Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/3207 E. 2026/2985 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3207
Karar No
2026/2985
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/174 E., 2023/371 K.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar, davacı ... vekili ve davalılar ... ve arkadaşları tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sonucunda, ...köyü çalışma alanında bulunan 601 parsel sayılı 31.500,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, 1954 tarihli ve 36 sıra numaralı tapu kaydına dayanılarak, tarla vasfıyla ... adına tespit ve tescil edildikten sonra, 2018 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu çalışmaları sonucunda, 1 26... parsel numarasıyla 31.749,40 m² yüzölçümlü olarak ve tescil edilmiştir. 2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; ...köyü eski 6 01... ada 1 parsel sayılı taşınmazın, orman tahdit sınırları içerisinde kalan kısmının tapu kaydının iptali ile Hazine adına tesciline ve bu bölümü yapılan müdahalenin önlenmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Bir kısım davalılar, aşamalardaki beyanlarında; davanın reddini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 09.10.2012 tarihli ve 2009/707 Esas, 2012/434 Karar sayılı kararı ile, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, 601 parsel sayılı taşınmazın 16.12.2011 tarihli bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 1.828,56 m² ve (B) harfi ile gösterilen 3.197,41 m²lik kısımlarının orman vasfıyla Hazine adına tesciline, (C) harfi ile gösterilen 26.474,09 m² lik yerin ise orman alanı dışında tarım arazisi olduğunun tespitine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 09.10.2012 tarihli ve 2009/707 Esas, 2012/434 Karar sayılı kararına karşı davacı ... vekili ve davalılar ... ve arkadaşları tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 20.03.2018 tarihli ve 2016/7496 Esas, 2018/2000 Karar sayılı ilamıyla, "dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde 1949 yılında 3116 sayılı Orman Kanunu'na (3116 sayılı Kanun) göre yapılarak kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1985 yılında yapılıp 1986 yılında ilân edilerek kesinleşen ilk orman kadastrosunun aplikasyonu ve 2896 sayılı 31.8.1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bazı Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Kanun ile değişik 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B madde uygulaması ve 1987 yılında yapılıp 1990 yılında ilan edilerek kesinleşen, henüz sınırlandırılması yapılmamış ormanların kadastrosu ve 2/B madde uygulaması vardır. Genel arazi kadastrosu ise 1974 yılında yapılmıştır. Dava tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olup tapu kaydında malik gözükenlerin davada taraf olması dava şartıdır. Dava konusu taşınmazın maliklerinden ...'ın vefat etmiş olduğu anlaşılmakla yargılama aşamasında veraset ilamı dosya arasına alınarak mirasçıları davaya dahil edilmişsede mirasçıları arasında olan ...ve ...'ın dava dahil edilmedikleri anlaşılmıştır, yine tapu maliki ... vefat ettiği için mirasçıları davalı olarak gösterilmiş olup mirasçılarından ...'ın dava dilekçesinde davalı iken karar başlığından çıkarılmış olmasıda anlaşılamamıştır, Bu nedenle mahkemece öncelikle tapuda adı geçen ve davada taraf olmayan tapu maliklerinin ölü ise mirasçılarının davaya katılımları sağlanarak taraf teşkili oluşturulmalı ve delilleri toplanmalı, ondan sonra davanın esası hakkında bir karar verilmelidir. Kabule görede davacı Orman İdaresinin müdahalenin menni talebi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilememesi de hatalıdır. Ayrıca dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede yapıldığı anlaşılan orman tahdit çalışmalarına ilişkin tutanak ve haritalar eksik olduğu gibi dava konusu taşınmaz ... köyü sınırları içerisinde olup ayrıca ... köyüne ait tahdit tutanak ve haritalarda dosya arasına alınarak keşif sırasında orman bilirkişi raporlarında her iki köye ait tahdit tutanaklarınında uygulandığı bu durum karışıklığa yol açtığı gibi raporların denetlenemediği anlaşılmakla, dava konusu taşınmaza ilişkin bölgede yapıldığı anlaşılan tüm orman tahdit tutanak ve haritaları dosya arasına alınmalı yeniden yapılacak keşifte dava konusu taşınmaz net olarak belirlenerek sadece bu taşınmaz hakkında sağlıklı ve denetlenebilir rapor düzenlenmesi gerekmektedir. Bu nedenle; İlk Derece Mahkemesince öncelikle tapuda adı geçen ve davada taraf olmayan tapu maliklerinin ölü ise mirasçılarının davaya katılımları sağlanarak taraf teşkili oluşturulmalı delilleri toplanmalı; daha sonra dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede yapıldığı anlaşılan orman tahdidine ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örnekleri ayrı ayrı dosya içine alınarak önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu fen memurundan oluşturulacak iki kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte 2 Eylül 1986 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 6831 sayılı Kanun'a göre orman kadastrosu ve aynı Kanun'un 2/B maddesinin Uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesinde yazılı “orman sınır noktası ve hatların uygulanmasında tutanaklardan, orman kadastro haritasından, hava fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden, nirengi, poligon, röper noktalarından yararlanılır. Sınırlama tutanakları ile orman kadastro haritaları arasında çekişme olduğunda ölçü değerleri ve tutanaktaki ifadeler arazinin durumuna göre incelenir, hangisi daha çok uyum gösteriyorsa ve gerçek duruma uygun ise o esas alınır.” hükmü ile 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin “Teknik İşler” başlıklı dokuzuncu bölümde yazılı esaslar göz önünde bulundurularak uygulama yapılmalı, yerel bilirkişi beyanlarına başvurularak yerinde bulunmayan orman sınır noktaları, bulunanlardan hareketle tutanak ve haritalarda yazılı mevki, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulama tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, anlatılan yöntemle bulunan ilk orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulaması ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeği çevrilerek, dava konusu taşınmazın orman kadastrosu aplikasyon ve 2/B madde haritalarına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde, ayrı renkli kalemlerle gösterilip keşfi izleme olanağı sağlanmalı, aynı ya da yakın orman sınır hatlarında, dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilerek bilirkişilerden müşterek imzalı rapor ve kroki alınmalı, ilk orman kadastro harita ve tutanakları ile aplikasyon ve 2/B madde harita ve tutanaklarının uyumsuz olması halinde yukarıda yazılı yönetmelikler ile teknik izahnamelerde yazılı tutanakların düzenlenmesine esas alınan hava fotoğrafı ve memleket haritası ile desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen tutanaklara değer verileceği düşünülerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmeli ayrıca müdahalenin menni talebi hakkında da olumlu veya olumsuz bir karar verilmelidir. Bunun yanında dava orman tahdidine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olduğuna göre tahdit dışında kalan kısımların dava konusu olmadıkları bu nedenle bu kısımlar yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği halde (C) bölümünün orman alanı dışında tarım arazisi olduğunun tespiti yönünde hüküm kurulması doğru görülmemiş olup İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılamada şayet tahdit dışında olduğu anlaşılan kısım var ise bu kısım hakkında davanın reddi ile yetinilmelidir." gerekçesiyle, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "... Mahkememizce, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin bozma ilamında belirtilen hususlara uygun olarak oluşturulan uzman bilirkişi heyeti marifetiyle icra edilen keşif sonucunda düzenlenen 31.08.2022 tarihli bilirkişi raporunda, ' Muğla ili Seydikemer ilçesi ... Mahallesinde orman kadastrosunun ilk defa 3116 sayılı Kanun'a göre 1949 yılında yapıldığı ve kesinleştiği, bu tahdide göre dava konusu 1 26... nolu parselin (Eski 601 parsel) kesinleşmiş Devlet ormanı sınırları içerisinde kaldığı, bu taşınmaza ilişkin dava devam ettiğinden taşınmazın vasıf ve mülkiyeti konusunda herhangi bir karar alınmaması gerekirken 2018 yılında 6831 sayılı Kanun'un 3302 sayılı 31.8.1956 tarihli ve 6831 Sayılı Orman Kanunu'nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (3302 sayılı Kanun) ile değişik 2/B maddesi uygulama çalışmaları ile 2/B vasfı taşıdığı tespitiyle karar alınarak taşınmazın orman sınırları dışına çıkarıldığı, dava tarihi itibariyle taşınmazın tamamının kesinleşen orman sınırları içinde kaldığından orman sayılan yerlerden olduğu ' tespitlerine yer verilmiş, hükme esas alınan bilirkişi raporunda yer verilen tespitler uyarınca davaya konu taşınmazın tamamının orman sınırları içinde kalması ve orman sayılan yerlerden olması nedeni ile davanın tapu iptali talebi yönünden davanın kabulü ile davaya konu taşınmazın davalılar adına kayıtlı olan tapusunun iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar vermek gerekmiştir. Dava dilekçesinde davalıların taşınmaza müdahalelerinin önlenmesi talep edilmiştir. Mahkememizce icra edilen keşifte davaya konu taşınmaz üzerinde muhtelif çeşit ve sayıda ağaçlar ile seranın mevcut olduğu tespit edilmiş olup 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 683. maddesi uyarınca mülkiyet hakkı bulunan malikin hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde yararlanma, kullanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahip olduğu, yine aynı hüküm uyarınca haksız bir elatma varsa anılan hüküm malike her türlü haksız elatmanın önlenmesini isteme yetkisinin de tanındığı, somut olayda, davanın açıldığı tarihte konusu taşınmazın davalılar adına tapuda kayıtlı olduğu, bu durumda davalıların haksız bir tasarruf ve elatmasından söz edilemeyeceği anlaşılmıştır..." gerekçesiyle, dava konusu taşınmazın davalılar adına kayıtlı olan tapu kaydının iptali ile, orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline, el atmanın önlenmesi talebi ile açılan davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesince tapu iptali ve tescili davasının kabulüne karar verilmesine rağmen müdahalenin önlenmesine dair talebin reddine karar verilmesinin uygun olmadığını belirterek, müdahalenin önlenmesine ilişkin talebin reddine dair kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı ... ve arkadaşları temyiz dilekçelerinde; bozma ilamında belirtilen eksik belgelerin dosya arasına alınmadığını, yerel bilirkişiler marifetiyle orman sınır noktalarının belirlenmediğini, teknik bilirkişi raporlarının çelişkili olduğunu, bozma ilmanın gereklerinin yerine getirilmediğini, eksik inceleme ve araştırma ile hazırlanan yetirsiz bilirkişi raporuna dayanarak karar verildiğini belirterek, hükmün aleyhlerine olan kısımının bozulmasını talep etmişlerdir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olup, dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kesinleşmiş orman tahdit sınırları içerisinde bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, dava konusu taşınmazın tamamının orman sınırları içinde bulunduğu ve davanın açıldığı tarihte dava konusu taşınmazın davalılar adına tapuda kayıtlı olduğu gerekçesiyle tapu iptali ve tescili talebinin kabulüne, müdahalenin önlenmesi talebinin reddine karar verilmiş ise de, verilen kararın usul ve kanuna uygun olduğu söylenemez. Şöyle ki; davacı ... tarafından, kesinleşmiş orman tahdidine dayanılarak açılan tapu iptali ve tescili davası devam ederken, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde, 2018 yılında evvelce sınırlaması yapılan ormanlarda aplikasyon ve sınırlandırma sırasında orman sınırları dışında kalmış ormanların kadastrosu ile tüm bu ormanlarda 6831 sayılı Kanun'un 3302 sayılı Kanun'la değişik 2/B madde uygulaması çalışmalarının yapıldığı ve bu çalışmalarda taşınmazın 2/B sınırları içine alındığı anlaşılmıştır. Bu durumda dava, davacı ... yönünden aynı zamanda 6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesi uygulamasına itiraz davasına da dönüşmüştür. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, kanuni hasım konumundaki Hazinenin davaya dahil edilmesi için davacı Orman İdaresine süre ve imkan tanınması, bu şekilde taraf teşkilinin sağlanmasından sonra, tapu iptali ve tescili ile müdahalenin önlenmesine ilişkin dava elde tutularak, 6831 sayılı Kanun7 un 2/B maddesi uygulanmasına itiraza ilişkin davanın tefrikiyle, bu yönden Kadastro Mahkemesine görevsizlik kararı verilmesi ve Kadastro Mahkemesinde verilecek hükmün sonucuna göre, tapu iptali ve tescil ile müdahalenin önlenmesi davaları hakkında güncel tapu kaydı da gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken, bu hususlar gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğundan, sair temyiz itirazları incelenmeksizin, hükmün açıklanan nedenlerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacı ... vekili ile davalı ... ve arkadaşlarının temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, Peşin harcın istek halinde temyiz eden davalı ... ve arkadaşlarına iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 28.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/3207, K. 2026/2985, T. 28.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-3207-e-2026-2985-k-5cb86e921265