Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/5921 E. 2026/2997 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5921
- Karar No
- 2026/2997
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2024/21 E., 2025/10 K.
İlk Derece Mahkemesi kararının davacı ... ve arkadaşları vekili tarafından duruşma istemli olarak temyiz edilmesi üzerine 02.10.2025 tarihli ek kararla, davacı tarafça temyiz harcının süresi içerisinde yatırılmadığı gerekçesiyle temyiz talebinin reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 02.10.2025 tarihli ek kararı, davalılar ..., Belediye Başkanlığı vekili, ... vekili, Hazine vekili, ... vekili, asli müdahil ... ile asli müdahil ... ve arkadaşları vekili tarafından ve duruşma istemli olarak davacı ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartları ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, duruşma isteminin masraf yokluğu nedeniyle reddine ve temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro çalışmaları sırasında, .... Mahallesi çalışma alanında bulunan 27 parça taşınmaz, davalı Belediye ve Hazineye ait tapu kayıtlarının kapsamında kaldığı, ancak Asliye Hukuk Mahkemesi'nde dava konusu oldukları açıklanarak, malik haneleri açık bırakılmak sureti ile tespit edilmiştir. Davacılar ..., ... ve ..., 27.03.1973 tarihinde Asliye Hukuk Mahkemesine verdikleri dava dilekçelerinde; murisi evvellerinden intikal eden tapulu taşınmazlarına davalı Belediyenin müdahale ettiğini, davalı tarafın tapu kayıtlarının taşınmazlara uymadığını belirterek, davalılar adına olan tapu kayıtlarının iptali ile taşınmazlara yapılan el atmanın önlenmesine karar verilmesini istemişlerdir. Davacı ... vekili, ....Kadastro Mahkemesinin birleşen 1992/43 Esas sayılı dosyasına sunduğu dava dilekçesinde; mülkiyeti Hazineye ait olun ve tapuya 26.07.1951 tarihinde kayıt ve tescil edilen Mart 1290 tarihli ve 13 sıra numaralı tapu kaydının geniş bir alanı kapsamasına rağmen, tapuda 1878 m² olarak tescil edildiğini belirterek, tapu kaydının hudut ve kapsamı itibari ile düzetilmesine karar verilmesini talep etmiş, asıl dosyanın davacıları bu davaya müdahil olarak katılmışlardır. Davacılar ... ve arkadaşları vekili, Batman Kadastro Mahkemesinin birleşen 2020/3 Esas sayılı dosyasına sunduğu dava dilekçesinde; asıl dosyada dava konusu taşınmazların, vekil edenleri olan davacılara ait tapu kayıtları kapsamında kaldığını belirterek, 1992 yılında yapılan kadastro tespitinin iptali ile vekil edenleri adına tesciline, talepleri uygun görülmez ise davaya konu taşınmazların rayiç bedelleri tespit edilerek dava tarihinden itibaren faizi ile birlikte güncellenerek davacılara ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Asli müdahil ... ve arkadaşları vekili müdahale dilekçesinde; Hazine adına olan tapu kaydının öncesinin ...den geldiğini, ... ise asli müdahillerin kök murisleri olduğunu belirterek, dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile vekil edenleri adına tescil edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Asli müdahil ... vekili müdahale dilekçesinde; dava konusu taşınmazların dip muris ...’ya ait olduğunu, ...’nın iki mirasçısı olduğunu, mirasçılardan birinin vekil edenlerinin annesi ... olduğunu, ancak ...’ın davada yer almadığını, davacıların iddia ettiği gibi, kök murisleri ...nin dava konusu taşınmazı satmadığını, satış olduğu kabul edilse dahi satışın muvazaalı olduğunu, murisin mirasçılık payının bu şekilde yok sayıldığını, 1966 tarihinde ....’ın sattığı iddia edilen Mart 1290 tarihli ve 137 sıra numaralı kök tapu kaydının 48.000,00 m² olduğunu ve güncel halinin 79... parsel sayılı taşınmaza denk geldiğini, oysa dava konusu taşınmazların toplam alanının 140.344,00 m² olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte satış olsa bile satış sözleşmesinin çok cüz'i bir alanı kapsadığını belirterek, satış sözleşmesinin geçersiz olduğunun tespiti ile müdahale taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Asli müdahil ...mirasçıları ve arkadaşları vekili ayrı ayrı verdikleri müdahale dilekçelerinde; vekil edenleri olan asli müdahillerin, kök murisleri ... ve ... ... mirasçısı olduklarını, kök muris ...’ın babası dip muris ... ile kök muris ...’nın kız çocuklarından mal kaçırmak amacı ile tapuda işlemleri satış olarak gösterdiklerini, satışların geçersiz olduğunu belirterek, dava konusu taşınmazların tespitinin iptali ile vekil edenleri adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Asli müdahil ... ve arkadaşları vekili müdahale dilekçesinde; dava konusu taşınmazların vekil edenleri olan asli müdahillerin murisleri ...’ya ait olduğunu, asli müdahillerin vefat eden ...’ın mirasçısı olmalarına rağmen nüfus kayıtlarında farklı göründüğünü, bu hususun düzeltilmesi için dava açtıklarını, dosyanın bekletici mesele yapılmasını, ... tarafından yapılan satış işleminin muvazaalı olduğunu belirterek, davaya müdahalelerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Asli müdahil ... mirasçıları ve ... mirasçıları vekili müdahale dilekçesinde; dava konusu taşınmazın kök muris ...’dan vekil edenleri olan asli müdahillere miras kaldığını, kök muris ...’nın kız çocuklarına pay vermemek için 04.02.1966 tarihinde adına kayıtlı olan tüm taşınmazların 1/4 hissesini oğullarına satış göstererek devrettiğini, devir işleminin muvazaalı olduğunu belirterek müdahale taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Asli müdahil ... ve arkadaşları vekili ayrı ayrı verdiği müdahale dilekçelerinde; vekil edenleri olan asli müdahillerin kök muris ...’nın mirasçısı olduklarını belirterek, dava konusu taşınmazların ...’nın mirasçısı olarak asli müdahilleri adına intikaline karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesinin verdiği önceki karar, Dairemizin 15.03.2023 tarihli ve 2022/3664 Esas, 2023/1499 Karar sayılı ilamı ile bozulmuş olup, hükmüne uyulan bozma ilamında özetle ; " 74... , 2, 3, 4 ve 6 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin temyiz itirazlarının reddi ile İlk Derece Mahkemesi kararının onanmasına; davalı ... Belediye Başkanlığı vekili, davalı ... vekili, davalı ..., davalı ... ... mirasçısı ..., davalı ... vekilinin, dava konusu 74... , 7, 8 ve 75... , 2, 3, 4, 5, 6 ve 76... , 2, 3, 4, 5, 6, 7 ve 77... , 2, 3 ve 78... , 2, 3, 4, 5 ve fen bilirkişi raporuna ekli krokide (A) ve (B) harfli yerlere sair temyiz itirazlarının reddine, krokide A harfi ile gösterilen kısmın kamulaştırılmak suretiyle karayolu haline getirildiğinden tescil yerine mülkiyetin tespitine karar verilmesi gerektiği belirtilerek mezkur kısmın düzeltilerek onanmasına karar verildikten sonra; geriye kalan kısımlar yönünden ise, bozma ilamına uyulmasına rağmen, önceki bozma ilamında belirtilen feragat edilen ve kesinleşen parseller yönünden gerekli incelemenin yapılmadığı, Beşiri Asliye Hukuk Mahkemesinin 13.07.1978 tarihli kararıyla Hazine ve üçüncü kişiler adına tescil edilen 2, 3, 4, 5, 6, 7, 9 ve 11 parseller bakımından davacıların feragati nedeniyle davalılar lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu halde, bu alanların hükme esas krokide açık, denetime elverişli ve infazda tereddüt yaratmayacak biçimde gösterilmediği; ayrıca bazı taşınmazlarda feragat edilen taşınmaz yüzölçümü belirtilmesine rağmen kalan kısmın hükümde gösterilmediği açıklanarak, usuli kazanılmış haklar da gözetilerek, yukarıda bahsi geçen taşınmazlara ilişkin olarak bozma doğrultusunda, feragat edilen taşınmazlara ilişkin bilirkişiden denetime elverişli ek rapor alınması ve infaza elverişli hüküm kurulması, ayrıca krokide (B) harfiyle gösterilen ve fiilen karayolu olarak terk edilen alan hakkında kamulaştırma kararı bulunup bulunmadığı ve terkin işlemi yapılıp yapılmadığı araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi" gereğine değinilerek, ilk derece mahkemesi kararının kısmen onanmasına, kısmen bozulmasına ve kısmen de düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir. Dairemizin 15.03.2023 tarihli ve 2022/3664 Esas, 2023/1499 Karar sayılı ilamına karşı asli müdahil ... ve arkadaşları vekili, asli müdahil ... ve arkadaşları vekili, asli müdahil ... ve arkadaşları vekili ve davalı ... vekili tarafından karar düzeltme isteminde bulunulması üzerine bu kez; "asli müdahil ... ve arkadaşları vekili dışındakilerinin karar düzeltme taleplerinin reddine karar verildikten sonra, asli müdahil ... ve arkadaşları vekilinin müdahale taleplerinin ... mirasçılarından farklı olduğu halde ilk derece mahkemesince bu talep hakkında delillerin toplanmadığı ve olumlu ya da olumsuz bir değerlendirme yapılmadığı, özellikle, kök muris ...’nın taşınmazlardaki payını sağlığında oğulları ... ...ve ... satış gibi göstererek devrettiği, davacı tarafın ise bunun gerçekte hibe olduğunu kabul ettiği gözetildiğinde, kök murisin diğer çocuklarına taşınmaz verip vermediği, temlikin muvazaalı olup olmadığı ve mal kaçırma amacı taşıyıp taşımadığı araştırılmadan hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu bu nedenle, önce bozma ilamı doğrultusunda davacılar adına tespit veya tescil edilecek taşınmaz bölümlerinin tam ve doğru şekilde belirlenmesi, ardından ...’dan intikal eden 1/2 pay üzerinde ... ve arkadaşlarının hak sahibi olup olmadıkları hakkında karar verilmesi gerektiği" gerekçesiyle, Dairemizin 15.03.2023 tarihli ilamındaki dava konusu 74... , 2, 3, 4 ve 6 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki onama kararı ile fen bilirkişi raporunda (A) ile gösterilen bölüm hakkındaki düzeltilerek onama kararının ve belirtilen nedenlerle bozulmasına karar verilen diğer taşınmazlar hakkındaki bozma ilamının asli müdahil ... ve arkadaşları yönüyle ortadan kaldırılmasına ve tüm taşınmazlar hakkındaki hükmün (bozulmasına karar verilen taşınmazlar hakkındaki bozma nedenlerine ilaveten) belirtilen nedenlerle bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; "Beşiri Asliye Hukuk Mahkemesinin 1974/38 Esas, 1978/47 Karar sayılı ilamında feragat edilen eski 2, 3, 4, 5, 6, 7, 9 ve 11 parseller yönünden davalılar lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu, bu bölümlerin Hazine ve ilgili üçüncü kişiler adına tespit ve tescili gerektiği, feragat dışında kalan ve davacıların dayandığı tapu kaydı kapsamında bulunan taşınmaz bölümlerinin ise muris ...’nın davacılar ... ve ...’ya yaptığı temlikin diğer mirasçılardan mal kaçırma amacıyla muvazaalı olduğu kabul edilerek ..., ..., ..., ... ve ... mirasçıları adına belirlenen paylarla tescili gerektiği, krokide (A) ve (B) harfleriyle gösterilen yol olarak bırakılan alanlarda ise kamulaştırma veya geçerli terkin bulunmadığından ilgililer lehine mülkiyet tespiti yapılması gerektiği" gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş ve iş bu karar, davacı ... ve arkadaşları vekili, davalılar ..., Belediye Başkanlığı vekili, ... vekili, Hazine vekili, ... vekili, asli müdahil ... ile asli müdahil ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1. Hükmü temyiz yetkisi, temyizde hukuki yararı bulunmak kaydıyla davanın taraflarına ve aleyhine hüküm kurulan üçüncü kişilere aittir. İlk Derece Mahkemesinin 20.10.2021 tarihli ve 2012/21 Esas, 2021/26 Karar sayılı kararına karşı, asli müdahil ... ile davalı ... tarafından temyiz yoluna başvurulmadığı; asli müdahil ... ve arkadaşları vekili tarafından ise temyiz ve karar düzeltme yoluna başvurulduğu, Dairemizin yukarıda belirtilen ilamlarıyla bu temyiz itirazları ile karar düzeltme taleplerinin reddine karar verildiği ve İlk Derece Mahkemesinin anılan kararının diğer temyiz itirazlarının kabulü ile bozulduğu ve bu bozma ilamına uyularak İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamı sonrası verilen bu yeni hükümle, asli müdahil ... ve arkadaşları, asli müdahil ... ile davalı ... aleyhine yeni bir hukuki durum yaratılmamış ve ve önceki hükmün bu kişiler yönünden kesinleşmiştir. Bu itibarla; İlk Derece Mahkemesi kararını temyiz eden asli müdahil ... ve arkadaşları vekili ile asli müdahil ... ve davalı ...'un temyiz yoluna başvurmakta hukuki yararları bulunmadığından, temyiz dilekçelerinin reddine karar vermek gerekmiştir. 2. Davacı ... ve arkadaşları vekili, davalılar ... vekili, Belediye Başkanlığı vekili, ... vekili ve Hazine vekilinin temyiz itirazlarının incelemesine gelince; a. İlk Derece Mahkemesince, 02.10.2025 tarihli ek kararla temyiz ek karar harcının ikmal edilmediği gerekçesiyle davacı ... ve arkadaşları vekilinin temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiş ise de, davacılar vekilinin İlk Derece Mahkemesince çıkarılan muhtıranın tebliği üzerine aynı gün, sehven gider avansı adı altında da olsa, yatırılması istenen miktarı dosyaya yatırdığı anlaşılmaktadır. Ne var ki bu husus İlk Derece Mahkemece gözden kaçırılmıştır. Bu durum karşısında, söz konusu ek kararın kaldırılmasına ve davacı ... ve arkadaşları vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine karar vermek gerekmiştir. b. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, davacı ... ve arkadaşları vekili ile davalı ... vekilinin tüm; davalılar Beşiri Belediye Başkanlığı vekili, ... vekili ve Hazine vekilinin ise aşağıdaki bendin / paragrafın kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. c. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 1. maddesi uyarınca kadastro hakimi, doğru, infazı kabil, infaz aşamasında tereddüt oluşturmayacak ve taşınmaz hakkında tapu siciline esas alınabilecek nitelikte karar vermekle yükümlüdür. Eldeki dava, genel mahkemeden aktarılan dava niteliğinde olup, bu tür davalar 3402 sayılı Kanun’ un 30/2. maddesi uyarınca resen araştırma ilkesine tabidir. Bu nedenle kadastro hakimi, hüküm kurarken davanın taraflarıyla bağlı olmaksızın gerçek hak sahibini belirlemekle yükümlü olduğu gibi, taşınmazın mülkiyetine ilişkin davanın tespit tarihinden önce açılmış olması nedeniyle taşınmazın vasfını da aktarılan dava tarihi itibarıyla belirlemek zorundadır. İlk Derece Mahkemesince, bu yükümlülükler gözetilmeksizin, dava konusu 74... , 3, 4, 7 ve 8 parseller ile 78... parsel sayılı taşınmazın, aktarılan dava tarihi itibariyla tarla vasfında bulunmalarına rağmen hüküm yerinde yazılı vasıflarla tescillerine karar verilmiş olması hatalı olup, bozmayı gerektirmekte ise de, anılan yanlışlığın düzeltilmesinin yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği anlaşıldığından, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Kanun'un 438. maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının söz konusu parseller yönünden düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir. S O N U Ç : Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; asli müdahil ... ve arkadaşları vekili ile asli müdahil ... ve davalı ...'un temyiz dilekçesinin REDDİNE, Yukarıda (2.b) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; davacı ... ve arkadaşları vekili ile davalı ... vekilinin tüm, davalılar Beşiri Belediye Başkanlığı vekili, ... vekili ve Hazine vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE ve dava konusu 74... , 5, 6, 75... , 2, 3, 4, 5, 6, 76... , 2, 3, 4, 5, 6, 7, 77... , 2, 78... ve 4 parseller ile 24.04.2025 tarihli fen bilirkişi raporunda (Ç) harfi ile gösterilen bölümü, 77... parsel sayılı taşınmazın aynı tarihli fen bilirkişi raporunda (C) ve (C1) harfleri ile gösterilen bölümleri, 78... parsel sayılı taşınmazın aynı tarihli fen bilirkişi raporunda (E), (E1) ve (E2) harfleri ile gösterilen bölümleri, 78... parsel sayılı taşınmazın aynı tarihli fen bilirkişi raporunda (F) ve (F1) harfleri ile gösterilen bölümleri ile aynı tarihli fen bilirkişi raporunda (A) ve (B) harfi ile gösterilen bölümleri hakkındaki hükmün ONANMASINA Davalılar Beşiri Belediye Başkanlığı vekili, ... vekili ve Hazine vekilinin, temyiz itirazlarının yukarıda (2.c) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının 4, 5, 6, 9, 10... numaralı bentlerinde sırasıyla yer alan “Spor Sahası ile Müştemilatı ve Tarla”, “Karayolu”, “Terminal Binası ve Arsası”, “Kargir Cezaevi Binası ve Arsası”, “Tarla ve Kargir 5 Katlı Emniyet Binası ve Lojmanı”, “Bahçeli Betonarme Bina ve Memur Lojmanı” ifadelerinin hüküm yerinden çıkartılarak yerlerine, “Tarla” ibaresinin yazılmasına ve 74... , 3, 4, 7 ve 8 parseller ile 78... parsel sayılı taşınmaz hakkındaki hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 28.04.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
K A R Ş I O Y
Davaya konu taşınmazda paydaş olan muris ...’in payını 1966 yılında çocukları olan davacılara devrettiği, davacıların 1973 yılında davalı Belediye Başkanlığına karşı el atmanın önlenmesi davası açtıkları, davacıların davalı Belediye Başkanlığına karşı açtıkları davanın bir kaç kez lehlerine sonuçlandığı, davalı Belediye Başkanlığı tarafından kararların temyizi üzerine Yargıtay ilgili dairelerince (Yargıtay 1; kapatılan 16... . Hukuk Daireleri) araştırmaya yönelik kararların bozulduğu, taşınmazı devreden muris ...’in tapuyu devrettikten üç yıl sonra 1969 yılında vefat ettiği, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde 1992 yılında kadastro çalışması başladığı, dava konusu taşınmazın davalı olması nedeniyle malik hanesinin boş bırakıldığı, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde kadastro çalışması başlaması nedeniyle görevsizlik kararı verilerek dosyanın Kadastro Mahkemesine gönderildiği, yargılama sonunda davalı Hazinenin dayandığı tapu kaydının dava konusu taşınmaza uymadığının anlaşıldığı, davacıların 1973 yılından 1992 yılına kadar Belediye Başkanlığına karşı açmış olduğu davaların lehlerine sonuçlandığı, kadastro çalışmasının başlaması nedeniyle davalı konuma gelen Hazineye karşı ise 19 92... yılına kadar yürüttükleri davalarının lehlerine sonuçlandığı, 2021 yılında davanın bitme aşamasında asli müdahillerin muvazaa iddia ederek davaya dahil olmalarının samimi ve iyi niyetli olduklarından bahsedilemeyeceği, muris ...’in mirasçılardan mal kaçırma iradesiyle hareket ettiğinin asli müdahiller tarafından ispat edilemediği, davanın açıldığı 1973 yılından asli müdahillerin müdahil oldukları 2021 yılına kadar davacılar ile asli müdahiller arasında bir ihtilaf bulunmadığı, davacıların taşınmazı satın aldıkları 1966 tarihinden beri taşınmaza zilyet oldukları, davacılar lehine 3402 sayılı Kadastro Kanunu’un 13/A maddesine göre, aksi taktirde aynı Kanun’un 13/B-b maddesindeki kazanma koşullarının oluştuğu, asli müdahillerin muris muvazaasına dayansalar bile bunun ispatının çok zor olacağı, davanın açıldığı tarihten takriben 52 yıl sonra karar düzeltme aşamasında muvazaa iddiasının ileri sürülmesine binaen muvazaanın olup olmayacağı hususlarının araştırılmasının doğru olmadığı, karar düzeltme talebinin reddine karar verilmesi gerektiği kanaatinde olduğumdan sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz. 28.04.2026