Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/997 E. 2026/1134 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/997
- Karar No
- 2026/1134
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/997
KARAR NO: 2026/1134
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 23. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 24/03/2026
NUMARASI: 2026/1874 Esas,
DAVANIN KONUSU: Alacak
KARAR TARİHİ : 17/09/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
Dava;terditli olarak; taraflar arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptal ve tescil, olmadığı takdirde bedelin tahsili talebine ilişkin olup; mahkemece davaların talep ettiği ihtiyati tedbir isteminin reddine dair verilen ara karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf talebinde bulunulmuştur.
Davacılar vekili; davacı firma ile davalı ... (yeni ünvanı ...A.Ş.) arasında 2006 yılı itibariyle başlayan ve davacının müteahhit sıfatıyla gerçekleştirdiği inşaat projelerinden davaya konu olan 6 adet proje ile ilgili olarak mimari, statik, mekanik ve elektrik proje hazırlama, hazırlık ve ön etüt çalışmaları, ön proje çalışmaları, uygulama proje çalışmaları, sistem ve montaj detayları, imalat detayları, ilgili idareler nezdinde imar izinleri ve tadilatlarına ilişkin işlemlerin yürütülmesi ile yapı ruhsatı alınması gibi mimari proje ve mesleki uygulama hizmetlerinin sağlanması ile bürokratik süreçlerin yürütülmesine dair anlaşma bulunduğunu, alınan hizmet nedeniyle yaptıkları ödemelere ek olarak davacılardan ...’nın davaya konu 2 adet taşınmazı davalı ...A.Ş.’ye tapuda satış şeklinde devrettiğini, bu işlem ile taşınmazların toplam ....044.000,00 TL değerinde kabul edildiğini, aynı tarihte yine davacı ... tarafından ... A.Ş.’ye bir temlikname düzenlenip satış sebebiyle olan ....044.000,00 TL alacağın ... A.Ş.’ye temlik edildiğini ileri sürerek, müvekkilleri tarafından davalı şirkete yapılan toplam ödemenin tespit edilmesini, davalının hak ettiği bedelin yapılan bu ödemelerden mahsubu ile müvekkilleri tarafından fazla ödenen tutarın hesaplanmasını, fazlaya ilişkin her türlü talep hakları saklı kalmak kaydıyla, öncelikle dava konusu 2 adet taşınmazın davalı şirket adına olan tapu kayıtlarının iptali ile davacı ... adına tescil edilmesini, bu talebin kabul edilmemesi halinde ise, davalıya yapılan fazla ödemelerin dava tarihinden işleyecek ticari avans faizi ile iade edilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili; davacı tarafça dava dilekçesi ile davaya konu edilen ve davacılardan ... tarafından davalıya satışı yapılan, davaya konu İstanbul ili ... ilçesi ... mahallesinde kain ... pafta ... ada ... parselde kayıtlı ... ve ... nolu bağımsız bölümlerin tapu kaydının iptali ve davacı adına tescilinin istendiğini, tapu iptali davasının bir eda davası olduğunu ve belirsiz alacak olarak açılamayacağından harcın tamamlatılması gerektiğini, davaya konu taşınmazları davalıya satanın davacı ... olduğunu, ... ile diğer davacı ... İnşaat arasındaki temlik ilişkisinin ise, her iki davacı arasında olan bir vakıa olduğunu, bu nedenle, davacı ... İnşaatın tapu iptal davası açmakta hukuki yararı bulunmadığını, davacı şirketin aktif husumet ehliyetinin de bulunmadığını,davalının tüm edimlerini eksiksiz olarak ifa ettiğini, belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Dahili davalı .... Geliştirme vekili .../10/2021 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu taşınmazları, daha önce, diğer davalı ...'a satan kişi, davacı ... olduğunu, ... ile diğer davacı ... İnşaat arasındaki temlik ilişkisi ise, davacılar arasında olan bir olay olduğunu, bu nedenle, davacı ... İnşaat’ın tapu iptal davası açmakta hukuki yararı bulunmadığı gibi, davacı ... İnşaat’ın tapu iptal davası açmak için aktif husumet ehliyetinin de olmadığını, dava konusu taşınmazları, daha önce, diğer davalı ...’a devreden, davacı ... olduğunu, davacılar, davacı ...’nın ...'a yaptığı önceki taşınmaz devrinin gerçek bir satış olmadığı yönündeki "taraf muvazaası" iddialarını, yazılı delille kanıtlayamadıklarından, ....A.Ş.’ye yönelttikleri bu yeni davayı açmalarında hukuki yararın olmadığını, tapu siciline güven ilkesi gereğince de... AŞ.nin iyi niyetli olduğunu, davacıların, bu satışın muvazaalı ve kötüniyetli olduğu yönündeki iddiaları doğru olmadığını, diğer davalı ...'ın, ... A.Ş.'ye yaptığı taşınmaz devrinin gerçek bir satış olduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece 2018/840 Esas, 2022/477 Karar, 25/05/2022 tarihli karar ile; Davacı ...’nın davalı... …AŞ’ye yönettiği tapu iptal tescil davasının, ispatlanamadığından REDDİNE; davacı ...AŞ nin davalı ...AŞ ye yönelttiği davanın REDDİNE; karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi sonucu Dairemizce davacılar vekilinin istinafının esastan reddine karar verilmiştir.
Dairemiz kararının temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 30.09.2025 tarihli ilamı ile; Uyuşmazlığın, eser sözleşmesine dayalı olarak fazladan yapılan ödemenin iadesi kapsamında öncelikle ifâ uğruna yapıldığı iddia edilen tapu devirlerinin iptali mümkün olmaz ise bedel tahsili istemine ilişkin olduğu, davacı ... İnş. ile davalı ... (...A.Ş.) arasındaki şifahi sözleşme kapsamı itibariyle eser ve vekalet sözleşmesi hükümlerini bir arada barındıran karma sözleşme niteliğinde olduğu, gerek eser sözleşmeleri gerekse de vekalet sözleşmelerinin TBK’nın 147. maddesi uyarınca 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi sözleşmeler oldukları, bu sürenin başlangıcının; eser sözleşmesinde eserin teslimi, vekalet sözleşmesinde ise işin tamamlanması olarak kabul edildiği, somut olayda mahkemece; bu hususta yeterli araştırma yapılmaksızın hüküm tesis edildiği, özellikle 25.01.2008 tarihli takas ve mahsup protokolünde, muaccel/müeccel alacaklardan bahsedildiği dikkate alınarak, TBK’nın 149. maddesi uyarınca, müeccel alacakların muacceliyet tarihleri de tespit edilerek zamanaşımı itirazlarının değerlendirilmesi gerektiği, eksik inceleme neticesinde yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı" şeklindeki gerekçe ile yerel mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Yargıtayın bozma ilamından sonra yargılamaya 2025/1117 E sayısı ile devam edilmiştir. Davacılar vekili tarafından ihtiyati tedbir talep edilmesi üzerine mahkemece 24.03.2026 tarihli ara karar ile;Davacı vekilinin davalının taşınmazlarında ihtiyati tedbir isteminde bulunduğu, Yargıtay ilamındaki bozmanın sadece; Davacı ... İnş. ile davalı ... (...A.Ş.) arasındaki sözleşme kapsamı itibariyle olduğu, davacıların terditli taleplerinden ilki hakkında bozma yapıldığı, davacıların diğer temyiz itirazlarının reddine karar verildiğinden mahkemece bozmaya uyulması halinde dahi davacının terditli taleplerinden fazla yapılan ödemelerin iadesine ilişkin olarak yargılamanın devam edeceği görüldüğünden; taşınmazlar uyuşmazlık konusu olmadığı, davanın konusunu malvarlığı değerlerinin oluşturmadığı, uyuşmazlık konusu olmayan şeyler üzerine ihtiyati tedbir konulmasının mümkün olmadığı, tedbir kararı verilmesi için yasal koşulların bulunmadığı, gerekçesi ile ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.
Davacılar vekili istinaf dilekçesi ile; Mahkemenin gerekçesinin dayanaktan yoksun olduğu, asli taleplerinin dava konusu 2 adet taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tescili olduğunu, tapu iptali ve tescili talebinin kabul edilmemesi halinde terditli talep olarak dava konusu projeler kapsamında, davacı şirketçe davalıya yapılan fazla ödemelerin dava tarihinden itibaren işleyecek olan ticari avans faizi ile birlikte davacılara iadesinin talep edildiğini, Yargıtay'ın bozma ilamı gerekçesinin Yerel Mahkemece hatalı yorumlandığını, davaya konu taşınmazların 25.01.2008 tarihli 25.01.2008 tarihli Takas Mahsup Protokolü kapsamında"ifa uğruna edim" olarak davalıya devredildiğini, yapılacak hesaplama neticesinde davalının aslında alacaklı olmadığı veya taşınmaz bedelinden daha az alacağı olduğu ortaya çıktığında, "ifa uğruna" verilen taşınmazların iadesi başka bir deyişle tapu iptal ve tescilin gündeme geleceğini, söz konusu projelerin tamamlanamadığını ve her bir projenin hangi aşamada kaldığının dosya kapsamında alınan 04.03.2021 tarihli bilirkişi heyeti raporu ile tespit edildiğini, belirterek; yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Uyuşmazlık; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır.
Davacı ... dava konusu tapu iptal ve tescil istenen 2 adet taşınmazı, davalı şirkete satan ve alacak olarak temlik eden kişi, Davacı ....A.Ş. iş sahibi, Davalı ...yüklenici, davalı... ...A.Ş. Dava konusu 2 adet taşınmazı dava devam ederken satın alan 3. kişidir.
Somut olayda; davanın yükleniciye yapılan fazla ödemenin iadesi kapsamında, ifa uğruna yapıldığı iddia olunan tapu devirlerinin iptali olmadığı takdirde bedel iadesine ilişkin olduğu, davanın 13.07.2018 tarihinden açıldığı, davalarca daha önce tedbir taleplerinin mahkemece reddedildiği, bu kararın davalılarca istinaf edilmediği, mahkemece 25/05/2022 tarihli karar ile; Davacı ...’nın davalı... …AŞ’ye yönettiği tapu iptal tescil davasının, ispatlanamadığından reddine; davacı ...AŞ nin davalı ...AŞ ye yönelttiği davanın reddine;
karar verilmiş,kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi sonucu; Dairemizce davacılar vekilinin istinafının davalılar arasındaki taşınmaz devrinde iddia olunan muvazaanın da ispatlanamadığı gerekçesi ile esastan reddine karar verilmiş, Dairemiz kararının temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 30.09.2025 tarihli ilamı ile; somut olayda mahkemece; yeterli araştırma yapılmaksızın hüküm tesis edildiği, özellikle 25.01.2008 tarihli takas ve mahsup protokolünde, muaccel/müeccel alacaklardan bahsedildiği dikkate alınarak, TBK’nın 149. maddesi uyarınca, müeccel alacakların muacceliyet tarihleri de tespit edilerek zamanaşımı itirazlarının değerlendirilmesi gerektiği, eksik inceleme neticesinde yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı" şeklindeki gerekçe ile yerel mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiş, Yargıtayın bozma ilamından sonra devam olunan yargılamada davacılar vekili tarafından ihtiyati tedbir talep edilmesi üzerine; mahkemece 24.03.2026 tarihli ara karar ile; Yargıtay ilamındaki bozmanın sadece; Davacı ... İnş. ile davalı ... (...A.Ş.) arasındaki sözleşme kapsamı itibariyle olduğu,, davacıların diğer temyiz itirazlarının reddine karar verildiğinden; mahkemece bozmaya uyulması halinde dahi davacının terditli taleplerinden fazla yapılan ödemelerin iadesine ilişkin olarak yargılamanın devam edeceği, taşınmazların uyuşmazlık konusu olmadığı, davanın konusunu malvarlığı değerlerinin oluşturmadığı, uyuşmazlık konusu olmayan şeyler üzerine ihtiyati tedbir konulmasının mümkün olmadığı, tedbir kararı verilmesi için yasal koşulların bulunmadığı, gerekçesi ile ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. Yargılamanın terditli taleplerden alacak talebine ilişkin devam ettiği anlaşıldığından; mahkemece yazılı gerekçe, artık dava konusu olmaktan çıkan ilk terditli talep olan tapu iptal ve tecil talebine ilişkin tedbir talebinin reddine karar verilmesi isabetli olmuştur.
Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/...-b-.... bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
...... .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 2026/... E sayılı dosyasında verilen .../03/2026 tarihli ara kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/...-b-... maddesi gereğince esastan REDDİNE,
2-İstinaf harçları peşin alındığından ayrıca harç alınmasına YER OLMADIĞINA,
3-Davacılarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/...-f maddesi gereğince KESİN olmak üzere 17/09/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.