Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/6196 E. 2026/4049 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/6196
- Karar No
- 2026/4049
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/400 E., 2025/1090 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/125 E., 2024/437 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. ... ili Merkez ilçesi ... köyü çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastro sonucunda, tapuda davacı ... adına kayıtlı bulunan eski 314 parsel sayılı 6.900,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, 1 36... parsel numarasıyla ve 6.648,83 m² yüzölçümlü olarak tespit ve tescil edilmiştir. 2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; davacının 1 36... parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, taşınmazın ... köy yolu ile sınır olduğunu, bahse konu yolun sonradan açıldığını ve davacının taşınmazına tecavüzlü şekilde genişletildiğini, 22/2-a çalışması sonucu zemindeki sınırların değiştiğini, köy yoluna genişletme yapılmak suretiyle davacının taşınmazının yüzölçümünün azaldığını belirterek, 1 36... parselde kayıtlı taşınmazda davacı aleyhine yapılan tespitin iptali ile davacının taşınmazındaki eksikliği giderilerek taşınmazın önceki sınır ve yüzölçümü ile tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu, bilirkişi raporunun çelişkili olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "20.09.2021 havale tarihli jeodezi bilirkişi raporunda, dava konusu bölgeye ait 1955 yılına ait hava fotoğrafının incelenmesinde dava konusu yol sınırının mevcut halinden herhangi bir farkının olmadığı, 1961 yılına ait hava fotoğrafının incelenmesinde dava konusu yol sınırının mevcut halinden herhangi bir farkı bulunmadığı, 1972 yılına ait hava fotoğrafının incelenmesinde dava konusu yol sınırının mevcut halinden herhangi bir farkının olmadığı, 2006 yılına ait hava fotoğraflarının incelenmesinde dava konusu yol sınırının mevcut halinden herhangi bir farkının olmadığı, değerlendirilen hava fotoğraflarının yıllar içerisinde birbirleri ile kıyaslandığında dava konusu olan yol sınırının genişlemesi veya başka sebep kaynaklı tarlanın sınırlarında herhangi bir değişim tespit edilmediğinin ifade edildiği, ilgili rapor yüksek Mahkeme kararlarında belirtildiği şekilde, uygulama haritaları çakıştırılmadan tanzim edildiğinden dosya ek rapora gönderilmiş ancak ek raporda da bu eksiklikler giderilmediğinden dava konusu taşınmaz başında farklı bir heyet ile keşif kararı verilmiş, dava konusu taşınmaz başında ikinci defa 24.06.2022 tarihinde keşif icra edilmiş, keşif neticesinde düzenlenen ve hükme esas alınan, denetime açık, usul ve kanuna uygun 29.06.2022 havale tarihli harita mühendisi bilirkişisi raporunda 1955 yılı hava fotoğrafında dava konusu olan parselin yol ile olan sınırının ağaçlarla belirgin olduğu ve sınırının değişmediği, 1961 yılı hava fotoğrafında dava konusu parselin yol ile olan sınırının ağaçlarla belirgin olduğu ve sınırının değişmediği, 1972 yılı hava fotoğrafında dava konusu parselin yol ile olan sınırının ağaçlarla belirgin olduğu ve sınırının değişmediği, 2006 yılı hava fotoğrafında dava konusu parselin yol ile olan sınırının ağaçlarla belirgin olduğu ve sınırının değişmediği, kadastro bilgi ve belgeleri ile oluşturulan sınırın tecviz dışında bir uyumsuzluk olmadığı, 22-a uygulaması yapan kadastro ekibinin de buna istinaden ilk tesis kadastrosu bilgi ve belgelerle sınırı oluşturduğu, hava fotoğrafları ve diğer teknik belgelerden farklı bir durum tespit etme imkanı olmadığı anlaşıldığından davacıya ait 1 36... parselin köy yolu ile olan sınırının 22-a uygulaması sonucu oluşturulan geometrik durumunun doğru ve yerinde olduğu, davacının parseli olan 1 36... parselin yüzölçümünde meydana gelen tecviz dışında azalmanın esasında bu farklılıkların alan hesaplama teknik ve yönteminden kaynaklandığının anlaşıldığı, sonuç olarak yapılan çalışmalar sonucunda 1 36... parselin köy yolu ile olan sınırı ile komşu parsellerle olan sınırlarının kadastro ekibince 22-a uygulaması sonucu oluşturduğu sınırların doğru olduğu, meydana gelen yüzölçüm farkının teknolojik hesaplama yönteminden kaynaklandığının tespit edildiği anlaşılmakla, kadastro ekibince uygulama kadastrosu esnasında belirlenen sınırlarda herhangi bir hata bulunmadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, Mahkemece getirtilen belgeler ve sonrasında yapılan keşif ve uygulama sonucunda tesis kadastrosuna en yakın tarihli hava fotoğrafları incelenmek suretiyle alınan harita bilirkişi heyet raporu ile dava konusu davacıya ait 1 36... parsel ile yol arasındaki sınırın ağaçlarla belirgin olduğu gibi, uygulama kadastro paftası ile tesis kadastro paftasının çakıştırılması neticesinde de davacı parselinde yol lehine azalma olmadığı anlaşıldığından Mahkemece yazılı şekilde verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı" gerekçesiyle davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya elverişli olmadığını, eksik inceleme ile karar verildiğini, dava konusu taşınmaz ile köy yolunun sınır olduğunu, köy yolunun davacının taşınmazına tecavüzlü şekilde genişletildiğini, taşınmazın zemindeki sınırının değiştiğini, tanık beyanları ile de bu durumun sabit olduğunu belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,08.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.