Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/3924 E. 2026/1755 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3924
Karar No
2026/1755
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1417 E., 2025/1397 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Sulakyurt Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/45 E., 2025/9 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dilekçesinde; dava konusu 3121 parsel sayılı taşınmazın davalının tasarrufunda olduğunu, müvekkilinin taşınmazı kullanamadığını belirterek; taşınmazın ifrazına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında görülmekte olan ortaklığın giderilmesi davasında eldeki davayla aynı taleplerde bulunulduğu gerekçesiyle davanın derdestlik nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava dilekçesindeki beyanlarını tekrarlayarak, her iki davanın birbirinden farklı olduğunu, yanılgılı değerlendirmeyle karar verildiğini ifade ederek ve re'sen gözetilecek sebeplerle kararın bozulması isteğinde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 693. maddesine uyarınca paylı mülkiyete konu taşınmazdan yararlanma ve kullanma şeklinin belirlenmesine ilişkindir. Paydaşlar arasında çıkan uyuşmazlıklar çoğu kez paylı taşınmazdan yararlanma ve taşınmazı kullanma biçimine ilişkindir. Bu nedenle 4721 sayılı Kanun'un paylı mülkiyete ilişkin 6 88... . maddeleri arasında bu tür; mülkiyette yönetim, tasarruf, yararlanma, koruma, giderlere katılma ve bu konuda paydaşlarca verilen kararların etkisi düzenleme altına alınmış ve paydaşların mülkiyet haklarını bir çekişmeye meydan vermeden, uyum ve düzen içerisinde kullanmaları temin edilmek istenmiştir. 4721 sayılı Kanun'un “Yararlanma, kullanma ve koruma” başlıklı 693. maddesi; “Paydaşlardan her biri, diğerlerinin hakları ile bağdaştığı ölçüde paylı maldan yararlanabilir ve onu kullanabilir. Uyuşmazlık hâlinde yararlanma ve kullanma şeklini hakim belirler. Bu belirleme, paylı malın kullanılmasının zaman veya yer itibarıyla paydaşlar arasında bölünmesi biçiminde de olabilir. Paydaşlardan her biri, bölünemeyen ortak menfaatlerin korunmasını diğer paydaşları temsilen sağlayabilir” hükmünü taşımaktadır. Bu hüküm uyarınca, her paydaş diğerlerinin haklarına zarar vermemek kaydıyla taşınmazı kullanabilir. Paylı maldan yararlanma veya kullanma hakkı bütün malı kapsar. Ancak bu kullanma ve yararlanma yetkisi, diğer paydaşların hakları ile bağdaştığı ölçüde olanaklıdır. Bu nedenle paydaşlardan birinin, diğer paydaşın kullanma hakkını engellemesi ya da ihlâl etmesi durumunda paylı taşınmazdan yararlanamayan paydaşın giderim hakkı doğar. Engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına yönelik el atmanın önlenmesini isteyebilir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 33. maddesine göre Hâkim, Türk hukukunu res'en uygulamak zorundadır. Bir davada olayları belirtmek ve açıklamak taraflara, hukuki nitelendirme ise Hâkime aittir. Bu nedenle tarafların hukuki nitelendirmeyi doğru yapmak zorunluluğu yoktur. Başka bir ifade ile Hâkim, bildirilen hukuki sebeplerle bağlı olmayıp, hukuki sebebi kendiliğinden bulup uygulamakla yükümlüdür. Somut uyuşmazlıkta; dava dilekçesi ve dosya içeriğinden, davacı ve davalının dava konusu 3121 parsel sayılı taşınmazda paydaş oldukları; davacının, davalının dava konusu taşınmazı kullanmasına engel olduğunu ileri sürerek, taraflar arasındaki muarazanın taşınmazın taksim edilmesi suretiyle giderilmesini talep ettiği anlaşıldığından; taraflar arasındaki hukuki ihtilafın 4721 sayılı Kanunu’nun 693. maddesi hükümleri çerçevesinde giderilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle ve 6100 sayılı HMK'nın 33. madesine aykırı olarak ortaklığın giderilmesi davasının derdest olduğu ve davaya konu taksim talebinin ortaklığın giderilmesi davasında ileri sürüldüğü gerekçesiyle davanın derdestlik sebebiyle usulden reddine karar verilmesi isabetsizdir. İlk Derece Mahkemesince, değinilen hususlar göz ardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi ve Bölge Adliye Mahkemesince ise istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.04.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/3924, K. 2026/1755, T. 02.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2025-3924-e-2026-1755-k-6dfac5c7fb70