Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/6600 E. 2026/2823 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/6600
Karar No
2026/2823
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/435 E., 2023/66 K.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilâmına uyularak verilen karar, davalılar Hazine vekili ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usûl eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Dava ve temyiz konusu taşınmazın bulunduğu yerde arazi kadastrosu 1953 yılında yapılmış ve taşınmaz çalılık olarak tapulama harici bırakılmıştır. 2. Davacı ... dava dilekçesinde; ...Mahallesi çalışma alanında bulunan taşınmaz bölümü hakkında, satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, dava konusu ettiği taşınmazın adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar cevaplarında; haksız ve mesnetsiz açılan davanın reddini savunmuş; davalı Hazine ayrıca taşınmazın adına tescilini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 22.02.2016 tarihli ve 2013/109 Esas, 2016/61 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne, 12.01.2015 tarihli fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 13.930,62 m²lik bölümün davacı adına tapuya tesciline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili, davalılar Hazine ve ... vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 08.07.2020 tarihli ve 2016/15628 Esas, 2020/2743 Karar sayılı ilâmı ile "taraf teşkilinin sağlanmadığı, 6360 sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun sayılı Kanun gereğince Aydın Büyükşehir Belediye Başkanlığının davada taraf olarak yer alması gerektiği" belirtilerek, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi raporları doğrultusunda davacı lehine zilyetlikle kazanım koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 12.01.2015 tarihli bilirkişi raporunda ve ekli krokide (A) harfi ve kırmızı renk ile gösterilen 13.930,62 m²lik taşınmazın davacı adına tapuya tesciline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalılar Hazine vekili ve ... vekili temyiz dilekçelerinde; imar ihya ve zilyetlikle kazanım koşullarının davacı lehine oluşmadığını ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmişlerdir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava ve temyiz konusu taşınmaz üzerinde zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olup olmadığı, imar ihya edilip edilmediği ve davacı lehine zilyetlikle kazanım koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir. Her ne kadar, İlk Derece Mahkemesince, dava ve temyiz konusu hükme esas fen raporunda (A) harfi ile gösterilen bölüm yönünden zilyetlikle kazanım koşullarının davacı lehine oluştuğu gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmak için yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki, dava ve temyiz konusu taşınmazın bulunduğu yörede orman kadastrosu yapılıp yapılmadığı hususu açıklığa kavuşturulmamıştır. Orman İdaresinden dosyaya gelen yazıya göre taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu yapılmadığı belirtilirken, orman mühendisi Başaran Kıyak tarafından düzenlenen rapora göre ise yörede kesinleşen orman kadastrosu bulunduğu ifade edilmiş, ancak ne zaman yapıldığı ve taşınmazın tahdide göre konumu gösterilmemiştir. Anılan çelişki giderilmediği gibi söz konusu orman bilirkişi keşfe katılmadan rapor düzenlemiş, düzenlenen raporda da -Harita Genel Müdürlüğünün sitesinden haricen yapılan araştırmaya göre- en eski 1957 tarihli hava fotoğrafının incelenerek orman uyuşmazlığı yönünden sonuca ulaşılması gerekirken, en eski olmayan 1971 tarihli hava fotoğrafı incelenmiştir. Ayrıca, hava fotoğrafları üzerindeki gösterim net olmadığından denetime de elverişli değildir. Öte yandan, dava konusu taşınmazın imar ihyaya muhtaç yerlerden olduğunun anlaşılmasına göre, imar planı kapsamında kalıp kalmadığının araştırılması gerekirken, bu husus da sorulmamış, yine taşınmazın imar ihya edilip edilmediği ve davacının zilyetliğinin bulunup bulunmadığı konularında jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişi tarafından hava fotoğrafları üzerinde inceleme yapılarak değerlendirmelerde bulunulmamış ve taşınmaz üzerindeki aşılı zeytin ağaçlarının sayısı da açıkça belirlenmemiştir. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilemez. Hal böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince doğru sonuca ulaşılabilmesi için (A) harfi ile gösterilen taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu yapılıp yapılmadığı, imar planı bulunup bulunmadığı ve kapsamında olup olmadığı sorulmalı, orman kadastrosu yapılmışsa buna ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneği, en eski tarihli olan 1957 hava fotoğrafı ve bu fotoğraftan üretilen memleket haritası, dava tarihinden önce imar planı yapılmışsa ve taşınmaz kapsamdaysa bu tarihten, yapılmamışsa dava tarihinden 15-20-25 yıl önceki hava fotoğrafları -dosyada bulunanlar dışında varsa- dosya arasına getirtilerek, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ile bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi bilirkişi, bir ziraat mühendisi, bir jeodezi ve fotogrametri uzmanı ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte, yörede orman kadastrosu varsa, orman sınır noktaları tutanak ve haritalarda yazılı mevki, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, orman kadastrosu ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastro haritasına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde ve aynı ya da yakın orman sınır hatlarında dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilmeli; taşınmaz orman sınırları dışında kalmaktaysa, orman sınırları dışında kaldığı tarih ile dava tarihi arasında 20 yıllık süre bulunup bulunmadığı belirlenmeli, eğer 20 yıllık süre bulunmuyorsa veya orman kadastrosu kesinleşmemişse 1957 tarihli hava fotoğrafı stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelenerek (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) temyize konu taşınmazın niteliği, üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı açıklanmalı, eğer çalılık görünümündeyse gerçek eğime göre – teraslanmak suretiyle eğimin azaltılmasının taşınmazın niteliğini değiştirmeyeceği de gözetilerek- taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 1/J maddesi kapsamında eğimi % 12'yi aşan ve Orman Kadastrosu ve 2/B Uygulama Yönetmeliğinin 14/o bendi uyarınca orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyan nitelikte orman sayılan yerlerden olup olmadığı açıklığa kavuşturulmalı, zilyetlikle ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli ve taşınmazın orman olup olmadığı hususu tereddütsüz belirlenmelidir. Böylesine bir araştırma neticesinde dava ve temyiz konusu taşınmazın zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olduğunun anlaşılması durumunda; yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından yerin geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden kime nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı, öncesinin ne olduğu, imar-ihyaya konu edilip edilmediği, imar-ihyaya konu edilmiş ise ihyanın hangi tarihte başlayıp ne zaman bitirildiği etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; ziraat bilirkişiden taşınmazın niteliği, kullanım durumu, imar-ihya edilip edilmediği hususlarında önceki tarihli ziraat bilirkişi raporunu da irdeler şekilde tarımsal niteliğini bildirir, taşınmazı komşu parsellerle karşılaştırmalı biçimde, toprak yapısını, eğimini, bitki desenini ve zirai durumunu, aşılı ağaçlar varsa sayısı ile birlikte aşı yaşlarını, üzerinde sürdürülen zilyetlik var ise zilyetliğin şeklini ve süresini bildiren, taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ile desteklenmiş ayrıntılı rapor alınmalı; taşınmaz imar planı kapsamındaysa bu tarihten, değilse dava tarihinden 15-20-25 yıl önce çekilmiş stereoskopik hava fotoğrafları üzerinde jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiye stereoskop aletiyle inceleme yaptırılarak; taşınmazın hava fotoğraflarında işaretlenmek suretiyle bu yerin önceki ve şimdiki niteliğinin ne olduğu, arazinin ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığının, zilyetliğin ne şekilde sürdürüldüğünün, kesintiye uğrayıp uğramadığının belirlenmesi istenilmeli, ardından toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır. Kabule göre de; davacı adına tesciline karar verilen taşınmazın, niteliğinin hüküm yerinde gösterilmemesi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713/7. maddesine aykırı olduğundan isabetsizdir. İlk Derece Mahkemesince anılan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup, bu nedenle hükmün bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3.maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, İstek halinde peşin harcın temyiz eden davalı ... Başkanlığına iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilâmının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 21.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/6600, K. 2026/2823, T. 21.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-6600-e-2026-2823-k-2f8f0c7a7646