Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/5965 E. 2026/4045 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5965
- Karar No
- 2026/4045
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/456 E., 2025/1078 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Amasya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/304 E., 2025/75 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Amasya ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastro sonucunda, tapuda davacı ... adına kayıtlı bulunan 1490 parsel sayılı 4.600 m² yüzölçümlü taşınmaz, yeni 1 54... parsel numarasıyla 4.028,87 m² yüzölçümlü olarak tespit ve tescil edilmiştir. 2. Davacı ... dava dilekçesinde; 1 54... parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, taşınmazın fiilen yüzölçümünün 6.500 m² olduğunu, tapuya 4.028,87 m² olarak tescil edildiğini, taşınmazın kendisine miras olarak kaldığını, sınırlarının sabit olduğunu, sınırlara dahil edilmeyen alanlarda dedesi tarafından dikilen 100 yıllık kavak ve söğüt ağaçları bulunduğunu, komşu parsel maliklerinin de taşınmazın sınırlarının düzeltilmesine itirazları olmadığını belirterek, taşınmazın alanının 6.500 m² olarak düzeltilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Kadastro Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde; davanın taraf sıfatı, husumet, zamanaşımı, dava şartı yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, 3402 sayılı Kanun'un 41. maddesi gereği kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerle geometrik durumları kesinleşmiş taşınmazlarda ölçü ve sınırlandırmanın Kadastro Müdürlüğünce resen düzeltileceğini belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "dava konusu taşınmazın batısında ve kuzeyinde bulunan dere ile taşınmazın arasında kalan kısmın dava konusu olduğu, keşif sırasında görülen dere ile taşınmazın zeminde fiilen kullanılan mevcut alanı arasında tonç olarak tabir edilen 1,5 metrelik yükselti farkının bulunduğu, 2 adet eski kavak ağacının da bu yükselti farkının bulunduğu sınır üzerinde oldukları görülmüştür. Keşif sırasında dinlenen davacı tanıkları ile mahalli bilirkişiler iş bu kavak ağaçlarının 30-35 yıllık ağaçlar olduklarını, taşınmazın iş bu ağaçların ve yükselti farkının bulunduğu yere kadar olan kısmının (18.10.2024 tarihli bilirkişi heyet raporunda (A) harfiyle gösterilen 2.074,99 m² büyüklüğündeki alanın) muris ...'in babası ... tarafından da kullanıldığını, sınırın iş bu yükselti farkının geçtiği kısım olduğu yönünde beyanda bulunmuşlardır. Nitekim dosyaya sunulan 18.10.2024 tarihli bilirkişi heyet raporunda da dava konusu taşınmazın ilk tesis kadastrosuna (1982-1983) en yakın tarihli hava fotoğrafları olan 19 71... tarihli hava fotoğrafları incelendiğinde; taşınmazın sınırına dair ilk tesis kadastrosu ölçüsünde hata olduğu, zeminde ilk tesis kadastrosundan beri mevcut yapı, kanal, kanalet, duvar vb. sabit tesis bulunmadığı, ancak 1 54... ve 2 parsel arasında tonç olarak tabir edilen yükseltinin, yine 1 54... parselin batısındaki ve kuzeyindeki dere ile sınırında sıra ağaç ve tonç şeklindeki sınırların tüm hava fotoğraflarında izlenebildiği ve 1971 yılından beri hiç değişmediği, bu nedenle 1 54... parsel sayılı taşınmazın batısındaki ve kuzeyindeki dere sınırın sabit sınır olarak belirlenmesi gerekirken ilk tesis kadastrosunda hatalı olarak belirlenen sınıra itibar edilerek değişebilir sınır olarak belirlenmesinden dolayı 1 54... parsel sayılı taşınmaz içerisinde sınırlandırılması gereken (A) harfiyle gösterilen 990,16 m²'lik alanın tescil harici alan içerisinde sınırlandırıldığı yönünde görüş bildirilmiştir. Bu kapsamda Mahkememizce mahalli bilirkişi ve tanık beyanları ile hava fotoğraflarıyla uyumlu olarak düzenlenen 18.10.2024 tarihli bilirkişi heyet raporu hükme esas alındığı" gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine; Kadastro Müdürlüğüne karşı açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalılar Hazine ve ...'ne karşı açılan uygulama kadastrosuna itiraz davasının kabulüne; 1 54... parsel sayılı taşınmazın uygulama kadastrosunun ve tapu kaydının iptaline, 18.10.2024 tarihli bilirkişi heyet raporunda (A) harfiyle gösterilen 2.074,99 m² olan tescil harici kısmın 1 54... parsel sayılı taşınmaza eklenmesi suretiyle tapuda muris ... adına bu şekilde tescili suretiyle 1 54... parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün 6.103,86 m² olarak düzeltilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, mahkemece getirtilen belgeler ve sonrasında yapılan keşif ve uygulama sonucunda tesis kadastrosuna en yakın tarihli hava fotoğrafları incelenmek suretiyle alınan harita bilirkişi heyet raporu ile davacıya ait 1 54... parsel ile tescil harici bırakılan alan ile arasında zeminde sabit sınır sayılabilecek tonç sınırının var olduğunun belirlendiğinden, tesis kadastrosu sırasında sınırlandırma hatası yapıldığı ve sınırlandırma hatasının da hüküm ile birlikte düzeltilmiş olmasına göre, İlk Derece Mahkemesince yazılı şekilde verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı" gerekçesiyle davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, davacıya ait taşınmazın yüzölçümünün 6.103,86 m² olarak tesciline karar verilerek talepten fazlasına hükmedildiğini ve taşınmazın Hazine adına tesciline yönelik taleplerinin değerlendirilmediğini belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,08.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.