Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2026/2569 E. 2026/2443 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/2569
Karar No
2026/2443
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2025/24 E., 2026/15 K.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Asıl ve birleştirilen davalarda davacılar vekili; tarafların paydaş olduğu dava konusu taşınmazın önceden birlikte kiraya verilirken 2015 yılının Ağustos ayından beri davalının fiili engellemesi nedeniyle kiraya verilemediğini, taşınmaza bu yerin kiralık olmadığına dair yazı asması ve taşınmazın yeni kiracılara gösterilmesine engel olması nedeniyle davacıların kira kaybına uğradığını belirterek ecrimisil talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili, davacılardan ... ve ...’in eşinin bu yerde hakkı olmamasına rağmen müvekkilinden habersiz kira sözleşmesi yaptığını, dava konusu taşınmazın mevcut haliyle projeye aykırı olduğunu, projeye uygun hale getirildikten sonra kiraya verilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARLARI İlk Derece Mahkemesinin 15.01.2020 tarihli kararıyla; asıl ve birleştirilen davaların reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 28.09.2021 tarihli kararıyla istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin 28.09.2021 tarihli kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 04.04.2023 tarihli ve 2021/7503 Esas, 2023/1950 Karar sayılı kararı ile “...mahkemece dinlenen davacı tanıklarının beyanına göre, davalının mevcut kiracıyla tartışması nedeniyle kiracının taşınmazı tahliye ettiği, davalının taşınmaza kiralık olmadığına dair yazı astığı, içine masa ve sandalye koyarak kullandığı, her yerde bu taşınmazın kiraya verilmeyeceğini belirterek muhtemel kiracıları engellediği anlaşılmakla davalı kendi kusuruyla ve fiilen engel olması nedeniyle dava konusu taşınmazdan kira elde edilmesine engel olduğundan tazminat miktarı belirlenerek hükmedilmesi gerektiği...” belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin 16.04.2024 tarihli kararıyla; asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı İlk Derece Mahkemesinin 16.04.2024 tarihli kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 04.11.2024 tarihli ve 2024/3957 Esas, 2024/4848 Karar sayılı kararı ile; davalı vekilinin asıl dava ve birleştirilen 2017/ 513 Esas sayılı dava yönünden temyiz itirazlarının reddine, “...Davalı vekilinin birleştirilen 2018/285 Esas ve 2018/525 Esas sayılı davalar yönünden ileri sürdüğü temyiz itirazlarına gelince, bu davalarda ecrimisil talep edilen dönemlerde davacıların kullanımın davalının davranışı ile engellendiği hususunda ispat yükü davacı taraftadır. 2018/285 Esas sayılı dosyada ecrimisil talep edilen dönem 10.11.2017 - 12.06.2018, 2018/525 Esas sayılı dosyada ecrimisil talep edilen dönem 13.06.2018 - 05.11.2018 tarihleri arasındadır. Mahkemece 27.02.2018 tarihli celsede davacı tanıkları dinlenmiş olup, hükme esas alınan tanık beyanları 27.02.2018 tarihinden önceki döneme ilişkindir. O halde, davacı tarafın birleştirilen 2018/285 Esas ve 2018/525 Esas sayılı dosyalara sunduğu dava dilekçelerinde tanık deliline de dayanmış olmasına göre, Mahkemece yapılması gereken iş, ecrimisil talep edilen dönemler dikkate alınarak, davacı tarafa tanıklarını bildirmesi için süre ve imkan tanınması, bildirmesi halinde taşınmaz başında yapılacak keşifte tanıkların dinlenmesi, davalının davranışları ile dava konusu taşınmazın kullanımının engellenip engellenmediği, engellenmiş ise bu durumun hangi tarihlerde devam ettiği hususlarının tanıklara sorularak kuşkuya yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi, daha önceki dönem için dosya içerisindeki bilirkişi raporları ile diğer belgelerin birlikte değerlendirilerek, davacının yemin deliline dayandığı da dikkate alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, noksan soruşturmayla yetinilerek hüküm kurulması doğru görülmemiştir...” gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; davalının dava konusu taşınmaza masa ve sandalye koyup bizzat kullandığı, yerin anahtarını paylaşmadığı, kiracı adaylarına olumsuz davranışlar sergilediği ve kiraya verilmesini engellediği gerekçesiyle birleştirilen (2018/285 Esas ve 2018/525 Esas sayılı) davaların kabulüne karar verilmiştir. VI. TEMYİZ Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; hükme esas alınan tanık beyanlarının bilgi ve görgüye dayanmadığını, somutlaştırılmadığını, davacıların pay ve paydaş çoğunluğuna sahip olup taşınmazın idaresi için gerekli yetkiye sahip bulunduklarını, davalıya kusur yüklenemeyeceğini, paylı mülkiyette paydaşlardan birinin yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde kira bedelinden sorumlu olacağına dair bir düzenleme olmadığını, davacıların paydaşlıktan çıkartmak ya da paylı mülkiyeti sonlandırmak yoluna gitmeleri gerektiğini, TMK’nın 995. madde hükmünün somut olaya uygun olmadığını, taşınmazın kiralanamaması ile müvekkilinin davranışları arasında illiyet bağı bulunmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirlenen kira bedelinin fiilen uygulanan kira bedelinden yüksek olduğunu, aşan kısımdan vekil edenin sorumlu tutulamayacağını ve davalının kira bedelinden sorumlu tutulabileceğine yönelik herhangi bir emsal olmadığını beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, paydaşlar arasında ecrimisil istemine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılan temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,04.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2026/2569, K. 2026/2443, T. 04.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2026-2569-e-2026-2443-k-f86374165bd3