Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/340 E. 2026/995 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/340
- Karar No
- 2026/995
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/340
KARAR NO: 2026/995
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/2
KARAR NO: 2025/1246
KARAR TARİHİ: 24/12/2025
BİRLEŞEN DOSYA
MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2020/940
ASIL DAVA: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
BİRLEŞEN DAVA: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 08/07/2026
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
ASIL DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili firma ile davalı firma arasında 09/04/2017 tarihli İmar Yapı Ruhsatı Danışmanlığı Hizmet Sözleşmesi imzalandığını, işbu sözleşme gereğince müvekkili şirkete 6.000.000.00 TL ödeneceği konusunda anlaşıldığını, sözleşme gereği davalı yana İstanbul İli, ... İlçesi, ... Mah. .... Ada, .... Parsel’de kayıtlı taşınmaza ilişkin olarak ... Belediye Başkanlığı nezdinde yapılacak imar işlemleri ve inşaatın ruhsata bağlanması, gerek halinde emsal transfer işlemleri için arsa alımı ve diğer tüm işlemlere ilişkin olarak muhtelif işlerin yerine getirileceğinin taahhüt edildiğini, bu taahhüt karşılığında da davalı firmanın yetkilisi tarafından müvekkili şirket yetkilisine ve dava dışı kardeşine bir takım tapu devirleri, araç devri ve çek teslimleri gerçekleştirildiğini, müvekkilinin sözleşme edimlerini yerine getirdiğini, işin sonunda sözleşmeye konu yapı ruhsatının ilgili belediyeden çıkartıldığını, sözleşmede anlaşılan bedellerin davalı firma yetkilisi tarafından hukuki bir baskı aracına çevrilerek ve bezdirme politikası izlenerek, tüm sözleşme şartlarını ve edimlerini yerine getirmiş olan müvekkilinden hak ettiği ve davalı yanca verilen bir takım sözleşme bedellerinin (taşınır, taşınmaz, çek vs.) geri alındığını, davalı tarafça müvekkilinden aşırı ve haksız bir şekilde yararlanıldığını, müvekkiline karşı Büyükçekmece 5.Asliye Hukuk Mahkemesi'nde de tapu iptal ve tescili davası açıldığını mahkemece davanın reddine karar verildiğini, davalı firma yetkilisinin kötü niyetle, en zorlu aşamalar ve prosedürler atlatıldıktan sonra, yapı ruhsatının çıkmasına yakın bir zaman kala haksız davalar ve şikayetler ikame ederek müvekkilinin emeğinden haksız yarar sağladığını, davalı tarafça açılan davalar müvekkilinin haklı görüldüğünü, müvekkilinin üzerinden yasal baskılar kalkınca hakkı olan alacağının tahsilini için iş bu davayı ikame ettiğini, taraflar arasındaki ana sözleşme 09/004/2017 tarihli olup, bu sözleşme tarihinden çok sonra 09/11/2017 – 26/01/2018 – 24/04/2018 tarihlerinde ana sözleşmeye ek olarak yeni sözleşmeler imzalandığını, müvekkiline gayrimenkul ve araç devirleri gerçekleştirildiğini, bu durumun açıkça ana sözleşmenin üzerinden 1 sene geçmesinden itibaren bile aradaki danışmanlık sözleşmesinin devam ettiğinin kanıtı olduğunu, hizmetten memnun kalındığını gösterdiğini, taraflarına devredilen mal varlıklarının biri haricinde (İstanbul İli, ....... İlçesi, .... Mah. .... Ada, .... Parsel'de kayıtlı ..... Blok, .....Kat ... No'lu bağımsız bölüm) diğer mal varlıklarının tümünün davalı yana geri devredildiğini, iş karşılığında başkaca herhangi bir ücret alınmadığını, sözleşme alacağı olarak 5.000.000,00 TL civarı daha alacağı kaldığını ancak harçları karşılayacak maddi durumu olmadığından işbu davanın kısmi dava olarak ikame edildiğini, Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2015/868 esas sayılı dosyası celp edilip getirildiği taktirde de görüleceği üzere daha müvekkili ile anlaşma öncesi söz konusu parsele ilişkin bir takım hukuki sorunların mevcut olduğunu, bu sorunların giderilmesi ve mahkeme kararının çıkmasına kadar bir takım izinlerin alınmasının mümkün olamadığını, dava dilekçesinde belirtmiş olduğu belgelerin ve bu dosyanın celbi ile sözleşme konusu edimlerin yerine getirildiği yönündeki iddiaların ispatlanacağını, müvekkili firmaya sözleşme şartlarını yerine getirmediği, eksik iş yapıldığı vs. konularında bugüne kadar hiç bir ihtar çekilmediği gibi bugüne kadar söz konusu sözleşmenin feshedildiğine dair bir ihtar, bildirim vs. yapılmadığını, halihazırda iptal edilen bir sözleşme olmadığını, taraflar arasında imza altına alınan sözleşme hükümlerinde sözleşmenin "Süre Uzatımı, Mücbir Sebep, Gecikme Cezası" başlığı altında 8.maddesinde; "1- Tarafların kontrolü dışında gelişen ve tarafları bu sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmelerini engelleyici ve/veya geciktirici hallerin meydana çıkması mücbir sebep hali olarak değerlendirilecektir. 2-… resmi makamlarca yapılan kısıtlama veya fiiller, imtinalar veya müdahaleler mücbir sebeptir. 3- taraflar mücbir sebep nedeniyle yükümlülüklerini tam olarak ve zamanında yerine getirememekten dolayı sorumlu tutulmayacaktır. 4- …bu durumda taraflar işin tamamlanmamış kısmıyla ilgili herhangi bir hak ve/veya talepte bulunamazlar. 5- …Danışman dışında kaynaklanan sebeplerden dolayı süre uzatımlarından danışman sorumlu değildir…" "Sözleşmenin feshi" başlıklı 11.maddesinde; "2- …İşveren 15 gün öncesinden yazılı olarak Danışman’a bildirmek koşulu ile hiçbir şekilde haklı neden olmasına gerek olmaksızın sözleşmeyi her zaman feshedebilir." hükümleri olduğunu, yapılan işin niteliği gereği resmi kurumlardan pek çok sorun çıkma ihtimalinin mevcut olduğunun tüm tarafların imzaladığı sözleşmeye de derç edildiğini beyan ederek, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik taraflar arasında imza altına alınan 09/04/2017 tarihli "imar yapı ruhsatı danışmanlığı hizmet sözleşmesi" bedelinden müvekkilinin alacağı olan 6.000.000,00 TL'nin 110.000.00 TL'lik kısmı için arabuluculuk başvuru tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin yetkilisi ...’e ait .... Şti’nin arsa sahibi ve müteahhidi olduğu İstanbul İli, ... İlçesi, ... Mah, ..... Ada, .... Parsel’de kayıtlı gayrimenkule ilişkin olarak 09/04/2017 tarihli "İmar Yapı Ruhsatı Danışmanlığı Hizmet Sözleşmesi" imzalandığını, davacı şirket ve yetkilisi ...nin hiçbir edimini ifa etmediğini, davacı şirket ile müvekkili arasında 09/04/2017 tarihli ana sözleşmenin devamı niteliğinde 09/11/2017 tarihli ve 24/04/2018 tarihli iki adet inançlı temlik sözleşmesi yapıldığını, bu sözleşmeler kapsamında .... Şti’ne ait bir kısım gayrimenkullerin davacı şirket yetkilisi ...ye ve kardeşi ...'ye devir edildiğini, sözleşmeler gereğince işin yapılmaması halinde gayrimenkullerin derhal .... Şti’ne iade edileceği kararlaştırılmasına ve davacı şirketin sözleşmeye ilişkin olarak hiçbir edimini ifa etmemesine rağmen taşınmaza kötü niyetli olarak ipotek tesis ettirdiğini, dava dilekçesinde iddia edilen yapı ruhsatının ... Belediye Başkanlığı'nın ....../05/2018 tarihli .....no.lu ve ..../02/2019 tarihli ........ no.lu yapı ruhsatı olduğu belirtilmekte ise de söz konusu yapı ruhsatının incelenmesi halinde bunun hiçbir şekilde bir tadilat ruhsatı olmadığı, müvekkil şirkete ait ....../06/2015 tarih .....sayılı ruhsatın yenilenmesinden ibaret bir ruhsat olduğunun tespit edileceğini, müvekkili şirkete ait ..../06/2015 tarih .... sayılı Yapı Ruhsatının inşaatta fazla imalat olduğu gerekçesiyle tutulan ...../05/2015 tarih ..... numaralı Yapı Tatil Tutanağı nedeniyle verilen para cezası ve yıkım kararı çerçevesinde iptal edildiğini, yapı ruhsatının iptaline karar verildiğini, bu karara ilişkin olarak İstanbul .... İdare Mahkemesi’nin 2015/2022 Esas 2018/264 Karar sayılı ilamı ile dava açıldığını, 11/10/2017 tarihli karar ile ... Belediye Başkanlığı tarafından düzenlenmiş olan Yapı Tatil Tutanağı ile buna ilişkin yıkım kararı ve para cezasının iptaline karar verildiğini, akabinde ... Belediye Başkanlığı tarafından 07/03/2018 tarih 2018/252 Sayılı Encümen Kararı verildiğini, yapı hakkındaki yıkım kararının kaldırılmasına ilişkin yeni karar tesis edildiğini, bu karar sonrasında düzenlenmiş olan 08/05/2018 tarihli ve 2018/1079 no.lu ve 21/02/2019 tarihli ... no.lu ruhsatların verildiğini, bu ruhsatların düzenlenmesi iptal edilen idari işlem ve sonrasında verilen encümen kararı itibari ile yapılan mutat bir işlemin, alınan bu ruhsata ilişkin başvurunun da yine müvekkil şirket tarafından yapıldığını, Müvekkili şirketin buna ilişkin olarak ... Belediye Başkanlığı’na ...../01/2018 tarih ..... sayılı ve 10/12/2018 tarih ..... sayılı müracaatlarda bulunduğunu ve buna istinaden bu ruhsatların düzenlendiğini, 2015 yılında var olan ruhsatın aynısının yenilenmesi ile davacının sözleşme konusu edimi arasında tek bir bağ bulunmadığını, aynı ruhsatın yenilenmesinden ibaret bir işleme ilişkin olarak davacı yana 6.000.000 TL ödenmesi şeklinde bir durumun asla söz konusu olamayacağını, davacı yanın sözleşmedeki edimini ifa ettiğine dair tek bir kayıt dahi sunamayacağını, sözleşme gereğince davacı yanın yapıya ilişkin olarak yeni tadilat projeleri çizdirmiş olması, bu projelerin tamamına müvekkil şirketin onayını almış olması, bu projeleri ... Belediye Başkanlığı’na sunmak suretiyle Belediye onayını aldırmış olması ve Belediyece onaylanmış tadilat projelerine istinaden verilmiş bir tadilat ruhsatı alarak müvekkiline teslim etmiş olması gerektiğini, davacı tarafça henüz hazırlanmış ve müvekkili şirketin onayına sunulmuş bir proje dahi bulunmadığını, davacının yaptığını iddia ettiği işin sözleşme ile uzaktan yakından ilgisi olmayan ve davacı ile hiçbir ilgisi olmayan bir işlem olduğunu, müvekkili şirketin 2015 yılında almış olduğu 18/06/2015 tarih 2015/15275 sayılı Yapı Ruhsatının toplam inşaat m2’si 59.654 m2 olup, davacı şirketin tadilat projeleri ile onaylatmayı ve tadilat ruhsatı almayı vaat ettiği inşaat m2'sinin ise 73.662,37 m2 olduğunu, buna ilişkin olarak davacı taraf, müvekkil şirket tarafından hazırlanan taslak projeleri de imzalamak suretiyle ana sözleşmeye konu tadilat ruhsatını da bu taslak projelere uygun olarak alacağını ve bu tadilat ruhsatın taslak projelerde belirtilen 73.662,37 m2'den az olmayacağını taahhüt ettiğini, belirtilen bu yöndeki edimlerini eksiksiz olarak yerine getirmesi karşılığında kendisine sözleşmeye konu ödemenin yapılacağının belirlendiğini, bu kapsamda davacı şirket yetkilisi ve sahibi olan ...de hem ana sözleşmeye hem de müvekkili şirket tarafından hazırlanan taslak projelere imza atarak belirtilen hususu kabul ettiğini, müvekkili şirket tarafından her bir kata ilişkin olarak hazırlanmış taslak projelerde de yine davacı şirket yetkilisinin 06/04/2017 tarihinde imzasının alındığını, dilekçeleri ekinde sunulan katlara ilişkin taslak projeler itibariyle davacı şirket yetkilisi ...’nin imzası ile kat planlarının imzalanan taslaklara göre ruhsata bağlanacağını taahhüt edildiğini, kısacası davacı şirketin sözleşme ile yükümlendiği hususun müvekkili şirkete 73.662,37 m2 inşaat alanı tanıyan tadilat projesini onaylatmak ve buna ilişkin tadilat ruhsatı almak olduğunu, ortada henüz çizilmiş bir tadilat projesi dahi bulunmadığını, müvekkili şirketin 2015 yılında almış olduğu ruhsatın yenilenmesi ile eski ruhsattaki inşaat m2 sinin aynısının yeniden ruhsata bağlanması için davacı yana 6.000.000 TL gibi bir bedeli ödemesi için akli dengesini kaybetmiş olması gerektiğini, davacı yanın sözleşmedeki edimi açık olup, davacı şirkete yenileme ruhsatı alması şeklinde bir görev verilmediği gibi, buna ilişkin müvekkil şirketin yaptığı açık olan işlemden davacı yanın bir menfaat temin etmesinin de söz konusu olmayacağını, dava dilekçesinin 7.maddesinin 1.paragrafında davacı yan kendisine vekaletname verildiğini beyan etmekte ise de sözleşme tarihinden hemen sonra sözleşme konusu işlerin takibine yönelik vekalet verilmesi normal bir durum olup, vekaletname verilmesinin davacı şirketin sözleşmeye ilişkin işleri ifa ettiği anlamı taşımayacağını, ayrıca söz konusu vekaletnamenin ...... Noterliği’nin 02/10/2018 tarih ...... yevmiye numaralı azilnamesi ile iptal edildiğini ve vekaletten azil hususunun ..../10/2018 tarih ... sayılı yazı ile ... Belediye Başkanlığı’na bildirildiğini, davacı tarafça sadece işlem yapmış görünmek için bir uygunluk başvurusu yapıldığını, ortada sözleşme gereğince yapılmış tek bir somut işlemin söz konusu olmadığını, dava dilekçesinin 7.maddesinin 4 ve 5.paragrafında davacının aldığını iddia ettiği encümen kararının müvekkili tarafından ikame edilen ve idari işlemin iptali ile sonuçlanan İstanbul .... İdare Mahkemesi’nin 2015/... Esas, 2018/... Karar sayılı 11/10/2017 ilamı itibari ile verilmiş bir encümen kararı olduğunu, davacı şirket yetkilisinin imzasını havi belgeler itibariyle sabit olduğu üzere İmar Barışı Yasası’ndan yararlanılacağı ve durumun çözüleceği taahhüdü ile müvekkil şirketten toplamda 3.694.000 TL'lik 11 adet çek alan davacı şirket yetkilisinin hiçbir işlem yapmadığını ve söz konusu çekleri alarak müvekkili şirketi bir kez daha dolandırdığını, söz konusu yapıya ilişkin olarak İmar Barışı Yasasından yararlanılmadığı ve herhangi bir şekilde Yapı Kayıt Belgesi alınmadığını, Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2015/868 Esas sayılı dava dosyasının huzurdaki dava ile hiçbir ilgisi bulunmadığını, davacı şirket yetkilisi ...nin ... Polis Merkezi’nde vermiş olduğu 17/05/2019 tarihli ifadesinde sabit olduğu üzere sözleşmenin sona erdiğini, davacı şirket ve yetkilisi hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan suç duyurusunda bulunulmuş olması, tapu iptali ve tescil davası ikame edilmiş olması, vekaletnameden azledilmiş olması ve belirtilen tüm hususlar itibari ile devam eden bir sözleşmenin olduğunun iddia edilemeyeceğini, dava dilekçesinde bir adet bağımsız bölüm haricindeki tüm mal varlıklarının iade edildiği ve müvekkili şirketten herhangi bir ücret almadığı iddia edilmiş ise de davacı şirketin müvekkili şirket yetkilisi... adına kayıtlı ..... plakalı aracın sözleşmeler kapsamında 500.000 TL bedelle davacı yana verildiğini ve davacı şirket yetkilisinin iş bu aracı satarak parasını uhdesine geçirdiğini, müvekkili şirketin keşide ederek davacı yana teslim ettiği ve davacı yanın icra takibine konu ettiği 110.000,00 TL ve 144.000,00 TL bedelli iki çek haricindeki diğer tüm çeklerin davacı tarafça tahsil edildiğini beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
BİRLEŞEN DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında 09/04/2017 tarihli İmar Yapı Ruhsatı Danışmanlığı Hizmet Sözleşmesi bu sözleşmeye ek olarak 24/04/2018 tarihli İnançlı Temlik ve Teminat Sözleşmesi imzalandığını ve sözleşemer uyarınca davalı şirkete toplam bedeli 4.504.000,00 TL bedelli 14 adet çek verildiği, bu çeklerden 12 adet toplam 4.250.000,00 TL bedelli olan çeklerin davalı tarafça tahsil edildiği, diğer 2 adet çekin ise icra takibine konu edildiğini ve müvekkili tarafından menfi tespit davasına konu edildiğini, işbu davanın konusunu bedeli ödenen keşide tarihleri 15/06/2018 ila 30/12/2018 olan 12 adet çekin oluşturduğunu, davalı tarafça sözleşme konusu edimler yerine getirilmediği için bedelsiz kaldığını, davalı şirket yetkilisi ...nin tüm işlemlerden asli sorumlu olduğunu, yine davalılar ... ile ...'in ise 09/04/2017, 09/11/2027 ve 24/04/2018 tarihli sözleşmeler nedeniyle sorumlu olduğunu, davalı ...çeklerin banka kanalı ile ödenmesi halinde ayrıca KDV ve gelir vergisi miktarını da müvekkilinden talep edeceğini, ödenmemesi halinde sözleşme konusu hiçbir işlemi yapmayacağını söyleyerek müvekkilini tehdit etmesi sebebiyle çeklerin elden ödenerek iade alındığını beyan ederek, sözleşme kapsamında müvekkilinden alınan ve sözleşmeye ilişkin olarak hiçbir işlem yapılmaması itibariyle bedelsiz kalmış çeklere ilişkin olarak, haksız tahsil edilen tutarın tespiti ile şimdilik 50.000,00 TL tutarın davalılardan ödeme tarihindeki alım gücünün ortalama olarak hesaplanması sonucu ulaşılacak tutarın işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalılar ........ Şti., ...ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; kısmi olarak açılan davanın hukuki yarar yokluğundan reddi gerektiğini, dava konusu sözleşme davacı ve davalı şirketler arasında imzalanmış olup müvekkilleri ...ve ...'nin sözleşme nedeniyle sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, hakkında açılan davanın husumet nedeniyle reddi gerektiğini, sözleşmenin iki tüzel kişilik adına şirket yetkililerince imzalanmış olmakla beraber davaya konu çeklerin gerçek kişi olan ...ye verildiğini, üstelik bu çeklerin sözleşmeye istinaden verilmiş olduğuna dair herhangi bir protokol bulunmadığını, kambiyo senetlerinin ödeme aracı olup sebepten yoksun olması sebebiyle çeklerin sözleşmeye istinaden verildiğinin ispatlanması gerektiğini, müvekkilinin sözleşme edimlerini yerine getirdiğini, işin sonunda sözleşmeye konu yenileme ve sözleşme edimini de aşarak, karşı yanın lehine olacak şekilde yapı ruhsatının ilgili belediyeden çıkartıldığını,
Belediyeye yapılan başvurular, bunların neticesinde alınan kararlar ve yapı ruhsatları karşı yanında kabulünde olduğunu, ayrıca sözleşme konusu edimlerin yerine getirilmediğini iddia etmesine rağmen süreç içerisinde sözleşmenin feshedilmediği gibi müvekkiline ihtar da gönderilmediğini, Büyükçekmece 5. Asliye Hukuk 2018/434 Esas, 2020/54 Karar numaralı kararı ile müvekkillerin edimini yerine getirdiği, karşı yanın TTK fesih şekil şartlarına uymayarak edimleri yerine getirdiklerini kabul ettiği, sözleşme süresinin uzatılmasının, sözleşme devam ettiği sürece bir takım devirlerin müvekkillerine yapılmasının bu duruma karine teşkil ettiği, basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğünde olan davacının sözleşme süresi içerisinde her hangi bir "eksik iş" ihtarı çekmemesinin müvekkillerinin bir kusurunun olmadığını gösterdiği vs. gerekçelerle müvekkillerin haklılığının sabit hale geldiğini, müvekkili tarafından tüm edimler yerine getirilmesine rağmen davacı tarafça asılsız iddialarla müvekkilin ve dönemin...... Belediyesi ve ... Başkanı ..... birlikte ortak hareket edip kendilerini dolandırdığı iftiralarında bulunarak savcılığa müvekkilleri hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, seçimlere kısa bir süre kalması nedeniyle müvekkilinin karşı yanın tehditlerine boyun eğerek tüm devir aldığı mal varlıklarını geri iade etmek durumunda kaldığını, belediye seçimlerinin sonlanmasının ardından Büyükçekmece 5. Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açıldığını ve yukarıda yer verildiği üzere haklılıklarının ispatlandığını, davacını 4 milyon TL ödeme yaptığını iddia etmesine rağmen 2 sene boyunca neden herhangi bir ihtar çekmediği ve dava açmadığı hususunun izaha muhtaç olduğunu, denkleştirici adalet ilkesinin ancak sebepsiz zenginleşme halinde uygulanabileceğini, somut olayda müvekkillerinin herhangi bir haksız kazancı olmadığı gibi aksine alacaklı olduklarını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN VE DAİREMİZİN KARARLARI
1-Mahkemenin 06/04/2022 tarihli kararı ile; asıl dava yönünden taraflar arasında İstanbul İli ... İlçesi ... Mah. ... Ada .... nolu parsel arazinin imar kirliliğine neden olan ve projeye aykırı olarak yapılan yerlerin tadilat projesi çizilmesi sureti ile imara uygun hale getirilmesi (Bodrum kattaki fazlalıkları ile binanın içindeki ve çatı katındaki fazlalıklarının projelendirilmesi)” hizmeti verilmesi için 09.04.2017 Tarihli “İmar Yapı Ruhsat Danışmanlığı Sözleşmesi” akdedildiği, davacının sözleşmede kararlaştırılan edimini ifa edip etmediği dolayısıyla alacağa hak kazanıp kazanamadığının tespiti bakımından bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, raporda davacının üzerine düşen edimleri yerine getirmediğinin tespit edildiği, yemin delilinin hatırlaması üzerine yemin deliline dayanmayacağını beyan ettiğindan ispatlanamayan asıl davanın reddine,
Birleşen dava yönünden taraflar arasında imzalanan sözleşme kapsamında 12 adet 4.250.000,00 TL'lik çeklerin verildiği, davalıların sözleşme konusu edimleri yerine getirmediği halde çeklerin bedellerinin ödenerek iade alındığı, çeklerin ödeme tarihlerinden itibaren denkleştirici adale ilkesi ile kısmı dava açıldığı, çeklerin davacı elinde olmasının Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 03.11.2004 Tarih, 2004/4553 Esas, 2004/10886 Karar sayılı ilamında da bahsedildiği gibi çek bedellerini ödediğine karine teşkil ettiği, ödediği çek bedellerinin iadesini talep edebileceği, birleşen dava bakımından davacının davasını ispat ettiği gerekçesiyle taleple bağlı kalınarak ...ile .... Şti bakımından kabulü ile 50.000,00 TL'nin anılan davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine, davalılar ...ve ...'ye karşı açılan davanın ise husumet yokluğunden reddine karar verilmiştir.
2-Dairemizin 18/12/2024 tarihli kararı ile; asıl dava yönünden mahkemece ilgili Belediyeye müzekkere yazılıp dava konusu taşınmazın ruhsat dosyasının, davacı tarafça sözleşme konusu taşınmaza ilişkin yapılan tüm işlem evraklarının, yenileme dahil tüm ruhsatların, işlem talep dilekçelerinin eksiksiz olarak gönderilmesinin istenmesi, söz konusu eksiklik tamamlandıktan sonra davacı tarafça yapılan iş ve işlemler var ise bunların 09/04/2017 tarihli İmar Yapı Ruhsatı Danışmanlığı Hizmet Sözleşmesinde belirlenen yükümlülükler kapsamında olup olmadığı hususunda ve davacı itirazlarını karşılar şekilde bilirkişi heyetinden ek rapor alınması gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak karar verildiğinden davacı vekilinin asıl dava yönünden istinaf başvurusunun kabulüne,
Birleşen dava yönünden davalı ...nin beyanı ile dosya kapsamında yer alan 09/04/2017 tarihli İmar Yapı Ruhsatı Danışmanlığı Hizmet Sözleşmesi, 09/11/2017 tarihli İnançlı Temlik ve Teminat Sözleşmesi, 24/04/2018 tarihli İnançlı Temlik ve Teminat Sözleşmesi içeriği ve taraflar arasındaki ihtilafa ilişkin sair dosya içerikleri dikkate alındığında, ...nin Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2018/48467 Soruşturma sayılı dosyasında ... Polis Merkezinde müdafii eşliğinde 17/05/2019 tarihinde alınan ifadesi ikrar niteliğinde olup senetlerin sözleşme nedeniyle verildiği kanaatine ulaşıldığı, söz konusu çeklerin bedelsiz kaldığı ileri sürülmekle birlikte bu hususun asıl dava dosyasında yapılacak inceleme neticesinde, davacı karşı davalı tarafça edimlerin yerine getirilip getirilmediği hususunun tartışılarak değerlendirilmesi ve davalı karşı davacının çek bedellerine yönelik isteminin ise davacı karşı davalının bedelleri tahsil edilmeden çeklerin iade edildiği yönündeki beyanları ve delilleri çerçevesinde incelenerek değerlendirilmesi, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğinden birleşen dava yönünde de istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmiştir.
3-Mahkemenin 24/12/2025 tarihli kararı; asıl dava yönünden ... Belediye Başkanlığına müzekkere yazılıp evraklar istenilerek ek rapor alındığı ve ek raporda kaldırma öncesi kök ve ek raporlarda yer alan görüşlerinin aynen muhafaza edildiğinin belirtildiği, ek raporu doğrultusunda ... Belediye Başkanlığından gelen cevabi yazılar uyarınca davacının sözleşme konusu edinimlerini yerine getirmediği, sözleşmenin konusunu teşkil eden dava konusu yapıya ilişkin tadilat ruhsatının alınmadığı anlaşıldığından asıl davanın reddine,
Birleşen dava yönünden asıl dosya davacısı tarafından edimlerin yerine getirilmediği, taraflar arasındaki sözleşme kapsamında 12 adet 4.250.000,00TL'lik çeklerin verildiği, söz konusu çeklerin bedelsiz kaldığı, birleşen davada davalılar sözleşme konusu edimleri yerine getirmediği halde çeklerin bedellerinin ödendiği, çeklerin birleşen dava davacısının elinde olmasının çek bedellerini ödediğine karine teşkil ettiği, ödediği çek bedellerinin iadesini talep edebileceği gerekçesiyle taleple bağlı kalınarak 50.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesin" karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Asıl dosya davacısı birleşen dosya davalıları vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; kaldırma kararının ardından mahkemece delillerin eksiksiz olarak toplanmadığını, bilirkişi heyeti tarafından delillerin ve belediyeden gelen belgeler yeterince incelenip değerlendirilmeden eksik incelemeye dayalı rapor düzenlendiğini, müvekkili tarafından sözleşme konusu işlerin eksiksiz yerine getirildiğini, dilekçe içeriğinde açıklanan eksik evrakların belediyeden getirtilerek bilirkişi heyetinden rapor alınması gerektiğini, birleşen dava yönünden ise çeklerin iade edildiği hususunun ihtilaf konusu olmadığını ancak müvekkili ...nin sözleşmenin tarafı olmayıp çeklerin bizzat kendisine verilmesi ve sözleşme gereği verildiğine dair herhangi bir protokol ve sözleşmede yapılan bir atfın da bulunmaması karşısında, çeklerin teminat amacıyla mı verildiği yoksa sebepten yoksun mu olduğunun tespit edilmesi gerektiğini ve bu hususun ispat yükünün davalı karşı davacıda olup ispatın gerçekleştirilemediğini, "çeklerin iade edilmiş olması çek bedellerinin ödendiğine karine teşkil eder" karinesinin aksinin ispat edildiğini, açıkça bilirkişi raporuna da yansıdığı üzere kayıtsız, şartsız borç ikrarını içeren kambiyo senetlerinin (davaya konu 12 adet çekin) bedelleri ödenmeden, baskı altına alınıp fesata uğratılarak iade alındığı beyanla kararın kaldırılmasını, eksikliklerin ikmal edilmesini ve nihayetinde asıl davanın kabulüne karar verilmesini, karşı davanın ise reddini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Asıl dava; taraflar arasında imzalanan sözleşme uyarınca, edimlerin yerine getirildiği ancak davalı tarafça sözleşme bedelinin ödenmediği iddiasıyla, sözleşme bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Birleşen dava ise; davalı tarafça sözleşme konusu edimlerin yerine getirilmediği ve verilen çeklerin bedelsiz kaldığı iddiasıyla çek bedellerinin, sebepsiz zenginleşme hükümleri ve denkleştirici adalet ilkesi uyarınca tahsili istemine ilişkindir.
Taraflarca getirilme ilkesinin sonucu olarak davacı, iddiasının dayanağı olan bütün vakıaları dava dilekçesinde bildirmelidir. Bu hususa, HMK'nın 194 üncü maddesinde (vakıaları) somutlaştırma yükü denilmektedir. Bir davada ispat faaliyetinin tam olarak yürütülebilmesi, mahkemenin uyuşmazlığı doğru tespit ederek yargılama yapabilmesi, karşı tarafın ileri sürülen vakıalara karşı kendini savunabilmesi için iddia edilen vakıaların açık ve somut olarak ortaya konulması gerekir.
Bu şekilde somutlaştırma yükü yerine getirileceği gibi davalı da bu vakıalara göre savunmasını yapacaktır. Dayanılan bu vakıalara uygulanacak hukuki sebepler de HMK'nın 119/1-g bendinde dava dilekçesinde bulunması gereken unsurlar arasında sayılmıştır. Ancak hukuki sebepler dava dilekçesinin zorunlu olmayan unsurları arasındadır.
Çünkü, Türk hukukunu resen uygulamakla görevli olan hakim (HMK m. 33) için dava dilekçesinde gösterilen hukuki sebepler bağlayıcı değildir. Buna karşılık, hakim, davacının dava dilekçesinde bildirdiği vakıalarla bağlı olup, davacının bildirmediği vakıaları kendiliğinden inceleyemez ve onları hatırlatabilecek davranışlarda dahi bulunamaz (HMK m. 25). Davacının dava dilekçesinde bildirdiği vakıalar davanın temelidir. Bu vakıalar davanın sınırını çizmekte ve hakim ancak bu vakıalar hakkında inceleme yapabilmektedir. Davanın hukuki niteliği de bu vakıalara göre belirlenmektedir (Hukuk Genel Kurulunun 11/02/2021 tarihli ve 2017/1-1216 E. 2021/60 K. sayılı kararı).
İspat; dava konusu yapılan hakkın gerçekten var olup olmadığının anlaşılması, maddi hukukun o hakkın doğumunu veya sona ermesini kendisine bağladığı vakıaların doğru olup olmadığının tespit edilmesi sonucunda mümkün olur ve dava konusu hak ile buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların var olup olmadıkları yönünde mahkemeye kanaat verilmesi işlemidir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununda 187/1.maddesinde "İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir." şeklinde düzenlenmiştir. Vakıa (olgu) ise, kendisine hukuki sonuç bağlanmış olaylardır.
İspatı gereken olaylar, olumlu vakıalar olabileceği gibi olumsuz vakıalar da olabilir. Hakim, taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan vakıaların gerçekleşip gerçekleşmediğini, kural olarak kendiliğinden araştıramaz. Bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğini taraflar ispat etmelidir. Bir davada ispat yükünün hangi tarafa ait olacağı hususu ise HMK'nın "İspat Yükü" başlıklı 190. maddesinde yer almakta olup; "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir." şeklinde düzenlenmiştir.
Yani ispat yükü, hayatın olağan akışına aykırı iddia ve savunmada bulunana düşer. Kendisine ispat yükü düşen taraf için bu bir yükümlülük (mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür (külfettir).
Zira taraf kendisi tarafından ispatı gereken bir vakıayı ispat edemezse, karşı taraf (ve mahkeme) onu mutlaka ispat etmesini isteyemez (yükümlülük). Kendisine ispat yükü düşen taraf, o vakıayı ispat edememiş sayılır; mesela, kendisine ispat yükü düşen ve fakat bunu yerine getiremeyen taraf davacı ise, davasını ispat edememiş sayılır ve dava bu nedenle reddedilir (Kuru, B.: Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, 6. b., 2.c., s.1972).
Asıl davada, davacı taraflar arasında imzalanan 09/04/2017 tarihli İmar Yapı Ruhsatı Danışmanlığı Hizmet Sözleşmesi kapsamında edimlerini yerine getirdiğini ileri sürerek sözleşme bedelinin tahsilini talep etmektedir.Taraflar arasında İmar Yapı Ruhsatı Danışmanlığı Hizmet Sözleşmesi başlıklı sözleşme imzalanmıştır.
Sözleşmenin 1.maddesinde; Davacı şirket adına ...nin "Yüklenici", davalı şirket adına...'ün "İşveren" olduğu belirtilmiştir.
Sözleşmenin Konusu başlıklı 2.maddesinde; "1-İşbu sözleşmenin konusu İstanbul İli ... İlçesi ... Mah. ...... Ada ..... nolu parsel arazinin imar kirliliğine neden olan ve projeye aykırı olarak yapılan yerlerin tadilat projesi çizilmesi sureti ile imara uygun hale getirilmesidir. (Bodrum kattaki fazlalıkları ile binanın içindeki ve çatı katındaki fazlalıklarının projelendirilmesi) 2-İnşaata ilişkin fazla imalatın emsal transferi ile imara uygun hale getirilmesi durumunun meydana gelmesi halinde, emsal transferi için Belediye'ye hibe edilecek arsa yüklenici şirket tarafından bulunarak ve yine yüklenici şirket tarafından bedeli ödenerek işlemleri yapılacaktır. Arsa bedeline ilişkin olarak sözleşme bedeli dışında ayrıca bir bedel talep edilmeyecektir. 3-Sözleşme konusu proje işveren ve yüklenici şirketin mutabık kalıp imzalamış oldukları proje olacaktır. İşveren şirketin muvafakat etmediği veya imzasının bulunmadığı bir proje onayı hiçbir şekilde ifa kabul edilmeyecek ve ücret doğmayacaktır." şeklinde açıklanmıştır.
İşin süresi 3.maddede; 60 gün olarak belirlenmiştir.
İşin Kapsamı 4.maddede; İşbu sözleşme kapsamında yapılacak iş, "bahsi geçen arazinin daha önceden alınmış onaylı ruhsat ve projelerine uygun yapılmaması ve bu fazlalıkların projeye işlenerek, gerek halinde emsal transferi yapılmak suretiyle tadilat projesi ve tadilat ruhsatının alınmasıdır." şeklinde belirtilmiştir.
Sözleşmenin Mali Hükümler başlıklı 5.maddesinde; sözleşme bedeli toplam 6.000.000,00 TL olarak belirlenmiştir. Ödeme şekli ise; "Tadilat projesinin veya emsal artışının onaylanması ve buna ilişkin harçların kesilip ödeme makbuzlarının işveren tarafından ödenerek dosyasına girmesi halinde 3.000.000,00 TL değerinde gayrimenkul yüklenici tarafa devredilecektir.
Ruhsat imzalanıp işverene teslimi ile 2.000.000,00 TL eğerinde gayrimenkul, 1.000.000,00 TL nakit para yüklenici şirkete teslim edilecektir."Yüklenicinin Sorumlulukları başlıklı 6.maddede; "...3-Tüm projeler (statik proje, mimari proje, elektrik projesi, makine projesi) yüklenici tarafından hazırlanacak ve işverenin onayı sonrasında ilgili Belediye onayı ile birlikte ruhsatlandırılmış şekilde işveren şirkete teslim edilecektir."İşverenin Sorumlulukları başlıklı 7.maddede; "...2-İş bu sözleşme işveren şirket ile arsa sahibi arasında görülmekte olan Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/868 Esas sayılı dosyasından alınacak olan yetki veya kayyum tayini karar sonrasında geçerli olacaktır.
Mahkeme kararı sonrasında verilecek yetkinin türüne göre İşveren şirket yüklenici şirkete gerekli yetkilendirmeyi yapacaktır."
Sözleşmenin Feshi başlıklı 11.maddesinde; "1-İşbu sözleşme, aksi taraflarca yazılı olarak kararlaştınımadığı takdirde sözleşme konusu iş, yukarıdaki 3.madde uyarınca yüklenici tarafından tam ve eksiksiz olarak sözleşme hükümlerine uygun surette tamamlanarak işverene teslim edildikten sonra kendiliğinden sona erecektir. 2. İşveren, 15 gün öncesinden yazılı olarak danışmana bildirmek koşulu ile hiçbir şekilde haklı neden olmasına gerek olmaksızın sözleşmeyi her zaman feshedebilir. 3. Sözleşmenin İşveren tarafından feshi halinde yüklenici şirket sözleşmeye ilişkin ücret talep edemeyecektir." düzenlemelerine yer verilmiştir.
Kaldırma kararı öncesi alınan bilirkişi raporunda davacının sözleşme konusu edimlerini ifa etmediği hususunda tespite yer verilmiş, kaldırma kararının ardından mahkemece belediyeden kayıtlar getirtilerek bilirkişi heyetinden yeniden rapor alınmış olup bu raporda da taraflar arasında düzenlenen 09/04/2017 tarihli İmar Yapı Ruhsatı Danışmanlığı Hizmeti Sözleşmesinde, sözleşme konusu olarak belirtilen yine sözleşmede işin kapsamı olarak belirtilen “bahsi geçen arazinin daha önceden alınmış onaylı ruhsat ve projelerine uygun yapılmaması ve bu fazlalıkların projeye işlenerek, gerek halinde emsal transferi yapılmak sureti ile, tadilat projesi ve tadilat ruhsatının alınmasıdır.” olarak belirtilen edimlerin davacı tarafından yerine getirmemiş olduğu yönünde kanaat bildirilmiştir.
Sözleşmenin konu ve kapsamı; imar kirliliğine neden olan ve projeye aykırı olarak yapılan yerlerin tadilat projesi çizilmesi sureti ile imara uygun hale getirilmesi, bodrum kattaki fazlalıklar ile binanın içindeki ve çatı katındaki fazlalıklarının projelendirilmesi, inşaata ilişkin fazla imalatın emsal transferi ile imara uygun hale getirilmesi mümkün ise emsal transferi yapılacak taşınmazın bulunması, tadilat projesi ve tadilat ruhsatının alınmadır. Nitekim bu hususlar aynı zamanda yüklenici olan davacının da sözleşme konusu yükümlülükleridir. Mahkemece yapılan yargılama sırasında alınan tüm raporlarda, Belediyeden gelen cevabi yazılar uyarınca davacının sözleşme konusu edinimlerini yerine getirmediği tespit edildiğinden mahkemece asıl davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Birleşen dava ise; davalı tarafça sözleşme konusu edimlerin yerine getirilmediği ve davalı tarafa sözleşme gereği verilen çeklerin bedelsiz kaldığı ancak çek bedellerinin ödenmiş olması sebebiyle davalı tarafın sebepsiz zenginleştiği iddiasıyla açılmıştır.
Davacı birleşen davalı, çeklerin birleşen dosya davalısı ...ye verildiğini, ...nin sözleşmenin tarafı olmayıp sözleşme gereği verildiğine dair herhangi bir protokol ve sözleşmede yapılan bir atıf da bulunmadığı için çeklerin sözleşme gereği verildiği hususunda ispat yükünün birleşen davacı üzerinde olduğunu ileri sürmüştür.
Taraflar arasında imzalanan İmar Yapı Ruhsatı Danışmanlığı Hizmet Sözleşmesi'nin davacı birleşen davalı şirket adına birleşen dosya davalısı ...tarafından imzalandığı, 09/11/2017 tarihli İnançlı Temlik ve Teminat Sözleşmesinin 09/04/2017 tarihli sözleşmeye yapılan atıflarla ...ile dava dışı .... Şti. arasında imzalandığı, yine 24/04/2018 tarihli İnançlı Temlik ve Teminat Sözleşmesinde ...nin müşterek borçlu müteselsil kefil olarak yer aldığı, çeklerin keşide tarihlerinin bu sözleşme ve protokol tarihlerinden sonra 15/06/2018 ila 30/12/2018 tarihleri arasında olduğu, taraflar arasında başkaca bir ticari ilişki olduğu hususunun iddia ve ispat edilmediği gibi birleşen dosya davalısı ...nin Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2018/48467 Soruşturma sayılı dosyasında ... Polis Merkezinde müdafii eşliğinde 17/05/2019 tarihinde alınan ifadesinde "...Ruhsat harçları için toplamda 13 adet banka çeki aldım. Bu çeklerin toplam fiyatı 4.360.000,00 TL (dört milyon üçyüz atmış)dır. Biz şirket olarak ruhsatı çıkarttıktan sonra... bize istediğim ruhsatı çıkartmadınız, size verdiğim çekleri, tapuları ve aracımı geri verin dedi. Bende bunun üzerine bana verilen aracı, çekleri ve 3 adet tapuyu...'e verdim." şeklinde beyanı ile çeklerin taraflar arasındaki sözleşme gereği alındığını beyan etmiştir.
HMK'nın 188. maddesinde "(1) Tarafların veya vekillerinin mahkeme önünde ikrar ettikleri vakıalar, çekişmeli olmaktan çıkar ve ispatı gerekmez." hükmü düzenlenmiştir.
Öğretideki tanımlamalara göre ikrar (dar anlamda ikrar), görülmekte olan bir davada, taraflardan birinin, diğer tarafça ileri sürülen ve kendisi aleyhine hukuki sonuç doğurabilecek nitelik taşıyan maddi vakıanın doğruluğunu kabul etmesidir. Yargıtay uygulamasında da, ikrara bu anlam yüklenmektedir. İkrardan söz edilebilmesi için, bir tarafın bir vakıa ileri sürmüş olması, diğer tarafın da bu vakıanın doğru olduğunu bildirmesi gerekir. İkrarın konusu, ancak karşı tarafın ileri sürdüğü vakıalar olabilir. Bir tarafın, kendisinin ileri sürdüğü bir vakıanın doğruluğunu bildirmesi ikrar niteliği taşımayacağı gibi, karşı tarafın ileri sürdüğü hukuki sebepler de ikrara konu olamazlar.
Öğretide ve uygulamada ikrar, yapıldığı yere, kapsamına ve içeriğine göre türlere ayrılmaktadır. Yapıldığı yere göre mahkeme dışı veya mahkeme içi ikrardan söz edilir. Mahkeme dışı ikrar takdiri, mahkeme içi ikrar ise kesin delil niteliğindedir. Mahkeme dışı ikrarda davacı iddiasını tanık dahil her türlü delille ispatlayabilir. Kapsam yönünden, çekişmeli olan maddi vakıanın tamamını kapsıyor ise tam ikrar, belli bir kesimini kapsıyor ise kısmi ikrar söz konusudur. İçeriği itibariyle ikrar basit (adi), vasıflı (mevsuf) ya da bileşik (mürekkep) nitelikte olabilir.
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 07/02/2017 tarihli 2016/447 E. 2017/479 K. sayılı kararında; "...Davalı yüklenici şirket temsilcisi olduğu dosya kapsamından anlaşılan ...'ın adlî bir olay nedeniyle yürütülen soruşturma sırasında Orhanlı Polis Merkezi'nde verdiği 12.02.2014 tarihli ifadesinde “...2013 yılı Mayıs ayları sonuna doğru ...isimli şahsa yaptıkları inşaatın asansör işlerini verdik. Bu şahısla anlaşmamız daire karşılığı idi yani bedel olarak daire verilecektik. Asansör işinin tahmini %60’ını bitirdiler...” demiştir. Bu beyan ikrar niteliğinde midir? Değil midir? Bu konunun tartışılması gerekmektedir. Mahkemece bu beyan ikrar niteliğinde sayılmamış ve akdî ilişkinin kurulduğu ispat edilemediği kabul edilerek dava reddedilmiştir.
İkrar, taraflardan birisinin, kendi aleyhine olarak ileri sürülen bir olayın doğru olduğunu mahkemeye beyan etmesi olarak tanımlanmakta olup, ikrar yazılı olabileceği gibi sözlü dahi olabilmektedir. İkrar, mülga 1086 sayılı HMK'nın deliller bölümünde 236. maddede düzenlenmiş iken, 6100 sayılı HMK'nın “ispat ve deliller" bölümünde 188. maddesinde düzenlenmiştir. HMK'nın 188/1 maddesinde “tarafların veya vekillerinin mahkeme önünde ikrar ettikleri vakıalar, çekişmeli olmaktan çıkar ve ispatı gerekmez” hükmü bulunmakta olup, bu hükme göre bir beyan ikrar sayıldığı takdirde o konuda artık yeni veya başka bir delile ihtiyaç kalmadan o olay ispat edilmiş kabul edilmek zorundadır. Bir davada bir tarafın iddia ettiği husus, karşı tarafça ikrar edilirse artık o husus çekişmeli olmaktan çıkar ve bu konuda ispat aranmaz.
Bu halde artık delile veya ispata ihtiyaç kalmaz. İkrar mahkeme içinde olabileceği gibi mahkeme dışı ikrar da mümkündür. İkrarın mahkeme dışında olması halinde bu makamın resmi bir makam olması gerekli ve zorunludur.
Tüm bu anlatımlar ışığında somut olaya gelince; davalı şirket temsilcisinin resmî bir makam olan Polis Merkezindeki beyanı ikrar niteliğinde olup, artık akdî ilişki kurulup kurulmadığı hususu çekişmeli olmaktan çıkmıştır. Bir başka deyişle davalının ikrarı mahkeme dışı ikrar olup, akdî ilişkinin kurulduğu kabul edilip esasının incelenmesi gerekir.
Dairemizin yerleşmiş içtihatları da bu yöndedir (15.H.D.'nin 13.10.2014 tarih, 2014/3691 Esas, 2014/5677 Karar, 15.H.D.'nin 16.06.2014 tarih, 2013/6457 Esas, 2014/4120 Karar, 15.H.D.'nin 02.03.2010 tarih, 2009/3691 Esas, 2010/1159 Karar)."Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 08/03/2013 tarihli 2013/910 E. 2013/3453 K. sayılı kararı; "....Davalı ..... Cumhuriyet Savcılığında alınan 21.01.2009 tarihli ifadesinde " …O tarihe kadar yapmış olduğu ödemeleri hesapladım 19.000 YTL anapara oluyordu. Farkı ödemeye yanaşmadı. Ben yasal faizi ile birlikte anaparasını iade etmeyi teklif ettim Onu da kabul etmedi…" şeklinde beyanda bulunmuştur. Davalı .....’ın Cumhuriyet Savcılığında alınan bu ifadesi ikrar niteliğindedir.
Bilindiği gibi ikrar 6100 sayılı HMK’nın 188. maddesinde düzenlenmiş olup, bu madde hükmüne göre ikrarda bulunan taraf aleyhine delil teşkil edeceği, maddi hatadan olduğu anlaşılmadıkça ikrardan dönülemeyeceği ve kesin delil niteliğinde olduğu açıktır."
Somut olay yönünden de, davalı ...nin yukarıda yer verilen beyanı ile dosya kapsamında yer alan 09/04/2017 tarihli İmar Yapı Ruhsatı Danışmanlığı Hizmet Sözleşmesi, 09/11/2017 tarihli İnançlı Temlik ve Teminat Sözleşmesi, 24/04/2018 tarihli İnançlı Temlik ve Teminat Sözleşmesi içeriği ve taraflar arasındaki ihtilafa ilişkin sair dosya içerikleri dikkate alındığında, ...nin Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2018/48467 Soruşturma sayılı dosyasında ... Polis Merkezinde müdafii eşliğinde ..../05/2019 tarihinde alınan ifadesi ikrar niteliğinde olup çeklerin sözleşme nedeniyle verildiği kanaatine ulaşılmıştır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 02/03/2021 tarihli 2017/(19)11-926 E. 2021/177 K sayılı kararında açıklandığı gibi; "...Kural olarak, borç senedi borçluya geri verilmişse, borç sona ermiş sayılır. Çek bir ödeme aracı olup borçlusuna iade edilmesi ve onun elinde bulunması borcun ödendiğine karine teşkil eder. Karinenin aksinin ispatı, çeklerin bedelsiz, tahsil edilmeden borçluya iade edildiğini savunan davalı alacaklıdadır. HMK’nın 290. maddesi uyarınca ispatın yazılı delille yapılması gerekmektedir.... Çekin davacının elinde olması ise, çek bedelinin ödendiğine karine teşkil eder. Tedavül kabiliyetine haiz olan senette, yetkili hamil senedi şeklen elinde bulunduran kişidir..."Somut olayda, çeklerin davalıya (asıl dosya davacısı) sözleşmeye istinaden verildiği, davalının sözleşme konusu edimleri yerine getirmediği, davalıya verilen çeklerin davacı elinde bulunmasının ödemeye karine teşkil ettiği, aksinin davalı tarafça yazılı delille ispatlanması gerektiği, davalının bu yönde yazılı bir delil sunamadığı görülmekle mahkemece birleşen davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus bulunmadığından ayrıca kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı birleşen davalı vekilinin asıl ve birleşen dava yönünden istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince ayrı ayrı esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davacı birleşen davalılar vekilinin asıl ve birleşen dava yönünden istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı birleşen davalılar tarafından ayrı ayrı yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına,
3-Harçlar Kanunu gereğince asıl dava yönünden alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcının Hazineye gelir kaydına,
4-Harçlar Kanunu gereğince birleşen dava yönünden istinaf yoluna başvuran her bir davalı tarafından ayrı ayrı yatırılan 853,88 TL istinaf karar harcından, 732,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 121,88 TL'nin istinaf yoluna başvuran birleşen dosya davalılarına ayrı ayrı iadesine,
5-İstinaf yargılama giderlerinin davacı birleşen davalıların kendi üzerinde bırakılmasına,
6-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davacı- birleşen davalılara ilk derece mahkemesince iadesine,
7-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı HMK'nin 361/1. maddesi uyarınca, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.08/07/2026