Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1181 E. 2026/1463 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1181
- Karar No
- 2026/1463
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2026/1181
KARAR NO:2026/1463
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:08/04/2026
NUMARASI:2025/454 Esas - 2026/282 Karar
DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:06/01/2023
İSTİNAF KARAR TARİHİ:14/09/2026
Davanın kısmen kabulü-reddine ilişkin kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA:Davacı vekili; taraflar arasında ki ticari ilişki nedeniyle, takip tarihi itibariyle davacı şirketin davalıdan 276.627,76-TL cari hesap alacağı bulunduğunu, davalı aleyhine 01.11.2022 tarihinde Gaziosmanpaşa İcra Dairesi'nin... sayılı dosyasından 276.627,76-TL asıl alacak ve 18.859,95-TL işlemiş faiz ile birlikte toplam 295.487,71-TL alacağın tahsili için ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı-borçlu şirket tarafından 02.11.2022 tarihinde borcun tamamına itiraz edildiğini, itirazdan sonra asıl alacak tutarı 276.627,76-TL'yi takip sonrasında davacı şirkete peyderpey ödediğini,davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ettiklerini, davacı şirketin alacağının 276.627,76-TL'sini tahsil etmiş ise de bakiye 60.000-TL alacağı bulunduğunu, davacı şirketin bakiye alacağının, icra takibi sebebi ile yapılan masrafların ve diğer fer'ilerin davalıdan tahsilini talep ettiklerini, bu nedenlerle borçlunun borca vaki itirazının iptali ile icra takibinin 60.000-TL bakiye alacak yönünden devamına, %20'den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili; yetkili mahkemelerin davalı şirketin yerleşim yeri mahkemeleri olan Gaziosmanpaşa Mahkemeleri olduğunu, davacı şirket tarafından düzenlenen faturaların tutarının önceden davalı şirkete bildirilmediğini, süreçte davacı şirketin, borcun kapatılacağı yönünde de bilgilendirildiğini ve tarafların ödeme konusunda mutabık kaldıklarını, ancak davacı şirketin buna rağmen davalı şirket aleyhine icra takibine geçtiğini, davalı şirketin zaten ödeyeceği bu tutar bakımından yok yere vekalet ücreti, harç ve faiz gibi yan kalemlerin doğmasına sebebiyet verdiğini,davacı şirketin davalı şirket ile anlaştığı şekilde borcunu ödediğinden davanın reddi gerektiğini,davanın öncelikle yetkisizlik sebebiyle usulden reddine, aksi halde, davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI:Mahkemece; kaldırma kararından sonra bilirkişiden alınan ek rapor uyarınca; davacının 06.01.2023 dava tarihi itibari ile davalı taraftan 42.198,73 TL. ana para ve 602,63- TL olmak üzere toplam 42.801,36- TL alacaklı olduğu," şeklinde görüş bildirildiği,denetime elverişli bulunan bilirkişi raporunda asıl alacak üzerinden yapılan hesaplama sonucuna göre bakiye kalan 42.198,73- TL ana para ve 602,63 TL faiz olmak üzere toplam 42.801,36 -TL üzerinden takibin devamının gerektiği anlaşılmakla davanın kısmen kabulü ile; davalı tarafından Gaziosmanpaşa İcra Dairesinin... sayılı icra takibine yapılan itirazın kısmen iptaline, takibin 42.198,73- TL asıl alacak, 602,63- TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 42.801,36 TL üzerinden aynen devamına, fazla istemin reddine,alacağın %20'si oranında hesaplanan 8.560,30 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili hükme esas alınan bilirkişi raporunda istinaf kaldırma ilamı doğrultusunda hesaplama yapılmışsa da söz konusu hesaplama, anılan içtihatlar ile benimsenen yerleşik görüşe ve dolayısıyla hukuka açıkça aykırı olduğunu, davacı anapara alacağının ödendiğini ve dava konusunun yalnızca alacağın ferilerine ilişkin olduğunu açıkça beyan etmesine rağmen ve bu durumda dava öncesinde yapılan ödemenin icra takibinin kendi yasal prosedürü içerisinde dikkate alınması gerekirken, bu ödemenin yürütülen yargılamada öncelikle alacağın ferilerinden mahsup edilmesi gerektiği varsayımıyla hazırlanan bilirkişi raporunun hükme esas alınmış olması nedeniyle kararın, hukuka aykırı olup, taleple bağlılık ilkesini de ihlal eder nitelikte olduğunu ,alınan bilirkişi raporunda benimsenen hesaplama yöntemi, takipten sonra ancak dava açılmadan önce yapılan ödemelerin icra takibinin kendi yasal prosedürü içerisinde değerlendirilmesi gerektiğine ilişkin yerleşik Yargıtay içtihatlarına açıkça aykırı olduğunu, müvekkil Şirket'in icra dosyasına itiraz etmesinin sebebi de borcun zaten davacı şirket'e ödenecek olması ve bu durumun davacı şirket'e önceden bildirilmiş olması olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili; İstanbul BAM 12. HD'nin E. 2024/1902, K. 2024/1832, T. 13.12.2024 tarihli ilamında her ne kadar dava değeri olarak tüm takip tutarı gösterilmiş ise de; davacının ödenen miktarlar bakımından itirazın iptali talebi bulunmadığı bu nedenle sadece takipte talep ettiği işlemiş faiz bakımından istemin reddine karar verilmek gerekirken; itirazın iptaline karar verilen kısım dışında kalan asıl alacak bakımından dava var imişçesine kalan tutarın tamamı bakımından davalı yararına vekalet ücreti takdir edilmesi doğru olmamıştır." denildiğini, müvekkilin dava açmakta tamamen haklı olduğu, davanın kısmen reddedilen 17.198,64-TL'lik kısmının davalının takipten sonra yaptığı ödemelerin TBK 100 maddesi uyarınca mahsubundan kaynaklanan teknik bir bakiye olduğu ve davanın açılmasına haksız itirazı ile davalının sebebiyet verdiği dikkate alındığında, davalı taraf lehine vekalet ücretine ilişkin kısmın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:Mahkemece ilk olarak; icra takip tarihinden sonra 06.01.2023 tarihli dava tarihinden önce dava konusu ana para 276.627,74-TL'nin ödendiği; talebin takipten önce işlemiş faizle takip masraflarına ilişkin olduğunu, takipten sonra davadan önce yapılan asıl alacak ödemesinin infaz aşamasında değerlendirilmesi gerektiğini, takip masraflarının hesabının takip hukukuna ilişkin olduğunu, takip masraflarının ayrı bir alacak kalemi olarak değerlendirilemeyeceğini,işlemiş faize ilişkin olarak ise, her bir fatura bakımından 120 gün sonundan takip tarihine kadar 4.687,30-TL hesaplandığından, takibe itirazın kısmen iptaline, takibin 4.687,30-TL işlemiş faiz yönünden devamına, fazla istemin reddine, takipten sonra ödenen 276.627,76-TL asıl alacak tutarının infazda dikkate alınmasına, davadan önce asıl alacağın ödenmesi sebebiyle işbu davada yalnızca takip masrafları ve işlemiş faize yapılan itirazın iptalinin talep edildiği ve takiple talep edilen işlemiş faiz miktarının da doğru hesaplanmadığı gözetildiğinde faiz alacağı da likit olmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.Yukarıda yazılan kararın istinafı üzerine Dairemizin 2025/826 esas, 2025/941 karar sayılı ilam ile "Dava cari(açık) hesap alacağının takipten evvel işlemiş faiziyle birlikte tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Alacaklı davacı tarafça 1.11.2022 tarihinde davalı aleyhine 276.627,74-TL asıl alacak ve 18.859,95-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 295.487,71-TL alacağın tahsili için icra takibi başlatıldığı, davalının 2.11.2022 tarihinde borcun tamamına itiraz ettiği; davalı borçlunun takibe itirazından sonra 09.11.2022 tarihinde 1.208,04-TL, 25.11.2022 tarihinde 150.000-TL, 02.12.2022 tarihinde 125.419,72-TL kısmi ödemeler yaptığı ihtilafsızdır.Dava dilekçesine bakıldığında; davacı vekilinin icra harç ve masraflarından işlemiş ve işleyecek faiz alacakları olduğu belirtilerek davalıdan halen 60.000-TL alacaklı olduğu ileri sürülerek itirazın bu miktar için iptali talep edilmiş olmakla; istinaf dilekçesi kapsamı da taleple bağlılık kuralı gözönünde bulundurularak incelenecektir.Davacı TBK 100 maddesine göre kalan 60.000-TL için itirazın iptali talep ettiğinden istinaf başvuru dilekçesinde ilk derece mahkemesinde ileri sürmediği değişen talepleri nazara alınmamıştır.Öncelikle belirtilmesi gerekir ki; alacağın muaccel olması ile temerrüt birbirinden farklı olgulardır. Somut olayda, açık hesap bakiyesi alacak yönünden takip öncesinde bir temerrüt ihtarı yapılmamıştır. Fatura üzerinde yazılı olan ödeme tarihleri temerrüt tarihi olarak kabul edilemez. VUK hükümlerince faturanın muhteviyatı belirlenmiş olup, fatura üzerinde yazılı bulunan vadenin alacağın muaccel olduğu tarihi göstermesi ve salt faturaya itiraz edilmemesi sebebiyle taraflarca kararlaştırılmış kesin vade olarak kabul edilemeyeceğinden, davacının işlemiş faiz isteminin reddi gerekirken faturaların vade sonlarından takip tarihine kadar hesaplama yapılarak işlemiş faize hükmedilmiş ve davalı tarafça istinaf edilmediğinden işlemiş faize ilişkin bu miktar davacı yararına kesinleşmiştir. Takip öncesi faize ilişkin olmak üzere kesinleşen bu miktarın nazara alınması gerekirse de işlemiş faizin kalan kısmı dikkate alınmayacaktır. Buna göre takip tarihi itibariyle davalının davacıya 276.627,74-TL asıl alacak + 4.687,30-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 281.315,04-TL alacağı bulunduğu hususu kesinleşmiş olup, istinaf başvuru dilekçesinde de davacı tarafça bu miktar üzerinden hesaplama yapılması talep edildiğinden takipte kesinleşen alacak miktarı 281.315,04-TLdir.Henüz alacaklı tarafından itirazın iptali davasının açılmadığı bir evrede borçlunun itiraza konu borcu kısmen veya tamamen ödemesi mümkündür. Borçlu, itirazın iptali davası açılmadan itiraza konu borcu tamamen öderse, alacaklının itirazın iptali davası açmasına gerek kalmayacak, dava açmakta hukuki yararı bulunmayacaktır. Zira itirazın iptali davası açılmasında amaç, itiraz nedeniyle duran takibin devamını sağlamaktır.Takibe konu borcun kısmen ödendiği durumlarda da ödenmeyen borç tutarına yönelik itirazın iptali davasında, itirazdan sonra ödenen miktar bakımından itirazın iptalinin istenilmesinde hukuki yarar yoktur. (Yargıtay HGK'nın 2017/11-80 Esas, 2017/889 Karar sayılı ve 03/05/2017 tarihli; 2011/19-532 Esas, 2011/640 Karar sayılı ve 19/10/2011 tarihli; 2011/13-29 Esas, 2011/56 Karar sayılı ve 09/02/2011 tarihli kararları) İcra takibine başlanılmasından sonra, itirazın iptali davasının açıldığı tarihten önce TBK'nın 100. maddesine göre, yapılan kısmi ödemelerin öncelikle takipten önce ki işlemiş faiz +takipten ödemeye kadar işleyecek faiz, icra vekalet ücreti, harç ve takip masraflarına mahsup edilmesi gerekir.İlk derece mahkemesince bilirkişi raporu alınmış ise de; bilirkişiden TBK'nın 100 madde uyarınca hesaplama yapılması istenilmemiştir. Bilirkişi tarafından ödendiği tespit edilen tutar zaten davalı tarafın kabulündedir. İcra takip talebinde alacaklı vekilinin TBK'nın 100 madde uyarınca kısmi ödemelerin öncelikle ferilerden mahsup edilmesi talebi vardır.Dava dilekçesinde kalan 60.000-TL alacak miktarı için itirazın iptaline, icra inkar tazminatına hükmedilmesi talep edilmiştir. Davacı vekilinin bu kez icra takip tarihine geri dönerek kısmi ödemelerin infazda nazara alınması talebi taleple bağlılık kuralına aykırıdır. Yukarıda belirtilen Yargıtay HGK kararında ilkeleri belirlendiği üzerine dava tarihi itibariyle kısmen ödenen alacak için de itirazın iptali davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığından kısmi ödemelerden sonra dava tarihi itibariyle kalan alacağın TBK'nın 100 maddesi uyarınca hesabı gerekir. Hesaplamanın icra takip tarihi itibariyle asıl alacak + takipten evvel işlemiş faiz (elde ki davada kesinleşen tutar) + icra vekalet ücreti + icra harç ve masrafları + ilk ödeme tarihine kadar takipten sonra işleyen faiz de ilave edilerek bulunacak miktardan kısmi ödeme tutarı mahsup edilerek, kalan asıl alacağa takip eden kısmi ödeme tarihine kadar işleyen faiz ilave edilerek, ayrıca sonuç itibariyle dava tarihinde kalan asıl alacak bakımından itirazın iptaline ve kalan asıl alacağa da son ödeme tarihinden itibaren faiz işletilerek takibin devamına karar verilmesi gerekirken takipte talep olunan icra vekalet ücreti ve icra masraflarının dikkate alınamayacağı gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru bulunmamıştır.Kabule göre de; yapılan kısmi ödemenin infazda nazara alınmasına karar verilerek icra takibi öncesi işlemiş faiz miktarı üzerinden itirazın kısmen iptaline karar verilerek asıl alacak hakkında itirazın iptaline karar verilmemesi bir başka çelişki teşkil etmiştir. Açıklanan nedenlerle; davalı borçlunun borcun tamamına itiraz ettiği halde, asıl alacak tutarı kadar miktarı takipten sonra dava tarihinden evvel kısmi ödemeler halinde davacıya ödediği ancak takip başlatılmakla davacının icra masrafları ile icra vekalet ücretine hak kazandığı, takip tarihinden sonra asıl alacak kadar ödeme ile icra takip dosyası borcunun ödenmiş olmadığı; davacı vekilinin istinaf dilekçesinde ki alacağın tamamı üzerinden hesaplama yapılmasına ilişkin taleplerinin taleple bağlılık kuralına aykırı olduğu, davanın TBK 100 maddesi uyarınca hesaplama yapılarak açıldığı; kısmi ödemenin öncelikle ferilerden mahsup edileceği dikkate alındığında; itirazın iptaline karar verilecek kısımın daima asıl alacak olacağı ve icra inkar tazminatı istemi bakımından likit sayılacağı dikkate alınarak, dava tarihi itibariyle ödenmeyen borç miktarı bulunarak sonucuna göre karar verilmesi gerekir. İcra masraflarının takip hukukuna ilişkin olduğu ve dikkate alınmayacağına ilişkin gerekçe doğru değildir..." denilerek davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.Kaldırma kararı üzerine mahkemece alınan ek bilirkişi raporunda TBK'nın 100 maddesi uyarınca hesaplama yaptırılarak kalan alacağın hesaplandığı, kararın kaldırılmasına ilişkin ilamda açıkça TBK'nın 100 maddesi uyarınca hesaplamanın hangi miktar için ve ne şekilde yapılacağının belirlendiği, davalı vekili kararın taleple bağlılık kuralını ihlal ettiğini ileri sürmekte ise de; itirazın iptali davaları icra takibine bağlı olup; ödeme emrinde alacaklı vekilinin kısmi ödemelerin öncelikle ferilerden mahsup edilmesi talebi bulunduğunun da kaldırma kararında yazılmış olduğu; bu nedenle alacaklının icra takip talebinde belirttiği talebine aykırılık bulunmadığı; dava dilekçesinde asıl alacak tutarı miktarın ödendiğinin belirtilmesinin alacaklının ödemeyi asıl alacaktan mahsup ettiği sonucuna da varılamayacağı,Bakiye alacağın ne olacağı bilinebilir ,hesaplanabilir nitelikte olduğundan gözetildiğinde davalı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Davacı vekilinin istinafı ise reddedilen kısım bakımından davalı yararına takdir edilen vekalet ücretidir. Davacı vekili tarafından Dairemizin atıf yapılan ilamı somut olayı tam karşılamamakta olup; davacı vekili bir bölümü kabul edilmeyen işlemiş faiz talebini de ilave ederek bakiye alacağını hesaplayarak açıkça itirazın iptalini talep ettiği miktarı dava dilekçesinde göstermiş olup; reddedilen kısım bakımından karşı yan tarafından vekalet ücretine hükmedilmesi HMK'nın 326 madde hükmü gereği olup, davacı vekilinin vekalet ücretine ilişkin istinaf nedeni yerinde bulunmamıştır.Açıklanan nedenlerle; tarafların istinaf sebebleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde istinaf nedenleri yerinde olmadığından istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Davacı tarafından yatırılan peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına,Alınması gereken 2.923,76-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 732-TL harcın mahsubu ile kalan 2.191,76-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı ve davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 14/09/2026