Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/4138 E. 2026/1726 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4138
- Karar No
- 2026/1726
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1438 E., 2025/1384 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 10. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/454 E., 2023/23 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının mülkiyetinde bulunan 8 60... parsel sayılı taşınmazda kain 2 numaralı bağımsız bölümde davalının işgalci olduğunu, taraflar arasında kira sözleşmesi bulunmadığını, ... 31. Noterliğinin 02.06.2021 tarihli ve 15130 sayılı ihtarnamesi ile işgalin sonlandırılması istenilmesine rağmen ihtarnameden sonuç alınamadığını ileri sürerek davalının, müvekkiline ait taşınmaza el atmasının önlenmesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla geriye dönük beş yıllık süre için şimdilik 1.000,00 TL işgal tazminatının yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 13.06.2022 tarihli dilekçe ile ecrimisil istemini 64.285,00 TL'ye arttırmıştır. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkilinin büyük babası olduğunu, nizalı taşınmazın her ne kadar davacı adına tescilli bulunsa da edinildiğinden beri davacının oğlu ... ve Eşi ... ve içlerinde müvekkilinin de olduğu müşterek çocukları tarafından 20 yıldan fazla süredir aile konutu olarak kullanıldığını, davalının işgalci olmadığını, Düzce 2. Aile Mahkemesinin 2019/666 Esas, 2020/570 Karar sayılı kararı ile müvekkilinin anne ve babasının boşanmasına karar verildiğini, o davada dava konutu taşınmazın yargılama boyunca tedbiren mevcut eşyalarla birlikte davalı-karşı davacı kadın ve müşterek çocukların kullanımına tahsisine karar verildiğini, kararın henüz kesinleşmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararda özetle; "... dava konusu taşınmaz davalının anne ve babası arasında görülen boşanma davasında aile konutu olarak tahsis edilmişse de, aile konutu tahsisinde taşınmaz mülkiyetinin öneminin olmadığı, kira olan aile konutunun da aile konutu olarak tahsis edilebileceği, mülkiyet hakkına dayalı olarak taşınmaz malikinin ecimisil talep etmesine engel teşkil etmediği, 64.285,00 TL ecrimisil bedelinin taleple bağlı kalınarak dava tarihi olan 03.09.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, müdahalenin men'i talebi bakımından konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekeceği, davalının tapu kayıt maliki davacı tarafından açılan davadan sonra taşınmazı boşalttığı anlaşıldığından el atmanın önlenmesi ile ilgili yargılama giderlerinden de sorumlu olacağı" gerekçesiyle taşınmazın dava açıldıktan sonra boşaltıldığı, keşfen belirlenmiş olmakla el atmanın önlenmesi yönünden karar verilmesine yer olmadığına, davanın ecrimisil yönünden kabulü ile 64.285,00 TL ecrimisil bedelinin taleple bağlı kalınarak dava tarihi olan 03.09.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; "...davacının, mülkiyeti kendisine ait taşınmazı oğlu ve ailesine uzun yıllardır mesken kullandırdığı anlaşılmakta olup taşınmazı mesken olarak kullanmaya devam eden davalı torununa ihtarname keşidesi ile muvafakatini geri aldığının anlaşıldığı, taşınmazın dava tarihinden sonra davalı tarafından boşaltıldığı, bu haliyle el atmanın önlenmesi talebi yönünden davanın konusuz kaldığı, davalı tarafın davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden yargılama giderlerin sorumlu tutulması gerektiği, bu yönden verilen kararda hukuka aykırı yön bulunmadığı; ancak ihtarnamenin tebliğ tarihi ile dava tarihi arası arası dönem için ecrimisile karar verilmesi gerekirken fazladan ecrimisile hükmedilmesinin doğru olmadığı" gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, el atmanın önlenmesi talebi yönünden konusuz kalan davada karar verilmesine yer olmadığına, ecrimisil isteminin kısmen kabulü ile 15.06.2021-03.09.2021 tarihleri arası dönem için 4.087,20 TL ecrimisilin dava tarihi olan 03.09.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 1. Dava konusu bağımsız bölümün aile mahkemesi kararıyla davalı ve ailesine tahsis edildiğini, 2. Haksız işgal bulunduğunun tespitinin hukuki dayanağının bulunmadığını, haksız işgal olgusunun dava dilekçesinin davalıya dava konusu taşınmazda tebliğ edildiği gerekçesine dayandırılmasının doğru olmadığını, davalının yaz tatili nedeniyle davaya konu yerde bulunmasının haksız işgal olarak kabulünün hatalı olduğunu, 3. Tahliye talebi yönünden davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, 4. Boşanma davası kesinleşmeden açılan davanın reddi gerektiğini, 5. Ecrimisil istemi yönünden vekâlet ücretinin hatalı hesaplandığını, 6. El atmanın önlenmesi istemi yönünden karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm yönünden verilen nispi vekâlet ücretinde isabet bulunmadığını, 7. İyiniyetli davalının tazmin zorunluluğu bulunmadığını, 8. İşgal tazminatının tamamından sadece davalının sorumlu tutulmasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, 9. Delillerin toplanmadığını, 10. Hukuki dinlenilme hakkı ve gerekçeli karar hakkı ilkelerinin ihlal edildiğini, 11. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek temyiz isteminde bulunumuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. Dava, mülkiyet hakkına dayalı el atmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir. 2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 3. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun "mülkiyet hakkının içeriği" başlıklı 683. maddesinde; "Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız el atmanın önlenmesini de dava edebilir." şeklinde düzenleme mevcuttur. 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun "Değer" başlıklı 16/1 maddesinde; "Değer ölçüsüne göre harca tabi işlemlerde (1) sayılı tarifede yazılı değerler esastır. Müdahalenin men'i, tescil ve tapu kayıt iptali gibi gayrimenkulün aynına taalluk eden davalarda gayrimenkulün değeri nazara alınır." Müdahalenin men'i ve ecrimisil talepli davaların taşınmazın aynına ilişkin dava olduğu, bu tarz davalarda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 120. ve 492 sayılı Kanun’un 16. maddesi uyarınca, dava değerinin ve buna göre alınacak harcın, el atılan yerin değeri ile talep edilen ecrimisil bedelinin toplamından (04.03.1953 tarihli ve 10/2 sayılı İ.B.K.) ibarettir. Dairemizin yerleşik içtihatlarında da el atmanın önlenmesi davaları kural olarak taşınmazın aynına ilişkin dava olarak nitelendirilmekte ve bu davalar yönünden 492 sayılı Kanun'un 16. maddesi uyarınca taşınmazın değeri üzerinden nispi harca ve vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiği kabul edilmektedir. Bununla birlikte; müdahalenin men'i davalarının tamamının, taşınmazın aynına ilişkin dava olarak kabul edilmesi doğru olmayıp taraflar arasındaki ihtilafın yani; men'i müdahale davasının davalısının, dava konusu taşınmaz üzerinde mülkiyet iddiasında bulunup bulunmadığının, her somut uyuşmazlıkta belirlenmesi gerekir. Bu belirleme sonucunda, dava taşınmazın aynına ilişkin ise harcın da gayrimenkulün değerine göre belirleneceği açıktır. Bir başka ifadeyle; yukarıda anılan hükümle taşınmazın değerinin esas alınacağı davalar tek tek sayılmak suretiyle değil bazı örnekler verilmek suretiyle ancak sonuç olarak temel kıstas gayrimenkulün aynına taalluk eden dava olarak belirlenmiştir. Burada dikkat edilecek husus, hükümde müdahalenin men'i davası bir belirleyeci kriter olarak değil, belirleyici kriter olan taşınmazın aynına ilişkin dava esasının bir örneği olarak gösterilmiştir. Gerçekten de müdahalenin men'i davalarının önemli bir kısmına bakıldığında, davacı taraf mülkiyet hakkına dayanmakta, karşı taraf davalı da taşınmazda davacının değil kendisinin mülkiyet hakkının bulunduğu, davacının mülkiyet kaydının yolsuz veya hukuka aykırı olarak oluştuğu yönünde ihtilaf çıkarmaktadır. Bu çerçevede bu nevi müdahalenin men'i davalarının taşınmazın aynına ilişkin olduğu hususunda hiçbir kuşku bulunmamaktadır. El atma davalarının tamamı bu niteliğe sahip olmayıp bazılarında davacı taraf mülkiyet hakkına dayanmakta iken davalı taraf ise evlilik, kira ilişkisi vb. şahsi hakka dayanmakta, bu bağlamda taşınmazın mülkiyetinin davacıya ait olduğunu davalı da kabul etmekte, taraflar arasında taşınmazın mülkiyeti üzerinde bir ihtilaf bulunmamaktadır. Bir başka ifadeyle; taşınmazın kime ait olduğu hususunda taraflar arasında bir uyuşmazlık, dolayısıyla bir dava bulunmamaktadır. Bu nedenle bu davaların da taşınmazın aynına ilişkin olduğu kabul edillerek, harç ve vekâlet ücretinin taşınmazın toplam değeri üzerinden hesaplanmasının, tarafların hak arama ve savunma hakkını ölçüsüz biçimde ihlal etmesi söz konusu olacağı gibi bu durum gerek hakkaniyetle ve gerekse de mevzuatımızın bu konuyla ilgili genel sistemiyle bağdaştırılması mümkün olmayan sonuçları ortaya çıkartabilecektir. Bu çerçevede; her iki tarafın taşınmaz mülkiyetinin davacıya ait olduğunu benimsediği, dolayısıyla taşınmazın mülkiyeti konusunda aralarında uyuşmazlığın/ihtilafın bulunmadığı davalarda, dava konusunun taşınmazın aynına müteallik olmadığının kabul edilmesi gerekir. Söz konusu Kanun maddesinin yorum yapmaya elverişli olması karşısında kanun koyucunun buradaki muradının sadece taşınmazın aynına ilişkin olan davalara yönelik müdahalenin men'i davasına örnek göstermek olduğu, yoksa taşınmazın aynının ihtilaflı olmadığı müdahalenin men'i davalarında, ihtilaf konusu ne ise onun dava değeri olarak belirlenmesini, bu çerçevede örneğin kira ilişkisinin bulunduğu durumlarda ecrimisil bedeli üzerinden harç ve vekâlet ücretine hükmedilmesini amaçladığı kabul edilmelidir. Somut olayda; davacı mülkiyet hakkına dayanarak dava konusu taşınmaza yapılan el atmanın önlenmesi talebinde bulunmuş, davalı taraf ise, davacının oğlu olan babası Ali ile annesi Zeynep arasında görülen boşanma davasında aile mahkemesi tarafından dava konusu bağımsız bölümün davalı-karşı davacı kadına ve çocuklarına tahsis edildiğini savunmuştur. Yukarıda anılan hususlar göz önüne alındığında taşınmaz mülkiyetinin davacıya ait olduğu hususunda bir ihtilaf bulunmadığı gibi davalının bu yönde bir savunması da mevcut değildir. Bu itibarla; dava konusu taşınmazın aynına ilişkin bir ihtilaf mevcut olmadığından, el atmanın önlenmesi istemi yönünden davacı yararına davacının yoksun kaldığı kullanım bedeli üzerinden vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiği, Mahkemece yoksun kalınan kullanım bedelinin 4.087,20 TL olduğunun belirlendiği, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince bu bedele hükmedilmesi gerekirken el atılan taşınmazın değeri üzerinden davacı yararına vekâlet ücretine hükmedilmesi doğru değildir. 3. Hükmün bu nedenle bozulması gerekmekte ise de; bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanun’un 370/2 hükmü gereğince İlk Derece Mahkemesi hüküm sonucunun aşağıdaki şekilde değiştirilerek ve düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2. Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrası B bendinin 4/a maddesinde yazılı "(753.290) 116.993,50 TL" ibaresinin hükümden çıkarılarak yerine "4.087,20 TL" ibaresinin yazılması suretiyle hükmün DEĞİŞTİRİLEREK VE DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.04.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.