Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/6539 E. 2026/2376 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/6539
Karar No
2026/2376
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/12 E., 2024/308 K.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davalı ... vekili tarafından duruşma istemli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne ve duruşma isteminin değerden reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. ... ili ...köyü çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu' nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sırasında, tapuda davalı ... adına kayıtlı eski 1885 parsel sayılı 194,52 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, yeni 1 80... parsel numarasıyla 189,26 metrekare yüzölçümlü olarak tespit ve tescil edilmiştir. 2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; müvekkili olan davacının paydaşı bulunduğu ... ili ...köyü eski 1459 parsel sayılı 356,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın 1 80... parsel numarasıyla 302,04 metrekare olarak tespit edildiğini ve taşınmazın yüzölçümünün küçüldüğünü ileri sürerek, taşınmazın eski hale getirilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava dilekçesinde mülkiyet durumunun değiştiğinin belirtildiğini, uygulama kadastrosunda mülkiyette durumun değişmesinin mümkün olmadığını, davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, uygulama kadastrosunda esas alınan sınırın ilk tesis kadastrosu ile aynı olduğunu ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 13.10.2020 tarihli ve 2019/101 Esas, 2020/87 Karar sayılı kararı ile, davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 20.05.2021 tarihli ve 2021/275 Esas, 2021/565 Karar sayılı kararı ile, davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen 20.05.2021 tarihli ve 2021/275 Esas, 2021/565 Karar sayılı kararının davacı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 01.11.2022 tarihli ve 2021/14758 Esas, 2022/8653 karar sayılı ilamıyla, "dava, Kadastro Kanunu'nun 22/a maddesine dayalı olarak yapılan uygulama kadastrosuna itiraza ilişkin olup, bu tür davaların amacı tapulama, kadastro veya değişiklik işlemlerine ilişkin, sınırlandırma, ölçü, çizim ve hesaplamalardan kaynaklanan hataları gidermek üzere uygulama niteliğini kaybeden, teknik nedenlerle yetersiz kalan, eksikliği görülen veya zemindeki sınırları gerçeğe uygun göstermediği tespit edilen kadastro haritalarının tekrar düzenlenmesidir. Taşınmazların mülkiyetinin kim ya da kimlere ait olduğu hususunda bir değerlendirme ya da yargılama yapılmadığı gibi, bu tür davalarda istenilen talep bölünemez nitelikte olup davacının payı oranında işlemin doğruluğunun denetlenmesini istemesi de davanın niteliği gereği mümkün değildir. Yapılacak yargılama neticesinde verilecek karar taşınmazın tamamı hakkında olacaktır. Bu nedenle 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 693/3. maddesi uyarınca her bir paydaşın diğer paydaşları temsilen dava açabileceğinin kabulü gerekir. Hal böyle olunca; Mahkemece, davanın niteliği itibarıyla davacının aktif dava ehliyetinin mevcut olduğu gözetilerek, işin esasına girilmek suretiyle, uygulama kadastrosuna itiraz davalarına ilişkin Yargıtayın yerleşik ilke ve esaslarına uygun şekilde araştırma ve inceleme yapılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir" gerekçesiyle, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması suretiyle İlk Derece Mahkemei kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararla, "uygulama kadastrosu sırasında 2 ve 3 no.lu parsel sayılı taşınmazların müşterek sınırının zemin ölçüsüne göre 2 no.lu parsel içerisindeki yapının taban oturumu sabit sınır kabul edilip 2 ve 3 no.lu parselin müşterek sınırının belirlenmesi nedeniyle hata yapıldığı ve davacıya ait 1 80... parsel sayılı taşınmazın 5,64 m²lik kısmının davalıya ait 1 80... parsel sayılı taşınmaza dahil edilmesi gerektiğinin anlaşıldığı" gerekçesiyle davanın kabulüne, 1 80... parsel sayılı taşınmazın harita mühendisi bilirkişileri tarafından düzenlenen 17.04.2024 tarihli bilirkişi raporunun ekindeki Ek-5 no.lu krokide 1800019,101, 25, 1800017, 1800018 koordinat noktaları ile gösterilen 5,64 m²lik kısmın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacının hissedarı bulunduğu 1 80... parsel sayılı taşınmaza eklenmek suretiyle 1 80... parsel sayılı taşınmazın (302,04+5,64) 307,68 m² yüzölçümü ile tapuya tesciline karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığını, tesis kadastrosundaki duruma göre belirleme yapılması gerekirken hava fotoğrafına göre belirleme yapılmasının hatalı olduğunu, uygulama kadastrosu ile müvekkiline ait taşınmazın yüzölçümünün küçüldüğünü ve taşınmazların imar parseli olduğunun dikkate alınmadığını ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, uygulama kadastrosu tespitine itiraza ilişkin olup, dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığı noktasında toplanmaktadır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararın ONANMASINA, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz eden davalıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/6539, K. 2026/2376, T. 08.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-6539-e-2026-2376-k-2b569f9f360a