Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/5350 E. 2026/4046 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5350
Karar No
2026/4046
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/642 E., 2025/801 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Boyabat 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/400 E., 2025/14 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Sinop ili .... ilçesi ... köyü çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sonucunda, tapuda ... adına kayıtlı bulunan eski 1092 parsel sayılı 2.680,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, yeni 1 45... parsel numarasıyla 3.215,18 m² yüzölçümlü olarak; tapuda davalı Hazine adına kayıtlı bulunan eski 1778 parsel sayılı 389,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, yeni 1 46... parsel numarasıyla 408,46 m² yüzölçümlü olarak tespit ve tescil edilmiştir. 2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; 1 45... parselin müvekkilinin babasına ait olduğunu, müvekkilinin murisine ait olan taşınmaz ile taşınmazın kuzeyinde kalan 1 46... , 3 ve 1 47... parseller arasında bulunan ve kadastro tutanağında yol olarak görünen yerinde müvekkilinin babasına ait olduğunu, 2018 yılında yapılan 22/2-a çalışmasında müvekkilinin babasına ait olan taşınmazın sehven yol olarak tapuya tescil edildiğini, müvekkilinin babasının 1984 yılında 1 45... parsel ve bitişiğinde yol olarak görünen yeri tarla olarak satın aldığını, müvekkilinin babasının taşınmazı satın aldıktan sonra etrafını telle çevirip, tarlanın kenarına ev yaptırdığı evinin kapısının önüne arazisinin içinde kalacak şekilde yol yaptığını, bahsedilen yolun dava konusu yer olduğunu ve tamamen müvekkilinin babasının mülkü içinde kaldığını, yolun tamamen müvekkilinin kullanacağı şekilde ve kendi imkanları ile yapıldığını, dava konusu yerin köy ve köy halkının kullanabileceği bir yer olmadığını, sadece muris ve ailesi tarafından kullanıldığını, komşu taşınmazların yola çıkışlarının mevcut olduğunu, 22/2-a çalışmalarında hatalı tespit yapılması neticesinde müvekkilinin taşınmazının bir kısmının yol olarak göründüğünü, bu nedenle müvekkilinin taşınmazında azalma meydana geldiğini belirterek, dava konusu taşınmazın yol olarak görünen kaydının terkin edilerek 1 45... parsele dahil edilmesini ve muris ... mirasçlıları adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; talep edilen yolun tescil harici bırakılan Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu ve davacının zilyetlik yoluyla Hazine taşınmazını iktisap edemeyeceğini ileri sürerek, davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "dava konusu taşınmazın uygulama kadastro tutanakları, dava konusu taşınmazın tesis kadastrosu sırasına düzenlenen ölçü krokisi, hesap cetveli, tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe yakın hava fotoğrafları dosyamız arasına alınarak 3 kişilik harita mühendislerinden oluşan bilirkişi kurulu ile mahallinde yeniden keşif icra edilmiştir. Bilirkişi kurulundan alınan 09.12.2024 tarihli bilirkişi raporunda; "1969 yılında yapılan ilk tesis kadastro çalışmalarında üretilen 1/2000 ölçekli P.9 no.lu ve 1/1000 ölçekli P.12 no.lu kadastro paftalarında, davacıya ait olan yeni 1 45... no.lu (eski ... nolu) parselin kuzey sınırında yol değil de yeni 1 46... no.lu (eski 1778 parsel) ve 2 no.lu (eski 1780 parsel) ve yeni 1 47... no.lu (eski ... no.lu) parsellerin olduğu, ancak ilk tesis kadastro verilerinin sayısallaştırılması sonucunda parseller arasında boşluk kaldığı yani kenarlaşma hatasının mevcut olduğu ve bu hatanın da 2018 yılında yapılan yenileme kadastrosu çalışmalarında düzeltilmeyerek yenileme kadastrosu çalışmasında sınırlandırma ve ölçü hatası yapıldığı görüş ve kanaatindeyiz aşağıda şekil 23 de gösterilen (A) harfi ile gösterilen 471,98 m²lik kısmın davacıya ait olan yeni 1 45... no.lu parselin alanı eklenmesi gerekmektedir. Tarafımızca yapılan ve aşağıda şekil 25 de gösterilen alan hesabına göre (A) harfi ile 471,98 m²lik kısım davacıya ait olan yeni 1 45... no.lu parselin alanına eklenerek 3.687,16 m² olarak tapuya tescil edilmesi gerekmektedir." şeklinde tespit ve değerlendirmede bulunulduğu görülmekle işbu raporun hükme esas alınabilecek vasıfta denetlenebilir bir rapor olduğu, raporda da belirtildiği üzere ilk tesis kadastro çalışmaları sırasında üretilen kadastro paftalarında yol olmadığı, ilk çalışmalar sırasında kenarlaşma hatası yapıldığı ve davaya konu 471,98 m²lik kısmın davacıya ait taşınmaza dahil olduğu sonuç ve kanaatine varıldığı" gerekçesiyle davanın kabulüne, 1 45... parsel sayılı taşınmazın uygulama kadastro tespit tutanağının iptaline, harita yüksek mühendisleri tarafından tanzim edilmiş olan bilirkişi kurulunun 09.12.2024 tarihli raporunda (A) harfi ile gösterilen 471,98 m²lik bölümün krokisinde yol olarak işaretlenen kısımdan çıkarılarak, bu kısmın davacıya ait 1 45... parsel sayılı taşınmaza eklenmek suretiyle; 1 45... parsel sayılı taşınmazın 3.687,16 m² yüzölçümlü olarak davacı ... adına tapuya tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun gerektirici nedenlere, Mahkemece yapılan keşif ve uygulama sonucunda alınan harita bilirkişi heyet raporundan dava konusu parsellerin ilk tesis kadastro çalışmalarındaki evrakları üzerinde yapılan değerlendirmelerde takeometrik hesap ve pafta tersimatında hata olmadığı, 1969 yılında yapılan ilk tesis kadastrosu çalışmalarında, davacıya ait olan yeni 1 45... no.lu (eski 1092 parsel) parsel 1/2000 ölçekli P.9 no.lu kadastro paftasına, kuzey komşuları olan parseller ise 1/1000 ölçekli P.12 no.lu kadastro paftasına tersimatlarının yapıldığı ve bu iki paftada da herhangi bir yol ibaresinin olmadığı, ancak ilk tesis kadastro verilerinin sayısallaştırılması sonucunda parseller arasında boşluk kaldığı bu da ilk tesis kadastrosu çalışmalarında ölçü hatasından kaynaklı kenarlaşma hatasının olduğu ve davaya konu 471,98 m²lik kısmın davacıya ait taşınmaza dahil olması gerektiğinin belirlenmiş olmasına göre Mahkemece yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı" gerekçesiyle davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; kararın usul ve kanuna aykırı olduğu, davacının idari başvuru yapmadan dava açması nedeniyle davanın reddi gerektiğini, dava konusu yerin geçmişten günümüzü yol olarak kullanıldığı, özel mülkiyete konu olduğunun kabul edilmesinin hukuki ve fiili duruma aykırı olduğunu belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince, harita yüksek mühendisleri tarafından tanzim edilmiş olan bilirkişi kurulunun 09.12.2024 tarihli raporunda (A) harfi ile gösterilen 471,98 m²lik bölümün krokisinde yol olarak işaretlenen kısmın davacıya ait 1 45... parsel sayılı taşınmaza eklenmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince aynı gerekçeyle davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusu esastan reddedilmiş ise de, verilen karar usul ve kanuna uygun bulunmamaktadır. Şöyle ki; tesis kadastrosunun yapıldığı 1969 yılında dava konusu (A) harfi ile gösterilen 471,98 m²lik bölümün davacıya ait 1 45... parsel sayılı taşınmazda kaldığına dair sabit sınır bulunmadığı gibi tesis kadastrosuna yakın (1955, 1968) tarihli eski hava fotoğraflarında da (A) harfi ile gösterilen bölümün fiilen yol olarak göründüğü anlaşıldığından uygulama kadastrosunun doğru olduğunun kabulü gerekmektedir. Hal böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması isabetsiz olduğundan, Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılması suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,08.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/5350, K. 2026/4046, T. 08.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-5350-e-2026-4046-k-c674e71ff12e