Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2026/2053 E. 2026/2933 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/2053
- Karar No
- 2026/2933
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1203 E., 2026/38 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 30.Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/696 E., 2025/103 Karar.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kullanım kadastrosu sonucunda, ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 1113 parsel sayılı 2.022,71 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın kadastro tutanağının beyanlar hanesine "6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, ...'nın fiili kullanımında olduğu'' şerhi yazılarak tarla vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiş; bilahare, 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun (6292 sayılı Kanun) uyarınca yapılan 27.01.2021 tarihli satış işlemi ile davalı ... adına tapuda kayden intikal ettirilmiştir. 2. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin babası hayattayken kendi üzerine kayıtlı bulunan 17,5 dönüm arsayı 7 evladına her birine 2,5 dönüm eşit paylar halinde olmak üzere devrettiğini, müvekkilinin öz halasının müvekkilinin babası ...tarafından devredilen bu 17,5 dönümlük taşınmazda miras hakkı olduğunu öne sürerek tapu iptali ve tescili davası açarak davayı kazandığını, müvekkilinin halasının herkesten alacaklı olmasının karmaşa yaratabileceğinden müvekkili ve kardeşleri arasında alınan karar sonrası taraflar arasında oluşan inançlı işlem sözleşmesi gereğince müvekkilinin kendi arsa payı olan 2,5 dönümlük yeri halasına devrettiğini, devrettiği payı karşılığında her bir kardeşin 2,5 dönümlük arsa payından 420,00 metrekare yer verileceği konusunda anlaşıldığını, tapuda satış işlemi olarak gösterilmiş ise de ortada gerçek bir satış olmadığını, devir işlemi karşılığında müvekkilinin halası tarafından herhangi bir bedel ödenmediğini, müvekkilinin kardeşlerinden ...'in payları üzerindeki 420,00 metrekare alana denk gelen payın karşılığını müvekkiline banka aracılığıyla nakit ödediklerini, davalının ise müvekkilinin payını devretmediğini belirterek, davalı adına kayıtlı dava konusu 1113 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptaline ve müvekkilinin dava konusu taşınmazdaki pay oranı olan 420,00 metrekare hissenin müvekkili adına tapuya tesciline, mümkün olamaması halinde davaya konu müvekkilinin hissesine tekabül eden 420,00 metrekare yerin yapılacak keşif sonucu alınacak bilirkişi raporu doğrultusunda karar tarihindeki güncel değerinin tespit edilerek yasal faiziyle müvekkiline ödenmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin dava konusu ... Mahallesi 2.022,71 metrekare yüzölçümlü 1113 parsel sayılı taşınmazı uzun yıllardan beri kullanırken, taşınmazın tamamının mülkiyetini 6292 sayılı Kanun uyarınca Hazine'den satın aldığını, taşınmazın 27.01.2021 tarih ve ... yevmiye numaralı 6292 sayılı Kanun gereğince satış işlemi ile tapuda davalı adına tescil edildiğini, 6292 sayılı Kanun kapsamındaki işlemlere karşı açılacak davaların idari yargıda görülmesi gerektiğini, davacı tarafça yapılan kadastro çalışmalarına askı ilanı süresinde itiraz edilmediğini, müvekkilinin taşınmazı tapudan satın alındıktan üç yıl sonra dava açıldığını ve davacının iddiasını ispatlayacak herhangi bir yazılı belge sunmadığını belirterek, davanın usul ve esastan reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ''davalıya ait tapu kaydının 6292 sayılı Kanun kapsamında İdarece yapılan satış işlemi neticesinde oluştuğu, dayanak satış işlemi iptal edilmedikçe açılan işbu davanın dinlenme olanağı bulunmadığı'' gerekçesiyle asıl ve terditli istemler yönünden davanın usulden reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile '' kullanım kadastrosu kesinleşerek tapuya tescil edilen taşınmazın tapusunun iptali ile davacı adına tesciline yönelik davanın dinlenebilmesi için davanın 6292 sayılı Kanun uyarınca taşınmazın satış işleminden önceki bir tarihte ve Hazine ile şerh sahiplerine yöneltilerek açılmasının gerektiği, taşınmazın Hazinenin mülkiyetinden çıkıp 3. şahıs adına tapuya tescil edildikten sonra şerhe ya da tapu iptali ve tescile yönelik davanın dinlenme olanağının bulunmadığı, davacının inceleme konusu davayı dava konusu 1113 parsel yönünden 6292 sayılı Kanun uyarınca yapılan satış işleminden sonra 23.09.2024 tarihinde açtığı, davalıya ait tapu kaydının idarece yapılan satış işlemi neticesinde oluştuğu, dayanak satış işlemi iptal edilmedikçe tapu iptali ve tescile ya da tazminata yönelik dava açılamayacağı'' gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava dilekçesindeki beyanlarını tekrarla, Bölge Adliyesi Mahkemesince dayanak satış işlemi hususunda yapılan tespit ve akabinde verilen kararın usul ve kanuna uygun olmakla beraber, taraflarınca talep edilen dava konusu taşınmazdaki 420,00 metrekare hisse payı oranının 6292 sayılı Kanun kapsamında davalı adına yapılan satış işlemine ilişkin olmadığını, Hazine tarafından taraflar adına satış işlemi yapılıp tapusu taraflar adına yapıldıktan sonra davalı tarafça üzerinde tasarruf yetkisi bulunan taşınmaza ilişkin kardeşler arasında yapılan anlaşmaya istinaden müvekkiline pay verileceği yönündeki edimin yerine getirilmemesi hususuna ilişkin olduğunu, davalı adına tapuda kayıtlı bulunan taşınmazdan kardeşler arasındaki inanç sözleşmesine istinaden müvekkilline devredileceği veya bedeli ödeneceği 420,00 metrekare hissenin müvekkilli adına tapuya tescilini, bunun mümkün olmaması halinde davaya konu ve tarafların kendi aralarında yaptıkları sözlü akite binaen müvekkilli hissesine tekabül eden 420,00 metrekare yerin karar tarihindeki güncel değerinin tespit edilerek yasal faiziyle müvekkiline ödenmesi hususuna ilişkin olduğunu, 6292 sayılı Kanun uyarınca davalıya satımının yapılmasına ilişkin herhangi bir itirazlarının bulunmadığını, davalı tarafından dava konusu taşınmazdan müvekkilline pay verileceğine yönelik sözünün gereğini yerine getirmemesinden kaynaklı inançlı işleme dayalı ve terditli olacak şekilde bir tapu iptal ve tescil talebinin bulunduğunu, Bölge Adliye Mahkemesinin hükmüne dayanak teşkil ettiği 6292 sayılı Kanun kapsamında yapılan satış işleminin farklı ve huzurdaki davanın seyrini etkilemeyeceğini, Bölge Adliye Mahkeme kararının gerekçesiz olup, açık ve net olmadığını belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 6292 sayılı Kanun uyarınca davalı adına yapılan satış sonucu oluşan tapu kaydının iptalinin istenilip istenilemeyeceğine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 732,00 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.