Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2026/1879 E. 2026/2930 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/1879
Karar No
2026/2930
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 20.Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/3308 E.,2025/574 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Mersin 12.Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/90 E., 2022/291 Karar.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davaya konusu olan taşınmazların en az 20 yıldan bu güne kadar müvekkili tarafından kullanılmakta olduğunu, müvekkili tarafından kullanılmadan önce de taşınmazların köylüler tarafından yer yer tarım arazisi ve hayvan otlağı olarak kullanılmakta olduğunu, davaya konu arazilerin tarla yapısında olduğunun eski hava fotoğraflarında görüldüğünü, son dönemlerde ekilip dikilmediğini, müvekkili tarafından araçlarının ve mallarının depo alanı olarak kullanmakta olduğunu, dava konusu taşınmazların orman vasfını yitirerek 6831 sayılı Kanun'un 2. maddesinin (B) fıkrasına göre orman sınırı dışarısına çıkartıldığını ileri sürerek, ...Mahallesi 106 24... ve 2 numaralı parseller ile ...Mahallesi 117 30... numaralı parsellerin beyanlar hanesine 6831 sayılı Kanun'un 2. maddesinin (B) fıkrasına göre kullanıcı olarak müvekkili ... isminin yazılmasını talep etmiştir.

II. CEVAP 1. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu 106 24... parselin Akdeniz Belediyesinin, 106 24... parselin Mersin Büyükşehir Belediyesinin, 117 30... parselin Akdeniz Belediyesinin mülkiyetinde olduğunu, dava dilekçesinde belirtilen 117 30... , 3 ve 4 parsellere ilişkin kayıt bulunmadığını ileri sürerek, öncelikle davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddini ve esasa girilecekse esastan reddini savunmuştur. 2. Davalı ... Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu 106 24... parselin Akdeniz Belediyesi mülkiyetinde, 106 24... parselin Mersin Büyükşehir Belediyesi mülkiyetinde, 106 24... parselin Mersin Büyükşehir Belediyesi mülkiyetinde, 117 30... parselin Akdeniz Belediyesi mülkiyetinde olduğunu, 117 30... , 3, 4 şeklinde bir parsel bulunmadığını, dava konusu taşınmazlara ait tutanak ve fotoğraflarda imar-ihyanın söz konusu olmadığını, hali hazırda da boş olarak durduğu, dava konusu taşınmazların imar planı gördüğünü, 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarında da ilgili parsellerin I. ve III. Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak işaretli olduğunu ve 3402 sayılı Kanun'un 17. maddesi kapsamında taşınmazların tescili için gerekli şartları taşıyan yerlerden olmadığını ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. 3. Mersin Büyükşehir Belediye Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazların önceden de tarım alanı olmadığı gibi 2/B kapsamına da girmediğini, taşınmazların Akdeniz Belediyesi ve müvekkili Büyükşehir Belediyesinin mülkiyetinde olduğu halde, tapulama harici alanmış gibi gösterilmek suretiyle sahiplenmeye çalışıldığını ve dava konusu taşınmazların 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 17. maddesi kapsamında tescili için gerekli şartları taşıyan yerlerden olmadığını, ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ''tapu kayıtları sonrasında dava dilekçesinde bahsi geçen 117 30... -3-4 parsellerin bulunmadığı, davaya konu 106 24... parsel ile 117 30... parselin Akdeniz Belediyesi adına, 106 24... parselin Mersin Büyükşehir Belediyesi adına tapuda kayıtlı olduğu, ilgili belediyelerin davaya dahil edildiği, yapılan keşif, alınan tanık beyanları, bilirkişisi raporları ve tüm dosya kapsamı göz önüne alındığında 117 30... -3-4 parsel numaralı taşınmazların mevcut olmadığı, davaya konu olan 106 24... ve 2 parseller ile 117 30... parsel sayılı taşınmazın 6832 sayılı Kanun'un 2/B maddesi ile Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılan yerlerden olmadığı, taşınmazların istimlak sonucu ilgili belediyeler adına tapuda tescilinin yapıldığı, taşınmazların zilyetlik ile kazanımı mümkün olmadığı, taşınmazlarda herhangi bir imar-ihya da mevcut olmadığı, taşınmazların 2/B kadastrosu ile bir ilgisi bulunmadığı'' gerekçesiyle davalı ... İdaresi ve Hazine yönünden davanın husumet yokluğu nedeni ile reddine, Akdeniz Belediyesi ve Mersin Büyükşehir Belediyesi yönünden davanın esastan reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ''davaya konu edilen 117 30... , 3 ve 4 parsel sayılı taşınmazların tapuda kayıtlarının mevcut olmadığı, davaya konu 106 24... parsel ile 117 30... parselin Akdeniz Belediyesi adına, 106 24... parselin Mersin Büyükşehir Belediyesi adına tapuda kayıtlı olduğu, 106 24... ve 2 parselin imar uygulaması ile 117 30... parselin hükmen tescil yoluyla tapuda tescillerinin yapıldığı, 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi ile Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılan yerlerden olmadığı, davalı ... İdaresi ve Hazine yönünden davanın husumet yokluğu nedeni ile reddine, Akdeniz Belediyesi ve Mersin Büyükşehir Belediyesi yönünden davanın esastan reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği'' gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazların en az 20 yıldan bu güne müvekkili tarafından kullanılmakta olduğunu, müvekkili tarafından kullanılmadan önce de meskun köylüler tarafından yer yer tarım arazisi ve hayvan otlağı olarak kullanıldığını, mahalli bilirkişilerin beyanlarıyla da müvekkilinin dava konusu taşınmazları çok uzun yıllardan beri kullandığının tespit edildiğini, müvekkilinin davayı açtığı tarihte ilgili her yere başvurarak dava konusu taşınmazlar ile alakalı herhangi bir tapu, kararname, istimlak vs. hak iddiasının olup olmadığını araştırdığını, taşınmazlara ait herhangi bir kayıt bulamadığını, tapu kayıtlarının yerinde incelenmesi ve dava tarihinden önceki bir döneme ait olup olmadığı hususunun araştırılmadığını ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazlarda davacının hak sahipliği ve zilyetliğinin bulunup bulunmadığı ile davacı yararına zilyetlik şerhi verilip verilemeyeceğine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, Davacının yatırmış olduğu 732,00 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2026/1879, K. 2026/2930, T. 27.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2026-1879-e-2026-2930-k-63a7d7e532f2