Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2026/8639 E. 2026/5987 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/8639
- Karar No
- 2026/5987
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2026/542 E., 2026/397 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Isparta 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2025/148 E., 2025/294 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özet olarak; müvekkilinin, 1991 yılından bu yana yurt dışında (..) ikamet eden ve çalıştığını, davalı Kuruma 3201 sayılı yasa kapsamında 25.07.2019 tarihinde yurt dışı borçlanma talebinde bulunduğunu, yurt dışı borçlanma talebine uzun süre cevap alamayınca davalı Kuruma bizzat yapılan müracaat üzerine, kurumdan fotokopi sureti alınan ve müvekkilin kuruma yaptığı talebine cevap mahiyetinde yazılan ve kendisine hiçbir şekilde tebliğ edilmediğini, Kurum cevabi yazısında adresinin; “.. Mah. .. Cad. .. Apt. No:../.. ../..” Halbuki müvekkilin kuruma bildirdiği yazışma adresinin; “.. Mah. .. Cad. .. Apt. No:../.. ../..” olduğunu, yani Kurumun müvekkiline yazıyı hiç göndermediğini, Bizzat Kuruma gidilip evrakın akibetinin sorulması üzerine Kurum, 08.04.2022 tarihli yazılarıyla...bir takım belgelerin eksik olduğunun tespit edildiği gerekçesi ile borçlanma talebinin red edildiğini, müvekkilinin 25.07.2019 tarihli borçlanma talebine istinaden kurumun eksik evrak yazısının sehven başkaca bir adrese gönderilmiş olduğunu, dosyasının tekrar incelenerek 25.07.2019 tarihli borçlanma dilekçesi dikkate alınarak tarafıma tahakkuk verilmesi ve mağduriyetimin giderilmesini talep ettiğini, davalı Kurum cevaben 02.06.2022 tarih ve .. sayılı yazısı ile aynı içerikte...birtakım belgelerin eksik olduğunun tespit edildiği gerekçesi ile borçlanma talebiniz red edilmiştir. ” şeklinde cevap verildiğini, müvekkilinin, 3201 sayılı yasa kapsamında davalı Kurum’a yaptığı yurtdışı borçlanma talep tarihinin 25.07.2019 tarihi olarak kabulüne ve borçlanma işlemlerinin, 25.07.2019 tarihli talebe göre ve bu tarihte cari olan usul ve esaslara göre yapılması gerektiğine, müvekkilin, davalı Kuruma müracaat tarihinde yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre borçlanma tahakkukunun yapılması gerektiğine ve neticede aylık tahsisi ve aylığın başlama tarihinin, 25.07.2019 başvuru tarihine ve bu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre yaşlılık aylığına hak kazanması gerektiğine karar verilmesini arz ve talep etmiştir. Davacı vekili 09.10.2024 tarihli dilekçesi ile dava tarihi olan 09.11.2022 tarihinin müvekkilinin ..'da geçen süreleri bakımından 3201 sayılı Kanun kapsamında geçerli hizmet borçlanma başvurusu olarak kabulüne, 3201 sayılı Kanun kapsamında borçlanma talep tarihinin 09.11.2022 tarihi olarak kabulüne, borçlanma işlemi ve borçlanma tahakkukunun 09.11.2022 tarihindeki cari usul ve esaslara göre yapılması gerektiğini ve yaşlılık aylığının 09.11.2022 tarihinde geçerli olmak üzere bağlanmasının gerektiğinin tespitini istemiş olup sonradan verdiği 29.01.2025 tarihli dilekçe ile yaşlılık aylığı talebini atiye bıraktığını belirtmiş, davalı Kurum da bu talebe muvafakat etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özet olarak; Davacı ...’ın tarafından 25.07.2019 tarihinde çalışma ve işsizlik süreleri için yurtdışı borçlanma talebinde bulunduğunu, Kurumca sigortalıya dilekçe ekinde olmayan eksik evraklarını 3 ay içerisinde göndermesi için 23.09.2019 tarih ve .. sayılı yazı ile adresine bildirim yapıldığını, Ancak 3 ay içerisinde davacıya gönderilen evraka dönüş yapılmadığını, Sonrasında davacı ile yapılan şifahi görüşmelerde eksik evrak bildiriminin sehven başka bir adrese gönderildiğinin anlaşıldığını, Akabinde davacıya 08.04.2022 tarihinde tekrar eksik evraklar bildirilmiş ve tamamlaması halinde isteminin değerlendirileceğinin bildirildiğini, davacı Kuruma tekrar gönderdiği tahsis dilekçesi ekinde ...'ya ait hizmet cetvelini eklemediğinden başvurusu reddedildiğini, kurumca yapılan işlemde hukuka aykırılık bulunmadığını, usul itirazlarının kabulü ile; davanın usulüne uygun başvuru yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesini arz ve talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Davanın Kısmen kabulü ile 1-Dava dilekçesinin geçerli bir borçlanma başvurusu olduğunun kabulü ile dava tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat kapsamında, davacının 4/1-b sigortalılık ve 09.11.2022 tarihinde geçerli ve yine davacı tarafından seçilecek asgari ya da azami prime esas günlük kazanç miktarı üzerinden borçlanabileceğinin tespitine 2-Yaşlılık aylığının bağlanması talebinin davacı tarafça geri alınması nedeniyle bu yöndeki davanın açılmamış sayılmasına" karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili, davanın kabulü ile kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davalı Kurum vekili, davanın reddi ile kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının 3201 sayılı Kanun kapsamındaki borçlanma talep tarihi 25.07.2019 olarak kabulü ile yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti istemine ilişkindir. Kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir (HMK m. 326/I). Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır (HMK m. 326/2). Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 326. maddesinde davada haklı çıkma oranları göz önünde tutulmuştur.
Eldeki davada, davacı tarafından verilen dava dilekçesi ile 3201 sayılı Kanun kapsamındaki borçlanma talebinin 25.07.2019 tarihli talebe göre değerlendirilmesi talep edilmiş iken sonraki dilekçe ile 3201 sayılı Kanun kapsamında borçlanma talep tarihinin dava tarihi olan 09.11.2022 tarihi olarak kabulünü, borçlanma işlemi ve borçlanma tahakkukunun 09.11.2022 tarihindeki cari usul ve esaslara göre yapılmasını talep etmiş olup davacının, davalı Kuruma 25.07.2019 tarihinde borçlanma talebinde bulunduğu, süreli olan bu borçlanma işlemini başlattığı halde makul süre içinde talebin neticesini takip etmeyip eldeki davayı 6 aylık makul süreyi geçirdikten çok sonra 09.11.2022 tarihinde açmış olup makul süre geçtiğine göre, davacı sigortalının 25.07.2019 tarihindeki borçlanma başvurusu geçersiz hale gelmiş olup sonradan verdiği dilekçe ile dava tarihi esas alınarak borçlanma yaptığının tespitini istemesi karşısında dava açtığı tarihteki talebinde haklı olmaması karşısında davacı lehine ve davalı Kurum aleyhine yargılama giderleri hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Ne var ki bu konuların düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; -Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi ile -Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, -İlk Derece Mahkemesi kararının 4. bendinin tamamen silinerek yerine "4-Davacı tarafından yapılan 1.306,65 TL tebligat-müzekkere masrafı, 5.500 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 6.806,65 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına" ibarelerinin, - 5. bendinin silinerek yerine; "5-Davalı tarafından yapılan 195,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine" ibarelerinin yazılmasına, - 6. Bentte yer alan "Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine" ibarelerinin hüküm fıkrasından çıkartılmasına ve hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.