Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/661 E. 2026/2800 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/661
Karar No
2026/2800
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2013/113 E., 2022/11 K.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacılar ... vekili, ... ve arkadaşları vekili, ... ve arkadaşları vekili ve Hazine vekili tarafından temyiz edilmiş, Mahkemenin 26.12.2022 tarihli ek kararı ile ... ve arkadaşları vekilinin temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiş, işbu ek karar da ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne, ... vekili ile ... ve arkadaşları vekilinin duruşma istemlerinin yeterli masraf bulunmadığından reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sırasında,... köyü çalışma alanında bulunan 1 16... parsel sayılı sırasıyla 96.750, 00... .339.250,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduklarından söz edilerek malik haneleri açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. 2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; Hudutları belirtilen taşınmaza vaki el atmanın önlenmesini talep etmiştir. 3. Davacı ... ve arkadaşları vekili dava dilekçesinde; 16.05.1946 tarihli ve 5 sıra numaralı tapu kaydının hatalı veraset ilamına dayanılarak oluşturulduğunu, kendilerinin de tapuda paylarının olması gerektiğini ileri sürerek, tapu kaydının iptalini ve ... mirasçıları adına payları oranında tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar ... ve ... cevap dilekçelerinde; davacı ...'in arazisine müdahale etmediklerini, taşınmazın kendi tapulu mülkleri olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 21.11.2001 tarihli ve 1996/5 Esas, 2001/1 Karar sayılı kararı ile dava ve temyize konu 116 parsel sayılı taşınmazın tamamı ile 117 parsel sayılı taşınmazın 01.06.2001 tarihli fen bilirkişi raporuna ekli krokide (A) harfiyle gösterilen 1.515.540,00 metrekare yüzölçümlü kısmının ... mirasçıları ve ... adlarına hükümde gösterilen payları oranında, 117 parselin kalan 1.823.710,00 metrekare yüzölçümlü kısmının ... mirasçıları, ... mirasçıları, ... mirasçıları ve ... mirasçıları adına hükümde gösterilen payları oranında tesciline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar Hazine vekili, ... ve arkadaşları vekili, ..., ... mirasçıları, davalı ... mirasçıları, .... tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 24.10.2002 tarihli ve 2002/9865 Esas, 2002/10890 Karar sayılı ve 02.10.2003 tarihli ve 2003/8944 Esas, 2003/8533 Karar sayılı ilamlarıyla tarafların dayandıkları tapu kayıtlarının gereği gibi uygulanmadığı, kayıtların revizyonlarının usule uygun araştırılmadığı, komşu parsel tutanak ve dayanak kayıtlarının getirtilmediği, değişebilir sınırlı tapuların miktarına göre kapsamlarının belirlenmesi gerektiği, tapu ve vergi kaydı kapsamı dışında kalan kısım için zilyetlikle iktisap şartlarının araştırılması gerektiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla yapılan keşif alınan bilirkişi ve tanık beyanları hep birlikte değerlendirildiğinde keşif tutanağında belirtildiği üzere bilirkişi temin edilemediğinden önceki keşif ve alınan rapor doğrultusunda yapılan inceleme neticesinde aynı şekilde karar verildiği, 116 parsel ile 117 parselin fen bilirkişisi krokisinde (A) harfiyle gösterilen kuzey parçasının sümerlerin sabit sınırlı tapusu içinde kaldığı 117 parselin bu sınırın güneyindeki kısmının ise ortaçlara ait tapu kaydı olduğu, ancak 117 parselin güneyinin ortaç tapusu içinde kaldığının göz ardı edilemeyeceği, 1996 tarihli bozma ilamından sonraki aşamalarda ... mirasçılarından ...'ın davalı tüm parsellerde hak edecekleri payları diğer mirasçı ...'a satış vaadi sözleşmesiyle resmi olarak yapıp bu yönde irade ortaya koyduklarının da Mahkemece değerlendirildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, dava konusu 116 parsel sayılı taşınmazın tamamı ile 117 parsel sayılı taşınmazın 01.06.2001 tarihli fen bilirkişi raporuna ekli krokide (A) harfiyle gösterilen 1.515.540,00 metrekare yüzölçümlü kısmının ... mirasçıları ve ... adlarına hükümde gösterilen payları oranında, 117 parselin kalan 1.823.710,00 metrekare yüzölçümlü kısmının ... mirasçıları, ... mirasçıları, ... mirasçıları ve ... mirasçıları adlarına hükümde gösterilen payları oranında tapuya tesciline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; müvekkilinin bir kısım davacılardan dava konusu taşınmazları satış vaadi sözleşmesiyle satın aldığını, buna ilişkin genel mahkemede açılan davanın derdest olduğunu, satın almış olduğu taşınmazların müvekkili adına tescil edilmesi gerektiğini, ...'in anne ve babasından intikal eden tüm taşınmazların ...'e sattığı 25.03.2009 tarihli protokolün mahkemece dikkate alınmadığını ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Davacı ... ve arkadaşları vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu 1 16... parsel sayılı taşınmazların kadimden beri ... tasarrufunda bulunduğunu, ...ile ilgisinin bulunmadığını ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 3. Davacı ... ve arkadaşları vekili temyiz dilekçesinde; temyiz edilme ve bozma nedenleri açıkken bozma öncesi keşif tutanakları ve raporların esas alındığını, bunun hiçbir hukuki ve yasal dayanağının bulunmadığını, müvekkilleri tarafından sunulan tapu kayıtlarının esas alınmadığını, ... ve ...dayandıkları tapuların inceleme konusu yapıldığını, ... kadimden beri kullanma ve zilyet bulunma durumlarının da bulunmadığını, davanın bu sebeple açıldığını, 1 16... parsellerde müvekkillerin haklarının yerine getirilmediğini, ...e verilen oranların talep ettiklerinin fazlasını kapsadığını ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiş, Mahkemece 26.12.2022 tarihli ek kararla, temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiş, ek karar da temyiz dilekçesinde yazılı sebeplerle temyiz edilmiş, ek kararın kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması istenmiştir. 4. Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; bilirkişi raporunun kendilerine tebliğ edilmediğini, karara dayanak oluşturan mahalli bilirkişi beyanları arasında da çelişkiler bulunduğunu ileri sürerek, resen gözetilecek nedenlerle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazların tarafların dayandığı tapu kapsamında kalıp kalmadığı ve taşınmazlar üzerinde zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmiş, Mahkemece temyiz harç ve giderlerinin yatırılması için vekile çıkartılan muhtıra sonrası, harç ve giderlerin yatırılmadığı gerekçesi ile 26.10.2022 tarihli ek kararla, temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiş ise de, vekilin dosyaya yatırdığı harç miktarları ve giderlere ilişkin belgeler dikkate alındığında, Mahkemenin çıkardığı muhtıranın amacına, usul ve kanuna uygun olmadığına, mahkemeye erişim hakkını kapattığı anlaşıldığına göre, 26.10.2022 tarihli ek kararın kaldırılmasına ve davacı ... ve arkadaşları vekilinin temyiz dilekçesinin de incelenmesine karar verilerek temyiz incelemesine geçilmiştir. Her ne kadar İlk Derece Mahkemesince, dava konusu 116 parsel ile 117 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişisi krokisinde (A) harfiyle gösterilen kuzey parçasının ...lerin sabit sınırlı tapusu içinde kaldığı, 117 parsel sayılı taşınmazın bu sınırın güneyindeki kısmının ise .... ait tapu kaydı olduğu, ancak 117 parsel sayılı taşınmazın güneyinin ... tapusu içinde kaldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. İlk Derece Mahkemesince Yargıtay'ın bozma ilamına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına usuli hak doğmaktadır. O nedenle Mahkemenin Yargıtayca verilen bozma kararına uyması sonunda kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince karar vermesi gerekir. Buna göre Yargıtay'ın bozma kararına uymuş olan Mahkeme bu uyma kararı ile bağlıdır. Bozma gereğince işlem yapmak durumundadır. Somut olayda; İlk Derece Mahkemesince Yargıtay bozma ilamına uyulmuş ise de bozma gerekleri yerine getirilmemiştir. Şöyle ki; İlk Derece Mahkemesinin önceki kararı Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince; tarafların dayandıkları tapu kayıtlarının gereği gibi uygulanmadığı, kayıtların revizyonlarının usule uygun araştırılmadığı, komşu parsel tutanak ve dayanak kayıtlarının getirtilmediği, değişebilir sınırlı tapuların miktarına göre kapsamlarının belirlenmesi gerektiği, tapu ve vergi kaydı kapsamı dışında kalan kısım için zilyetlikle iktisap şartlarının araştırılması gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur. Bu durumda İlk Derece Mahkemesince mahallinde yeniden keşif yapılarak dava tarihi ve öncesi itibarıyla dava konusu taşınmazları, zilyetlik durumunu bilebilecek mahalli bilirkişi teminiyle tapu uygulamalarının yapılması gerekirken bundan zuhul ile bilirkişi temin edilemediğinden önceki keşif ve alınan rapor doğrultusunda karar verilmesi doğru değildir. Öte yandan; dosyada dava konusu 1 16... parsel sayılı taşınmazlara ait kadastro tutanak asıllarına, hükme esas alınan 01.06.2001 tarihli fen bilirkişisi ...'ye ait bilirkişi raporuna ve 1996/5 Esas ve 2001/1 Karar sayılı dava dosyasında yapılan keşif tutanağına da rastlanmamıştır. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazlara komşu olan taşınmazların kadastro tutanak örnekleri ve varsa dayanağı kayıtlar ve tarafların dayandığı tapu kaydı oluşum belgeleri ile birlikte tesisinden itibaren tüm tedavülleri ile getirtilmeli; revizyon görüp görmediği açık ve kesin olarak belirlenmeli; sonrasında mahallinde yaşlı ve yöreyi iyi bilen hem komşu köy hem de aynı köyden şahıslar arasından seçilecek mahalli bilirkişiler, tespit bilirkişileri, aynı yönteme göre belirlenecek taraf tanıkları, ziraat mühendisi bilirkişisi, jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisi ile fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında taraf dayanağı tapu kaydı, ihdasından itibaren tüm tedavülleriyle okunup kayıtta yazılı hudutlar mahalli bilirkişilere zeminde göstertilmeli; mahalli bilirkişilerin zeminde gösterdiği hudutlar teknik bilirkişiye harita üzerinde işaretlettirilmelidir. Kayıtta yazılı olup mahalli bilirkişiler tarafından zeminde gösterilemeyen hudutların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı ve bu suretle taraf dayanağı kaydın kapsamı duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespit edilmelidir. Keşif icrası sırasında dinlenecek mahalli bilirkişi ve taraf tanıklarından tapu kaydının ihdası, intikali, intikal sırasında hudutlarda ve miktarda değişiklik varsa bu değişikliğin nedeni, hudutların arz ettikleri özelliklerle taşınmazları kimin hangi tarihten bu yana ne sıfatla tasarruf ettiği, tapu kayıt malikleri arasındaki akdi veya ırsi ilişkinin ne olduğu, tapu kaydında pay sahibi olan diğer kişilerin kimler olduğu, tapu kayıt malikleri arasında paylaşım bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Taraf dayanağı tapu kaydının revizyon gördüğü parsel ile bunlardan hükmen kesinleşenler varsa bu dosyalardaki kayıt uygulaması tapu kaydına kapsam tayin edilirken göz önünde bulundurulmalıdır. Mahalli bilirkişi ve tanıkların kaydın uygulanması ve taşınmazların tasarrufu hususundaki beyanlarının zemine uygunluğu komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmeli; beraberinde götürülecek teknik bilirkişiye uygulanan kaydın hudutları ile kapsamını belirtir keşfi takibe imkan verir gerekçeli kroki ve rapor alınmalı ve taşınmazların tapu kapsamında olmadığının tespiti halinde Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerden olup olmadığı üzerinde durulmalı ve Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerden olmadığının tespiti halinde de taşınmazların öncesinin ne olduğu, üzerlerindeki zilyetliğin ilk olarak ne zaman başladığı, kimden kime kaldıkları, taşınmazların kim tarafından ve ne zamandan beri kullanıldıkları hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı; beyanlar arasında oluşacak çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmesine çalışılmalı; alınan beyanlar komşu parsellerin tutanak ve dayanağı kayıtlar ile denetlenmeli; ziraat mühendisi bilirkişisinden, dava konusu taşınmazların önceki ve mevcut niteliklerini, zirai durumlarını, üzerlerinde sürdürülen zilyetliğin şeklini ve süresini, taşınmazların üzerlerindeki bitki örtüsünü, taşınmazlar öncesi itibarıyla imar ve ihyaya konu edilecek yerlerden ise imar-ihyaya konu olmaya başladıkları ve imar-ihyanın tamamlandığı tarihi bildirir, taşınmazların değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ile desteklenmiş ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; dava tarihinden öncesine ait hava fotoğrafı bulunması halinde hava fotoğrafları üzerinde jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisine stereoskop aletiyle inceleme yaptırılarak, dava konusu taşınmazların hava fotoğraflarında gösterilmelerinin istenilmesi ve taşınmazların dava tarihinden önceki niteliklerinin ne olduğunu ve arazinin ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını belirten rapor alınmalı; belirtilen şekilde yapılan uygulama sonunda 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14/1. maddesinde öngörülen edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenmeli; dava sebebiyle hakların devrini içerdiği iddia edilen 25.03.2009 tarihli protokol içeriği de 3402 sayılı Kanun'un 40. maddesi de gözetilerek değerlendirilmeli, Ortaçların dayandığı tapu kayıtlarının 110, 115, 1 22... parsel sayılı taşınmazlara uyduğunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesince 1/2 hisselerinin ... mirasçıları, 1/2 hisselerinin ... ve ... mirasçıları adına tescillerine karar verildiği ve kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği de dikkate alınarak sonucuna göre karar verilmelidir. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 21.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/661, K. 2026/2800, T. 21.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-661-e-2026-2800-k-08c9b6478fc1