Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/4372 E. 2026/2086 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/4372
Karar No
2026/2086
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/771 E., 2025/1871 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 10. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/707 E., 2023/574 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava konusu 1- zemin- 4 numaralı bağımsız bölümde 1/2 oranında pay sahibi olduğunu, davalının aynı zamanda müvekkilinin eski eşi olduğunu ve davacının eşinden şiddet görmesi nedeniyle dava konusu konutu terk etmek zorunda kaldığını, taraflar arasında görülen boşanma davasının kabul hükmü ile sonuçlanarak ilâmının 15.06.2015 tarihinde kesinleştiğini, dava konusu taşınmazın tamamının hâlen davalının kullanımında bulunduğunu, dava konusu taşınmazın konut olarak kiraya verilmesi hâlinde aylık 20.000,00 TL gelir getirebileceğini ileri sürerek, davalının dava konusu taşınmazda davacının hissesine yönelik şimdilik 30.000,00 TL ecrimisil bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının evi terkinin ardından, müvekkili ile tarafların müşterek çocuğunun dava konusu evde yaşamaya devam ettiğini, taşınmazın kullanımının sonlandırılmasına yönelik herhangi bir ihtarın müvekkiline gönderilmediğini, müvekkilinin dava konusu taşınmazda 1/2 oranında pay sahibi olduğunu, taşınmazda oturduğu süre boyunca aidatları tek başına ödediğini, gayrimenkul için zorunlu sayılacak pek çok iyileştirmede bulunduğunu, ecrimisil miktarının fahiş nitelikte olduğunu, dava konusu taşınmaza yönelik mülkiyet talebini de içeren İstanbul Anadolu 10. Aile Mahkemesinin 2013/527 Esas, 2021/822 Karar sayılı dosyasının hâlen derdest bulunduğunu ve eldeki davada bekletici mesele yapılması gerektiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 20.12.2023 tarihli ve 2021/707 Esas, 2022/574 Karar sayılı kararı ile "...davaya konu taşınmazın tapuda 1/2 hisse oranı ile taraflar adına kayıtlı olduğu, tarafların boşanmış oldukları ve boşanma ilamının 15.06.2015 tarihinde kesinleşmiş olduğu, bu kapsamda davaya konu taşınmazın aile konutu olmadığı, davalının davacıya ait hissesi yönünden hukuka aykırı müdahalesinin bulunduğu, davaya konu taşınmazın mesken olarak kullanılıyor olması nedeniyle intifadan men şartının gerekmediği, müdahale edilen süreye ilişkin haksız işgal tazminatının da davacıya ödenmediği, davacının davasının sübut bulduğu, denetime elverişli dosya kapsamı ile uyumlu 17.03.2023 tarihli bilirkişi raporu kapsamında yapılan hesaplama kapsamında davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği..." gerekçesiyle "...davanın kabulü ile 21.535,43-TL ecrimisil bedelinin dava tarihi olan 29.12.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine..." karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda (III) numaralı bentte belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 08.07.2025 tarihli ve 2024/771 Esas, 2025/1871 Karar sayılı kararı ile "...davaya konu taşınmazda tarafların paydaş oldukları, paydaşlar arası ecrimisil istemi bakımından gelir getirici nitelikte kullanım bulunmaması halinde kural olarak intifadan men şartının aranması gerektiği... dosya kapsamında kesinleşen boşanma ilamı sonrasında davacı tarafından davalının taşınmazı mesken olarak kullanmasına rızası bulunmadığına dair ihtarnamenin olmadığı, bunun yanı sıra davacı tarafından tanık deliline dayanılmış olmasına karşın tanık isimlerini bildirmediği, şu haliyle davacı tarafından eldeki davanın açıldığı tarih öncesinde intifadan men şartının gerçekleştiğinin ispat edilemediği..." gerekçesiyle "...davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm tesisi ile davanın reddine reddine..." karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 1. Davalı yanca tarafların müşterek çocuğunun kendisi ile yaşadığının ispatlanamadığını, tarafların müşterek çocuğunun meslek sahibi olduğunu, pilot olan müşterek çocuğun davacı olan annesi ile birlikte yaşadığını, 2. Katılma alacağı davasında müvekkili adına verilen dilekçelerde de davalının taşınmazı kullanmasına müvekkilinin rızasının olmadığını belirtildiğini, bu beyanların ihtar niteliğinde olduğunu, 3. Davalının boşanma davası süreci dâhil yaklaşık 10 yıldır dava konusu taşınmazda ikamet ettiğini, müvekkilinin taşınmazı kullanamadığı hususunun dikkate alınmadan karar verildiğini ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; ecrimisil istemine ilişkindir. 1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun, "iyiniyetli olmayan zilyet bakımından” kenar başlıklı 995. maddesi hükmüne göre; “malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir.” 2. 4721 sayılı Kanunun, “mülkiyet hakkının içeriği” kenar başlıklı 683/2 hükmüne göre; “malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir.”

3. 4721 sayılı Kanunun 693. maddesinde ise "paydaşlardan her biri, diğerlerinin hakları ile bağdaştığı ölçüde paylı maldan yararlanabilir ve onu kullanabilir. Uyuşmazlık hâlinde yararlanma ve kullanma şeklini hâkim belirler. Bu belirleme, paylı malın kullanılmasının zaman veya yer itibarıyla paydaşlar arasında bölünmesi biçiminde de olabilir. Paydaşlardan her biri, bölünemeyen ortak menfaatlerin korunmasını diğer paydaşları temsilen sağlayabilir." düzenlemeleri yer almaktadır. 4. Paylı mülkiyete konu bir taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki el atmanın önlenmesini ve/veya ecrimisil isteyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ... aleyhine ecrimisil davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı yada kullanabileceği bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. 5. Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren ya da (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, el atmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, ... yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır. Davaya konu taşınmazlar yönünden sayılan istisnalar dışında intifadan men koşulunun gerçekleşmesi aranacak ve intifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiası, her türlü delille kanıtlanabilecektir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.02.2002 tarihli ve 2002/3-131 Esas, 2002/114 Karar sayılı ilâmı) 6. Dava konusu taşınmazın 1/2 hissesi 17.02.2004 tarihinden itibaren davacı adına tapuda kayıtlı bulunduğu, taraflar hakkındaki boşanma ilâmının 15.06.2015 tarihinde kesinleştiği, öte yandan tarafların müşterek çocuğunun 1990 doğumlu ve boşanma tarihinde 25 yaşında ve ergin olduğu, taşınmazın davalı tarafından kiraya verilmediği ve davalı tarafça konut olarak kullandıldığı, taraflar arasında mal rejimin tasfiyesi ve katılma alacağının tahsili istemiyle İstanbul Anadolu 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/527 Esas, 2021/822 Karar sayılı dosyasında, davalı-karşı davacı ... ... vekilince tanzim olunan 22.02.2021 tarihli dilekçede dava konusu taşınmazdan davacı-karşı davalı ...'ın kötüniyetli ve haksız olarak faydalanmaya devam ettiği, bu nedenle ecrimisil davasının açılacağının beyan edildiği anlaşılmaktadır. Somut uyuşmazlıkta davalının, davacının taşınmazdaki 1/2 payının kullanımına 22.02.2021 tarihinden itibaren engel olduğu sabit olup bu çerçevede haksız kullanım payı kadar ecrimisile hükmedilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın tümden reddi yönünde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Yukarıda (V.B.1-6) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.04.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/4372, K. 2026/2086, T. 16.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2025-4372-e-2026-2086-k-98b569730861