Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/4095 E. 2026/2290 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/4095
Karar No
2026/2290
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/3146 E., 2025/1220 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 2. Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2023/17 E., 2024/74 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar ... ve ... ...vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. 7143 sayılı Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun'un (7143 sayılı Kanun) geçici 1. maddesi uyarınca... Mahallesi çalışma alanında yapılan kullanım kadastrosu sırasında, 85 78... parsel sayılı 101,51 m² yüzölçümündeki taşınmaz kadastro tutanağının beyanlar hanesine, 7143 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesi hükmüne tabi tutulduğu, "Bu parsel ... kızı ... kullanımındadır" şerhi yazılarak, arsa vasfıyla davalı ... adına tespit edilmiştir. 2. Davacı ... ve arkadaşları dava dilekçesinde; ...Caddesi no: 16 298,951 m² yüzölçümlü taşınmazın arazi tespit formunda davacılar adına 2/10'ar hisse, davalılar ...'in oğlu ... ile davalı ... adına ise 1/10'ar hissesi bulunduğunu, kadastroda taşınmazın 298,951 m² ve 85 78... parsel olarak bahsettikleri şekilde davacılar ve davalı ...'un oğlu ... ve ...adına tespit edilmesi gerekirken aynı ada üzerinden 197,00 m²lik kısmının davacılar ile davalı ...'un oğlu ... adına yukarıda hisseler ile tespit edildiğini, 101,95 m²lik kısmının ise her nasılsa aynı ada üzerinden 39 parsel olarak yalnız davalılardan ...adına tespit edildiğini ileri sürerek; sadece davalı ... adına tespit edilen 85 78... parsel sayılı 101,95 m² yüzölçümündeki taşınmazın tespitinin iptali ile arazi tespit formundaki gibi 27 numaralı parsele eklenerek davacılar adına 2/10'ar hisse ile davalı ...'un oğlu ... ile davalı ... adına 1/10'ar hisse ile fiili kullanımda olduğunun tespitini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın husumetten reddi gerektiğini, idari ve hukuki sorumluluğun müvekkili belediyeye ait olmadığını ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. 2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacıların hiçbir şekilde fiili kullanımının mevcut olmadığını, dava konusu 39 parselin müvekkilinin altınlarını bozdurup komşu parsel maliki ... ile birlikte alındığını, sonrasında ...'nin payını dayısına verdiğini, 2-3 sene sonra da müvekkilinin ...'ten kalan payı da satın alarak 39 parselin tümünün maliki olduğunu, parselde garajın olduğunu, müvekkilinin mülkiyeti olduğunu, müvekkilinin eşi ...ile davacılar arasında 06.11.2013 tarihinde özel satış sözleşmesi imzalandığını, işbu sözleşme ile giriş kat 1 numaralı dairenin davacılardan İdris'e, 2 numaralı dairenin davacılardan...'e, 3 numaralı dairenin davacılardan ...'e satıldığını, davacıların "... daire dışında kalan kısım olan arsa ve çatıda alıcıların hakkı yoktur" ibaresi içeren iş bu sözleşmeyi imzaladıklarını, dava konusu edilen yerde davacıların hakkının bulunmadığını, kendi ıslak imzaları ile ikrar edildiğini, davacıların kötüniyetli olduğunu ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. 3. Dahili davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; davacıların hiçbir şekilde fiili kullanımının mevcut olmadığını, dava konusu 39 parselin müvekkilinin altınlarını bozdurup komşu parsel maliki ...ile birlikte alındığını, sonrasında ...'nin payını dayısına verdiğini, 2-3 sene sonra da müvekkilinin ...ten kalan payı da satın alarak 39 parselin tümünün maliki olduğunu, parselde garajın olduğunu, müvekkilinin mülkiyeti olduğunu, müvekkilinin eşi ...ile davacılar arasında 06.11.2013 tarihinde özel satış sözleşmesi imzalandığını, işbu sözleşme ile giriş kat 1 numaralı dairenin davacılardan ...e, 2 numaralı dairenin davacılardan...'e, 3 numaralı dairenin davacılardan ...'e satıldığını, davacıların "... daire dışında kalan kısım olan arsa ve çatıda alıcıların hakkı yoktur" ibaresi içeren işbu sözleşmeyi imzaladıklarını, dava konusu edilen yerde davacıların hakkının bulunmadığını, kendi ıslak imzaları ile ikrar edildiğini, davacıların kötüniyetli olduğunu ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; "Dava konusu 39 parsel içerisinde bulunan briket duvarın 1990'lı yıllarda ...tarafından yapıldığı, üzüm asmalarının 1990'lı yıllarda ...tarafından dikildiği, yola bakan sınırında bulunan demir sacdan yapılan çitin ...ve çocukları tarafından 2023 yılından 3-5 sene önce yapıldığı, kapalı alan ve demir kilitli kapıların 2000'li yıllarda yapıldığı, 39 parseli 2000li yıllardan sonra ... ...'in malzeme koymak için kullandığı, bu yıllarda depo da bulunduğu, 39 parselde ... ve ailesinden başka birinin kullanımının olmadığı, keşif esnasında da kilitli kapıların davalılar tarafından anahtarları ile açıldığı, mahalli bilirkişilerin 39 parselin fiili durumuna ilişkin beyanlarının bilirkişisi raporları ile de doğrulandığı, her ne kadar davacıların sunduğu belgeler 39 parsele de uysa, dosyada mevcut 06.11.2013 tarihli özel satış sözleşmesi başlıklı belgenin altındaki imzaların davacılara ait olduğunun yargılama aşamasında davacılar tarafından beyan edildiği, belgede "daire dışında kalan arsa ve çatıda alıcıların hakkı yoktur" ibaresinin bulunduğu, her ne kadar davacılar sadece çatı için imza attıklarını beyan etseler de yazılı belgeyi ikrar ettikleri, davacıların tespit tarihinde ve öncesinde 39 parselde fiili zilyetlik ve kullanımının bulunmadığı, dava kullanım kadastrosuna itiraza ilişkin olduğundan satış senedine ve emlak belgelerine değer verilebilmesi için fiili kullanımla desteklenmesi gerektiği, dava konusu 39 parselde tespit tarihinde ve öncesinde ... ve ailesinin kullanımlarının olduğu, dava konusu 27 parsel sayılı taşınmazın da kadastro tespiti sırasında davacılar da dahil 5 katlı binada bulunan daire kullanıcıları adına ayrı ayrı kullanım şerhi verildiği" gerekçesiyle davanın reddine, dava konusu taşınmazın tespit gibi 7143 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesi gereğince... adına tapuya tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı ... ve dahili davalılar ..., ... vekili ve davacılar ... ve ... ...vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; "Davacılar vekilinin istinaf dilekçesinde muhtarlık tarafından isimleri bildirilmeyen ... ve ... 'ın dinlendiği, üçüncü bir mahalli bilirkişisinin ise dinlenmediği yönünde itirazda bulunduğu, istinaf talebinde bulunan davacılar ... ve ... ...un bizzat keşfe katıldığı, dinlenen mahalli bilirkişilere açıkça itiraz etmediği, yapılan keşfe bir itirazları olmadığını beyan ettiği, ayrıca dinlenen iki mahalli bilirkişisi beyanı davanın aydınlatılması için yeterli olduğu, üçüncü mahalli bilirkişi dinlenmemesinin davanın seyrini değiştirmeyeceği, davalıların istinaf talebi bakımından yapılan incelemede ise, Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazların tespit gibi, 7143 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesi gereğince... adına tapuya tesciline karar verilmiş olduğu, hükümde yer alan tespit gibi kelimesi, kadastro tespitinde tutanakta yer alan ada, parsel numarası, taşınmazın miktarı, niteliği ve beyanlar hanesinde yer alan şerhlerin tamamını kapsadığı, taşınmazın kullanıcılarının açıkça yazılmasına gerek olmadı" gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar ... ve ... ...vekili temyiz dilekçesinde; kaldırma kararındaki eksikler giderilmeden karar verildiğini, keşifte 3 mahalli bilirkişisi dinlenmediğini, bildirilen mahalli bilirkişilerin de dinlenmediğini, sadece bir tespit bilirkişisi katılarak keşif yapıldığını, esas hakkında yapılan değerlendirmenin hatalı olduğunu, dosyada mevcut emlak beyannameleri, arsa tespit ve bina tespit formları bir bütün olarak değerlendirildiğinde davaya konu taşınmazlara aslında bir bütün olarak davacı müvekkillerinin belirli paylarla sahip olduğunu ve taşınmazı kullandıklarının açık ve net olarak anlaşıldığını, mahalli bilirkişilerin soyut nitelikteki beyanlarına karşılık olarak taşınmazda bir bütün halinde evvelden beri davacı müvekkillerinin hissesinin olduğunun dosyadaki somut evraklar ile sabit olduğunu, 39 parsel üzerinde ayrı bir fiili kullanımın bulunmadığı yine somut belge olan hava ve uydu fotoğrafları ile sabit olduğunu, özel satış sözleşmesine dayanılarak davacıların yazılı belgeyi ikrar ettiğinin ifade edildiğini ancak, yazılı belgenin tanık olmaksızın imza altına alındığı ve geçersiz olduğu hususunda kuşku bulunmadığını, 39 parselin kapısının kilitli olmasının ve davalıda bulunan anahtarla girilmesinin işbu alanın davalının kullanımında olduğunu göstermediğini, işbu hususun davacı müvekkillerinin kullanımına engel olduğunu ve bu durumun müvekkillerinin mağduriyetlerine yol açtığını ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava konusu taşınmaz üzerinde davacıların kullanım haklarının bulunup bulunmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar ... ve ... ...vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz eden davacılardan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/4095, K. 2026/2290, T. 06.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-4095-e-2026-2290-k-7defb67f2cb8