Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2026/1934 E. 2026/2896 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/1934
- Karar No
- 2026/2896
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2026/48 E., 2026/270 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kahramanmaraş 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/374 E., 2025/282 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. ...Mahallesinde yapılan tapulama çalışmaları 14.12.2010 tarihinde kesinleşerek tapuya tescil edilmiş, ... Beldelerinde bulunan ormanların 6831 sayılı Orman Kanun'una (6831 sayılı Kanun) göre orman kadastrosu ve aynı Kanun'un 3302 sayılı Kanun'la değişik 2/B maddesi uygulama çalışmaları 30 numaralı orman kadastro komisyonunca 09.06.1996 tarihinde bitirilerek, 16.07.1999 tarihinde ... Beldesinde askı suretiyle ilan edilmiş ve 16.01.2000 tarihi itibarıyla da kesinleşmiş ve dava konusu 69 99... parsel sayılı taşınmaz ise orman sınırları içerisinde kalmıştır. 2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; ...Mahallesinde bulunan 6999 ada ve 173 parselde bulunan dava konusu taşınmazı 06.07.2008 tarihinde kadastro öncesi dönemde haricen ...'den satın aldığını, ...'in 06.07.2008 yılından, öncesinde dededen kalma bağı 38 yıl zilyet olarak kullandığını, 06.07.2008 tarihinden itibaren ise kendisinin davasız, aralıksız olarak bu taşınmazı eklemeli zilyet olarak kullandığını, 2011 yılında bölgede kadastro çalışmasının yapıldığını, tarafının o dönemde askerde olması nedeniyle zilyetliği tarafında olan taşınmaz yeri ... adına yazıldığını, taşınmazı satın almadan önce bağ ve bahçe olarak kullanılan alan içerisinde halen ev, 50 yaşından fazla bağ ve çeşitli ağaçlar bulunduğunu, taşınmazın içerisinde herhangi bir orman ağacı bulunmadığını, aynı yere 2019-2023 yılları arasında tekrardan ev yapıldığını, taşınmazın etrafında bulunan taşınmazların tapularının mevcut olduğunu, dava konusu taşınmazın davalı adına olan kayıtlarının iptal edilmesi ve kendi adına tapu siciline tescil edilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davacının davasını hak düşürücü süre geçtikten sonra açıp açmadığının araştırılması ve davacının davasını hak düşürücü süre geçtikten sonra açtığı sonucuna ulaşılırsa davanın reddine karar verilmesinin gerektiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla "dosyaya ibraz edilen fen bilirkişisinin raporunda (A) harfi ile gösterilen ve uyuşmazlık konusu olan taşınmazın tamamen 14.12.2010 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın ise 24.08.2023 tarihinde tutanağın kesinleşme tarihinden itibaren 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 12/3 maddesi ile belirlenen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmesinden sonra açılmış olduğu" sabit olmakla davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; dosya arasına giren kadastro askı tutanaklarında orman parseline ait 69 99... parsele dava açıldığı Kadastro Müdürlüğünün sunmuş olduğu evraktan anlaşıldığını, bu sebeple Mahkemenin ilgili orman parselinin kesinleşme tarihini, hükmen tescilmi yoksa kadastro çalışması neticesinde tescilmi olduğunu araştırmaksızın hak düşürücü süre yönünden ret kararı verilmesinin yerinde olmadığını, Mahkemeden taleplerinin, ilgili parsel yönünden tapu kütüğünün dosya arasına alınması için Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, somut olayda hak düşürücü sürenin geçip geçmediğine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 732,00 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.