Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/2012 E. 2026/1682 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/2012
- Karar No
- 2026/1682
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/2012 KARAR NO : 2026/1682 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 13/07/2026 NUMARASI : 2026/274 E. - 2026/388 K.
DAVANIN KONUSU : Marka Hakkına Tecavüzün Mevcut Olmadığının Tespiti
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 13/07/2026 tarih ve 2026/274 E. - 2026/388 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin film ve medya prodüksiyonu alanında faaliyet gösteren bir kuruluş olduğunu, hali hazırda Türkiye'nin yakın tarihinin en önemli olaylarından biri olan ...'nı konu alan ve "..." adını taşıyan büyük bütçeli bir sinema filmi projesi üzerinde çalıştığını, projenin kamuoyuna duyurulduğunu, oyuncu seçmeleri ve plato hazırlıkları gibi ileri safhalara ulaşıldığını ve önemli miktarda yatırımın yapıldığını, projenin devlet kurum ve kuruluşlarından ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanları nezdinde de destek alan bir proje olduğunu, müvekkilinin kullanımının markasal bir kullanım değil, FSEK kapsamında bir eser adı kullanımı olduğunu, müvekkilinin önceye dayalı kullanım hakkının bulunduğunu, müvekkilinin projesinin kamuoyunda bu kadar geniş yer almasından sonra, davalının 01.08.2025 tarihinde noterden bir ihtarname keşide ederek, "..." ibaresi üzerinde hak sahibi olduğunu iddia edip, müvekkilinin projesinin durdurulmasını talep ettiğini, aksi halde hukuki yollara başvuracağını bildirdiğini, ayrıca davalının aynı ibare için marka tescil başvurusunda bulunmasının, hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bu başvurunun bir hak elde etme amacından ziyade, pazarda kendine rakip olarak gördüğü müvekkili şirketin projesini engelleme, faaliyetlerini sekteye uğratma ve haksız bir rekabet avantajı sağlama kastını taşıdığını, SMK 6/9. maddesinde kötü niyetle yapılan marka başvurularının itiraz üzerine reddedileceğinin hükme bağlandığını, davalının henüz tescil edilmemiş markasına dayanarak yarattığı bu tehdidin, müvekkilinin yatırımlarını ve ticari itibarını zedelediğini, 6762 sayılı SMK'nın 154. maddesi uyarınca işbu menfi tespit davasının açılması zaruretinin doğduğunu ileri sürerek, müvekkili şirketin "..." ismini sinema filmi projesinde eser adı olarak kullanmasının, davalının 2025/028174 numaralı marka başvurusuna ve/veya iddia ettiği herhangi bir sınai mülkiyet hakkına tecavüz teşkil etmediğinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı Şirket temsilcisi savunmada bulunmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, somut uyuşmazlıkta davanın doğru hasıma açılmış ise de davalının dayandığı 2025/028174 numaralı "..." ibareli marka tescil başvurusunun yayınına davacı tarafça itiraz edildiği, Markalar Dairesince itirazın kabulü ile başvurunun reddine karar verildiği, Markalar Dairesi kararına karşı başvuru sahibi tarafından itiraz edilmemesi üzerine, başvurunun reddine dair kararın kesinleştiği, dolayısıyla davalının 6769 sayılı SMK'nın 154/1. maddesinde, bu davanın yöneltilebileceği "hak sahibi" olma sıfatı kalmadığından, davacının anılan maddeye dayanarak davalıya karşı bir menfi tespit davası açmasında hukuki yararın bulunmadığı gerekçesiyle HMK 114/h ve 115. maddeleri uyarınca davanın usulden reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, hukuki yarar dava şartının kural olarak davanın açıldığı tarihteki koşullara göre değerlendirilmesinin gerektiğini, somut olayda davalının 01.08.2025 tarihli noter ihtarnamesi ile müvekkili şirketin yürüttüğü film projesini hedef aldığını, “...” ve “ ...” ibareli marka başvurularının sahibi olduğunu ileri sürdüğünü ve bu hakları noterden düzenlenen Marka Başvuru Hakkı Devir Sözleşmesi ile devraldığını açıkça beyan ettiğini, ihtarname içeriğinde ayrıca müvekkilinin film projesinin davalının sınai mülkiyet haklarını ihlal ettiği, markaya tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğu, faaliyetlerin durdurulması gerektiği, aksi halde hukuki ve cezai yollara başvurulacağı ifadelerinin yer aldığını, müvekkili şirketin davalının ihtarname ile davanın açıldığı tarihte mevcut olan bu muaraza nedeniyle davalının iddialarının hukuki dayanaktan yoksun olduğunun tespiti amacıyla işbu menfi tespit davasını açmakta hukuki yararının bulunduğunu, davalı tarafın ihtarnamesinde yalnızca 2025/028174 numaralı marka başvurusuna değil, " ..." isimli başka bir marka hakkına da dayandığını, ayrıca haksız rekabet hükümlerinden kaynaklanan genel hak iddialarında bulunarak müvekkilinin proje ismini kullanmasını bütünüyle yasakladığını açıkça beyan ettiğini, ne var ki ilk derece mahkemesi kararında, ihtarnamede açıkça belirtilen " ..." ibareli marka başvurusu hakkında herhangi bir inceleme yapılmadığını; aynı şekilde davalının ihtarnamede ileri sürdüğü diğer fikri ve sınai hak iddiaları ile haksız rekabet iddialarının da incelenmediğini, ayrıca davalının önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliğine dayanılarak da hak iddiasında bulunduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, 6762 sayılı SMK'nın 154. maddesine dayalı, davacının "..." ismini sinema filmi projesinde eser adı olarak kullanmasının, davalının 2025/028174 numaralı marka başvurusuna ve/veya iddia ettiği herhangi bir sınai mülkiyet hakkına tecavüz teşkil etmediğinin tespitine karar verilmesi istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve 6769 sayılı SMK'nın 154/1. maddesinde, bu maddeye dayanılarak menfaat sahibi tarafından, fiillerinin tecavüz teşkil etmediğine karar verilmesi talebiyle açılacak davanın, "hak sahibine" yöneltilmesinin gerektiğinin düzenlendiği, SMK'nın 2/1-ı maddesi uyarınca sınai mülkiyet hakkının; markayı, coğrafi işareti, tasarımı, patent ve faydalı modeli ifade edeceğinin belirtildiği, Kanun Koyucunun, "Tecavüzün mevcut olmadığına ilişkin dava ve şartları" başlıklı 6769 sayılı SMK'nın 154/1. maddesinde açıklanan şartların gerçekleşmesi halinde, sınai mülkiyet haklarına mahsus bir menfi tespit davası açılmasını öngördüğü ve bu maddede belirtilen hallerde hukuki yarar dava şartının var olduğunu kabul ettiği, 6100 sayılı HMK'nda menfi tespit davası adında bir dava açılması düzenlenmediğinden, diğer kanunların menfi tespit davası açma hakkı veren hükümlerinin, o düzenleme ile sınırlı ve dar yorumlanmasının gerektiği, dolayısıyla davalının "marka sahibi" sıfatını taşımadığı işbu davada davacının, 2025/028174 numaralı "..." ibareli marka tescil başvurusu reddedilen davalıya karşı, SMK'nın 154/1. maddesine dayalı menfi tespit davası açmasında hukuki yararın bulunmadığı, Yargıtayın aynı konudaki emsal uygulamasının da bu yönde olduğu (Yargıtay 11. H.D'nin 09.07.2002 tarih ve 2002/4013 E.- 7210 K.), somut uyuşmazlıkta da davalının 01.08.2025 tarihli noter ihtarnamesi ile sadece 2025/028174 numaralı "..." ibareli marka tescil başvurusuna dayandığı, davalının 6769 sayılı SMK m.154 hükmü kapsamında sicile kaydedilmiş ve belirlenebilir başka herhangi bir somut sınai hakkının tespit edilemediği, HMK'na tabi diğer davalarda, bir maddi vakıanın mevcut olmadığının tespitinin, tek başına tespit davasının konusunu oluşturamayacağından, davalının anılan ihtarnamesinde dayandığı haksız rekabet ve diğer iddiaları yönünden de davacının menfi tespit davası açmakta hukuki yararının bulunmadığı, dolayısıyla mahkemece anılan gerekçelerle hüküm tesisinde bir isabetsizliğin olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcı davacı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 08/10/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 08/10/2026
Başkan ...
Üye ...
Üye ...
Katip ...