın daha önceki aşamalarında yapılan usul işlemlerinin müvekkili ve diğer davalılar açısından yok hükmünde olduğunu, davanın mirasçılar açısından yeni başlamış olduğunun kabulü ile tanık gösterme, delil sunma gibi tüm hakların saklı olduğunu, ...'nun maddi sıkıntılar ve iş yerinin zarar etmesi nedeniyle gayrimenkullerini sattığı, bu sebeple hacir altına alındığını, hacir altına alınmış olan davalı ...'na karşı açılmış olan davanın doğrudan Vasisine yöneltilmesi gerektiğini, davacı iş yer çalışanı değil, davalı müteveffanın yardım ettiği, kendi işleri için müteveffanın iş yerini adres gösteren bir şahıs olduğunu, davacıya herhangi bir maaş ödenmediğini, davacının, ...'nun iş yerini zaman zaman ziyaret eden biri olduğu ancak hiçbir zaman işçi sıfatıyla çalışmadığını, ayrıca, iş yerinin zarar eden bir işletme olduğu ve burada çalışanlara dair herhangi bir maaş ödeme kaydının bulunmadığını, ...'nun vesayet altındaki mali işlemleri Mahkemeden izin alarak gerçekleştirdiğini ve iş yerinde çalışanlara maaş ödenmesi gibi bir talebin hiçbir zaman yapılmadığını bu durumun da davacının iş yerinde çalışmadığının bir kanıtı olduğunu, tüm bu sebeplerle davanın reddini talep ettiklerini beyan etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi 26.06.2014 tarihli kararı ile davanın kabulü ile davacının 01.01.2002-06.06.2013 tarihleri arasında davalı ... yanında hizmet akdi ile kesintisiz olarak çalıştığının tespitine, karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı İlk Derece Mahkemesinin 26.06.2014 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece 29.01.2019 tarihli ilamla, "...inde, medeni haklardan yararlanma ehliyetine sahip olanın, davada taraf ehliyetine de sahip olduğu belirtilmiştir. Buna göre taraf ehliyeti, davada taraf olabilme yeteneği olup, medeni (maddi) hukuktaki medeni haklardan yararlanma (hak) ehliyetinin medeni usul hukukunda büründüğü şekildir. Medeni hukuktaki haklara ve borçlara sahip olma ehliyeti hak ehliyetini oluşturmakta, gerçek ve tüzel kişiler bakımından geçerli olmaktadır. Hak ehliyeti bulunan her gerçek ve tüzel kişi, davada taraf olabilme ehliyetine de sahiptir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 28’inci maddesinde ise, kişiliğin, çocuğun sağ olarak tamamıyla doğduğu anda başlayıp ölümle sona erdiği ve çocuğun hak ehliyetini, sağ doğmak koşuluyla ana rahmine düştüğü andan başlayarak elde ettiği hüküm altına alınmış olup, gerçek kişilerin kişiliği ve bununla medeni haklardan yararlanma (hak) ehliyeti ölümle sona erdiğinden, ölmüş kişinin taraf ehliyeti bulunmamaktadır. Hukuk Muhakemeleri Kanununun 114. maddesinde, taraf ve dava ehliyetine sahip olunması, dava şartı olarak düzenlenmiş ise de; anılan Yasanın tarafta iradi değişikliği düzenleyen 124/3. maddesinde, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebinin, karşı tarafın rızası aranmaksızın hakim tarafından kabul edileceği belirtilmiştir. Mahkemece; dava dilekçesinin, dava sırasında vefat eden davalının mirasçılarına tebliği ile, yargılamaya mirasçıların dahil edilmek suretiyle taraf teşkili sağlanarak, yapılacak araştırma, inceleme ve değerlendirme sonucuna göre karar verilmelidir Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O hâlde, davalı Kurum vekili ve mirasçılar ... ile ...’ın bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar İlk Derece Mahkemesi 16.05.2015 tarihli kararı ile davanın kısmen kabulü ile davacının 01.01.2002-27.05.2012 tarihleri arasında davalı ... sicil numaralı ... ünvanlı işyerinde hizmet akdi ile kesintisiz olarak çalıştığının tespitine, davacının talep etmiş olduğu 28.05.2012-28.05.2013 tarihleri arasındaki talebinin konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, davacının talep etmiş olduğu 29.05.2013-06.06.2013 tarihleri arasındaki talebinin reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Dahili davalılar Temyiz dilekçesinde özetle; davacının hizmet tespiti talebinin somut gerçeklerle ve hayatın olağan akışıyla bağdaşmadığını, muris ...’nun 2009 yılında vesayet altına alındığını ve vefat ettiği 2013 yılına kadar tüm hesaplarının Mahkeme denetiminde olduğunu, bu süreçte davacıya yapılmış herhangi bir maaş ödemesinin bulunmadığını, davacının iddia ettiği 10 yılı aşkın süre boyunca sigortasız ve maaşsız çalışmasının imkansız olduğunu, murisin iş yerinin 5 metrekarelik, ticari kazançtan ziyade hobi ve sosyal prestij amaçlı işletilen bir dükkan olduğunu, davacının ise burada işçi sıfatıyla değil, murisin zaaflarından ve yaşlılığından faydalanan, zaman zaman dükkana uğrayan ve bahşiş usulü iş yapan bir kişi olduğunu, tanık ...’ın bu yöndeki beyanlarının Mahkemece haksız yere göz ardı edildiğini, davacı tanıklarının beyanları ile dava dilekçesindeki tarihler arasında 8-10 yıla varan çelişkiler bulunduğunu ve davanın vasiye karşı açılmamış olmasının usule aykırı olduğunu ileri sürerek; Mahkeme kararının bozulmasını ve icranın geri bırakılmasını talep etmiştir. Davalı ... Temyiz dilekçesinde özetle; davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açılması nedeniyle reddi gerektiğini, Mahkemenin kısa kararı ile gerekçeli kararı arasında çelişki bulunmasının HMK hükümlerine ve kamu düzenine aykırılık teşkil ettiğini, davacının hizmet döküm cetvelinde dava konusu döneme ilişkin herhangi bir sigortalı çalışmasının görülmediğini, çalışmanın varlığına dair dosyada somut ve yazılı bir delil bulunmadığını, dinlenen tanıkların ise Yargıtay içtihatlarında aranan niteliklere sahip olmadığını ve beyanlarının hizmetin sürekliliğini kanıtlamaya yetmediğini, kamu düzenini ilgilendiren hizmet tespiti davalarında gereken titizlikte bir araştırma yapılmadığını, ayrıca kurumun dava açılmasına sebebiyet vermediği gözetilmeksizin aleyhlerine vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek; Mahkeme kararının bozulmasını ve icranın geri bırakılmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının 01.01.2002-06.06.2013 tarihleri arasında davalı yanında çalıştığının tespiti istemine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgililerden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.