Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/6084 E. 2026/1851 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/6084
- Karar No
- 2026/1851
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/188 E., 2024/267 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacılar Hazine vekili, ... vekili ve davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Davacı ... İdaresi vekili, asıl ve birleşen dava dosyalarına sunduğu dava dilekçelerinde özetle; ........... ili ......... ilçesi ............. Mahallesi 397 parsel sayılı taşınmazın kesinleşmiş orman sınırları içerisinde kaldığını, özel mülke konu olamayacağını, zilyetlik ve zamanaşımı yoluyla kazanılamayacağını, davalı adına olan tapu kaydının hukuken geçersiz olduğunu belirtilerek, taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tesciline, davalıların taşınmaza vaki müdahalelerinin önlenmesine karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davacı Hazine vekili birleşen dava dosyalarına sunduğu dava dilekçelerinde özetle; .... ili ..... ilçesi ......... Mahallesi 397 parselin bir kısmının 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uygulaması ile Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığını, bu yerlerin Hazine adına kayıt ve tescilinin gerektiğini, diğer kısımların orman vasfında olduğunu ileri sürerek, taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Bir kısım davalılar vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 24.10.2013 tarihli ve 2006/311 Esas, 2013/496 Karar sayılı kararı ile, Hazine ve Orman İdaresinin davasının kabulüne, dava konusu 397 parselin tapu kaydının iptali ile tamamının orman niteliğiyle Hazine adına tesciline, davalıların el atmalarının önlenmesine ve taşınmaz üzerindeki tüm yapıların kaldırılmasına karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 24.10.2013 tarihli ve 2006/311 Esas, 2013/496 Karar sayılı kararına karşı davalılar tarafından vekili temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 05.03.2019 tarihli ve 2018/2277 Esas, 2019/1434 Karar sayılı ilamıyla "... davacı ... İdaresinin taşınmazın tahdit içinde kalan kısmının tapu kaydının iptali ile orman vasfı ile tescilini talep etmiş olduğu, dava konusu taşınmazın kısmen 6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesi kapsamında kaldığının anlaşıldığı, ancak mahkemece talep aşılarak 397 nolu parselin tamamının orman vasfı ile Hazine adına tescil edildiği açıklanarak, taşınmazın tahdit içinde kalan kısmının ve 6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesi kapsamında kalan kısımlarının belirlenmesi, tahdit içinde kalan kısım yönünden ormanın davasının kabul edilmesi, tahdit dışında kalan kısım yönünden ise davasının reddedilmesi, Hazinenin ise taşınmazın 6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesi kapsamında kalan kısmının adına tescilini talep etmiş olduğu, 631 sayılı Kanun' un 2/B maddesi kapsamında kalan kısım belirlendikten sonra bu kısım hakkında da 6292 sayılı Kanun hükümleri göz önünde bulundurularak bir karar verilmesi, davanın açıldığı tarihte dava konusu taşınmazların davalılar adına tapuda kayıtlı olması nedeniyle davalıların haksız bir tasarruf ve el atmasından söz edilemeyeceğinden müdahalelerinin men'ine ve taşınmaz üzerindeki yapıların kaldırılmasına karar verilemeyeceğinin gözetilmesi ..." gereğine değinilerek İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, in ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararla, "... dava konusu taşınmazın, davalılar adına tapu da kayıtlı olduğu, taşınmazın beyanlar hanesinde "taşınmazın orman ile ilişkisi vardır" şerhinin bulunduğu, bilimsel ve teknik verilere uygun, hüküm kurmaya elverişli 17.04.2024 tarihli bilirkişi heyeti raporu ile; davalı taşınmazın bulunduğu alanda 1940 yılında orman tahdit çalışmalarının yapıldığı, kesinleşmiş orman tahdit haritası ile orman sınır nokta ve hatlarının yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırmada çekişmeli taşınmazın (B) harfi ile gösterilen 39.506,00 m² büyüklükteki kısmının kesinleşen orman tahdidi içinde kalan yerlerden olduğunun tespit edildiği, taşınmazın bu kısmının daha önce yapılan orman kadastrosunun sınırları içinde olduğu ve bu taşınmazın fiili durumunun ve geçmişinin orman alanı olarak belirlendiği bu hususun hava fotoğrafları ile uyuşmakta olduğunun tespit edildiği, dava konusu taşınmazın 39.506,00 m²lik kısmının kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı, bu hali ile arazi kadastro ekiplerinin bu durumu göz önünde bulundurmadan, hata ile ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturulduğu, ikinci kadastronun yolsuz ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı, davanın açıldığı tarihte dava konusu taşınmaz davalılar adına tapuda kayıtlı olup, davalıların haksız bir tasarruf ve el atmasından söz edilemeyeceği, Hazine tarafından açılan birleşen davalarda dava konusu taşınmazın A harfi ile gösterilen 45.000,00 m² yüzölçümü yönünden ise Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılan yerlerden ve halen davalılar adına tapu sicilinde kayıtlı olduğu, tapu ve kadastro veya imar mevzuatına göre ilgilileri adına oluşturulduğu anlaşıldığına göre Hazine tarafından açılan birleşen davalardan vazgeçilmesinin kanunun emredici hükmü gereği olduğu ..." gerekçesi ile Orman İdaresinin açmış olduğu asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne ve dava konusu taşınmazın 39.506 m² yüzölçümündeki kısmının tapu kaydının iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tapuya tesciline, müdahalenin önlenmesine yönelik davanın reddine, Hazinenin açmış olduğu birleşen davaların vazgeçme nedeniyle reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun'un (6292 sayılı Kanun) aradığı koşulların davada gerçekleşmediğini, bilirkişi raporlarına karşı itirazlarının dikkate alınmadığını, eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davacı ... idaresi vekili temyiz dilekçesinde özetle; 397 parsel sayılı taşınmazın tamamının orman tahditi içerisinde kaldığını, tamamının orman vasfı ile tesciline karar verilmesi gerektiğini, müdahalenin önlenmesi talebinin de kabul edilmesi gerektiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir. 3. Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; orman vasfı ile tesciline karar verilen kısımlar yönünden kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olup, dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın orman vasfında olup olmadığı ve 6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkartılıp çıkartılmadığı noktalarında toplanmaktadır. İlk Derece Mahkemesince yukarıda yazılı şekilde karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermek için yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki; dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede dava tarihinden sonra yapılan ve 16.09.20 15... .10.2015 tarihleri arasında askı ilanına çıkarılan 6292 sayılı Kanun'un 11. maddesinin 10. fıkrası gereği aplikasyon ölçü, çizim ve hesaplamalardan kaynaklanan yüzölçümü ve fenni hataların düzeltilmesi çalışması bulunmakta olup, bu çalışmaya ilişkin olarak dava konusu parsel yönünden ... tarafından dava açıldığı ve bu davanın yapılan yargılaması neticesinde verilen İstanbul Kadastro Mahkemesinin 07.05.2024 tarihli ve 2015/128 Esas, 2024/201 Karar sayılı kararının ... ve Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesinin 14.07.2025 tarihli ve 2024/2025 Esas, 2025/2168 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın mahkemesine iadesine karar verildiği ve dosyanın halen derdest olduğu, davanın niteliği itibariyle bu dosyanın sonucunun mevcut dosyada verilecek kararı etkileyeceği anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 165. maddesinde; "Bir davada hüküm verilebilmesi başka bir davaya, idari makamın tespitine yahut dava konusuyla ilgili bir hukukî ilişkinin mevcut olup olmadığına kısmen veya tamamen bağlı ise mahkemece o davanın sonuçlanmasına veya idari makamın kararına kadar yargılama bekletilebilir" hükmüne yer verilmiş olup, bu doğrultuda İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesinin 14.07.2025 tarihli ve 2024/2025 Esas, 2025/2168 Karar sayılı iade kararı sonrası Kadastro Mahkemesinde halen derdest olduğu anlaşılan davada verilecek kararın, eldeki tapu iptali ve tescil istemli davada verilecek hükmü etkileyeceği anlaşıldığından, davacı ... İdaresi tarafından, 6292 sayılı Kanun'un 11. maddesinin 10. fıkrası kapsamında yapılan çalışmaya itiraza ilişkin davanın eldeki dava açısından bekletici mesele yapılması ve bu dosyada verilecek hükümde gözetilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, bu hususun gözden kaçırılmış olması usul ve yasaya aykırı aykırı olduğu gibi, kabule göre de, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 36/A maddesine aykırı olarak davalı taraf aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesi ve ayrıca davanın reddine karar kısım yönünden davalı taraf lehine vekâlet ücreti takdir edilmemesi de isabetsiz olduğundan, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının incelemesine şimdilik yer olmadığına, İstek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 23.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.