Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/543 E. 2026/2702 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/543
Karar No
2026/2702
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2023/15 E., 2024/14 K.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davalılar ... ve arkadaşları vekili, ... ve arkadaşları ve ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA 1. Kadastro sırasında, ..... köyü çalışma alanında bulunan 1 09... ve 2, 1 12... ve 5, 1 13... , 11, 14, 15... , 1 14... , 2, 4 ve 5, 1 15... ve 3, 1 16... , 3 ve 9, 1 17... ve 1 19... ve 5 parsel sayılı yüzölçümleri tutanaklarında yazılı bulunan taşınmazlar, Kadastro Mahkemesinde dava konusu oldukları belirtilmek suretiyle malik ve nitelik haneleri boş bırakılarak tespit edilmişlerdir. 2. Davacı ... İdaresi temsilcisi dava dilekçesinde; dava dilekçesine ekli krokide (A) harfiyle gösterilen alanın orman vasfında olduğunu, buna rağmen 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 5304 sayılı Kanun’la değişik 4. maddesi gereğince yapılan orman kadastrosu çalışmalarında 1 01... sayılı orman parseli sınırları dışında gösterildiğini ileri sürerek, yapılan kadastro tespitinin iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tescili istemiyle kısmi ilan süresinde dava açmıştır. II. CEVAP Davalılar cevaplarında; davanın reddini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 11.03.2015 tarihli ve 2013/40 Esas, 2015/34 Karar sayılı kararı ile, dava konusu 1 12... , 1 13... , 1 17... , 1 16... , 1 14... ve 1 15... sayılı parseller yönünden açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, bu parsellerin kadastro tutanaklarının kesinleştirme işlemlerinin tamamlanması için Tapu Müdürlüğüne gönderilmesine, geriye kalan dava konusu parseller hakkında açılan davanın ise esastan reddine ve kadastro tutanaklarının edinme sebebinde malik olarak tespit edilen davalılar adına tapuya tescillerine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 11.03.2015 tarihli ve 2013/40 Esas, 2015/34 Karar sayılı kararına karşı davacı ... İdaresi vekilinin temyiz isteminde bulunması üzerine Dairemizin 14.02.2022 tarihli ve 2021/8960 Esas, 2022/1181 Karar sayılı ilamıyla, "dava tarihi itibarıyla dava konusu taşınmazlar hakkında kadastro tutanağı düzenlenmemiş olup, davadan sonra yapılan arazi kadastrosu sırasında ise taşınmazların kadastro tutanakları malik ve nitelik haneleri boş bırakılmak suretiyle düzenlendiğinden, davada 3402 sayılı Kanun’un 30/2. maddesi gereğince resen araştırma ilkesinin geçerli olduğu, İlk Derece Mahkemesince kanuni hasım konumunda olan Hazine ve ...ile dava konusu taşınmazların tespit tutanaklarının edinme sebebinde zilyet olarak adı geçen kişilerin / ölü iseler mirasçılarının davaya dahil edilip, husumet yaygınlaştırılarak taraf teşkili sağlanıp, tarafların gösterecekleri deliller ile İlk Derece Mahkemesince resen lüzum görülen diğer deliller de toplanıp dava konusu taşınmazların gerçek hak sahipleri adına tesciline karar verilmesi ve dava konusu taşınmazların kadastro tutanaklarında malik ve nitelik haneleri boş bırakıldığından, İlk Derece Mahkemesince her bir parselin hangi davalı adına ve hangi vasıfla tescil edileceğinin tek tek kararda gösterilmesi gerektiği" gerekçesiyle, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararla, "dava konusu taşınmazların 1955 yılı hava fotoğraflarına göre tamamen koyu renkle görülen orman sayılan alanda kaldığı, 19 59... tarihinde üretilen memleket haritalarında da tamamının yeşil renkle gösteren orman sayılan alanlar içerisinde kaldığı, eskiden beri tarıma konu edilen alanlardan olmadığı" gerekçesiyle davanın kabulüne ve dava konusu ..... köyü çalışma alanında bulunan 1 09... ve 2, 1 12... , 2, 3, 4 ve 5, 1 13... , 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 14, 15... , 1 14... , 2, 4, 5 ve 6, 1 15... ve 3, 1 16... , 3, 4, 5, 7, 8 ve 9, 1 17... , 1 19... ve 5 ve 1 01... parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ile dava konusu 1 01... parsel sayılı taşınmaza eklenmesi suretiyle 1 01... parsel sayılı taşınmazın 454 hektar 572 m² 20 dm² yüzölçümünde orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri 1. Davalılar ... ve arkadaşları temyiz dilekçelerinde; dava konusu taşınmazların kadastro sırasında orman sınırları dışında bırakıldığını, taşınmazlar üzerinde 50-60 yaşlarında fındık bahçelerinin bulunduğunu, sunulan tapu kayıtlarının keşifte uygulanmadığını ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmişlerdir. 2. Davalı ... temyiz dilekçesinde; 1 12... , 1 13... ve 1 15... parsel sayılı taşınmazların murisinden kaldığını ve orman ile ilgisinin bulunmadığını ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 3. Davalı ... ve arkadaşları vekili temyiz dilekçesinde; taraf teşkilinin sağlanmadığını, taşınmazların orman ile ilgisinin bulunmadığını, keşif yapılmadan bilirkişi raporu düzenlendiğini, taşınmazların bir kısmının eski tapu kayıtlarının bulunduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazların orman vasfında olup olmadıkları, orman vasfında değil iseler davalılar adına tescil koşullarının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. İlk Derece Mahkemesince, yazılı gerekçelerle davacı ... İdaresinin davasının kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmak için yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki; 1. Dava konusu alanda kesinleşmiş orman tahdidi bulunmadığından, dava konusu taşınmazların orman vasfında bulunup bulunmadığının, yöreye ait en eski tarihli ve tüm memleket haritaları ve hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planının incelenmesi ile tespit edilmesi gerekir. Eldeki dava dosyasında bozma ilamından önce dosyaya ibraz edilen 1955 tarihli hava fotoğrafının incelenmesine ilişkin bilirkişi raporunda, dava konusu taşınmazlarda kapalılık teşkil etmeyen ağaçların ve fındık plantasyonunun bulunduğu belirtilmiş olmasına rağmen, bozma ilamı sonrasında dosyaya ibraz edilen bilirkişi raporunda 1955 tarihli hava fotoğrafına göre taşınmazların tamamının koyu renkle görülen orman sayılan alanda ve orman bütünlüğü içinde kaldığı belirtilmiş olup, bu haliyle raporlar arasında çelişki meydana gelmiş olmasına rağmen, söz konusu çelişki giderilmemiştir. Ayrıca, dosyaya ibraz edilen 14.11.2023 tarihli heyet raporuna eklenen hava fotoğrafları çok küçük olup denetime elverişli bulunmamakta ve koyu diye nitelendirilen bir kısım parseller çıplak gözle yapılan incelemede açık görünmektedir. Ziraat bilirkişisinin 14.02.2024 tarihli raporunda ise tüm parseller için birebir aynı tespitlere yer verilmiş, köy tüzel kişiliğine ait su deposunun bulunduğu 1,49 m²lik alan ve diğer bir kısım aynı nitelikli alanlar için dahi fındık bahçesi olarak kullanıldığından ve üzerinde 40-50 yaşlarında fındık ocaklarının bulunduğundan bahsedilmiştir. 2. Dava konusu taşınmazların bir kısmına eski tarihli tapu kayıtları uygulanmak suretiyle bir kısmına ise kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak tespit tutanakları düzenlendiği halde, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak tespiti yapılan taşınmazların edinme sütununda hak sahibi olarak gösterilen kişiler tarafından yargılama sırasında eski tarihli tapu kayıtları sunulmuş olup, bozma ilamı sonrasında yapılan keşifte, tapu kayıtlarının bozma ilamı öncesinde yapılan keşif sırasında uygulandığından bahisle incelemesi yapılmamıştır. Ancak bozma ilamı öncesinde, hangi davalının hangi parsel açısından hangi tapu kaydına tutunduğu açıklattırılmamış, tapu kayıtları ilk oluşumundan itibaren tüm tedavülleriyle birlikte celbedilip, keşif mahallinde bilirkişiler ve tanıklar vasıtasıyla usulünce uygulanmak suretiyle dava konusu taşınmalara uyup uymadıkları yönünde inceleme ve araştırma yapılmamıştır. Buna rağmen, İlk Derece Mahkemesince, davalılar tarafından tutunulan tapu kayıtlarının dava konusu taşınmazları kapsayıp kapsamadığı, kapsıyor ise hukuki kıymetlerini devam ettirip ettirmedikleri hususu tespit edilmeden hüküm kurulması doğru görülmemiştir. 3. Dava konusu taşınmazların orman vasfında olmadığının ve tapu kayıtları kapsamında kalmadığının tespiti durumunda, davalılar yararına zilyetlikle kazanma koşullarının tespiti açısından, taşınmazların imar-ihyaya muhtaç yerlerden olup olmadığı, dava konusu alanda onaylanmış bir imar planı bulunup bulunmadığı, imar planı bulunmakta ise imar planı tarihinden (imar planı tarihi dava tarihinden önce ise) yok ise dava tarihinden geriye doğru 20 yıllık süre içinde taşınmazda davalıların ekonomik amaca uygun kullanımlarının bulunmadığının, imar-ihyanın ne zaman başlayıp ne zaman tamamlandığının tespiti açısından da hava fotoğrafı incelemesi yapılmamıştır. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince doğru sonuca ulaşılabilmesi için, müktesep haklar gözönünde bulundurulmak suretiyle, yöreye ait en eski ve tüm memleket haritaları ve hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları Mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise Mahkeme karar örnekleri ilgili yerlerden getirtilip, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ile bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişisi, bir ziraat mühendisi bilirkişisi, bir fen bilirkişisi ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte getirtilen belgeler dava konusu taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 47 85... sayılı Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı, davalılar tarafından tutunulan tapu kayıtlarının hukuki kıymetlerini yitirip yitirmedikleri, hukuki kıymetlerini devam ettiriyorsalar dava konusu taşınmazları kapsayıp kapsamadığı araştırılmalı, zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişileri eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmaz, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli, dava konusu alanda onaylanmış imar planı bulunup bulunmadığı araştırılmalı, imar planı var ise ve dava tarihinden önce ise imar planı tarihine kadar, imar planı dava tarihinden sonra ise dava tarihine kadar 20 yıllık ekonomik amaca uygun kullanım bulunup bulunmadığının (imar-ihyaya muhtaç bir taşınmaz ise imar-ihyasının tamamlanıp tamamlanmadığının) tespiti açısından stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, dava konusu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarını belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17/2. maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır. Ayrıca keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraat bilirkişisinden taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki alınmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği Tapu Müdürlüğü ve ilgili Kadastro Müdürlüğü ile Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun'un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ayrıca eldeki dava dosyasından tefrik edilen parsellere ilişkin verilecek hükümler de gözönünde tutulmak suretiyle ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştıma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz oldğu gibi, kabule göre de, 3402 sayılı Kanun'un 1. maddesi gereğince kadastro hâkimi, dava konusu taşınmaz hakkında doğru, açık ve infazı kabil hüküm kurmak zorunda olduğu halde, dava konusu taşınmazların kadastro tutanaklarında malik ve nitelik haneleri boş bırakılmış olduğundan, İlk Derece Mahkemesince her bir parsel hakkında ayrı ayrı hüküm kurulması gerekirken, dava konusu parsellerin miktarının 1 01... parsel sayılı taşınmaza eklenmesi suretiyle, 1 01... parsel sayılı taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmesi ve dava konusu taşınmazların toplam yüzölçümü 101.972,86 m² olup, 1 01... parsel sayılı taşınmazın yüzölçümü olan 345.128,28 m² ile toplandığında, toplam yüzölçümünün hükümde belirtilen 454.572,20 m² olmayıp 447.101,14 m² olduğunun dikkate alınmamış olması da doğru görülmediğinden hükmün bozulması cihetine gidilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, İstek halinde peşin harcın temyiz eden davalılar ... ve arkadaşları, ... ve arkadaşlarına ayrı ayrı iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 20.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/543, K. 2026/2702, T. 20.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-543-e-2026-2702-k-2b9f7d7eb695