Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2026/169 E. 2026/4054 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/169
- Karar No
- 2026/4054
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2038 E., 2025/1103 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 11. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/327 E., 2023/239 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. İzmir ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sonucunda, tapuda davalı ... adına kayıtlı bulunan 1 40... parsel sayılı 2.687,42 m² yüzölçümündeki taşınmaz, aynı ada parsel numarasıyla ve 4.949,37 m² yüzölçümlü olarak tespit ve tescil edilmiştir. 2. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; güncelleme çalışmaları sonucunda dava konusu 1 40... parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünde artış olduğunu, taşınmazın yüzölçümünün 2.687,42 m² iken 4.949,37 m² olduğunu, söz konusu artışın taşınmazın bitişiğindeki dere yatağına doğru genişlemesinden kaynaklandığını, 22/2-a güncellemesinde parsele ait kadastral pafta sınırına uyulmadığının belirtildiğini, dava konusu taşınmazın eksi kadastral paftasında dere olarak tespit görmüş alana isabet ettiğini, dere yataklarının imar-ihya ile kazanılamayacağını, 22/2-a çalışmasının usul ve yönetmeliğe aykırı olduğunu ileri sürerek, güncelleme kadastrosunun iptalini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı, cevap dilekçesi vermemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...dava konusu taşınmazın 1999 yılında yapılan ilk tesis kadastrosu ile davalı adına 2.687,42 m² ile bağ vasfında 11.03.1999 tarihinde tescil edildiği, ancak taşınmazın yapılan ilk kadastro işlemlerinde kadastro sınırlandırılmasının zemine uygun yapılmamış olduğunun hava fotoğraflarının, ortofoto haritasının, uydu görüntülerinin incelenmesi ve değerlendirilmesi sonucu tespit edildiği, sınırlandırılmasının hatalı olduğu, kadastro güncelleme çalışmalarında dava konusu İzmir ili ... ilçesi ... Mahallesi 1 40... parsel ile güneyinde yer alan derenin sınırının sabit sınır olarak tespitinin doğru olduğu, sabit sınır olarak tespit edilen bu sınırın; zeminin, hava fotoğraflarının, ortofoto haritasının, uydu görüntülerinin incelemesi ve değerlendirilmesi sonucunda sınırın doğru olarak belirlenemediği, bilirkişi raporuna ek sunulan krokide (A) harfiyle gösterilen 484.84 m²lik alanın güncelleme sonrası 4.949.37 m² olarak hesap edilen 1 40... numaralı parselden ifraz edilerek, 1 40... numaralı parselin 4.464,53 m² olarak tescil edilmesi gerektiği, hava fotoğrafları, ortofoto ve uydu görüntüleri ile zeminde yaptığımız ölçüm, incelemeler ve değerlendirmeler sonucu dere/dere yatağı içerisinde yer aldığı kanaatine varılan ekli krokide 484.84 m²lik (A) harfiyle gösterilen alanın dere olarak değerlendirelerek, tescil harici bırakılması gerektiği, krokide (A) harfiyle gösterilen 484.84 m²lik taşınmazın dava tarihi itibarıyla 96.848,00 TL olacağı, hususları bilirkişi heyetimizce tespit ve hesap edildiği anlaşılmakla, yapılan güncelleme kadastrosunun kısmen hatalı olduğu" gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, dava konusu 1 40... parsel sayılı taşınmazda 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi gereğince yapılan güncelleme kadastrosunun kısmen iptaline, 1 40... parsel sayılı taşınmazda yapılan güncelleme sonrası 4.949,37 m² olarak hesap edilen yerden, 29.03.2023 tarihli bilirkişi ve krokisinde (A) harfiyle gösterilen 484,84 m²lik kısmın ifraz edilerek dere yatağı olması nedeniyle tescil harici bırakılmasına, 1 40... parsel sayılı taşınmazın yapılan güncelleme sonrası 4.4464,53 m² olarak tesciline karar verilmiş, İlk Derece Mahkemesinin 01.06.2023 tarihli ek kararıyla ise "23.05.2023 tarihli ve 2022/327 Esas, 2023/239 Karar sayılı kararının 2. bendinin ''24.05.2023 tarihli bilirkişi raporunun ve krokisinin kararın eki sayılmasına'' şeklinde tavzihine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...mahallinde yapılan keşif ve uygulama, alınan bilimsel verilere uygun, denetime ve karar vermeye yeterli olarak uzman bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamına göre, İlk Derece Mahkemesince verilen davanın kısmen kabulüne ilişkin kararda herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı" gerekçesiyle davacı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, dere yatağının sabit sınır vasfında olmadığını, dava konusu parselin güney sırında yer alan dere yatağının değişebilir ve genişletilmeye elverişli vasıfta olduğunu bu nedenle sabit sınır olmadığını, dere yatağının özel mülkiyete konu olamayacağını ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,08.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.