Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/3407 E. 2026/1913 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3407
Karar No
2026/1913
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1136 E., 2025/971 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 38. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/91 E., 2023/24 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; muris ... ...'nın 22.04.2016 tarihinde öldüğünü, geriye yasal mirasçı olarak ..., ..., ... ve ...'ın kaldığını, davaya konu taşınmaz üzerinde 5 katlı yapı bulunduğunu, mirasçıların bu taşınmaza 1/4 oranında elbirliği ile malik olduklarını, davalı ...'ın taşınmazı şahsi olarak kurduğu şirketine 23.03.2018 tarihinde kiraya vererek haksız işgal ettiğini belirterek; davalının taşınmaza haksız el atmasının önlenmesine, taşınmazdan tahliyesine, 23.03.2018 tarihinden dava tarihine kadar geçen dönem için haksız işgal tazminatının fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik aylık 10.000,00 TL ecrimisil tutarından toplam 180.000,00 TL'nin dönem sonu itibariyle hesaplanacak kademeli yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazı davalı Şirket kullandığından davalı ...'a husumet yöneltilemeyeceğini, murisin ölümü üzerine taşınmazın mirasçılara intikal ettiğini, taşınmazın kullanılmasına diğer mirasçıların muvafakatinin bulunduğunu, kira sözleşmesinin pay ve paydaş çoğunluğunun oluru ile imzalandığını, fahiş miktarda kira bedeli belirlendiğini belirterek öncelikle husumet itirazının incelenerek haksız ve yersiz davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taşınmazın dava tarihinden sonra, keşif tarihinden önce tahliye edildiği, davacının men'i müdahaleye ilişkin davasının konusuz kaldığı, taşınmazın davalı ... ile birlikte dava dışı hissedarlar tarafından davalı Şirkete kiralandığı, davalı Şirketin taşınmazı kullanmakta üstün hakkının olduğu, taşınmazın davalı tarafından kullanımının devam etmesi halinde davanın reddine karar verileceği anlaşılmakla bu talep bakımından yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletildiği, davalı ...'ın taşınmazı davalı Şirkete kiralayan olarak hissesine düşenden fazlasını aldığı için davacının hissesine düşen gelir bakımından ecrimisil ödemekle yükümlü olduğu, orta hesaba kira alacağına istinaden davacı adına yatırıldığı belirtilen tutarın dava tarihinden sonra yatırıldığı görülmekle bu tutarın talep edilen ecrimisil alacağı dönemiyle ilgili olmadığı ve davacı tarafından fiilen alınmadığından mahsubunun yapılmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabul, kısmen reddine, davacının men'i müdahaleye ilişkin davasının taşınmazın dava tarihinden sonra tahliyesi sebebiyle konusuz kaldığı anlaşıldığından davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacının ecrimisil alacağına ilişkin davasının davalı ... bakımından kısmen kabulü ile, toplam 100.881,32 TL ecrimisil alacağının her bir ecrimisil dönemi için dönem sonlarından itibaren işleyecek yasal faizleri ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair 79.118,68 TL ecrimisil alacağı davasının reddine, davacının ecrimisil tazminatına ilişkin davasının davalı .... Mutfak San. ve Tic. A.Ş. bakımından reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuş, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yargılama sırasında taşınmazın tahliye edildiği ancak yöntemine uygun olarak anahtar tesliminin sağlanmadığı, hükme esas alınan ecrimisilin belirlenme şeklinin kural olarak isabetli olduğu, ecrimisil tutarından davalı ...'ın yanı sıra şirketin de sorumlu tutulması gerektiği ve mahsubu istenilen ödemelerin dava tarihinden sonraki döneme ilişkin olduğu gözetilerek mahsup talebinin dikkate alınmadığı gerekçesiyle, davacı ve davalı ...'nın istinaf başvurularının kabulüne, davanın kısmen kabulüne, çekişmeye konu 42 37... sayılı parselde yer alan kargir kapalı ... binası vasıflı taşınmazın davalılarca 23.03.2018-30.09.2019 tarihleri arasındaki haksız kullanımı nedeniyle, 23.03.20 18... .03.2019 tarihleri arası dönem için 240.000,00 TL, 23.03.2019-30.09.2019 tarihleri arası dönem için 163.516,52 TL olmak üzere toplam 403.516,52 TL ecrimisilden davacının 1/4 miras payına karşılık gelen 100.879,13 TL ecrimisilin dönem sonlarından itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, 26.05.2021 tarihli bilirkişi raporunun karar eki sayılmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz sebepleri Davalılar vekili temyiz dilekçesinde; 1.Kararın hüküm fıkrasında ''Davacı ve davalı ...'nın istinaf başvurularının kabulüne'' denilmesine rağmen el atmanın önlenmesi yönünden müvekkili ... aleyhine karar verildiğini, 2.Müvekkilinin 23.11.2020 tarihinde başka bir taşınmaza taşındığı ve keşif anında boş olduğunun anlaşıldığı, davanın el atmanın önlenmesi yönünden konusuz kaldığını, 3.Şirketin taşınmazı kullanmasına diğer mirasçıların muvafakati olduğu halde el atmanın önlenmesi talebinin yerinde olmadığını, 4.Davacı kira sözleşmesine onay vermediğini beyan etse de müvekkili ... A.Ş. tarafından davacının da aralarında bulunduğu tüm mirasçıların ortak açtığı banka hesabına kira bedelini yatırdığının toplanan delillerle sabit olduğunu, 5.Bilirkişi raporlarına itirazlarının dikkate alınmadığını, 18 ay için ecrimisil talep edilmesine rağmen 18... gün için ecrimisile hükmedilmesinin hatalı olduğunu, bilirkişilerce kabul edilen 4.580,00 TL'nin mahsup edilmemesinin hatalı olduğunu, 6.Hüküm altına alınan ecrimisil alacağı için dönemler ve tutarlar belirtilmeksizin hüküm fıkrasına geçirilen ''Her bir ecrimisil dönemi için dönem sonundan itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsili'' ifadesinin belirsiz olduğunu ve ilamın infazda tereddüt yaratacak mahiyette olduğunu beyan etmektedir. B. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, paydaşlar arasında el atmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir. Dava, davaya konu 42 37... parsel sayılı taşınmazı davalı ... Mutfak San. ve Tic. A.Ş.'nin geçerli hukuki sebebe dayalı olmadan işgal ettiği iddiasına ilişkindir. Davaya konu taşınmaz muris ... ... adına kayıtlı olup murisin 22.04.2016 tarihinde ölümü ile davacı, davalılardan ... ve dava dışı mirasçılar miras sebebiyle taşınmazda paydaş hale gelmişlerdir. Ankara Vergi Dairesi Başkanlığından dosya içerisine gelen 20.03.2018 tarihli kira sözleşmesine göre, davalı ... Mutfak San. ve Tic. A.Ş. ile mirasçılardan sadece davalı ... arasında kira sözleşmesi yapılmıştır. Kural olarak pay ve paydaş çoğunluğu sağlanamadığından davalı ... ile davalı ... Mutfak San. ve Tic. A.Ş. Arasında yapılan kira sözleşmesi geçerli değil ise de taşınmazda paydaş olan diğer mirasçılardan ... ... ve ... ... tarafından bu kira sözleşmesine onam verilmiştir. Bu haliyle kira sözleşmesi pay ve paydaş çoğunluğu sağlandığından geçerli hale gelmiştir. Mülkiyet hakkının içeriği ise, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) "Mülkiyet hakkının içeriği" başlıklı 683. maddesinde düzenlenmiştir. TMK'nın 683. maddesinde; "Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız el atmanın önlenmesini de dava edebilir" hükmü bulunmaktadır. Bilindiği üzere sorumluluk için salt hukuka aykırılık yeterli değildir. Kusur sorumluluğunda, sorumluluk için kusurun bulunması zorunludur. Ancak konumuz açısından el atmada bulunanın mutlaka kasıtlı hareket etmesi zorunlu olmayıp, kusurlu olmasa dahi, eğer geçersiz bir hukuki nedene dayanıyorsa yani el atma fiili hukuka aykırı ise el atmanın önlenmesi istenebilir. Nitekim TMK'nın 683/2. maddesinde bu unsur "Malik... her türlü haksız el atmanın önlenmesini de dava edebilir." şeklinde ifade edilmiştir. El atmanın haksız olması ile kastedilen malikin el atmaya katlanma yükümlülüğünün bulunmamasıdır. Katlanma yükümlülüğünde malikin olumsuz yetkilerinin kısıtlanması, olumsuz yetkilerini kullanamaması söz konusudur. Bu yükümlülük nedeniyle malik bazı el atmaları hoş görmek zorunda kalır. El atmaya engel olamaz. Olumsuz bir unsurdur. Bu unsur davalı içinse en önemli bir savunma imkânıdır. Çünkü el atmanın haksız olması davanın kabulü için zorunlu olup ayni veya şahsi bir hakka dayanıyorsa veya kanundan kaynaklı bir el atma ise haksız olma unsuru gerçekleşmediğinden davanın reddine karar verilmelidir. Yapılan el atmanın haksız olmadığı savunması çeşitli nedenlere dayanabilir. En başta gelenleri mülkiyet hakkının kanundan kaynaklanan bir nedenle sınırlanmasına ilişkin olan nedenlerdir. Bu nedenler kamu veya özel hukuktan kaynaklanabilir. Yine malikin katlanma yükümlülüğü davalının bir ayni veya şahsi (nisbi) hakkından da kaynaklanabilir. Örneğin elatan davalının malik veya intifa hakkı sahibi ile olan kira ilişkisi yapılan el atmayı haksız olmaktan çıkaracaktır. Ayrıca doğal olaylar sonucu oluşan el atmalarda (eğer bir kişinin kasıtlı veya taksirli hareketi ile birleşmemişse) haksızlık unsuru gerçekleşmediğinden el atmanın önlenmesi istenemez. Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda mirasçılar ile davalı Şirket arasında artık geçerli bir kira ilişkisi kurulmuş olup taşınmazın kullanımının haksız olduğu söylenemeyeceğinden, el atmanın önlenmesine ilişkin talebin reddine karar verilmesi gerekmektedir. Davacı, ecrimisil isteminde de bulunmuştur. Ecrimisile gelince; gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere, hak sahibinin kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli ve 1945/22 Esas, 1950/4 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı ve birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Yine bahsi geçen İçtihadı Birleştirme Kararında; başkasının gayrimenkulünü haksız olarak zaptedip kullanmış olan kötüniyetli kimsenin o gayrimenkulü elinde tutmuş olmasından doğan zararları ve elde ettiği veya elde etmeyi ihmal eylediği semereleri tazminle mükellef olduğu, bir zarara uğramamış malik veya zilyede ecrimisil adı veya başka bir ad altında herhangi bir tazminat vermekle mükellef olmadığı sonucuna varılmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira bedeli, en fazlası mahrum kalınan gelir kaybı karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Nitekim TMK'nın 995. maddesinin 1. fıkrasında, iyi niyetli olmayan zilyedin geri vermekle yükümlü olduğu şeyi haksız alıkoymuş olması yüzünden hak sahibine verdiği zararlar ve elde ettiği veya elde etmeyi ihmal eylediği ürünler karşılığında tazminat ödemek zorunda olduğu hüküm altına alınmıştır. Haksız işgal, haksız eylem niteliğinde olup, bu durumda ecrimisilin tahsili için genel mahkemelerde genel hükümlere göre dava açılabileceğinde kuşku bulunmamaktadır. Akdedilen kira sözleşmesi nedeniyle taşınmazda paydaş olan davacı alacak hakkına sahiptir. Bu kira ilişkisinden dolayı kirayı tahsil eden davalı ...'ın davacıya ödeyeceği payı nispetindeki kira bedelinin hüküm altına alınması ve bu kira bedeli davalı ...'dan tahsil edilmiş ise davalı ... Mutfak San. ve Tic. A.Ş.'nin bir sorumluluğunun bulunmayacağı gözetilerek hüküm kurulması gerekmekte olup yazılı nedenlerle hükmün bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.04.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/3407, K. 2026/1913, T. 10.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2025-3407-e-2026-1913-k-c4ca2b952ba1