Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1061 E. 2026/1475 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1061
Karar No
2026/1475
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2026/1061

KARAR NO : 2026/1475

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

TARİHİ: 21/05/2026

NUMARASI : 2022/120 E. - 2026/113 K.

DAVANIN KONUSU: Marka Hakkına Tecavüzün Tespiti, Durdurulması,Kaldırılması, Maddi ve Manevi Tazminat

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 24/09/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA DİLEKÇESİ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket adına Türk Patent Kurumu nezdinde ... numarası ile hem isim hem de görsel olarak tescilli "..." markası ile ayırt edilemeyecek kadar aynı marka kullanan, davalıların haksız eylem teşkil eden ve işbu dava dilekçelerinde saymış oldukları tüm eylemlerinin tespitini, önlenmesini, durdurulmasını ve bu suretle tecavüzün giderilmesini, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile müvekkili şirketin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet nedeni ile uğradığı zararın karşılığı olarak şimdilik 100.000-TL maddi tazminata ve ayrıca 400.000-TL manevi tazminata dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte hükmedilerek, davalılardan tahsili ile müvekkili şirkete ödettirilmesini, davalılar aleyhine verilecek olan kararın, masrafları davalılarca karşılanmak üzere, Türkiye çapında yayın yapan tirajı yüksek bir gazetede ilanı yolu ile kamuoyuna duyurulmasınA karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP DİLEKÇESİ:

Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; ürünlerinin alıcı kitlesi, karşıladığı ihtiyaçlar tamamen farklı olduğu gibi, markalara ait işaretler de farklı olduğundan, iki marka içerisindeki bir kelimenin aynı olması (...), taraf markalarının karıştırılacağı anlamına gelmeyeceğinden, davacının markası "... ...'' şeklinde bir söz öbeği olduğunu, markanın harflere, hecelere, kelimelere veya şekillere bölünerek kapsadıkları emtialarda göz ardı edilerek; genel bir bütünlük içerisinde değerlendirilmemesi hatalı olduğundan, markaların esaslı unsuru, yazı puntoları ve görselleri tamamen farklı olduğundan, iki markanın faaliyet alanı ve hitap ettiği tüketici kitlesi birbirinden farklı olduğundan, gıda ve yiyecek sektörü çok farklı alanlarda hizmet verdiğinden ortada ne bir tecavüz ne de haksız rekabet olduğunu, kaldı ki huzurdaki dava bir tazminat davası olup, davacı zarara uğradığı iddiasında dahi bulunamadığından, tazminat davalarında zararın mutlak suretle ispat edilmesi gerektiğinden, bu sebeple; davanın ve ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:

İlk derece mahkemesi 2022/120 esas, 2026/113 karar sayılı, 21/05/2026 tarihli kararı ile; "Taraf vekillerinin davanın konusuz kaldığı ve bu yönde karar verilmesi yönündeki beyanları, taraflar arasında imzalanan Sulh ve Marka Devir Protokolü ile marka devrine ilişkin TPMK kayıtları dikkate alınarak davanın konusuz kaldığı anlaşılmakla esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar vermek gerekmiş, davacı şirket vekili tarafından her ne kadar sunulan protokolün son sayfasının imzalı olduğu, diğer sayfaları kabul etmedikleri, işbu dosya kapsamında yapılan yargılamada davacı lehine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesi gerektiği beyan edilmiş ise de; davacı tarafça söz konusu protokole yapılan kısmi itirazın kabul edilemeyeceği, anılan protokolde açıkça devreden tarafça mahkememiz işbu dosyası kapsamında yapılan yargılamada tüm talepleri yönünden davadan feragat beyanı içerdiğinden davalılar aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilemeyeceği kanaatine varılmakla,

1-Davanın konusuz kaldığı anlaşılmakla Esas Hakkında Karar Verilmesine Yer Olmadığına,

2-Harçlar Kanunu Gereğince alınması gereken 732,00 TL harcın peşin alınan 8.538,75.-TL harçtan mahsubu ile bakiye kalan 7.806,75 TL talep halinde davacıya iadesine,

3-Taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,

5-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına" karar vermiştir.

İSTİNAF:

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İstanbul 3. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi tarafından verilen 2026/113 karar sayılı kararın esas yönünden kabul edilmesine rağmen, yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden aleyhe hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemece dayanak alınan protokolün yalnızca son sayfasının imzalı olduğunu ve diğer sayfaların imzasız olması nedeniyle içeriğinin sonradan değiştirilme ihtimalinin bulunduğunu, bu hususun mahkemece araştırılmadan hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, HMK'nın 326. maddesi uyarınca yargılama giderlerinin haksız çıkan tarafa yükletilmesi gerektiğini, müvekkilin davada haklı çıkması sebebiyle HMK'nın 323. ve 330. maddeleri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri gereğince lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin zorunlu olduğunu, davanın açılmasına kusuruyla sebebiyet veren davalının yargılama giderlerinden muaf tutulmasının dürüstlük kuralına aykırı düştüğünü belirterek, istinaf başvurusunun kabulü ile yerel mahkeme kararının yargılama giderleri ve vekalet ücretine ilişkin kısımlarının kaldırılarak müvekkili lehine vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAFA CEVAP:

Davalılar vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında 15.05.2025 tarihinde Noter huzurunda Marka Devir Sözleşmesinin imzalandığını ve müvekkilleri tarafından davacı yana tam 1.250.000 TL devir bedelinin ödendiğini, eş zamanlı olarak imzalanan 9 maddelik "Sulh ve Marka Devir Protokolü" ile de davanın esası ve fer'ileri hakkında tam bir mutabakat sağlandığını belirterek, davacı yanın usul, yasa ve hukuki dayanaktan yoksun, kötü niyetli istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Dava; marka hakkına tecavüzün tespiti, durdurulması, kaldırılması, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

İlk derece mahkemesi tarafından taraf vekillerinin davanın konusuz kaldığı ve bu yönde karar verilmesi yönündeki beyanları, taraflar arasında imzalanan Sulh ve Marka Devir Protokolü ile marka devrine ilişkin TPMK kayıtları dikkate alınarak davanın konusuz kaldığı anlaşılmakla esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, sulh protokolü kapsamında davalılar aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilemeyeceğine karar verildiği, davacı vekili tarafından lehine yargılama giderlerine hükmedilmesi gerektiğinden bahisle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür.

Yargılama sırasında davacı ile davalılar arasında sulh gerçekleştiği, davacının dava konusu markalarını davalı tarafa devrettiği, bu doğrultuda taraflar arasında Üsküdar 49. Noterliğinin 15/05/2025 tarih ve ... yevmiye numaralı işlemi ile "Marka Devir Sözleşmesi" düzenlenip imza altına alındığı ve aynı tarihte tarafların birbirlerinden yargılama gideri dâhil herhangi bir hak ve alacak talebi olmadığına ilişkin hükümleri içerir sulh protokolünün imzalandığı hususları ihtilafsız olup tarafların sulh olması ve marka devrini gerçekleştirmesi nedeni ile davanın konusuz kaldığı sabittir. Davacı taraf istinaf sebebi olarak sulh sözleşmesinin yalnızca son sayfasının imzalanması nedeni ile lehine yargılama giderlerine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de sulhun etkisini düzenleyen HMK'nın 315. maddesi; ''(1) Sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Mahkeme, taraflar sulhe göre karar verilmesini isterlerse, sulh sözleşmesine göre; sulhe göre karar verilmesini istemezlerse, karar verilmesine yer olmadığına karar verir. (2) İrade bozukluğu ya da aşırı yararlanma hâllerinde sulhun iptali istenebilir.'' şeklinde düzenlenmiş olup 2. fıkrada yazılı hallere dayanılmadığı ve sulh protokolünün imzalı son sayfasında yer alan imzanın davacı tarafından inkar edilmediği görülmüştür. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre metin, içerik, anlam ve devam eden maddelerin bir bütünlük taşıması kaydıyla birden çok sayfadan oluşan sözleşme/ protokolün her sayfasının imzalanması zorunlu değildir. (Emsal ilam: Yargıtay 6. HD 2015/5279 esas, 2015/7681 karar) Nitekim yanlar arasındaki sulh sözleşmesinin bütünlük taşıdığı, imzalı son sayfada protokolün 9 maddeden ibaret olduğu ve taraflarca okunarak karşılıklı rıza ile imza altına alındığının açıkça belirtildiği, imzalı son sayfasında bulunan işbu ifadenin önceki sayfaların birbirine bağlı olduğunu gösterdiği, tarafların birbirlerinden yargılama masraflarını talep etmeyeceğine ilişkin 5. maddede düzenleme yapıldığı, önceki sayfaların davacının iradesine aykırı olarak değiştirildiğini gösteren herhangi bir delilin de dosya kapsamında bulunmadığı tespit edilmiştir. Dolayısıyla sulh protokolünün maddeleri ve içeriği itibari ile bütünlük oluşturduğu, işbu protokolün 5. maddesine göre yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakılmasının isabetli olduğu, aksi yöndeki istinaf sebeplerine itibar edilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmıştır. HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 21/05/2026 tarih ve 2022/120 E. 2026/113 K. sayılı kararına karşı, davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcı davacı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,

3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 24/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1061, K. 2026/1475, T. 24.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1061-e-2026-1475-k-a30a4f91673c