Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/4427 E. 2026/1979 K. – İhtilafın Yani
Konu: İhtilafın Yani, Men'i Müdahale
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4427
- Karar No
- 2026/1979
- Karar Tarihi
- Konu
- İhtilafın Yani, Men'i Müdahale
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1576 E., 2025/1101 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/349 E., 2023/238 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı dava dilekçesinde özetle; ... ilçesi, ... ... Mahallesi, 60 parselde kayıtlı 19 numaralı bağımsız bölümün kendi adına tescilli olduğunu, aralarında herhangi bir kontrat bulunmamasına rağmen davalının taşınmazı kullandığını, davalının, oğlu ile ayrı yaşadığını ve boşanma davalarının devam ettiğini, evden çıkması için ... Noterliğinden 25.06.2021 tarih ve 2508 yevmiye numaralı ihtarname çekildiğini ancak davalının taşınmazı kullanmaya devam ettiğini ileri sürerek; davalının dava konusu taşınmaza el atmasının önlenmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın iddialarını kabul etmediğini, dava konusu evin eşi ile birlikte oturduğu ev olduğunu, ... Asliye Hukuk Mahkemesinde 2020/374 Esas sayılı boşanma davalarının sürmekte olduğunu, davacının bu eve ihtiyacının olmadığını, şu an merdiven temizleyerek ve kaymakamlık yardımı ile geçimini sağladığını, dava konusu ev dışında kalacak başka yerinin olmadığını, maddi durumunun olmadığını, boşanma davası kesinleşinceye kadar konutun tarafına tahsis edilmesini ve davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; davalının, davacının oğlu ile evlendiği ve dava konusu taşınmazda oturmaya başladığı, davalının taşınmazı kullanımının davacının muvafakatine dayalı olduğu, davacının söz konusu muvafakatini ... Noterliğinin 25.06.2021 tarih ve 2508 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile geri aldığı bu nedenle davacının mülkiyet hakkına üstünlük tanınarak el atmanın önlenmesi talebinin kabulü ile; Çanakkale ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 60... parsel sayılı taşınmazın 1/40 arsa paylı A Blok, 4. kat, 19 numaralı bağımsız bölüme davalı tarafından yapılan müdahalenin önlenmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davalı ile davacının oğlunun 2019 yılında evlendiklerini, dava konusu taşınmazın davacı tarafından oturmaları için davalı ve eşine tahsis edildiğini, 2. Taşınmazın aile konutu olduğunu, boşanma kararı kesinleşene kadar taşınmazın davalıya tahsis edilmesi gerektiğini, 3. Tarafların, davacının izni ile taşınmazı kullandıklarını, davacının davalıya ihtar gönderdiğini ancak davalının eşine ihtar göndermediğini, mahkemece eksik araştırma ile hüküm kurulduğunu ileri sürerek hükmün bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun "mülkiyet hakkının içeriği" başlıklı 683. maddesinde; "Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız el atmanın önlenmesini de dava edebilir." şeklinde düzenleme mevcuttur. 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun "Değer" başlıklı 16. maddesinin birinci fıkrasında; "Değer ölçüsüne göre harca tabi işlemlerde (1) sayılı tarifede yazılı değerler esastır. Müdahalenin men'i, tescil ve tapu kayıt iptali gibi gayrimenkulün aynına taalluk eden davalarda gayrimenkulün değeri nazara alınır." Müdahalenin men'i ve ecrimisil talepli davalar çoğunlukla taşınmazın aynına ilişkin olduğundan, bu tarz davalarda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 120. ve 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 16. maddesi uyarınca, dava değeri ve buna göre alınacak harç, el atılan yerin değeri ile talep edilen ecrimisil bedelinin toplamından (04.03.1953 tarihli ve 10/2 sayılı İ.B.K.) ibarettir. Dairemizin yerleşik içtihatlarında da el atmanın önlenmesi davaları kural olarak taşınmazın aynına ilişkin dava olarak nitelendirilmekte ve bu davalar yönünden 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 16. maddesi uyarınca taşınmazın değeri üzerinden nispi harca ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği kabul edilmektedir. Bununla birlikte; müdahalenin men'i davalarının tamamının, taşınmazın aynına ilişkin dava olarak kabul edilmesi doğru olmayıp, taraflar arasındaki ihtilafın yani, men'i müdahale davasının davalısının, dava konusu taşınmaz üzerinde mülkiyet iddiasında bulunup bulunmadığının, her somut uyuşmazlıkta belirlenmesi gerekir. Bu belirleme sonucunda, dava taşınmazın aynına ilişkin ise, harcında gayrimenkulün değerine göre belirleneceği açıktır. Bir başka ifadeyle; yukarıda anılan hükümle taşınmazın değerinin esas alınacağı davalar tek tek sayılmak suretiyle değil bazı örnekler verilmek suretiyle ancak sonuç olarak temel kıstas gayrimenkulün aynına taalluk eden dava olarak belirlenmiştir. Burada dikkat edilecek husus, hükümde müdahalenin men'i davası bir belirleyeci kriter olarak değil, belirleyici kriter olan taşınmazın aynına ilişkin dava esasının bir örneği olarak gösterilmiştir. Gerçekten de müdahalenin men'i davalarının önemli bir kısmına bakıldığında, davacı taraf mülkiyet hakkına dayanmakta, karşı taraf davalı da taşınmazda davacının değil kendisinin mülkiyet hakkının bulunduğu, davacının mülkiyet kaydının yolsuz veya hukuka aykırı olarak oluştuğu yönünde ihtilaf çıkarmaktadır. Bu çerçevede bu nevi müdahalenin men'i davalarının taşınmazın aynına ilişkin olduğu hususunda hiçbir kuşku bulunmamaktadır. Ancak el atma davalarının tamamı bu niteliğe sahip olmayıp bazılarında davacı taraf mülkiyet hakkına dayanmakta iken, davalı taraf ise evlilik, kira ilişkisi vb. şahsi hakka dayanmakta, bu bağlamda taşınmazın mülkiyetinin davacıya ait olduğunu davalı da kabul etmekte, dolayısı ile, taraflar arasında taşınmazın mülkiyeti üzerinde bir ihtilaf bulunmamaktadır. Bir başka ifadeyle; taşınmazın kime ait olduğu hususunda taraflar arasında bir uyuşmazlık, dolayısıyla bir dava bulunmamaktadır. Bu nedenle bu tür davaların da taşınmazın aynına ilişkin olduğu kabul edillerek, harç ve vekâlet ücretinin taşınmazın toplam değeri üzerinden hesaplanması hâlinde, tarafların hak arama ve savunma hakkının ölçüsüz biçimde ihlal edilmesi söz konusu olacağı gibi, bu durum gerek hakkaniyetle ve gerekse de mevzuatımızın bu konuyla ilgili genel sistemiyle bağdaştırılması mümkün olmayan sonuçları ortaya çıkartabilecektir. Bu çerçevede; her iki tarafın da taşınmaz mülkiyetinin davacıya ait olduğunu benimsediği, dolayısıyla taşınmazın mülkiyeti konusunda aralarında uyuşmazlığın/ihtilafın bulunmadığı davalarda, dava konusunun taşınmazın aynına müteallik olmadığının kabul edilmesi gerekir. Söz konusu Kanun maddesinin de yorum yapmaya elverişli olması karşısında kanun koyucunun buradaki muradının sadece taşınmazın aynına ilişkin olan davalara yönelik müdahalenin men'i davasına örnek göstermek olduğu, yoksa taşınmazın aynının ihtilaflı olmadığı müdahalenin men'i davalarında, ihtilaf konusu ne ise onun dava değeri olarak belirlenmesini, bu çerçevede örneğin kira ilişkisinin bulunduğu durumlarda ecrimisil bedeli üzerinden harç ve vekâlet ücretine hükmedilmesini amaçladığı kabul edilmelidir. Somut olayda; davacı mülkiyet hakkına dayanarak dava konusu taşınmaza yapılan müdahalenin men'i talebinde bulunmuş, davalı taraf ise, davacının oğlu olan Kenan ile evli olduğu dönemde oturmaları için taşınmazın kendilerine tahsis edildiğini savunmuştur. Yukarıda anılan hususlar göz önüne alındığında taşınmaz mülkiyetinin davacıya ait olduğu hususunda bir ihtilaf bulunmadığı gibi, davalının bu yönde bir savunması da mevcut değildir. Bu itibarla; dava konusu taşınmazın aynına ilişkin bir ihtilaf mevcut olmadığından, maktu oranda harç hesaplanması ve davacı yararına Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi ekinde mevcut tarifenin, ikinci kısım, ikinci bölümünde yer alan Asliye Mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, el atılan taşınmazın değeri üzerinden harç alınması ve bu değer üzerinden davacı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değildir. 3. Hükmün bu nedenle bozulması gerekmekte ise de; bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanun’un 370. maddesi ikinci fıkrası gereğince İlk Derece Mahkemesi hüküm sonucunun aşağıdaki şekilde değiştirilerek ve düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 3. a. İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrası (2) numaralı bendinin hükümden çıkarılarak yerine "Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu harcın, peşin ve tamamlama yoluyla alınan toplam 9.749,22 TL harçtan mahsubu ile bakiye 9.133,82 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine," ibarelerinin yazılması, b. Hükmün (3) numaralı bendin hükümden çıkarılarak yerine "Davacı tarafça yatırılan 615,40 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine," ibarelerinin yazılması, c. Hükmün (6) numaralı bendinde yer alan " 80,796,93" ibaresinin hükümden çıkarılarak yerine "maktu olarak belirlenen 9.200,00" ibarelerinin eklenmesi suretiyle hükmün DEĞİŞTİRİLEREK VE DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.04.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.