Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2026/540 E. 2026/661 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/540
- Karar No
- 2026/661
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1086 E., 2025/1518 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2024/773 E., 2025/327 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyize konu edilen kararın niteliğinin duruşma istenebilecek davalardan olmadığı anlaşılmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca duruşma isteğinin reddine, temyiz dilekçesinin kabulü ile incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının, müflis ... Şirketi'nin yönetim kurulu üyesi ve genel müdürü olduğunu, kanuna aykırı eylem ve işlemleri ile adı geçen şirketi zarara uğratması nedeniyle bu zararın tazmini amacıyla ... Alacakları İcra Dairesi'nin 2024/183529 Esas sayılı dosyası ile aleyhine adi iflas yoluyla icra takibi başlatıldığını, davalının yönetim kurulu üyesi olarak müvekkili bankanın dolaylı, müflis şirketin ise doğrudan uğradığı zararlardan sorumlu olduğunu ileri sürerek, davalının iflas takibine yönelik itirazının kaldırılmasına, davalıya depo kararı çıkarılmasına, ödeme yapılmaması halinde ise davalının iflasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin iflasa tabi şahıslardan olmadığını, şirketin iflas etmesi halinde dava açma hakkının şirket adına iflas idaresine ait olduğunu, müvekkilinin kredi sözleşmelerinde kefil ve/veya garantör sıfatının dahi bulunmadığını, davacının talebinin zamanaşımına uğradığını, davacının talebini haklı gösterecek somut bir delil sunamadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davalının tacir sayılan veya sayılması gereken kişilerden olduğunu ortaya koyan bir delilin dosyaya kazandırılamadığı, davalının pasif husumetinin bulunmadığı, iflasa tabi olmayan kişi hakkında iflas yoluyla yapılan takibin de usulüne uygun olmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın niteliği gereği davacı alacaklının, takip talebinde iflas istediğini açıkça bildirmesi gerektiği, takip talebinde "haciz yolu ile" takip istendiği yazılı olup haciz yolu ile girişilen takipte borçluya iflas yolu ile adi takipte ödeme emri tebliğ edildiği, ortada genel iflas yolu ile yapılan usulüne uygun bir takip bulunmadığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararın kaldırılmasına, davanın özel dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; icra takibinin en baştan itibaren iflas yolu seçilerek başlatıldığını, sistem tarafından otomatik oluşturulan takip talebi çıktısında takip yolunun haciz olarak göründüğünü, taraflar arasında takip yoluna ilişkin herhangi bir belirsizlik bulunmadığını, icra müdürlüğü tarafından borçluya örnek 11 ödeme emri gönderilmiş olmasının memurun takdirinden kaynaklı bir işlem olmayıp alacaklının uyapta yaptığı iflas yolu seçiminin otomatik sonucu olduğunu, davalının gerçek kişi tacir olduğu yolundaki istinaf itirazlarının incelemediğini, davalının hakim teşebbüs/tacir sıfatının bulunduğu, SGK, banka kayıtları, ilgili şirket defter ve kayıtları, kurum kayıtları gibi somut delillerin celbedilmediğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iflas yoluyla takibe itirazın kaldırılması ve iflas istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.02.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.