Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1787 E. 2026/2822 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1787
Karar No
2026/2822
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/365 E., 2024/130 K.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilâmına uyularak verilen karar davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usûl eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Dava ve temyiz konusu taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır. Arazi kadastrosu işlemi 1956 yılında yapılmış ve temyiz konusu yer taşlık ve çalılık olarak tapulama harici bırakılmıştır. .... Mahallesinde 1053 parsel, 1997 yılında dava ve temyiz konusu yeri de içine alacak şekilde ihdasen tarla vasfıyla Hazine adına tapuya tescil edilmiştir. İmar uygulaması sonucunda oluşan tapuya göre ise dava ve temyiz konusu taşınmaz, halen aynı yer 2 66... parsel olarak Hazine adına tapuda kayıtlı alan içinde kalmaktadır. 2. Davacı ... vekili 04.04.2003 tarihli dava dilekçesinde; sınırlarını bildirdiği Kurtpınarı Beldesinde bulunan yaklaşık 15.000 m² yüzölçümündeki taşınmazın taşlık ve çalılık olarak tapulama harici bırakıldığını, müvekkilinin bu yeri 1968-1970 yılları arasında imar ihya ederek tarla haline getirdiğini, buğday, arpa, pamuk gibi mahsuller ekerek kullandığını belirtip, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının müvekkili yararına oluştuğunu iddia ederek müvekkili adına tescilini istemiş; bilahare, davacının dava konusu taşınmaz, yargılama sırasında satış senedi ile ...'a satması nedeniyle, davaya 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 125/2. maddesi gereği ... devam etmiştir. II. CEVAP Davalılar cevap dilekçelerinde; haksız ve mesnetsiz açılan davanın reddini savunmuşlar; ... ise ayrıca yerin orman olarak Hazine adına tescilini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 09.02.2006 tarihli ve 2003/206 Esas, 2006/20 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, fen bilirkişisi raporunda (B) harfiyle işaretlenen 6.361 m² yüzölçümlü taşınmazın ... adına tapuya tesciline, (A) ve (C) harfleriyle işaretlenen yere yönelik davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalılar Hazine vekili ve ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 15.11.2007 tarihli ve 2007/14037 Esas, 2007/14583 Karar sayılı ilamı ile "...usulünce hava fotoğrafı incelemesi yapılmadığı gibi kıyı kenar çizgisinin de uygulanmadığı, bu eksikliklerin giderilmesi, yine, dava konusu taşınmazın ihdasen oluşan 1053 parselin kapsamında kaldığı ve bu nedenle ihdasen oluştuğu 05.03.1997 tarihine kadar zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığının değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesi" gereğine değinilerek, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesinin 07.04.2016 tarihli ve 2008/313 Esas, 2016/431 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, harita mühendisi tarafından tanzim edilen 23.11.2015 tarihli ek rapora ekli krokide sarı renkle taralı olup (B) harfiyle gösterilen 5.877 m² ve (B1) harfiyle gösterilen 198 m² yüzölçümlü taşınmazın davacı adına tapuya tesciline, aynı krokide (B2) ve (B3) harfleriyle gösterilen taşınmazlara ilişkin tescil talebinin reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalılar Hazine vekili, ... vekili, Ceyhan Belediye Başkanlığı vekili ve ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 10.06.2021 tarihli ve 2021/4074 Esas, 2021/5179 Karar sayılı ilamı ile usulüne uygun orman ile zilyetlik araştırması yapılması gerektiği belirtilerek, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. Bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "..bilirkişi raporları doğrultusunda dava konusu taşınmazın öncesinin orman olmadığı, bir bölümü yönünden imar ihya ve zilyetlikle kazanım koşullarının davacı lehine oluştuğu, ayrıca davanın açıldığı tarih ve devamında davalı Belediyelerin ve Orman İdaresinin husumetinin bulunduğu ancak idari bir işlem nedeniyle Belediyelerin ve Orman İdaresinin husumetinin sona erdiği" gerekçe gösterilerek, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine,....Mahallesi 2 66... parsel sayılı taşınmazda bulunan dosyadaki fen bilirkişisinin ile harita mühendisi bilirkişisinin 03.01.2024 tarihli rapor ve ekli krokisinde (A) harfiyle gösterilen 2.084,00 m²lik kısmın davalı Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile aynı ada son parsel numarası verilerek davacı ... adına tapuya tesciline, fazlaya ilişkin talebin reddine ve davalılar Ceyhan Belediye Başkanlığı, ... ve ... hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; imar-ihya ve zilyetlikle kazanım koşullarının davacı lehine oluşmadığını ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava ve temyiz konusu taşınmazın zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olup olmadığı, imar-ihya edilip edilmediği, davacı lehine zilyetlikle kazanım koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir. Her ne kadar, İlk Derece Mahkemesince, dava ve temyiz konusu hükme esas fen raporunda (A) harfiyle gösterilen bölüm yönünden öncesinin orman olmadığı, imar-ihya ve zilyetlikle kazanım koşullarının davacı lehine oluştuğu gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmak için yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki; hükme esas fen bilirkişi raporunda (A) harfiyle gösterilen temyize konu bölüm imar-ihyaya muhtaç yerlerdendir. Diğer bir ifadeyle yerin, mülk olarak edinilebilmesi için imar-ihyasının tamamlanmasından itibaren, üzerinde 20 yıl kesintisiz ekonomik amaca uygun zilyetliğin sürdürülmesi gerekir. Bu doğrultuda, (A) harfiyle gösterilen yer 1997 yılında ihdasen Hazine adına tapuya bağlandığına göre imar-ihya en geç 1975-1976 yıllarında tamamlanmış olmalı ve bu tarihlerden sonra 1997 yılına kadar kesintisiz ekonomik amaca uygun zilyetliğin davacı lehine bulunduğu tereddütsüz belirlenmelidir. Hal böyle iken, hükme esas alınan jeodezi mühendisi raporunda 1973 tarihli hava fotoğrafına göre imar-ihyanın bulunmadığı, 1992 yılı hava fotoğrafında imar ihyanın bulunduğu, temyize konu yerin imar-ihyasının 1973-1992 yılları arasında başladığı belirtilmiş, ancak ne zaman tamamlandığı belirlenmediği gibi somut olayın çözümü açısından önem arzeden, Harita Genel Komutanlığı'nın geoportal sayfasında haricen yapılan araştırmaya göre yöreye ait var olduğu anlaşılan 1975 yılı hava fotoğrafı da incelenmemiştir. Ayrıca, aynı raporda 1992 yılı hava fotoğrafında imar ihya bulunduğu belirlenmesine rağmen zilyetliğin sürdürülüş biçimi hakkında herhangi bir değerlendirme yapılmamış, yine dosya arasında bulunan 06.08.2020 tarihli orman ve harita mühendisi ek raporunda 1992 hava fotoğrafında dava konusu taşınmazda herhangi bir tarımsal faaliyet yapılmadığı ve taşınmazın hali arazi vasfında olduğu belirtilmiş, böylelikle anılan bu raporla, hükme esas alınan rapor arasında çelişki oluşmuş ve söz konusu çelişki de giderilmemiştir. Bu şekilde, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilemez. Bu doğrultuda, İlk Derece Mahkemesince yapılması gereken iş; öncelikle, 1997 yılından önceki yıllara ait olan ve dosya arasında bulunan 19 92... yılı hava fotoğraflarının yanında, 1975 yılı stereoskopik hava fotoğrafının Harita Genel Komutanlığı'ndan getirtilmesidir. Bundan sonra, mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişi ve taraf tanıkları ve önceki bilirkişiler dışında 3 kişilik ziraat bilirkişi kurulu, 3 kişilik jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişi aracılığıyla keşif yapılmalı; yapılacak keşifte, yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından (A) harfiyle gösterilen yerin geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden kime nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı, öncesinin ne olduğu, imar-ihyaya konu edilip edilmediği, imar-ihyaya konu edilmiş ise ihyanın hangi tarihte başlayıp ne zaman bitirildiği etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; 3 kişilik uzman ziraat bilirkişi kurulundan taşınmaz bölümünün niteliği, kullanım durumu, imar-ihya edilip edilmediği hususlarında önceki tarihli ziraat bilirkişi raporunu da irdeler şekilde tarımsal niteliğini bildirir, taşınmaz bölümünü komşu parsellerle karşılaştırmalı biçimde, toprak yapısını, eğimini, bitki desenini ve zirai durumunu, üzerinde sürdürülen zilyetlik var ise zilyetliğin şeklini ve süresini bildiren, taşınmaz bölümünün değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ile desteklenmiş ayrıntılı rapor alınmalı; 1973, 1975, 1992 tarihinde çekilmiş stereoskopik hava fotoğrafları üzerinde jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişisine stereoskop aletiyle inceleme yaptırılarak, (A) harfiyle gösterilen taşınmazın hava fotoğraflarında işaretlenmek suretiyle bu yerin önceki ve şimdiki niteliğinin ne olduğu, arazinin ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığının, zilyetliğin ne şekilde sürdürüldüğünün belirlenmesi istenilmeli ve bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. İlk Derece Mahkemesince anılan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bu nedenle hükmün bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilâmının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 21.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/1787, K. 2026/2822, T. 21.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-1787-e-2026-2822-k-ccb841db5405