Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2026/1724 E. 2026/2044 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/1724
- Karar No
- 2026/2044
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/76 E., 2022/227 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacı ... (...) vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davaya konu 1097 parselde kayıtlı taşınmazın davacının rızası dışında davalı tarafça tarım yapmak suretiyle kullanıldığını açıklayarak, 204.800 m²’lik alana yapılan müdahalenin men’ine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.378,20 TL (10.378.200.000 ETL) ecrimisilin ait oldukları yıldan itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline ve taşınmazın eski hâle getirilmesine (kâl’ine) karar verilmesini talep etmiş, 08.10.2007 tarihinde ecrimisil talebini 120.402,69 TL olarak ıslah etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 30.01.2008 tarihli kararıyla; davanın kabulüne, davalının 167.017,00 m²’lik alana müdahalesinin önlenmesine, taşınmaz üzerindeki ağaçların kâl’ine, 120.402,69 TL ecrimisilin faiziyle tahsiline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin 30.01.2008 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin, 07.11.2008 tarihli ve 2008/7080 Esas, 2008/11355 Karar sayılı ilâmıyla, el atmanın önlenmesi ve kâ’l istemine ilişkin kabule karar verilmesinde isabetsizlik olmadığına, taşınmazın öncesinde sazlık ve ... niteliğinde bulunduğunun sabit olduğuna, ecrimisilin belirlenmesinde taşınmazın bu niteliğinin gözetilmesi gerekeceğine, bu vasıf ve niteliğine göre ecrimisile mütehammil olup olmayacağının değerlendirilmesi gerekeceğine, Mahkemece, davalının eyleminden (taşınmazı imar ve ihyası suretiyle) kaynaklanan getiriden, davacının sebepsiz zenginleşmesine sebep olacak şekilde taşınmazın imar ve ıslah edilmiş şekli ile ecrimisilin belirlenmesi ve hüküm altına alınmış olmasının doğru olmadığına işaret edilerek bozma kararı verilmiştir. B. Mahkemece Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 05.04.2012 tarihli kararı ile; davanın reddine karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin 05.04.2012 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı T.C. Devlet Demiryolları İşletmesi Genel Müdürlüğü (...) vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 23.01.2013 tarih ve 2012/13035 Esas, 2013/660 Karar sayılı ilâmı ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 125/2. maddesi gereğince, devralan kişi davacı yerine geçeceğinden taraf teşkili sağlandıktan sonra karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozma kararı verilmiştir. D. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 04.11.2015 tarihli kararı ile; ... tarafından açılan davanın husumet nedeniyle reddine, Hazine tarafından açılan davanın reddine, ... tarafından açılan davanın kısmen kabulüyle, toplam 167.216,23 m²’lik kısma yönelik müdahalenin men’ine, tecavüzlü alanda bulunan ağaçların kâl’ine, ecrimisil talebinin reddine verilmiştir. E. Üçüncü Bozma Kararı 1. Mahkemenin 04.11.2015 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 10.02.2020 tarih ve 2018/6728 Esas, 2020/1094 Karar sayılı ilâmında belirtilen “...dava konusu 1097 parsel 3.209.8 50... ... ve sazlık vasfıyla ... adına kayıtlıyken, daha sonra 23.09.2008 tarihinde satış yoluyla ...’ya devredilmiş, taşınmaz 30.12.2008 tarihinde ifraz görerek, ifraz sonucu oluşan 2400, 2406, 24 07... parseller davacı ... adına tescil edilmiştir. Mahkemece ikinci bozma sonrası keşif yapılmaksızın, ifraz krokisi dosyaya alınarak 1097 parselin ifrazından oluşan parsellere ne kadar tecavüz edildiği hususunda fen bilirkişiden ek rapor düzenlenmesinin istenildiği, 05.05.2015 tarihli fen bilirkişi raporunda, daha önceki raporda T1 ile gösterilen yerin 2406 parselin olduğu yer olduğu, tapu miktarının 131.982, 26... olarak tescil gördüğü, T2 ile gösterilen yerin 2407 parsel olup 26.546, 22... olarak tescil gördüğü, T3 ile gösterilen yerin 2408 parsel olup 8.687, 75... olarak tescil gördüğü, tecavüz edilen toplam alanın 167.216, 23... olduğu tespitinin yapıldığı, mahkemece bu rapora göre, davalının toplam 167.216, 23... alana müdahalesinin önlenmesine karar verildiği, son bozma öncesi yapılan keşif sonunda alınan, hükümde ve 05.05.2015 tarihli fen bilirkişi raporunda atıfta bulunulan 14.12.2011 tarihli raporda ifraz önceki duruma göre 167.0 17... ’lik müdahalenin tespit edildiği, keşfen alınan rapor ile bozma sonrası keşif yapılmadan ifraza göre alınan raporun birbiriyle çelişkili olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre, mahkemece yeniden keşif yapılarak davalının elattığı alanın, ifrazdan sonraki duruma göre tereddüt oluşturmayacak şekilde belirlenmesi, karar verirken temyiz edenin sıfatı ve usuli kazanılmış haklarının gözetilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir...” gerekçeleri ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
F. Mahkemece Üçüncü Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; ifraz sonucu oluşan 2406, 24 07... parsel sayılı taşınmazlarda el atılan alanın 167.216,23 m² olduğu, bilirkişi raporu ile ağaçların sökülmesi ve kâl değerlerinin tespit edildiği, bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderildiği, davalı tarafça ağaçların sökülmesinin ciddi zararlar doğuracağı belirtilmiş ise de bu husus Yargıtay ilâmlarında bozma nedeni yapılmadığından bu konuda değerlendirme yapılmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, ... tarafından açılan davanın husumet nedeniyle reddine, Hazine tarafından açılan davanın reddine, ... tarafından açılan davanın kısmen kabulüyle, toplam 167.216,23 m²’lik kısma yönelik müdahalenin men’ine, tecavüzlü alanda bulunan ağaçların kâl’ine, ecrimisil talebinin reddine verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın ecrimisil yönünden usul ve yasaya aykırı olduğunu, vekil edenin ecrimisil talebi bulunmamasına rağmen aleyhine vekâlet ücretine karar verildiğini, kabul anlamına gelmemekle beraber vekil edenin ecrimisil talebinin olduğu kabul edilmesi hâlinde ise, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 2008/7080 Esas sayılı ilâmında ecrimisil davasının kabul edilmesinin doğru bulunduğunu, dosya kapsamına göre davalının dava konusu taşınmazlara müdahale ettiğini, gelir getirici faaliyette bulunduğunu, vekil edenin dava konusu taşınmazları ihya edilmiş şekli ile edindiğini, davalı lehine tescilsiz kazanım koşullarının oluşmadığını ve vekâlet ücretinin gerekenden fazla hesaplandığını beyan etmektedir. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın el atmanın önlenmesi ve kâl talebi yönünden usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, ... ve sazlık vasıflı yerlerin davalı tarafından ıslah edilerek tarım arazisi hâline getirildiğini, vekil edenin çabaları ile araziye kattığı değerin dikkate alınmadığını, taşınmazların meyve bahçesi hâline getirilerek değerlendirildiğini, ağaçların değerinin taşınmazların değerinden fazla olduğunu, ağaçların sökülmesinin fahiş zarar meydana getireceğini, bu durumun bilirkişi raporları ile tespit edildiğini, yetişmiş meyve ağaçlarının sökülmesi yerine dava konusu taşınmaların 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 30. maddesi kapsamında TİGEM’e devredilmesi gerektiğini, vekil edenin iyiniyetli ve kuruluş amacına uygün şekilde ... ve sazlık arazileri imar ve ihya ettiğini ve ağaç bedelinin eksik hesaplandığını, beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, el atmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil istemine ilişkindir. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, davacı ...'nun davalı lehine hükmedilen vekâlet ücreti yönünden 04.11.2015 tarihli kararı temyiz etmediği, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı ... vekili ve davalı TİGEM vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılan temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 15.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.