Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2026/1165 E. 2026/2824 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/1165
Karar No
2026/2824
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/247 E., 2025/671 K.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilâmına uyularak verilen karar davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usûl eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Dava ve temyiz konusu taşınmazların bulunduğu yerde 26.04.1986 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B çalışması ile 1989 yılında kesinleşen evvelce sınırlaması yapılmamış ormanların orman kadastrosu ve 2/B çalışması vardır. Arazi kadastrosu ise 1958 yılında yapılmış, taşınmazlar taşlık ve çalılık olarak tapulama harici bırakılmıştır. 2. Davacılar ... ve ... vekili Alanya 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/254 Esas sayılı dosyasındaki dava dilekçesinde; Alanya ili Kestel beldesinde bulunan, sınırlarını bildirdiği yaklaşık 15.000 m² yüzölçümündeki taşınmazların tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğunu ileri sürerek, anılan yerlerin müvekkilleri adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. 3. Davacılar ... ve ... vekili Alanya 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/255 Esas sayılı dosyasındaki dava dilekçesinde; Alanya ili Kestel beldesinde bulunan, sınırlarını bildirdiği yaklaşık 18.000 m² yüzölçümündeki taşınmazların tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğunu ileri sürerek, anılan yerlerin müvekkilleri adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalılar cevaplarında; haksız ve mesnetsiz açılan davanın reddini savunmuş; davalı Hazine ayrıca taşınmazların Hazine adına tescilini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 04.11.2008 tarihli ve 2005/254 Esas, 2008/536 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne, bilirkişi ... ... tarafından düzenlenen 23.11.2007 tarihli raporda (B), (C) ve (E) harfleriyle gösterilen 15.219,92 m² yüzölçümündeki taşınmazın tarla vasfıyla tamamı 2 pay kabul edilerek, 1 payının davacı ..., 1 payının davacı ... adına tapuya tesciline, aynı krokide (A) harfiyle gösterilen 802,95 m²lik kısım ile (D) harfiyle gösterilen 183,34 m²lik kısımların ayrı ayrı ham toprak vasfıyla birliğin son parsel numaraları altında Hazine adına tapuya tesciline, İlk Derece Mahkemesinin 04.11.2008 tarihli ve 2005/255 Esas, 2008/537 Karar sayılı kararı ile de davanın kabulüne, bilirkişi ... ... tarafından düzenlenen 23.11.2007 tarihli raporda (A) harfiyle gösterilen 21.018,47 m² yüzölçümündeki taşınmazın tarla vasfıyla tamamı 2 pay kabul edilerek, 1 payının davacı ..., 1 payının davacı ... adına tapuya tesciline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararlarına karşı davalı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 13.10.2009 tarihli ve 2009/11305 Esas, 2009/14615 Karar ve 2009/11295 Esas, 2009/14616 Karar sayılı ilâmları ile "davanın genel arazi kadastrosunda tescil harici bırakılan tapusuz olan taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla tesciline ilişkin olduğu, bu nedenle dava konusu taşınmazın zilyetlikle kazanmaya elverişli yerlerden olup olmadığının duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanması gerektiği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.10.2001 tarihli ve 2001/8-464/751 sayılı kararı ile Hukuk Genel Kurulunun 12.05.2004 tarihli ve 2004/8-242-292 sayılı kararlarında açıklandığı üzere, genel arazi kadastrosu sırasında orman niteliğinde tespit dışı bırakılan taşınmazın öncesinin orman olduğunun kabulü ile daha sonraki tarihte yapılacak orman kadastrosunda tespit harici bırakılmasından dava tarihine kadar yirmi yıllık zilyetlikle kazanma süresinin geçmesinin zorunlu olduğu, hükme dayanak yapılan orman bilirkişi raporunda kesinleşmiş orman kadastro haritası ile irtibatlı, taşınmazın konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, dava konusu taşınmazın konumunu en yakın kadastro parselleri görülecek biçimde haritalar üzerinde gösterilmediği için Yargıtay denetimine açık ve dava konusu taşınmazın zilyetlik yoluyla kazanmaya elverişli taşınmaz olup olmadığını saptamakta yeterli olmadığı, dava konusu taşınmaza yakın konumda bulunan ve yörede 1959 yılında yapılan ilk arazi kadastrosunda tapulaması yapılan parsellere ait tapulama tutanak örnekleri ile varsa dayanağı tapu ve vergi kayıtları ilk oluştuğu günden itibaren tüm gittileri ile birlikte getirtilerek dava konusu taşınmazın bulunduğu yeri ne olarak gösterdiğinin saptanmadığı ve taşınmazın belediye sınırları içinde olması nedeniyle, imar planları kapsamında kalıp kalmadığının araştırılmadığı, bu nedenle Dairede aynı gün temyiz incelemesi yapılan Alanya 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/255-2008/537 Esas-Karar sayılı ve Alanya 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/254-2008/536 Esas-Karar sayılı dava dosyaları aralarındaki bağlantı nedeniyle birleştirildikten sonra, dava konusu taşınmazların öncesinin orman olup olmadığının eski tarihli hava fotoğrafı ve memleket haritası bilirkişilerce incelenerek duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanması, yine memleket haritalarından yararlanılarak taşınmazın gerçek eğim durumunu gösterir rapor alınması, yapılacak araştırma sonucu dava konusu yerin öncesinin ve eylemli durumunun orman sayılmayan ve zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olduğunun belirlenmesi halinde, dava tarihinden 15... yıl önce iki ayrı tarihte çekilmiş stereoskopik hava fotoğrafları ve bu fotoğraflara dayanılarak üretilmiş orijinal renkli memleket haritaları bulunduğu yerlerden istenerek, bilirkişilerce yapılan incelemede taşınmazın niteliğinin bu belgelerde ne şekilde görüldüğünün belirlenmesi, imar-ihya ve zilyetliğin hangi tarihte başlanılıp tamamlandığının tespit edilmesi, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14. maddesinde yazılı şartların araştırılması" gereğine değinilerek, İlk Derece Mahkemesi kararları bozulmuştur. Bozma ilâmı sonrası 2010/ 98... /97 Esaslarına kaydedilen dosyalardan, 2010/98 Esas sayılı dosya, 2010/97 Esası ile birleştirilmiş ve bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; İlk Derece Mahkemesinin 10.03.2020 tarihli ve 2010/97 Esas, 2020/295 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne, fen bilirkişisi ...'ın 09.05.2019 tarihli krokili raporunda (A2) ile gösterilen 13.895,40 m², aynı krokide (A3) ile gösterilen 7.015,88 m²lik kısım ile (E1) ile gösterilen 5.197,69 m²lik kısım ve (E2) ile gösterilen 8.355,01 m²lik taşınmazların tamamı 2 pay kabul edilerek, 1 payının davacı ..., 1 payının davacı ... adına tapuya tesciline, raporun kararın eki sayılmasına, aynı krokide (A1) ile gösterilen 799,08 m²lik kısım ile (B) harfiyle gösterilen 672,83 m²lik, (C) harfiyle gösterilen 455,26 m²lik kısım ve (D) harfiyle gösterilen 183,35 m²lik kısımlar yönünden ayrı ayrı davalı Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, İlk Derece Mahkemesince tashih kararıyla hükmün (1) numaralı bendi, “fen bilirkişisi ...'ın 09.05.2019 tarihli krokili raporunda (A2) ile gösterilen 13.895,40 m², aynı krokide (A3) ile gösterilen 7.015,88 m²lik taşınmazın tamamı 2 pay kabul edilerek, 1 payının davacı ..., 1 payının davacı ... adına, (E1) ile gösterilen 5.197,69 m²lik kısım ve (E2) ile gösterilen 8.355,01 m²lik taşınmazların tamamı 2 pay kabul edilerek, 1 payının davacı ..., 1 payının davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline, raporun kararın eki sayılmasına” şeklinde düzeltilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 28.11.2022 tarihli ve 2021/12590 Esas, 2022/9467 Karar sayılı ilamı ile "Hükme esas alınan fen bilirkişisi raporunda aynı zamanda temyize konu olan (A2), (A3), (E1) ve (E2) ile gösterilen taşınmazlar yönünden zilyetlik şartları oluştuğundan bahisle kabul kararı verilmiş ise de yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmak için yeterli bulunmadığı, dava konusu taşınmazların 1986 yılında kesinleşen orman kadastrosunda orman sınırları dışında bırakıldığı, eldeki davaların ise 2005 yılında açıldığı, bu itibarla orman kadastrosunun kesinleştiği tarih ile dava tarihi arasında 20 yıllık zilyetlik süresinin dolmadığı, dava konusu taşınmazların öncesinin ne olduğunun tereddütsüz olarak belirlenmesi gerektiği, zira orman sayılan bir taşınmaz üzerinde, taşınmazların orman kadastrosunda orman sınırları dışında bırakıldığı tarihe kadar sürdürülen zilyetliğin hukuki kıymeti olmayacağı, hükme esas alınan bilirkişi kurul raporunda 1958 tarihli hava fotoğrafında dava konusu taşınmazların maki formasyonundan seyrek ocaklar halinde çalılar ile kaplı olduğunun belirtildiği, 1963 tarihli memleket haritasında da taşınmazların üzerinde çalılık işareti bulunan yeşil alanda kaldığınının belirlendiği, yine aynı raporda (A2), (A3) ve (E1), (E2) ile gösterilen yerlerin doğal yapısı itibarıyla klizimetre ile yapılan ölçümde yüzde 30... genel arazi eğimine sahip olduğu, ancak teraslama ile eğimlerinin düşürüldüğünün saptandığı, nihai olarak yapılan değerlendirmede ise 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 1. maddesine göre orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirlendiği, halbuki yapılan bu tespitin 6831 sayılı Kanun'un 1. maddesinin j benti ve 20.11.2012 tarihli orman kadastrosu ve 2/B 14. maddesinin o bendiyle çelişki oluşturduğu, raporun bu haliyle hüküm kurmak için yeterli olmadığı, ayrıca hükme esas alınmayan ancak dosya içerisinde bulunan orman bilirkişi raporlarında (A3) ve (E2) ile gösterilen yerlerin eğiminin yüzde 15... iken yüzde 5 ve 6’ya düşürüldüğü, (A2) ve (E1) ile gösterilen taşınmazların eğiminin ise 8 ve 9 olduğu, (A3) ve (E2) harleriyle gösterilen taşınmazların 6831 sayılı Kanun'un 1/j maddesi uyarınca orman sayılan yerlerden olduğunun belirlendiği, hükme esas alınan bilirkişi kurul raporunda bu hususla ilgili de değerlendirme yapıldığı, buna göre taşınmazların fiili durumu, toprak ve bitki örtüsü ve eskiden beri kullanım durumu, 19 58... yılı hava fotoğraflarındaki görüntüleri, 19 63... yılları memleket haritalarındaki konumları ile 31.12.1981 tarihi itibarıyla 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi şartlarını taşıdığından orman sayılmayan yerlerden olmaları nedeniyle yapılan tespite katılmadıklarının bildirildiği, ancak bu değerlendirmenin dahi kendi içinde çelişki barındırdığı, zira 2/B şartlarını taşıyan bir yerin öncesinin orman olması gerektiğinin açık olduğu, sonuç itibarıyla yukarıda anlatılanlar çerçevesinde taşınmazların öncesinin orman sayılan yerlerden olup olmadığının tereddüte mahal bırakmayacak şekilde tespit edilmediğinin anlaşıldığı, öte yandan taşınmazların öncesinin orman sayılmayan yerlerden olduğunun değerlendirilmesi halinde, zilyetlikle kazanılması için imar-ihyaya muhtaç olduğunun tartışmasız olduğu, hükme esas alınan bilirkişi kurul raporunda 1986 yılı hava fotoğrafında taşınmaz üzerinde seyrek ocaklar halinde maki formasyonundan çalılar bulunduğunun belirlendiği, (A2) bölümünde sebze ve meyve tarımının yapılmakta olduğu, üzerinde doğal yetişmiş orman ağaçlarının bulunmadığı, (A3) bölümünün güney kısmında meyve ağaçlarının bulunduğu, (E1) bölümünün kısmen uygun olan yerlerinde meyve ağaçlarının bulunduğu, (E2) bölümünün kuzey kısmının kullanılmakta olduğu ve meyve ağaçlarının bulunduğu, güney kısmının ise doğal hali ile bulunduğunun gözlemlendiğinin belirlendiği, bu itibarla imar-ihya ile zilyetliğin taşınmazların hangi kısımlarında tamamlandığının tereddütsüz belirlenmediği, zira (A3) bölümünün kuzey kısmıyla ilgili değerlendirme yapılmadığı, (E1) bölümünün ise kısmen kullanıldığının anlaşıldığı, yine (E2) bölümünün güney kısmının doğal hali ile durduğu yani çalılık olduğunun belirlendiği, ancak İlk Derece Mahkemesince anılan bölümler yönünden kabul kararı verildiğinin görüldüğü, bu doğrultuda usulüne uygun orman ve imar-ihya ile zilyetlik araştırması yapılması, taşınmazların öncesinin orman veya 6831 sayılı Kanun'un 1/j maddesi kapsamında eğimi % 12'yi aşan ve dolayısıyla orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyan çalılık vasfında orman sayılan yerlerden olduğunun anlaşılması halinde, orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten dava tarihine kadar taşınmazın davacı adına tescili için yeterli zilyetlik süresinin dolmadığının gözetilmesi, kabule göre de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 304. maddesine atıf yapılarak, hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinde, (A2) ve (A3) ile gösterilen yerlerin davacılar ... ve ... adına tesciline karar verilmiş iken, hükmün tashihi yoluyla anılan yerlerin ... ve ... adına tesciline şeklinde değiştirilmesinin doğru olmadığı" gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi raporları doğrultusunda dava konusu yerlerin öncesinin orman olmadığı, davacılar lehine bir kısım taşınmazlar yönünden imar-ihya ve zilyetlikle kazanım koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, fen bilirkişisi ...'ın 20.10.2025 tarihli krokili raporunda (A2) ile gösterilen 13.873,25 m², aynı krokide (A3) ile gösterilen 7.015,88 m²lik taşınmazın tamamı 2 pay kabul edilerek, 1 payının davacı ..., 1 payının davacı ... adına, (E1) ile gösterilen 5.197,69 m²lik kısım ve (E2) ile gösterilen 8.355,01 m²lik taşınmazların tamamı 2 pay kabul edilerek, 1 payının davacı ..., 1 payının davacı ... adına tapuya tesciline, aynı krokide (A1) ile gösterilen 799,08 m²lik kısım, (B) harfiyle gösterilen 672,83 m²lik kısım, (C) harfiyle gösterilen 455,26 m²lik kısım ve (D) harfiyle gösterilen 183,35 m²lik kısmın ayrı ayrı davalı Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçelerinde; (A2), (A3), (E1) ve (E2) ile gösterilen taşınmazlar yönünden davacılar lehine 3402 sayılı Kanun'un 14... . maddesindeki şartların oluşmadığını ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, fen bilirkişisi raporunda (A2), (A3), (E1) ve (E2) ile gösterilen taşınmaz bölümlerinin öncesinin orman olup olmadığı, imar-ihya edilip edilmediği, davacılar lehine zilyetlikle kazanım koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince, dava ve temyize konu, hükme esas fen raporunda (A2), (A3), (E1) ve (E2) ile gösterilen bölümler yönünden öncesinin orman olmadığı, zilyetlikle kazanım koşullarının davacılar lehine oluştuğu gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de bozma gerekleri yerine getirilmeden, denetime elverişli olmayan eksik bilirkişi raporlarına dayanılarak hüküm kurulmuştur. Şöyle ki; hükme esas alınan bilirkişi kurul raporunda, dava ve temyize konu taşınmazların gösteriminin yapıldığı 1953, 19 75... yılı hava fotoğrafları, 1/35000 ölçekli olduğundan denetime elverişli değildir. Zira taşınmazların gösterimi büyük ölçekli hava fotoğrafı üzerinde yapılması gerekirken küçük ölçekli hava fotoğrafları üzerinden yapılması denetimini imkansız kılmaktadır. Öte yandan, aynı bilirkişi kurul raporunda 1953 tarihli hava fotoğrafına göre, dava ve temyize konu taşınmazlardan "(A2) ile gösterilenin kıraç tarım arazisi vasfında olduğu, diğer kısımların ise yer yer çalı türleri ile dağınık vaziyette kaplı olduğu, daha çoğunluğu badem ve zeytin ağaçları bulunduğu" şeklinde değerlendirmede bulunulmuş ise de bu taşınmazlara komşu olan ve kesinleşen orman sınırları içinde kalan bölümlerle, temyize konu taşınmazların aynı tipte göründüğü anlaşılmış olup, anılan durumun neden kaynaklandığı, taşınmazların sınırdaki orman alanından hangi yönlerden ayrıldığı ayrıntılı olarak açıklanması gerekirken, bu yön raporda tartışılmamış, bilirkişilerce yapılan, yukarıda belirtilen açıklamaya göre, taşınmazlar üzerinde çalılık türleri mi veyahut badem ve zeytin ağacı mı bulunduğu yönünde belirsizlik oluşmuş, sonuç olarak taşınmazların öncesi itibarıyla hukuki vasfıyla ilgili tespitler ve gösterimler yönünden duraksamaya neden olunmuştur. Yine, bozma ilamı öncesi alınan raporlarda taşınmazların gerçek eğiminin %12'den çok fazla olduğu belirtilmiş iken, hükme esas kurul raporunda %12'nin altında olduğunun ifade edildiği, iki rapor arasındaki bu keskin farklılığın, başka bilirkişilerden alınacak raporla açıklığa kavuşturulması gerekirken, bu yönde de bir araştırma yapılmamıştır. Ayrıca, taşınmazların 1986 yılı hava fotoğrafı değerlendirmesinde, üzerindeki ağaçların sayısı ve nerelerde bulundukları ayrıntılı olarak gösterilmemiş, 2025 yılında yapılan keşifte ise taşınmazlar üzerinde bulunan ağaçların yaşları tam olarak belirlenmemiş, "25 üzeri, 35 üzeri" gibi muğlak ifadeler kullanılmıştır. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilemez. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince doğru sonuca ulaşılabilmesi için, dava ve temyize konu taşınmazların bulunduğu yeri gösteren büyük ölçekli 1953, 19 75... tarihli, varsa 19 86... arası, hava fotoğrafları ile memleket haritaları dosya arasına getirtilerek, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı mahalle ve komşu mahallelerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ile bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişisi, üç ziraat mühendisi bilirkişisi, bir fen bilirkişisi ve üç jeodezi ve fotogrametri mühendisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte, büyük ölçekli 1953 tarihli hava fotoğrafı fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılarak, orijinal, renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafı ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafı ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrilip, komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, temyize konusu taşınmazlar çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafı üzerinde gösterildikten sonra, stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelenerek temyize konu taşınmazların vasfı, üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı açıklanmalı, zilyetlikle ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli, toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli, taşınmazların kesinleşen orman sınırları içinde kalan bölümlerle ne gibi ayırıcı unsurları bulunduğu tartışılmalı, hakim gözetiminde, taşınmazların dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli, taşınmazların gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli, temyize konu taşınmazların gerçek eğime göre teraslanmak suretiyle eğimin azaltılmasının taşınmazların vasfını değiştirmeyeceği de gözetilerek, 6831 sayılı Kanun'un 1/J maddesi kapsamında eğimi % 12'yi aşan ve Orman Kadastrosu ve 2/B Uygulama Yönetmeliğinin 14/o benti uyarınca orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyan vasıfta orman sayılan yerlerden olup olmadığı açıklanmalı, büyük ölçekli 19 75... tarihli hava fotoğraflarının jeodezi ve fotogrametri uzmanlarına stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yaptırılarak temyize konu taşınmazların vasfı ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarının belirgin olarak görünüp görünmediği saptanmalı, taşınmazların üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazların imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte hangi kısımları açısından tamamlandığını, taşınmazların ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi vasfıyla zilyetliğine ne zaman başlanıldığını belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalıdır. Ayrıca, keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise hangi tarihte hangi kısımları yönünden tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; ziraatçi bilirkişilerden, taşınmazların evveliyatını, toprak yapısını, vasfını ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki alınmalıdır. (dava konusu taşınmazların imar parsellerine göre konumlarının da gösterildiği). Taşınmazların öncesinin orman veya 6831 sayılı Kanun'un 1/j maddesi kapsamında eğimi % 12'yi aşan, orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyan çalılık vasfında orman sayılan yerlerden olduğunun anlaşılması halinde, orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten dava tarihine kadar taşınmazın davacılar adına tescili için yeterli zilyetlik süresinin dolmadığı gözetilmeli, ardından toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır. İlk Derece Mahkemesince anılan hususlar gözetilmeksizin, bozma ilamına uyulmasına rağmen bozma gerekleri yerine getirilmeden, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde karar verilmesi; kabule göre de, tesciline karar verilen taşınmazların, vasfının hüküm yerinde gösterilmemesi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713/7. maddesine uygun olmadığından usul ve kanuna aykırı olup, bu nedenle hükmün bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilâmının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 21.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2026/1165, K. 2026/2824, T. 21.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2026-1165-e-2026-2824-k-35339eb76409